Çırak'tan Sözlü'ye işini yap

Girizgâhı fazla uzatmayacağım AK Parti Çukurova İlçe Başkanı Sayın Ramazan Çırak ile 08 Ekim 2015 Sabahı parti binasında buluşup sohbet ettik. Onu sizinle paylaşacağım. Sohbet öylesine derinleşti ki zorunlu olarak 1. Bölümde AK Parti’nin genel politikası, 2. Bölümde de yerel politikayı konuşacağız.
O sabah (08 Ekim 2015) her zamanki nezaketi ile karşıladı.
“İsterseniz Paralel Yapı’dan başlayalım. Nasıl oldu? AK Parti’nin büyürken büyüttüğü bir yapı. Nasıl örgüte dönüştü…”
Aldığımız en büyük eleştiri bu. Eleştirenlerin belki de kendince haklı yönleri vardır. Ancak göz ardı ettikleri bir gerçek vardır. Tabiatta ve toplumda hiçbir gelişme pürüzsüz, sancısız olmaz. Türkiye Siyasi tarihine dikkat edin; Ak Partiye gelinceye kadar uygulanan sistem “merkezde devletin olması”dır. Bu sistemde birey devlet içindir. İlk kez AK Parti ile birlikte merkeze “birey” alındı. İlk kez yönetim halka yaygınlaştırıldı ve geniş halk kitleleriyle paylaşıldı. Cemaat ’de bu görüşlere uygu bir yapıydı. Bizimle aynı idealleri paylaşan, aynı görüş ve düşüncelere sahip, sistemi millileştirmeye çalışan bir yapıları vardı. Böyle bir yapıyı dışlamamız anlamsız olurdu. Tam tersine devletin milli çıkarları için pozitif ayırımcılık yaptık. Yapmamız lazımdı.
Gerçekten de Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da anlaşılacağı üzere bu yapının uluslararası bir yapı olduğu ortaya çıktı. Görüldü ki dershaneler, öğrencileri geleceğe hazırlamak gibi ulvi bir görev üstlenmek yerine “insan devşirme merkezleri” olarak kullanılıyor. Bizim kalbimizde kötü bir şey yoktu; olamazdı da…
Dershaneler olayın nirengi, kırılma noktası oldu. Dershanelerin dönüştürülme kararı ile ipler koptu. Öncesinden başlamıştı, ama son noktayı dershaneler koydu. Hatta tabir yerindeyse, dershane olayı ile birlikte “hücum!” dediler. Karşılıklı bekleyen ordular birbirine girdi.
Sizin, AK Parti ile problemleriniz olabilir, diğer partilerle ve kurumlarla problemleriniz olabilir ama devletle probleminiz olamaz.
Bu yapının temelden, “intihar bombacısı” insan yetiştirdiğini gördük. Bakın Muammer Akkaş, elinde bir bildiri ile Çağlayan Adliyesi’nin önüne çıktığı zaman aynı “İntihar Bombacısı” fotoğrafını verdi. Nitekim öyle de oldu.

BİZ LA YÜS’EL DEĞİLİZ
“Yine bu konu ile bağlantılı, Ergenekon, Balyoz gibi davalar ve TSK’ya kurulan kumpas?”
“Cemaat ile Aynı parantezde aldığımız eleştiri. Öncelikle şunu kabul edelim biz “La Yüs’el” değiliz.
“La Yüs’el ne demek Başkan?”
Sorumsuz olmayan, sorulamaz, sorumsuz anlamınadır. AK Parti öyle bir kurum değildir. Yaptığımız her şey doğru anlamında değildir. Önce insanız. Ve insan Nakıs’tır. Hafıza-ı Beşer nisyanla mamuldür. Bu Cemaat ne olduğu anlaşılmadan ortaya çıkan bir durumdur. İşte az önce sözünü ettiğim intihar bombacısı olayında olduğu gibi düzenlenen belgeler, belgeyi düzenleyenler. Ve bu yapının uluslararası ilişkileri olayı bu noktaya kadar getirmiştir.
“Dershaneler demişken. Eğitim’de ‘Tevhid-i Tedrisat’tan vaz geçip, sistemin yaz-boz tahtasına dönüştürülmesi?”
“Kurulu statükonun kurulu düzeni vardı. Bunların doğruluğunu yanlışlığını tartışmadık. Bu sistem doğru mudur yanlış mıdır? Artık günümüzün ihtiyaçlarını karşılıyor mudur? Bunları hiç tartışmadık. 15 yıllık AK Parti iktidarı bu yanlışlıkları düzeltme adına eğitim sisteminde değişiklik yapmıştır.
İnsanların pazara gitmesi, sinemaya, tiyatroya gitmesi ne kadar doğalsa Kuran Kurslarına gitmesi de doğaldır. Günlük yaşam içerisinde uygulanan bir davranış biçiminin devlet dairelerinde de aynı olması gerek. Toplumun tüm dinamiklerinin devlet dairelerinde temsil edilmesi lazım. Hem fiili hem kavli olarak temsil dilmesi gerekmektedir.
Devlet kurumlarının, vatandaşın sosyal yaşamından kopuk olması düşünülemez.
Her görüşün resmi kurumlarda temsil edilmesi gerekmektedir..”
“Mühendislikten mühendis, Tıbbiyeden doktor, İmam hatipten imam yetişir… Bu kadar İmam yetiştirme ısrarı neden?”
“İmam hatibe gidecek herkesin imam olacağı diye bir kayıt yoktur. Ben de imam hatip mezunuyum ama gördüğünüz gibi İmam değil avukatım. Ben İmam Hatip eğitimi aldım, ama ideallerim vardı hukuk fakültesine gittim.
İmam hatip, ille ki imam çıkarsın veya müezzin çıkarsın diye çaba veren bir kurum değil.
ERGENEKON KUMPASININ EŞ DEĞERİDİR
“17-25 Aralık operasyonları?”
Ergenekon Balyoz gibi operasyonları basından da izlediniz. Kamuoyu oluşturma, oluşturulan kamuoyunun yönlendirilmesi, yönetilmesi, böyle bir yapı, belirli şehirlerdeki üç beş katlı binalardan yönetilecek bir organizasyon değil. Yapılan işler ve devlete verilen tahribatlar bu üç beş katlı binalardaki insanların boyutlarını çok aşar. Uluslararası bir bağlantı ile karşı karşıya kalınmıştır. Ergenekon, Balyoz gibi davalarda oluşturulan delillere bakınca şüpheye düşmedik. Profesyonelce hazırlanmış bir delillendirme sistemi. Ve bu delilleri hazırlayan hukukçular, çekirdekten eğitilen intihar bombacıları. AK Parti Bu yapıyı besleyen, can veren dershane sistemine dokununca, aynı yapı bu kez, 17-25 aralık kumpasını tertiplemiştir. Ergenekon, balyoz gibi kumpaslar yapıldığında nasıl ki, delil karartma, delil düzenleme, algı oluşturma operasyonları yapıldıysa 17-25 aralık operasyonları da bunlardır. Bunun eş değeridir.
SARAY MİLLETİN DİKİLİ AĞACIDIR
“Saray Çok gerekli miydi?”
“Bazen imaj önemlidir. Keşke bu saray Cumhuriyet ilk kurulduğunda yapılsaydı.
Topkapı, Dolmabahçe, Çırağan, Beylerbeyi saraylarını düşünün. Bu saraylar, bir devletin ihtişamını temsil ediyor. Bu millet böyle bir saraydan idare edilmeyi ve temsil edilmeyi hakkeden bir millettir.
Bu saray milletin sarayıdır. Veya bu külliye milletin külliyesidir.
Bu konuyu ben böyle görüyorum. Bunu CHP de yapmış olsaydı MHP de yapmış olsaydı takdir ederdim. Saray, bu milletin dikili ağacıdır.

PKK KÜRTLERİN DE SORUNUDUR
“Açılım iyi mi oldu kötü mü oldu?”
Açılım denenememişin denenmesiydi.
Devletin bir kurumsal yapısı vardır bir de endirekt olarak görüşmesi gereken kişi ve kurumlarla görüşülebilir. Yıllardan beri silahla çözüm aranmış. TSK mücadele veriyor, PKK direniyor. 40 yıldan sonra, konuşarak çözme programı hazırlanmıştır.
Bu işi bir de konuşarak çözelim, böyle bir şeyi hiç gündeme almadınız. Bir de konuşmayı deneyelim. AK parti nasıl Türkiye’de hep ilkleri getiren bir parti olduysa bu konuda da “Baldıran Zehiri” içerek denemek istedi. Nitekim Cumhurbaşkanımız bunu denemek istedi. Devlet bu işi dener, olması için uğraşır, kan dökülmesi durur. Üç yıl bekledik. Üç yılın sonunda da kaldığı yerden devam edildi. Biz açılım sürecinde Al bayraklı tabutlar doğudan, batıya gitmediği dönemler oldu. Bu özlenen bir durumdu. En azından eleştiri olarak, neden bu işi yapmadınız denmesin diye yapılmıştır. Bir damla kan dökülmemesi amacı ve düşüncesiyle yapılmıştır. Bana göre TC’nin ne kadar PKK diye bir sorunu vara Kürtlerin de PKK diye bir sorunu vardır.
Hiçbir hak PKK nedeniyle Kürtler tarafında kazanılmış değildir.
İsterim ki sosyal düşünce, toplumda statükoya karşı duyan ve toplumun alışkın olmadığı bir sistemi söyler. Ama CHP sistemi korumaya çalışıyor. CHP “savaş istemiyoruz” diyor ama alternatifiniz nedir? Karanlığa karşısınız ama aydınlık için çözümünüz ne?
Hangi lider, hangi devlet savaşı isteyebilir.
SÖZLÜ ASLİ GÖREVİ İLE İLGİLENSİN
“Erdoğan’a ölçüsüz hayranlık AK partiye ne kadar zarar veriyorsa, ölçüsüz Erdoğan düşmanlığı da muhalefete o kadar zarar veriyor. Siz ne dersiniz?”
Bu ülkede 40 yıldan beri nasıl terör olduysa şu anda da aynı şeyi yaşıyoruz. Bu anlamda muhalefette bir akıl tutulması var. Ne zaman bir şehit cenazesi olsa PKK’dan önce “Erdoğan”ın adını telaffuz ediyor. Bu akıl tutulmasıdır.
Erdoğan bu konuda “Baldıran Zehir’i İçeceğiz” diyerek bu riske girmiş ve kan dökülmesini önleyecek yöntemleri denemiştir.
Önce Teröriste ne diyeceksen de, olayları anla sonra varsa hatası cumhurbaşkanlığını eleştir.
Cumhurbaşkanlığınız eleştirilmez değildir.
Türkiye’de gündeme gelmenin en pratik yolu Cumhurbaşkanına saldırı olarak algılandı.
Hüseyin Sözlü, Cumhurbaşkanına laf söylüyor. “Filancadan sonra gelsin” diyor. Sen Adana’ya hizmete bak. 3 yıl önce evimden 10 dakikada çarşıya iniyordum şimdi yarım saatte inemiyorum. Sen bu konuda çalışma yap. Kendi görevini yap.
Her yıl Adana’ya 5 bin araç giriyor, buna uygun yol yapıyor musun? Sen ona bak. Asli görevin ile ilgilen.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Haber Yazılımı: CM Bilişim







.20160727090929.jpg)












