Bugünün sorumlusu mezhepçi politikalar

Ülke; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en derinliksiz, en öngörüsüz ve en savaş yanlısı dış politikaları neticesinde yangın yerine dönerken, Neo-Osmanlı da icraatlerına devam ediyor, insalığa kafa tutarcasına...
Önce, atanmış Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dünkü veciz açıklamasına binaen kısa bir özet geçelim. Neo-Osmanlıcı hayalperest iç dünyasını, “Yurtta sulh, cihanda sulh” şiarıyla yüzyıl yaşayan ve Ortadoğu cenderesinde kol gezen gerici akımları sınırının dışında tutup, içerisini farklılıkları zenginlik olarak gören, kutsalları siyasetin dışında tutarak kardeş kavgasına geçit vermeyen Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikası olarak dayatan Sayın Davutoğlu'ndan bahsediyoruz.
Recep Tayyip Erdoğan'ın Emevi Camisi'nde namaz kılma egosu, tüm diplomasi teamüllerini yıkarak savaşçıl bir dayatmaya dönüştü. Komşunun içişlerine çomak sokan, muhalif adı altında gerici akımlara lojistik ve siyasal destek sağlayan bir algıya soktu Mustafa Kemal Türkiyesini.
Esad'ı devirme ihtirasıyla işbirliği yapılan, Türkiye'nin çeşitli illerinde toplantılar düzenleyen, hatta İstanbul'daki bir toplantıda Hatay'ı Suriye'ye katan ÖSO ve El Nusra nerede şimdi? IŞİD birden bire mi türedi? Bu denli kitlesel gücü nereden edindi?
Türk dış politikasının desteğiyle insan gücü ve çok uluslu savaşçılarla büyüyen bu unsurlar birden bire yok mu oldular?
Sorunun cevabından önce bugünkü “Yaşananların sorunlusu Esad” açıklamasını tekrar okuyalım ve dönelim...
İki gerici unsur yok oldu ve birden IŞİD diye bir gerici terör türedi. Konsolosluk görevlilerimizi rehin aldı, AKP yetkinlerini terör örgütü diyebilmekten men etti. Selefi fikir akrabalıklarını da iktidarın bu tutumu sempatiye dönüştürdü. Cumhuriyet devrimlerine karşı biriken gerici ihtiraslar faş edildi.
Suriye ve Irak'ta palazlanan bu irade önce Alevileri ardından Türkmen ve Arap Şii ve Caferileri hedef aldı. Türkiye Esad karşıtlığı karşısında bu gerici akıma hiç güçlü irade ile karşı durmadı. Bu yüzden 'sorumlusu Esad' çıkışının altında yatan travma “Esad'a git dediğimizde gitseydi bunlar olmazdı” alt mesajıdır. Bu itiraf değil mi?
Doğrusu ise şudur: Davutoğlu'nun sıfır sorun metaforunun bilinç altında Sünni eğilimli iktidarların göreve geldiği komşularla kurulacak bir denklem olduğu gün yüzüne çıktı. Tüm uyarılara rağmen Türkiye'de kutsallar ve kimliklerin ayrıştırma değil bir ulusun harcı olduğu iklim, mezhepçi ayrışmaya siyaseten hazır hale getirildi.
Gezi olaylarında milli iradeye darbe yaftasına sarılan demokrasi havarileri ise Türkiye'nin başka bir ülkenin içişlerine karışmasını olağan karşıladı. Kimyasal silah iddiaları çürüdü. Fransa, gizli istihbaratı aracılığıyla Türkiye'nin gerici güçlerle dansına karşı perde arkasından Esad yönetimiyle masaya oturdu.
Türkiye batılı vizyonu, din ve vicdan özgürlüğü kuramı ve hukuk devleti vasfını kaybetmeye zorlandı. Ordatoğu'nun bu anlamda Türkiye modeline getirilmesi planlanırken, Türkiye'de iktidara gelen ılımlı İslamcılar Türkiye Cumhuriyeti'ni Ortadoğu vizyonuna itti.
Başka bir ülkedeki yangını, kendi iç dinamiklerini gözetmeden içeriye alanlar, içerideki yangını da başkasına yüklemeye çalışıyor. Heyhat ki ne heyhat...
Şahsi görüşüm şu; Suriye'ye karşı mezhepçi politika üretenler bugünlerin sorumlusudur. Kutsallar üzerinden dayatılan ayrışma ile içeride ayakta durmaya, dışarıda ise dizayn hevesine kapılanlar büyük bir cendereden geçiyor şimdi. Bugün yaşananlar neden değil sonuçtur. Hamasetle gerçeği görmezden gelmek yaraya merhem olmayacağı gibi yarın için de maalesef umut vermiyor, vermeyecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecekYüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Atakent Mahallesi'nde inşaatı devam eden ve Yüreğir'in en büyüğü olacak parkın adının '15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Parkı' olacağını söyledi.
Şahin Alpay gözaltına alındıFETÖ/PDY soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Şahin Alpay Beşiktaş'taki evinde gözaltına alındı.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












