• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Cinnet Toplumundan İslami Topluma

13.02.2015 08:00
Cinnet Toplumundan İslami Topluma
Aziz TERZİ yazdı

 

İnsanın amellerinde bir kastın bulunması kaçınılmazdır. İnsanın gerçekleştirmeye çalıştığı bu kasıt, o amelden elde edeceği kıymettir. Bu yüzden insanın ameli yaparken gerçekleştirmeyi gözettiği bir kıymetin olması zorunludur. Ve insanın, ameli yapmaya kastettiği kıymeti gerçekleştirmeyi gözetmesi kaçınılmazdır.

Amelin kıymeti, maddî kıymet olur, bu amelleri yapmaktan kastedilen, maddî faydalarını -ki kârdır- ortaya çıkarmak olur ve bu, hayatta önemi bulunan bir kıymettir. Amelin kıymeti insânî olur, kastedilen ise, rengine, cinsiyetine, dinine yahut insani olmaktan başka herhangi bir îtibâra bakmaksızın insan olur. Amelin kıymeti ahlâkî olur, doğruluk, emanet, merhamet gibi, bunlardan kastedilen ise ahlâkî yöndür. Amelin kıymeti ruhi olur, ibadetler gibi ve bunlardan kastedilen, ne maddî faydalardır, ne insani yönlerdir, ne de ahlâkî meselelerdir, bilakis bunlardan kastedilen sırf ibadettir. İşte bütün amellerin kıymetleri bunlardır ve insan, amellerinden her bir ameli yaparken bunları gerçekleştirmek için amel eder. Toplumların kalkınmışlığının ölçüsü ancak bu kıymetler ile, bunların toplumda gerçekleşme oranı ile ve bunların gerçekleşmesinden ne kadar refah ve itminan sağlandığı ile ölçülür.

Bundan ötürü Müslüman’a düşen, ameli yerine getirirken yaptığı her amelden kastedilen kıymeti gerçekleştirmek için çaba harcamak ve çalışmaktır. Öyle ki toplumun refahına ve yükselişine katkıda bulunmuş ve -aynı zamanda- kendi refahını ve itminanını da sağlamış olsun. Bu kıymetler, birbirlerinden ne üstündür, ne de birbirlerine denktir. Zira bunlar arasında, birbirlerine denk olduklarına yahut birbirlerinden üstün olduklarına dair kaide edinilecek hususiyetler bulunmaz. Bunlar ancak insanın ameli yaparken kastettiği neticelerdir.

İnsan kendisi için, kıymetler arasında ve bunların kendisine kazandırdığı fayda yahut zarar hakkında üstünlük ve denklik kurar. Bunun için kendisini ölçü haline getirir veya bu kıymetlerden kendisine isabet eden tesiri ölçü haline getirir. Dolayısıyla hakikatte bu üstünlük, kıymetler arasında değil, bu kıymetlerin kendisi üzerindeki tesirleri arasında olur. Oysa insanoğlunun yetenekleri bu kıymetlerin bu tesirleri oranında farklılık arz eder, bunun için aralarında gözettikleri üstünlükler de farklılık arz eder.

Dolayısıyla üzerlerine ruhi duygular galip gelen, bu yönde meyilleri olan ve maddî kıymetleri ihmal eden şahıslar, ruhi kıymeti maddî kıymete tercih ederler, böylece ibadetlere dalıp maddeden yüz çevirirler. Bundan ötürü madde olduğu için hayatı boş verirler ve maddî olarak geri kalmasına sebep olurlar. Onlar yüzünden, tembellik ve rehavet yaymaları ile içerisinde yaşadıkları toplumun seviyesi düşer.

Üzerlerine maddî meyiller galip gelen, şehvetleri olan ve ruhi kıymetleri ihmal eden şahıslar ise maddî kıymeti tercih ederler ve bunları gerçekleştirmeye uğraşırlar. Bundan ötürü onlar nezdinde yüksek idealler çoğalır. Onlar yüzünden, şer ve fesat yaymaları ile içerisinde yaşadıkları toplum hercümerç olur. Onun için bu kıymetlerin takdirini insana bırakmak hatadır. Bilakis bu kıymetlerin takdiri, insanın yaratıcısı olan Allah tarafından olmalıdır. Bundan ötürü İslam, hem insan için bu kıymetleri belirleyen, hem de bunlarla nasıl bir alaka kurulacağını belirleyen olması kaçınılmazdır.

İslam, Allah’ın emirleri ve nehiyleri ile hayat sorunlarının çözümlerini beyan etmiş ve insanın bu hayatta bu emirler ve nehiyler ile seyretmesini elzem kılmıştır. Ruhi kıymeti gerçekleştiren amelleri beyan ettiği gibi, ahlâkî kıymeti gerçekleştiren sıfatları da beyan etmiştir. İnsana düşen, bu kıymetleri, Allah’ın emirlerine ve nehiylerine göre gerçekleştirmek için amel etmekten ve İslam’ın kendisine beyan ettiği takdir ile bunları takdir etmekten başkası değildir. Böylelikle bu kıymetler, toplum içerisinde muayyen bir toplum olarak gerektirdiği kadarıyla gerçekleştirilir ve bu toplum, bunların mikyasları ile ölçülür. Bu esasa göre kıymetleri gerçekleştirmeye çalışmak gerekir ki İslâm’ın hayata bakış açısına göre İslâmî toplum oluşturulabilsin.

Hal böyle iken bir de içinde bulunduğumuz cinnet halini gözler önüne getiriniz. Katliam, gözyaşı ve ölümler günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Sömürgeci devletlerin planlarının bir parçası haline gelmiş durumdayız. Başkalarının dünyalarının imarı için, toplum olarak hem dünyamızı hem de ahiretimizi kaybediyoruz. Ama şundan emin olunuz ki bu hal değişecektir.

Vahye teslim olmanın zamanı gelmedi mi sizce?

Şu an ümmet olarak acil ihtiyacımız olan kaideleri sizlere hatırlatmak istiyorum.

Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur." [Maide 32]

 Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurdu:

"Müslümana küfretmek zulüm, öldürmek ise küfürdür." Yine şöyle buyurdu:

"Tüm dünyanın yok olması Allah katında bir müminin kanından daha ehvendir."

"Kim bir Müslümanın öldürülmesine yarım kelimeyle bile olsa yardımcı olursa, kıyamet gününde iki gözünün arasındaki yere "Allah'ın rahmetinden ümidini kesmiş" yazılı olarak gelir."

Ayrıca Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem veda haccında şöyle buyurdu:

"Hangi günün hürmeten daha ileri olduğunu biliyor musunuz?" dedi. Dedik ki: "Şu içinde bulunduğumuz gün değil mi?" Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem "Peki, hangi bölgenin hürmeten daha önde olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Dedik ki: "Şu bölgeler değil mi? Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem: "Hangi ayın hürmeten daha üstün olduğunu biliyor musunuz?" dedi. Dedik ki: "Şu içinde bulunduğumuz ay değil mi?" Bunun üzerine Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem sözlerine şöyle devam etti: "Şüphesiz kanlarınız ve mallarınız haramdır. Tıpkı şu beldede, şu ayda şu gününüzün haram olduğu gibi." 

Son olarak Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in şu sözlerini hatırlatıyorum:

"Kıyamet günü insanlar arasında ilk hüküm verilecek şey, kanlardır."

Ve Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın zalimleri uyardığı şu ikazını hatırlatıyorum:

"Ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir." [Saffat 24]

Aziz Terzi

m.azizterzi@gmail.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Van'da hain saldırı: 6 asker şehit24 Mayıs 2016 Salı 20:49
  • Anadolu Lisesi'nden sergi23 Mayıs 2016 Pazartesi 11:32
  • Kadın hurafeler ve gerçekler19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • Cumhurbaşkanı dokunulmazlıkları referanduma götürür mü?18 Mayıs 2016 Çarşamba 15:54
  • Adana Sedat Memili’ye borçlu18 Mayıs 2016 Çarşamba 09:00
  • Kaçak tur ve rehber denetimi11 Mayıs 2016 Çarşamba 16:01
  • Adana'da elektrik kesintisi08 Mayıs 2016 Pazar 19:00
  • Akyürek'in kızı dünya evine girdi03 Mayıs 2016 Salı 11:08
  • Kadın ve yaşam sayfası02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
  • Kızılay'a kan bağışı otobüsü26 Nisan 2016 Salı 16:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim