- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Bülent Yamaç ile

Sedat MEMİLİ / Yazar
Okuyucularla her zaman paylaştığım bir tespitim var. O da şu:
Bir insan ne zaman kendisi olur?
Veya yaşamın bu koşullarında kişi ne zaman kendisi olmayı başarabilir?
Bu konu Sayın Bülent Yamaç ile görüşmemde de açıldı.
Kendisini iş yerinde ziyaret ettiğimde çok yoğun olduğunu gördüm. O zaman kendisine aynı soruyu yönelttim:
“Bülent Bey” dedim “Sabah uyandığınızda, bir insanın eşi, çocuklarınızın babası, kapıcınızın işvereni, bankanın mudii, vergi dairesinin mükellefi…
Devam ediyoruz, yeğeninizin dayısı veya amcası – hatta 5 yaşındaki yeğeninizin ana okuluna gitseniz, siz kim olursanız olun hiç kıymeti harbiyesi yoktur – siz işte o 5 yaşındaki çocuğun dayısı ya da amcasısınız…
Kişi bütün gün, her eyleminde birinin bir şeyi oluyor… Veya bir sıfatın temsilcisi…
O halde kişi ne zaman kendisi olur.
“Ne zaman Bülent Yamaç oluyorsunuz.”
Tabi Sayın Yamaç’ın şahsında işi başından aşmış ve kendisi olmaya fırsat bulamamış bütün insanlara aynı soruyu yöneltiyorum.
Ancak Sayın Yamaç - ki bu gün kendisiyle ilgili görüşmemi yorum katarak sizlerle paylaşıyorum – bı kadar yoğunluk arasında, kendisi olma fırsatını ve şansını yakaladığını söyledi.
“Sabah kahvaltıları bizim yaşam biçimimizin temel direğidir” dedi.
Olağanüstü hoşuma gitti.
Sabah kahvaltısını hep birlikte yapan ve günü birlikte karşılamanın psikolojisi ile başlayan aileler kolay kolay “yapay” olumsuzluklardan etkilenmezler.
Sabah kahvaltıları aile birliğinin çimentolarıdır.
Çetin Altan’ın ifadesi olan “yaşamı ıskalamak” kavramı benim de değer verdiğim bir olgudur.
Yaşamı ıskalayanların, ne kendilerine ne çevrelerine ne de yaşadıkları kentlere kalıcı yararları olmaz.
“Önemli” ile “değerli” arasında benim için siyah ile beyaz arasındaki uçurum kadar fark vardır.
Nasıl ki siyah; beyazı olmayandır… Ya da beyaz, siyahı olmayandır…
Önemli de, değeri olmayandır; değerli de önemi olmayandır.
Şişirilmiş, abartılmış, sadece duyguları tatmin için var olanlar çok önemlidir; ama asla değerli değildir.
Yaşamı gören, algılayan, yorumlayan ve diğer insanların yaşamlarını da kolaylaştıracak şekilde değiştirmek için emek ve zaman harcayan herkes benim için değerlidir.
Toplum onlara önem vermese de…
Ancak gördüğüm bir çelişki var;
Önemliler, yaşarken fark ediliyorlar; değerlilerin ise farkına öldükten sonra varılıyor.
Bir anlamda değerliler; öldükten sonra doğmuş oluyorlar.
Bu da onların yazgısı…
Bu konuların zaman zaman kıyısından zaman zaman da cephesinden konuştuk Sayın Yamaç’la…
Bülent Talaş ve Doğan Gülbasar ile yakın dost olduklarını öğrendim.
Şu an ben de kendimi öyle sayabilirim.
O’nun sahip olduğu birikimler, Adana’nın ihtiyacı olan birikimlerdir.
Kendisi kalmayı başararak, Adana için sayısız ve kalıcı projesi olan Sayın Yamaç’a omuz vermek, Adana’ya omuz vermektir.
İyi ki tanıdım…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












