• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Büyüksaat esnafı isyan ediyor

29.01.2016 08:58
Büyüksaat esnafı isyan ediyor
Sedat Memili özel.

VEDAT KAHYALAR: KENT MERKEZİ TRAFİĞE KAPATILMALIDIR

PLAN MI PİLAV MI?

Bazı kimseleri Adana bilir; bazı kimseler de Adana’yı bilir. Adanalı, bildiği kimsenin Adana’yı bildiğini de düşünür. Oysa bu her zaman doğru değildir. Adana’nın bildiği öyle kimseler var ki, Adana’dan bihaberdir. En ideal olanı, hem Adana’nın bildiği hem de Adana’yı bilen kişilerdir. Sayın Vedat Kahyalar bu niteliği taşıyan ender Adanalılardan biridir.

Gazetemizin 26.01.2016 tarihli “Güzergah Değişti Esnaf Bitti” özel haberimiz üzerine Vedat Kahyalar ir duyarlılık örneği göstererek aradı ve bu konudaki görüşlerini Adana Medya Gazetesi ile paylaştı.

TİCARETİ YOK EDEN GÜZERGAHLAR

Kızılay Caddesi ve Caddenin ara sokakları ile haberde sözü edilen 28020 numaralı sokak ile Büyüksaat Çevresi ve Alimünif Caddesini birlikte gezdik. En çok ilgimi çeken konulardan biri de esnafın bu denli dertli olması ile yüzleşmek oldu. Bu konu için ayrı bir haber hazırlığı içerisindeyim ancak şunu paylaşmadan geçemeyeceğim; esnaf ilginç bir kaygısını dile getirdi.

“Büyüksaat unutturulmaya çalışılıyor” diyor. Bunun ne anlama geldiğini sordum. Yanıt, ilginçti:  “Büyüksaat ve çevresi Adana’nın hem ekonomik hem de kültürel kalbidir. Merkez konumunda olan bu bölge, restorasyon görüntüsü altında Adanalının hafızasından silinmeye çalışılmaktadır. Bu çevre esnafı sadece Adana kent merkezine değil, ilçelere ve hatta çevre illere de hitap ederdi. Şimdi evlenecek olanın aklına çeyiz kesmek için bu bölge gelmiyor. İş kuracak, tarlasını sulayacak, evini tamir edecek, evine kap kacak alacak olanların merkezi olan Büyüksaat Bölgesi şimdi ticari olarak terk edilmek üzere…”

*

ADANA İÇİN 3 HAYAL

Sayın Kahyalar’ın 5-6 yıl önce bir yazısını okumuştum. Diyordu ki; “Adana için 3 hayalim vardır. Birincisi Eski Barajdan kanalın uzandığı güzergahta en az 5 yerde çelik konstrüksiyonla yapılacak mekanlar bu mahallelerimize ekonomik ve kültürel zenginlik sağlayabilir. Kenarlarına otopark yapılabilecek bu yapılar, haftada 3 veya 4 gün kapalı semt pazarı olarak hizmet vermenin yanında, sergiler, kermesler, çocuk tiyatrolarının yer alabileceği bir merkeze dönüştürülebilir. Bu proje kanalın geçtiği diğer mahallelerde de uygulanabilir.(Mavi Bulvar, Sarıçam, Köprüköyü Vb…).

İkincisi ise; Atatürk Caddesi’nin demiryolu ile buluştuğu yerdeki Demirspor binasının yıkılması ve caddenin Karafatma Caddesi ve İbo Osman Caddesi ile birleştiğini görmek. (Sayın Kahyalar bu hayaline kavuştu. Darısı diğerlerine.)

Üçüncüsü ise; Taşköprü civarından başlayacak, Sabancı Cami, Merkez Park, Tarihi Demirköprü, Okaliptus Ormanı, Çamlık, ATOSEV, Seyhan Hidroelektrik santralinden Seyhan Baraj Gölüne uzanan bir güzergâhta yapılacak bir TELEFRİK hattı hem Adanalı için hem de konuklarımız için değişik ve hoş bir eğlence olabilir…”

*

KENT MERKEZİ TOPLU TAŞIMA ARAÇLRINA KAPATILMALIDIR

Vedat Kahyalar ile sohbetimiz Ziyapaşa Parkı’na kadar sürdü. Orada Mehmet Akdoğan’da sohbetimize katıldı. Ulucami Külliyesi’nin (Mütemmim Cüz’leri)  Ramazan ve Orhan’ın işlettiği çay ocağında Adana kışıyla alay edercesine oturduk.

Sorumu gündeme getirip, sözü Sayın Kahyalar’a bıraktım.

“Adana’yı bilen, tanıyan ve bunun ötesinde sorunlar için proje üreten kimsesiniz. Trafik ve dolmuş güzergahları açısından Adana’nın fotoğrafı nasıldır? Sorunlar için neler yapılmalıdır?”

HER AY 2000 ARAÇ

“Evet, trafik yoğunluğu penceresinden önce Adana’nın fotoğrafını bir çekelim: Adana’da trafiğe kayıtlı araç sayısı yaklaşık 550.000 adettir.Her ay bu sayıya 2.000 yeni araç katılmaktadır. Azımsamayın bu yılda 24.000 araç eder.

Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan Adana’ya, uzun yıllardan beri yeni yol, bulvar, metro tramvay, köprülü kavşak yapılmamıştır. Yapılan Metro ve iki köprülü kavşak Adana’nın trafik problemine etkili katkı koyamamıştır. Olumlu katkı bir yana, trafik açısından da, maliyet-borç açısından da tam bir felaket olmuştur.

Nüfusla birlikte, artan kişi başına düşen gelirin de etkisiyle araç sahipliği de artmaktadır. Dediğim gibi, Adana’da her yıl trafiğe çıkan yeni araç sayısı 24.000 civarındadır.

Trafiğe çıkan araçların cins ve oranları aşağıdaki gibidir.

%52 otomobil; %16,3 kamyonet; %15,1 motorsiklet; %8,7 traktör; %4,2 kamyon; %2,3 minibüs; %1,2 otobüs; %0,2 özel amaçlı araçlar.

Adana’da toplu taşıma yapan dolmuş, midibüs sayısı 1200 civarında olup, bu araçların günlük sefer sayısı yaklaşık olarak 10-12 olarak tahmin edilmektedir. Bu veriler ışığında sadece toplu taşıma yapan araçlar kent merkezine günlük ortalama olarak 13 bin defa girmekte, yolcu almakta ve indirmektedir.

Toplam 550,000 aracın % 10 unun kent merkezini kullandığı varsayılırsa;

Resmi daireler, büyük mağazalar, bankalar, oteller, iş merkezleri,  cafe-restaurantlar, imalat ve hizmet üreten işyerlerinin merkezi konumundaki, Küçüksaat, Kuruköprü , Çakmak Cad ve civarının trafik açısından ne kadar sıkışık olduğu, vatandaşlara, işyerlerine ne kadar sıkıntı verdiğini tahmin etmek zor olmayacaktır. Trafiğin yarattığı karmaşaya ilaveten, doğaya salınan egzoz dumanı, korna sesleri de ayrıca sıkıntı sebebidir.

BÜYÜKSAAT TRAFİĞE AÇILMALIDIR

“Çözüm olarak ne öneriyorsunuz?”

 “Bu bilgiler doğrultusunda çözüm önerim şöyle şekillenmiştir;

1-Şehir merkezi olarak sayılan bölgelere toplu taşıma araçlarının girmemesi, uygun güzergahta yolcularını bırakıp buradan geri dönmelerinin sağlanması.(Kuruköprü, Küçüksaat Dörtyol, Adliye civarları )

2-Yolcuların  %80 inin zaten buralarda indiği bölgelerden kent merkezine ücretsiz ring seferlerinin yapılması

3-Uygun bir güzergahta tramvay hattının yapılıp hizmete sunulması

4-Kent merkezinin otopark ihtiyacı için düzenlemelerin yapılması, otopark işinin belediye denetiminde olması

5-Kent merkezindeki yolların, kaldırımların yeniden gözden geçirilmesi, yeni yeşil alan ihtiyaçlarının tespiti ve oluşturulması.

6-Trafiğe kapalı yaya alanlarının yeniden gözden geçirilmesi,

7-Büyüksaat çevresi restorasyon çalışmalarının bu yıl içinde bitirilerek trafiğe açılması ve Kızılay Caddesinin yeniden çift yönlü hale getirilmesi.

En önemli sorunlarının başında trafik sıkışıklığı gelen Adana’mız için bu önlem ve yenilikler için gerekirse referandumla halkın katılımı ile kararların alınması sağlanabilir.”

*

Adana Hacı Ömer Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nin 2004 – 2005 yılları arasında müdürlüğünü de yapmış olan Sayın Kahyalar’ın parlam bir yönetici geçmişi vardır. Deneyim, birikim ve araştırmalarını 2007 yılında, “Toplam Kalite Yönetimi ve Verimlilik” adlı kitabında 2014 yılında da “Başarılı bir işletme için YENİ GİRİŞİMCİLİK” kitabı yayınlandı.

Bu birikimlerine dayanarak sordum:

Adana’daki sorunlar öylesine kronik mi? Yöneticiler neden çözemiyor?”

“Türkiye’yi ve Türkleri yakından tanıyan başarılı bir Japon işadamı şöyle diyor ""Biz bir dağı devirmeyi düşündüğümüzde kazma küreği alıp ilk taştan itibaren kırmaya başlarız, Siz ise yıkalım mı, yıkmayalım mı, bu gün mü başlasak, şu araçla mı yıksak? diye uzun süre tartışıyorsunuz ve boşa çok vakit geçiriyorsunuz." "Allah aşkına doğru değil mi bu sözler. İşleri düzenli ve planlı yapmak için oluşturulan bürokrasi seri bir şekilde vatandaş odaklı mı yapıyor? İstisnai olarak çok başarılı olanları bir kenara bırakırsak büyük çoğunluk işini severek yapmıyor. Elbette bu durumun faturasını vatandaş çekiyor.

1960’lı yıllarda bir liderimiz şöyle demişti ""Halkımız plan değil pilav istiyor." Planlamanın yönetimin ilk ve en önemli ilkesi olduğunu bile bile sırf halk dalkavukluğu (popülizm) uğruna bu ihaneti yaptılar bu ülkeye. Komşu ülkeler limanlara, demiryollarına, getirisi yüksek deniz ürünlerine ve turizme yatırım yaparken bizim PİLAVCILAR bol bol Amerikan otomobilleri  ve kamyonculuğu için karayolu yaptılar. Buğdaya, fındığa, pamuğa kim ne veriyorsa 5 fazlasını vereceğiz diye seçim kazananlar maalesef bu ülkenin onlarca yılını heba ettiler.

Bu konu salt siyasi basiretsizlik veya hainlik diye açıklanamaz. Açıkça yönetim zafiyetidir. Yönetimi bilmeyenlerin bilmediklerini bilmeyerek yönetim gibi ciddi bir işe cüretlerinin bedelini acı bir şekilde ödemekteyiz.

Türk usulü yönetimin en göze çarpan özellikleri: Planlamaya önem vermiyoruz; İnsana az değer veriyoruz; Nitelikli insan yetiştiremiyoruz; Kolaycılığı ve kopyacılığı seviyoruz; İnsanlara eşit davranmıyoruz; Her insanın eşit hak ve onura sahip olduğunu unutuyoruz

Çalışanlarımıza işini sevdiremiyoruz; Devlete olan yükümlülüklerimizi yerine getirmiyoruz

İnsanlığa olan yükümlülüklerimizi yerine getirmiyoruz; Çevreye saygı duymuyoruz; İnanca saygı duymuyoruz; Bedavacılığı, bayağılığı tercih ediyoruz; Çok konuşup az iş yapıyoruz

Bilgi ile değil zanla hareket ediyoruz; Bardağın dolu tarafı yerine hep boş tarafını görüyoruz

Abartıyoruz; Şükretmiyoruz; Teşekkür etmiyoruz; Selamlaşmıyoruz; 100 kelime ile ömür tüketiyoruz; Okumuyoruz…”

Sayın Kahyalar’ı ne zaman dinlesem, ufkumda yeni pencereler açılıyor.

Umarım önerileri dikkate alınır.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim