- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Çelikcan ve belediye hizmetleri

Sedat MEMİLİ / Yazar
Sayın Çelikcan, Adana Medya Gazetesi’nde konuğumuz olduğunda belediye hizmetlerinden söz ederken aklımdan şunlar geçmişti.
Birçok belediye proje yaparken, “İnsanları birbirinden ayıran değil, birbiri ile yaklaştıran değerleri ortaya çıkarma” ye esas alarak proje üretme gayretindeler.
Ki bu çok doğrudur ve olması gerekendir.
Ayrıca “Dezavanyajlı Gruplar” diye de bir kavram çıktı.
Yıllar önce belediyelerin bu konularla ilgili proje üretmelerine gerek yoktu. Çünkü, ayrılık gayrılık kavramları toplumda konuşulmuyor, konuşulması dahi ayıp sayılıyordu.
Dezavantajlı gruplara gelince taaa Osmanlı Dönemi’nden geçtiğimiz yıllara kadar “fakir fukara” veya “ihtiyaç sahibi” gibi kavramlar kullanılırdı.
Dezavantajlı grup olarak, iç göç ile kentlere göç eden mağdur vatandaşlarımızdan söz edilmiyordu.
Geçtiğimiz yıllarda belediyelerin böyle bir hizmet üretme ihtiyacı yoktu.
Şimdi var…
Sosyal çalkantılar arttıkça belediye hizmetlerinin nitelikleri değişiyor.
Tanışık olduğumuz diğer hizmetlere gelince;
Arkadaşlar çocukluğumda bizim mahalleden çöp arabası geçtiğini hatırlamıyorum.
(Belki de vardır, dediğim gibi ben hatırlamıyorum)
Bu belediyelerin yetersiz, tembel ve sorumsuz olduğundan değil; çöp yoktu.
Bu saptama gençlere garip gelebilir; gerçek buydu.
Birincisi bir çok ev bahçeli idi. O dönemde 100 kişiden 85’i köylerde yaşardı. Şehirde yaşayanların çoğu da köy yaşamından kopuk değildi.
Sebze ve meyveler özellikli durumların dışında herkesin kendi bahçesinden temin edilirdi.
Sebze meyve artıkları çöpe dökülmezdi. Onlar, doğaya iade edilirdi. Ki bu yöntemin toprağı zenginleştirdiğini bilim insanları her gün anlatıyor.
Yemek artıkları da çöpe dökülmezdi; herkesin evinde beslediği koyun, keçi, eşek, inek, tavuk, kedi, köpek gibi hayvanları vardı.
Kendisinde yoksa komşusunda vardı.
Herkes üretimin bir parçası olduğu için her şey rahatlıkla sokağa veya çöpe atılmazdı.
Hani ilişki kuralım; annelerimizin bizi bir ustaya verip”Eti senin kemiği benim. Boş dolaşacağına beleş çalışsın” anlayışının hakim olduğu dönemde hiç kimse sahip olduğu kağıdı hoyratça yırtıp atamazdı.
Hele doğada ölmeyen suni ürünlerle henüz tanışmamıştık.
Poşet, kısa vadede kolaylık, uzun vadede insanlığın düşmanı.
Ama çöpe atacak poşetimiz, cam ve plastik şişe ve kaplarımız yoktu.
İnsanlar üretmediği teknolojiye kullandıkça görgü olarak da geriliyorlar gibi geliyor bana…
Vallahi de Billahi de sokağa tüküren yoktu…
Artığını yola dönen, pencereden dışarı atan terbiyesizlerin nesli henüz oluşmamıştı.
Belediye yol yapardı. (Yaptığı yolu bir yıl içinde sekiz kez kazıp yeniden yapan belediye modası da başlamamıştı)
Ruhsat, etiket fiyatları (Narh denirdi), zabıta kontrolleri vs…
Elbette günümüzün getirdiği çok büyük ve değerli avantajlar var.
Ancak hiçbir teknolojik gelişme insanın üretim değerini düşürmek için haklı gerekçe olamaz.
Ben ilkelliği değil, insanların üretken olarak yaşama katıldığı o toplumu özlüyorum.
Tüketen, hep konuşan, sistemin kımıldayan ve hareket eden nesnesine dönüşmüş olan, okumayan, kendini geliştirmeyen bir toplum bağımsız olamaz…
Belediye hizmetlerinden nereye geldim…
Yazanlar bilir, bir yazıyı yarıya kadar siz yazarsınız yarıdan sonra da yazı kendini yazdırır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












