- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Cemaat İslamı ve Devlet İslamı

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
(Medine Vesikası)
Biset ve Cemaat
Hz. Muhammed, kendisindeki dönüşümü fark edince durumunu karısı Hatice’ye açtı. Hatice onu Vahid inançta olan akrabasına gönderdi. Sonuçta Hatice, Muhammed’in Peygamber olduğuna inandı ve iman getirdi, böylece ilk mümin oldu. Hz. Muhammed, Biset (610) ile inancını Kureyşi/Haşimi olan ailesine açtı ve ilk davetini yaptı. Toplantıda, birtek ergen yaşta olan Ali ona katıldı ve böylece ilk erkek mümin oldu. Ancak aileden başkaca kimse Hz.Muhammede katılmadı.
Hz. Muhammed tebliğ ve daveti aleni olarak yapmağa başladı. Böylece şehrin ve toplumun dikkatini ve öfkesini üzerine topladı. Birçok baskıya maruz kaldı. Buna rağmen müminlerin sayısı artıyordu. Bu durum Mekke hükümdarı Emevilerin, Ebu Sufyanın dikkatini çekti. Sonuçta katline karar verilince Hz. Muhammed gece yarısı Mekke’den ayrıldı (622).
Hz. Muhammed, inanırları ile birlikte Akabe mıntıkasına vardı ve aşiret reislerinden “biat” aldı. Amaç Medine’ye yerleşmektir. Medine’deki Müslümanlar (Ensar), onları davet etmektedirler. Amacımız İslam tarihini tartışmaktan çok, İslam’ın sosyal dayanışmasına ve yönetimine dikkat çekmektir.
Hz peygamber, Medine’ye varınca “Muhacir” ve “Ensar” Müslümanları “kardeş” yapar (musahip). Böylece Müslümanlar yekvücut olurlar. Bu dönemde Hz. Muhammed’in Medine’de bir nüfus sayımı yaptırdığı ve böylece kaç kişinin hangi inançlarda olduğu saptanır: Buna göre Medine'de yaklaşık 1.500 Müslüman, 4.000 Arap müşrik ve 4.000-4.500 Yahudi unsuru bulunmaktadır[1].
Hz. Peygamber, Medine ve çevresinde birlikte yaşayan ve birbirine düşman olan unsurlardan, barış içinde yaşayan, düzenli bir cemaat oluşturmak istedi. Bununla yeni geldikleri bu şehirde güvende ve barış içinde yaşamak istedi. Bu bir “şehir devleti” kurmaktır. Bu devletin bir sözleşmesi, yasası olmalıdır. Savaşarak bir metni/sistemi zorla dayatmak ve geçerli kılmak başkadır. Bir de tarafların anlaşarak ortak kararlar alması ve uymayanlara müeyyide uygulanması bir başkadır[2].
Bu amaçla, Enes b. Malik’in evinde, Müslümanların ve şehirde yaşayan her topluluğun, hak ve sorumluluklarının belirlendiği bir beyanname, sahife/kitap hazırlanıp yayınlandı. Döneminde bu bir devrim niteliğindedir. Medine’de yaşayan ve herhangi bir soydan gelen ve farklı din/inançları olan herkes bir “ümmet” sayılmıştır. Yani "ümmet" bir lidere tabi olan farklı unsurlar demektir. Yine bu nedenle denilir ki, “Hz. Muhammed, sadece Müslümanların değil o dönemde yaşayan herkesin ve kesimin peygamberidir”.
Başlangıçta Müslümanlar bir topluluk iken, cemaat olmuş ve Medine’ye gelmişlerdi. Bu dönemdeki ikrar/iman rızaya bağlıdır, zorlama yoktur. İsteyen biat eder katılır ve hatta ayrılıp eski itikadına dönebilir, sorun yoktur.
Ancak Medine’de farklı soydan ve inançtan olan insanlar birlikte yaşayacaklardır. Bu bir sosyal nizamı zorunlu kılmaktadır. Bu düzen, bir “sözleşme ve ittifakla” oluşacaktır.
Bu dönemde Müslümanlar, cemaat-camia aşamasını geçerek “devletleşme” durumuna gelmişlerdir. Rızaya dayalı itikadi ve sosyal düzen, artık müeyyide koymaktadır. Resul Muhammed aynı zamanda Reis Muhammed olmaktadır. Risaletten Riyasete bir gidişat-dönüşüm vardır. Keyfiyet ve kemiyet ve bir de cemiyet değişmektedir.
Hz. Muhammed bunu görerek, Medine’de oturan kavim ve inançlarla ortak bir “ahitname” anlaşma/sözleşme yapmaktadır. İşte İslam literatüründe bunun adı Medine Vesikası’dır.
Medine Vesikası
İslam tarihinde yönetim ve Peygamberin idari uygulamaları açısından önemli iki vesika vardır (Medine Vesikası ve Veda Hutbesi) ve bunların üzerinde tarih boyunca çalışma ve tartışma, açıklama yapılmıştır[3]. Ne yazık ki buna karşın, çağdaş olumlu bir sonuca varılmamıştır.
Medine Vesikası’nda şu hüküm belirleyicidir: “Bu antlaşmayı kabul edenler arasında vaki olabilecek bütün anlaşmazlıklar Allah’a ve O’nun Resulü’ne takdim edilecektir.”
A-Medine Vesikasında Kavramlar:
1-Müslümanlar: Hicret(muhacir) eden ve Medine’de oturan (ensar) Müslümanlardır.
2-Medineli Araplar: Putperest(Müşrik) Araplardır. Evs ve Hazrec kabileleri en büyükleridir.
3-Yahudiler: Bunların sayıları müşrikler kadardır. Yahudilerin Mekkeli Kureyş kabilesi ile sıkı ticaret ilişkileri vardı.
4-Sahife/Kitab: Medine Vesikası, kendisine “Kitab” demektedir: “Bu kitap (yazı) Peygamber Muhammed tarafından Kureyşli ve Yesribli müminler ve Müslümanlar ve bunlara tabi olanlarla, yine onlara sonradan iltihak etmiş olanlar ve onlarla beraber cihad edenler için (olmak üzere) tanzim edilmiştir).” Ayrıca sekiz yerde kendisini “Sahife” olarak da tanımlamaktadır.
5-Ümmet: Bu toplum, Muhacir, Ensar, Yahudi ve Müşrik bir savaş durumunda Müslümanlarla birlikte saldırgana karşı savunmayı kabul ederler. “İşte bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmet (camia) teşkil ederler”.
B-Medine Vesikasında İçerik:
Medine vesikası 47 maddedir. Bu kısa metin ayrıntılı ve kapsayıcıdır. Yaşamın muhtemel sorunlarına çözüm şekilleri önerilmiş ve karara bağlanmıştır.
1-Adalet esastır, herkese karşı adil olunacaktır. Ümmet içindeki herkes, tefrik edilmeden eşit haktan yararlanacaktır.
2-Suçun Şahsiliği: Şahısların işlediği suçlar şahsidir, kavim ve inanç savaşına neden olmaz.
3-Ortak Yardım Sandığı: Savaşlarda esir düşenlerin kurtarılması için verilecek fidye(fidye-i necat) ile öldürme veya yaralama gibi hallerde, kısas yerine kan bedelini (diyet) ödeyebilmek için bir sosyal yardım kurumu oluşturulacak, ödeme buradan ve ortak olarak yapılacaktır.
4-Vatandaşlık ve Savunma: Vesikada, “Ümmet vatandaşlığı” öngörülmüştür. Din, dil, ırk ve renk farkı gözetmeksizin, bu belgeye imza koyan herkesi, eşit vatandaş statüsünde kabul etmiştir.
5-Medine Şehir Devletinin Sınırları: “Yahudi kabilelerin ekserisi kent dışında ve belli bölgelerde bir arada yaşıyorlardı. Yine de Müslümanlarla müşrikler ve Yahudiler yan yana ve iç içe yaşamaktaydılar. Yani bir Arap mahallesinde Yahudi, bir Yahudi mahallesinde de Müslüman Arap yaşıyordu. “Cevfü’l-Medine” (Medine’nin içi), “Bu sahifenin gösterdiği kimseler lehine Yesrib vadisi (cevfi) haram (mukaddes) bir yerdir”.
6-Din Özgürlüğü ve Takva: Her inanç toplumu kendi hükümlerine göre muhakeme olacaktır. Anlaşma olmaz da Peygambere gelinirse, Resul Muhammedin dediği olacaktır.
7-Müslümanlara Yönelik Maddeler: “Kureyş’ten olan Muhacirler, kendi aralarında adet olduğu şekilde kan diyetlerini ödemeye iştirak ederler.”
Medine Vesikası, İslam toplumunun birlikte yaşamasına ve daha sonra da devlet yönetiminin kaynağı olmuştur. Buna ek olarak Veda Hutbesi, genel ilkeleri açıklamakta ve İslamın sosyal nizamını özetlemektedir.
Seriyye ve Gazveler
Medine Sözleşmesinin, Bedir Savaşından önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi Mekke- Şam kervan yolu üzerinde Bedir kuyuları konaklama/dinlenme yeridir ve mecburidir. Müslümanlar, burada kervanı bozmak için tertibat almış, savaşılmış, Mekkeliler yenilmiş ve Müslümanlar malları talan etmişlerdir. Bunu yapmakla Müslümanlar, Mekke’de kalan mallarına karşılık saymış ve kendilerini haklı görmüşlerdir.
Hz. Muhammed, Medine Sözleşmesi ile Risalet’in yanında Riyaset sahibi de olmuştur. İslamiyet de “cemaat İslamı” olmaktan çıkıp “devlet İslamı” olmağa başlamıştır.
Bu noktadan sonra “Seriyye” ve “Gazveler” yapılmıştır[4]:
Seriyye; Hz. Muhammed’in bizzat katılmayıp sancağını, ashabından bir komutana vererek düşman topraklarına gönderdiği birliklerin gerçekleştirdiği siyasî ve askerî harekâtlardır.
Gazve ise; Hz.Muhammedin mücahidlerle birlikte bizzat katıldığı askerî harekâtlara denir.
Hicretten hemen sonra seriyyeler ve gazveler başladı ve Medine dönemi boyunca devam etti.
Hz. Peygamber, seriyyeler için ünlü, cesur, tedbirli kahraman Müslümanlardan komutan seçiyordu: Hz. Hamza, Ubeyde b. Hâris, Sa'd b. Ebî Vakkas, Abdullah b. Revâha, Zeyd b. Sâbit, Ebû Ubeyde b. Cerrah bunlardandır. Daha sonra da Hâlid b. Velid ve Amr b. el-Âs, en seçkin komutanlardır.
“İlk seriyyelerde gözetilen gaye; Mekke-Şam ticaret yolu gibi stratejik önem taşıyan bölgeleri kontrol altında tutmak; gerektiğinde orada sağladığı hâkimiyeti ve inisiyatifi Mekkeli müşrikleri susturmak amacıyla değerlendirmek, özellikle müşriklerin gözünü korkutmak, ummadıkları yerlerde karşılarına çıkabilecekleri izlenimini uyandırmak ve neler düşündükleri hakkında haber toplamaktı”.
Hz. Peygamber, 27 gazve yapmıştır. 38 ve daha fazla seriyyenin yapıldığı ileri sürülmüştür.
Cemaat İslamı ve Devlet İslamı
Bu kısa anlatım ve Medine Sözleşmesinin metni; farklı kavim ve inançların barış ortamında ve her birinin kendi değerleri içinde, fakat son sözün Resul Muhammed'de ait olduğu bir idare altında, bir “ümmet” olarak birlikte yaşayabileceklerini göstermektedir.
Bu sözleşme ile “Cemaat İslamı” dönemi tamamlanmıştır.
Gazve ve Seriyyeler gösteriyor ki Müslümanlar “devlet” olmuşlardır.
Bu dönemde İslamiyet, “Devlet İslamı”na evirilmiştir.
Yani görülüyor ki “Cemaat İslamı” ile “Devlet İslamı” farklı şeylerdir. Cemaat savunurken, devlet genişlemek istemektedir. Her iki grubun "tehlike" algısı farklıdır.
İslamiyet; fert-İlah-Cemaat ilişkisi olarak başlamış ve fert-devlet olarak devam etmektedir. Devlet, içindeki her unsuru silah olarak kullanmaktadır. Bu unsur, isterse din olsun.
Bu noktaya vurgu yapmağa devam edeceğiz.
[1] Ahmet Güneş: http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/islam-hukuhu-acisindan-medine-vesikasi-ocak-subat-mart-2012
[2] Musa K.Yılmaz: İslam Devletinin İlk Anayasası: Medine Vesikası, Köprü Dergisi, Kış 2009, Sayı 105.
[3] Muhammed Hamidullah: İslam Peygamberi, I-II, Yeni Şafak Yayınları, Ankara, 2003.
. -Salih Tuğ: İslam Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1969.
- http://www.yeniasya.com.tr/elif/islam-devletinin-ilk-anayasasi-medine-vesikasi_109260
[4] http://www.forumalew.org/islami-sozluk/395211-seriyye-nedir-islami-sozluk.html, Mefail Hızlı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












