Çağlara yön veren madde: kömür

ÇAĞLARA YÖN VEREN MADDE: KÖMÜR
EFSANELERE HAYAT VEREN IŞIK: KÖMÜR
KÖMÜR: MEDENİYETE GİDİŞİN YOLU
Bazı değişimler vardır ki tarihe yön vermişlerdir. Medeniyetlerin kurulması veya yıkılması,
bu gün basit gördüğümüz bir takım teknik değişimlerin sonucu olabilir.
Kadeş Savaşı’nda dünyayı titreten Mısır ordularını yenen Hititler, basit bir teknik kullanarak
üstünlük sağlamışlardı. Bu teknik şu idi: O zamanın tank’ları sayılan savaş arabalarıdır. Mısır
savaş arabaları tek kişiliktir. Mısır askeri hem arabayı sürer hem de savaşırdı. Ancak Hitit
Savaş arabaları iki kişilikti biri arabayı sürerken diğeri savaşmaktadır. İşte bu üstünlük, Hitit
devletinin yıkılmasını önlemiştir. Günümüzde dikkat dahi çekmeyen bir özellik binlerce yıl
önce bir devletin ayakta kalmasının nedeni olmuştur.
Peki Hitit Savaş Arabaları neden iki kişilik olacak kadar teknolojik ilerleme içindeydiler?
Çünkü demiri keşfetmişlerdi ve demiri kullanıyorlardı. Demiri kullanmış olmaları, sürücü
haznesinin geniş olmasına imkan veriyordu.
Ve esas konumuz, Hititler demiri “Odun Kömürü”nde eritiyorlardı.
Bu gün sadece hafta sonları et pişirmek için varlığını hatırladığımız odun kömürü, gerçekte
insanlığın karanlık çağdan aydınlık çağa geçmesini sağlamıştır.
Odun Kömürü ile özdeşleşen ateş, hem kültürler arasında hem de mistik dünya ile bağ
kurulmasının temel maddesi olmuştur.


ERGENEKON DESTANI’NDA KÖMÜR TEMEL UNSURDUR
Ergenekon Destanı’nı hatırlayalım: Moğol ilinde Oğuz Han soyundan İl Han'ın hükümdarlığı
sırasında Tatarların hükümdarı Sevinç Han,Moğol ülkesine savaş açtı. İl Han'ın idaresindeki
orduyu Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak yendi. İl Han'ın ülkesindeki herkesi
öldürdüler. Yalnız İl Han'ın küçük oğlu Kıyan, eşi Nüküz ve yeğeni ile kaçıp kurtulmayı
başardılar. Düşmanın, onları bulamayacağı bir yere gitmeye karar verdiler.
Yabanî koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağda dar bir geçite vardılar. Bu
geçitten geçerek içinde akarsular, pınarlar, çeşitli bitkiler, çayırlar, meyve ağaçları, çeşitli
avların bulunduğu bir yere gelince Tanrı'ya şükrettiler ve burada kalmaya karar verdiler. Bu
yere "maden yeri" anlamında "Ergene Kon" adını verdiler. Kıyan ve Nüküz'ün oğulları
çoğaldı. Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki, Ergenekon'a
sığamadılar. Atalarının buraya geldiği geçidin yeri unutulmuştu. Ergenekon'un çevresindeki
dağlarda geçit aradılar. Bir demirci, dağın demir kısmı eritilirse yol açılabileceğini söyledi.
Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşi yaktılar.
Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklediler. Demir eridi, yüklü bir deve
geçecek kadar yer açıldı. İl Han'ın soyundan gelen Türkler yeniden güçlenmiş olarak eski
yurtlarına döndüler, atalarının intikamını aldılar. Ergenekon'dan çıktıkları gün olan 21 Mart'ta
her yıl bayram yaptılar. Bu bayramda bir demir parçasını kızdırdılar, demir kıpkırmızı olunca
önce Hakan, daha sonra beyler demiri örsün üstüne koyarak dövdüler. Bugün hem özgürlük
hem de bahar bayramı olarak hala kutlanmaktadır.”
Demek odun kömürü, Anadolu uygarlığının da temel öğelerinden biridir.
Yüreğir Ovası’ndan geçerken birkaç “torluk” gördüm. Torluk, odun kömürü yapmak için üstü
toprakla örtülü ocaklara denir.
Kömür yapımını sadece kitaplarda okumuştum; hiç görmedim. Önce ustanın çalışmalarını
izledim. Eşi ile birlikte torlukları bir heykeltıraş titizliği ile inşa ediyorlardı. Belli ki bu ocağı
yapmak için günlerce çalışmıştı. Tabi ki, kömürü “Demirci Kava” kullansın diye değil, bir
mangalda et pişirmek için kullanılacaktı.
Önce izlememden tedirgin oldular. Ben yaklaşınca eşi öteki torluğun arkasına gitti.
Tanıştık. Adı Cemal Çiftçi. Sohbete başladık. Şaşkınlığımı ve hayranlığımı gizlemedim.
“Tesadüfen gördüm. Çok şaşırdım” dedim.
“Ya ne olacak altı üstü kömür yapıyoruz işte.”



Anadolu Köylüsü bu. Görevini ve işini hakkıyla yapar, ancak bu işin sonuçlarının büyüklüğü
hakkında fazla merakı yoktur. O Çanakkale’de verilen emirleri yerine getirir. O’nun için
komutanın verdiği emrin yerine getirilmesi önemlidir. Yoksa ne emperyalizmin mazlum
ülkelere saldırısını bilir ne de Rus Çarlığı’nın yeniden hortlaması ile Anadolu’nun
karşılaşacağı riskleri.
“Ne olacak altı üstü, komutanın emirlerini yerine getiriyor?” öyle bakıyor meseleye.
“Bu konu hakkında fikrim de yok ne soracağımı da bilmiyorum. Düm düz sorayım. Bu
kömür nasıl yapılır hala bir anlat bakalım?”
“Bu mesleği babadan kalma öğrendim. Fazla yapan da kalmadı. Ama mecbur birilerinin
yapması gerek. Ben portakal ağacından kömür yapma konusundan iyi anlıyorum. (Gerçekten
de çevreme baktığım zaman kömür yapımı için oluşan ağaç kümelerinin hepsi portakal ağacı
idi.) Portakal ağacından yapılan kömür bana göre en iyi kömürdür. Dumanı, tozu ve
çatırdaması olmaz.

KÖMÜRLEŞME SÜRECİ
“Tamam nasıl kömür oluyor?”
“Şu torlukları görüyorsun. Bunu yapmak için çok uğraşıyoruz. Odunları öyle yerleştiriyoruz
ki, hava almaması gerek. En küçük bir aksaklığa meydan vermemek için günlerce
uğraşıyoruz. Sadece torluğun ortasında baca şeklinde bir tutuşturma kanalı vardır. Talaş
Sobasını nasıl yaktığınızı düşünün, işte onun gibi. Her şeye dikkat ediyoruz. Çünkü hatalı
dizme yaparsak, küçücük bir alev, bütün emeklerimizin boşa gitmesine neden olur. Odunlar
alev aldı mı tamam. Artık kömür olmaz. Onlar kül olur. Daha sonra şurada gördüğün külleri
çamurlaştırarak odunlar üzerine sıvıyoruz. Kömürleştirme esnasında hava ile doğrudan teması
kesmek üzere istifin üzeri bir örtü ile kapatıyoruz. Tabi yerden de hava temasını kesmek üzere
iki tabaka oluşturuyoruz. Bu örtü yeşil ve toprak örtüsü olmak üzere iki tabakadan oluşur. İlk
tabaka olan yeşil örtü, çimen kesekleri, kayın, göknar dalları, yosun, eğrelti otu gibi
materyaller ile yapılır. Bu tabaka yaklaşık 15-20 cm' dir. Daha sonra killi toprak, kömür,
kırıntı ve tozları ile çamur haline getirilerek hazırlanan toprak örtüsü 5-10 cm kalınlıkta
olacak şekilde torluğun üzerine sıvanarak kaplanır. İç kısımda, torluğun ilk kuruluş
aşamasında hazırlanan tutuşturma kanalından yararlanarak baca içerisindeki talaş, yonga, çalı-
çırpı gibi tutuşturucu maddeler üstten ve alttan yakılır. Torluğun yakma işlemine sabahın
erken saatlerinde rüzgarsız bir havada başlanır. Kömürleşme için 240-280 C' lik bir sıcaklık
gerekmektedir. Torluk içerisindeki ateş, üstten yanlara ve aşağıya doğru yelpaze biçiminde
yayılır. Ateşin ilerlemesini idare etmek için torluğun üst kısımlarından başlayarak toprak
örtüsü delinir. Bu deliklerden ilk önce su buharı çıkar, daha sonra ise sarı renkte bir duman
yükselir. En sonunda karbonmonoksitten ibaret mavi renk meydana gelir. Mavileşme
görülünce kömürleşme sona ermiş demektir. Bundan sonra delikler tıkanır. Torluğun dip
kısmına açılan deliklerden beyaz duman çıktığı görüldüğü zaman kömürleşmenin sona erdiği
anlaşılır. Yanma bittikten sonra torluk birkaç gün soğutulmak üzere bekletilir. Ateşin takip
edilebilmesi için torluk demir kancalarla akşama doğru bozulur. Torluğu bozma işi gece
yarısına doğru bozulur. Torluğu bozma işi gece yarısına doğru sona erer. Kömür elde etme
süresi, ağaç cinsi ve torluk hacmine göre 76 saat ile 107 saat sürer ve yaklaşık 100 kg
odundan 20 kg kömür elde edilir. Toprak torlukların hazırlanma zorluğu ve yanma sırasında
çevreye yayılan sirke asidi kokusunun verdiği rahatsızlık nedeniyle, artık odun kömürü
üretimi metal ocaklarda, Retord adı verilen kapalı kaplarda yapılmaktadır.” (*)
“Peki hammadde veya üretimi değerlendirecek pazarınız var mı?”
“Zaten bölge seçerken özellikle narenciye bölgesini tercih ediyorum. Ürünler toplandıktan
sonra, narenciye ağaçlarının budama zamanı bizim de açılış sezonumuz oluyor.Fakat yine de
portakal ağacı temininde zorluklar çekiyoruz. Kömür yapılacak odunu her zaman mümkün
olmuyor. Kömür elde ettikten sonra da ister istemez pazarlama sıkıntısı ile karşılaşıyoruz.
Ama bu işi yıllardır yaptığımdan dolayı, belirli müşterilerim var, onlara satış yapmaktayım.”
“Nasıl geçinebiliyor musun?”
“Önce Allaha şükür diyorum. Biz ailecek çalışıyoruz. Burada eşim ve çocuklarımla birlikte
çalışıyorum. Çocuklar şimdi yo. Okuldalar. Ama okul dönüşü ve hafta sonları buradalar.
Kendi işimizi kendimiz yaptığımız için bize bir ekmek kalıyor.”
Cemal Çiftçi ile uzun sohbetimiz oldu.
KÖMÜRÜN KADERİ
Zihnimde yeniden medeniyetler ile ilgili bir takım tarihi gerçekler canlandı.
Türkleri tarihte zaferden zafere koşturan en önemli üstünlüklerinden biri “atı evcilleştirmiş”
olmalarıdır. At evcilleşmeseydi, dünya tarihi başka türlü seyrederdi.
Kömür için de aynı şeyi söyleyebilirim; kömür olmasaydı, tarih farklı gelişirdi.
Ancak şimdi, kömürün sadece hafta sonları mangalda et pişirmeyi çağrıştırması da kömürün
değil, insanlık anlayışının bir dramıdır ve hazindir.
(*) Kömür yapım aşaması konusunda bilgiler verilirken “http://www.dogukaradenizltd.com/yedektr.htm” sitesinden yararlandım.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












