Oturup insanlığın yok olduğuna ağıt yakmak mı acaba insanlık? Saatlerce problemlerin konuşulduğu/yazıldığı ama bir türlü bir arpa boyu yol alamamak mı?
"asra anadolusunda ki insanoğlu zarardadır." ayetini okuyan ve arkasından insanoğlu zarardadır diyen (bu kadar vakti bu kuruntularla, sitemlerle geçiren) mi zarardadır?
Gercek yürek zannımca bunları yazmaya bile zaman bulamamak olduğu kanaatindeyim.
hüseyin ACARLAR
01 Ocak 2012 Pazar 13:50
TENEŞİR NEYİ PAKLAMAZ
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Ezel ve ebedin sahibinin gökten vaat ettiğini bırakıp yerden bitene talipti insanlık. Kevser şarabını elimizin tersiyle itip, gidip şehre kırmızı şaraba yaltaklanıyorduk.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Men ve Selvayı küçümseyip kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından istiyorduk. O üstün olanı daha aşağı olanla değişmek isteyenlerden farklı değildik.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Grosmarketlerin rafları tavana kadar dolu olduğu halde, açlık vardı. Fakirlik, sefillik şehri mekân tutmuştu. Fakirlerin çığlığını kimsecikler duymuyor, hatta komşunun biri açken ötekisi fazlaca işkembe-i kübrayı doldurup geğiriyordu. Geğirme kokusunu miski amber sayıp elhamdülillah diyordu.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
İnsanlar kutu kutu binalar dikiyor, ama yinede evsiz barksızların sayısı artıyordu.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Allahın bir pulunu bekleyedursun on kul on kişiye bir pul bir kişiye on pul dağıtanlara adil yönetici diyorlardı.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
İktidarın iktidarlığı için halka yalvardığı ama yinede eşsiz zulümler işlediği vakitlerdi.
Müslümanlar da mezkûr düşünceden etkilenme içine girebiliyorlar. Yaratıcıyı, modernitenin mantığı içinde kavramakta ve dünyevi şeyler istemekteydiler.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Dostum tarihte ne zaman Peygamber gönderilmişse onu
kentten çıkartılmış bulmak sünnetullah haline gelmiştir.
Kendilerini İslamcı olarak tanımlayanlar şehrin eşkıyası gibi Müslümanları kendi şehirlerinde sürgün yaşatıyorlar buna profan yaşamlarından kalanı komün çerçevenin gücünü ekliyorlardı.
Dostum oysa ben daha güzel rüyalara dalmak için uyumak isterdim.
Dünyaya dair amaçların söndürülmesi, başka alemlere geçişin aracı, anahtarı olarak metodolojik bir yaklaşımı ifade eder diyordun ya hani aynen öyle.
Hayat hep bilgece çocukluktan başlatıp, çocukça kocamışlığa sürüklüyor. Koşu (yelkovan) ile yürüyüş (akrep) saatte bir tevhid ediliyor. Her büyük uygarlık, kültür, bir gün yine bedavetin iklimine düşüyor. Nereye gidersen git, yine buraya geleceksin.
Kahramanlık, biraz da zalimlerin, aç gözlülerin, dalaverecilerin, eyyamcıların, sergüzeştlerin, hatta korkakların işidir. Emperyalizmin tarihi, Sezar, Attila, Napolyon, Bismark, Kazıklı Voyvoda, Hitler gibilerinin alçakça başarılarıyla kıvanır. Yiğitlerden hiç bahsetmez. Yiğit (feta) emaneti korur, doğru söyler, her işinde helal arar, belaya sabreder, dünyaya tamah etmez, nefsini kınar, kanaat eder, kötü söz dinlemekten kaçınır, insanlara ikram eder, dinde üstün ve dünyada aşağı ile sohbet eder, muttakilerle dost olur, haksız yere cana- mala kıymaz, eğriyi gücü yettiğince doğrultur. Tarihin bunlarla işi olmaz.
Ezilenlerin yanında olmak zor sayılmaz.Bilirsiniz ki zavallıları dertleri ile bırakıp gittiğinizde; sizi bekleyen, hıfzeden, savunduğunuz için kahraman sayan bir yer ile yar vardır. Ezilmek, itelenmek, mağduriyeti donuk parıltısız gözlere anlatmak, öfkeyi yutmak, musibete sabretmek, yalnızlığı giyinmek zordur, cesaret işidir. Garibin ortağı budur
Fakirlik, iki kanatlı kuştur, semalarda onunla uçar; zenginlik, acayip ağırlıktır, bir çamura saplanmaktır. Çamuru ağırlıklar artınca biliyoruz; ama semayı görmek hafiflik istiyor.
Beden donumdan çıkıp ona aciz bir mahluk olarak bakmam, salih bir adam gibi ölmeyi başarmam olamaz mı?
Müslümanlar, geri kalmışlık/ mağdurluk psikolojisi ile muhataplarından rövanşı alma cehdiyle hareket ediyorlar. Oysa İlahi sünnet göstermiştir ki acıyı acıyla ovmayı vaz eden peygamber yoktur. Ashab-ı Güzin, eziyet görmüş, lakin mağduriyetini isyan veya şiddetin gerekçesi kılmamıştı.
Musibete karşı kuvvete başvurarak karşılık vermek Müslümanın ahlâki arınmışlığının yansıması değil. Affa sarıl, marufu emret, cahillerden yüz çevir (7: 199) denmiştir. Cahiller kendilerine laf atarsa, selam der, geçerler (25: 63).
Dostum haklısınız biz dünyalı değiliz. Buraya ait değiliz, buradan geçiyoruz."Komşusu açken tok yatan bizden değildir"den modernizmin sığ ibahiyesinde boğulup komşusuna hava atana dönüşmüşlerin hakikat perdelemesi gözümüzden kaçmış, Hakkı söylemenin kendisinden başka eylem yoktur. Gariplerin yolu budur. Muhabbet selam ve dua ile
METİN CAN
30 Aralık 2011 Cuma 23:28
HAYAT
hayatın anlamı var ise oda dürüst olabilmek ve dürüst kalabilmektir.yoksa insan ha yaşamış ha yaşamamış.
AHMET YILDIRIM
30 Aralık 2011 Cuma 11:01
İNSANLIK ÖLMÜŞ
tarih boyunca insanlığın öldüğünü hep okuduk okumaya devam ediyoruz.allah yer yüzünde bir halife var edeceğini söylediğinde melekler kan dökecek birsini mi var edeceksin biz seni takdis ve tesbih ederken,allahu teala siz bilmezsiniz ben bilirim dediği teneşirde yatmayan asli ruhtu aslında oda kerbelada kanlarıyla ,canlarıyla ,mallarıyla,ruhunu allaha satan yiğitlerdi.
evet kan dökecek birileri olacaktı ama bu kan islamın yeşermesiydi İŞTE O İMAM HÜSEYN Dİ.yezit kan döktü sonuç ortda dünya LEBBEYK YA HÜSEYN DEYİP HAYKIRMADA.
Zaten o değilmiydi imam hüseyn dünyaya geldiğinde arştaki melekler onu tazim için hz.fatıma nın evini doldurmuşlardı.allahın bildiği o tatmin olmuş nefis için tazimde bulunmayı kendilerine görev biliyorlardı.
futrus meleği dahi kanatlarının tekrar çıkması için imam hüseynin beşiğine dokundurmuştuda allah onu eski haline çeviriverdi.teneşirde olmak veya olmamak asıl mesele YAŞARKEN O HÜSEYNİ RUH VARMI YOK MU?TARİH GÖSTERDİKİ O DÖNEMDE İNSANLIK KAYBETTİ.KAYBETMEMEK İÇİN ALLAHIN RESULUNU VE ONUN AİLESİNİN HAYATINI DERK ETME ZAMANI GELDİ GEÇİYOR BİLE.
fatih köse
29 Aralık 2011 Perşembe 11:13
Ellerinize ve yüreğinize sağlık..
Şimdiye kadar okuduğum en içli yazılardan biriydi.Tekrar ellerinize sağlık yüreğinize sağlık diyorum.
hüseyin agus
28 Aralık 2011 Çarşamba 23:44
insani ruh
Insanda ruh varsa hayat vardir.hayat varsa yasam vardir.yasam varsa mücadele vardir.allah kitabinda sehitler için ōlümsüz tabirini kullanir.yani allah için olan heresy aslinda ōlümsüzlesir.
Tenesirde olmamak için allahta var olmak gerek.gerisi varligi olmasada sorun teskil etmez.vesselam
cumali topçuoglu
28 Aralık 2011 Çarşamba 22:37
yoksa gönüllermi teneşirde yatan
Kudüste aşk bambaşkadır...
Bazen Mescid_i Aksa'ya bakıp saatlerce ağlamaktır...
Kubbetü_s Sahranın önünden geçince Ömeri anlamaktır...
Selahattine seslenmektir bazense aşk!!!
Tarihe bakmaktır,Miracı yaşamaktır...
Hala anlamıyorsun değil mi Şeyh Yasin'in gözlerindeki aşkı?
Rantisinin bakışlarındaki ışığı...
Ama doğru ya sen tanımazsın ki onları...
İntifadalar başlatamazsın yüreğinde...
Artık tanımanın vakti gelmedi mi kardeşim?
Aksa esirken ben nasıl özgür dolaşırım demenin vakti gelmedi mi?
Kudüste aşkı anlamanın vakti gelmedi mi?
Şimdi bakışlarını Kudüse doğru çevir ve düşün
Belki ilk ve son bakışındır Kudüse
Aksa için ağla, haykır dünyaya
Ağıt tutsun yüreğin
Sende başkaldır, artık bu dava benim de davam de
Hadi biat et Rabbine!
Sonra Kudüs çocukları gelsin aklına...
Bir taşta benim için at küçüğüm diye seslen ona
Eminimki seni duyacaktır...
Ve eminimki o taş yerini bulacaktır...
Selam olsun Aksa'ya
Selam olsun eli taş tutan çocuklara
Selam olsun Kudüs davasını kendi davası edinenlere...
"asra anadolusunda ki insanoğlu zarardadır." ayetini okuyan ve arkasından insanoğlu zarardadır diyen (bu kadar vakti bu kuruntularla, sitemlerle geçiren) mi zarardadır?
Gercek yürek zannımca bunları yazmaya bile zaman bulamamak olduğu kanaatindeyim.
Ezel ve ebedin sahibinin gökten vaat ettiğini bırakıp yerden bitene talipti insanlık. Kevser şarabını elimizin tersiyle itip, gidip şehre kırmızı şaraba yaltaklanıyorduk.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Men ve Selvayı küçümseyip kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından istiyorduk. O üstün olanı daha aşağı olanla değişmek isteyenlerden farklı değildik.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Grosmarketlerin rafları tavana kadar dolu olduğu halde, açlık vardı. Fakirlik, sefillik şehri mekân tutmuştu. Fakirlerin çığlığını kimsecikler duymuyor, hatta komşunun biri açken ötekisi fazlaca işkembe-i kübrayı doldurup geğiriyordu. Geğirme kokusunu miski amber sayıp elhamdülillah diyordu.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
İnsanlar kutu kutu binalar dikiyor, ama yinede evsiz barksızların sayısı artıyordu.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Allahın bir pulunu bekleyedursun on kul on kişiye bir pul bir kişiye on pul dağıtanlara adil yönetici diyorlardı.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
İktidarın iktidarlığı için halka yalvardığı ama yinede eşsiz zulümler işlediği vakitlerdi.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Halk ahlâktan ayrıldığı kavşakta cahiliyete dönüşüyor.Cehaletin şahane tuğrası Kabilin torununda, Habilin torunlarının acıtan yerlerine bastırarak vuruyordu.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Müslümanlar da mezkûr düşünceden etkilenme içine girebiliyorlar. Yaratıcıyı, modernitenin mantığı içinde kavramakta ve dünyevi şeyler istemekteydiler.
Dostum ben bir rüya gördüm belki de kâbustu?
Dostum tarihte ne zaman Peygamber gönderilmişse onu
kentten çıkartılmış bulmak sünnetullah haline gelmiştir.
Kendilerini İslamcı olarak tanımlayanlar şehrin eşkıyası gibi Müslümanları kendi şehirlerinde sürgün yaşatıyorlar buna profan yaşamlarından kalanı komün çerçevenin gücünü ekliyorlardı.
Dostum oysa ben daha güzel rüyalara dalmak için uyumak isterdim.
Dünyaya dair amaçların söndürülmesi, başka alemlere geçişin aracı, anahtarı olarak metodolojik bir yaklaşımı ifade eder diyordun ya hani aynen öyle.
Hayat hep bilgece çocukluktan başlatıp, çocukça kocamışlığa sürüklüyor. Koşu (yelkovan) ile yürüyüş (akrep) saatte bir tevhid ediliyor. Her büyük uygarlık, kültür, bir gün yine bedavetin iklimine düşüyor. Nereye gidersen git, yine buraya geleceksin.
Kahramanlık, biraz da zalimlerin, aç gözlülerin, dalaverecilerin, eyyamcıların, sergüzeştlerin, hatta korkakların işidir. Emperyalizmin tarihi, Sezar, Attila, Napolyon, Bismark, Kazıklı Voyvoda, Hitler gibilerinin alçakça başarılarıyla kıvanır. Yiğitlerden hiç bahsetmez. Yiğit (feta) emaneti korur, doğru söyler, her işinde helal arar, belaya sabreder, dünyaya tamah etmez, nefsini kınar, kanaat eder, kötü söz dinlemekten kaçınır, insanlara ikram eder, dinde üstün ve dünyada aşağı ile sohbet eder, muttakilerle dost olur, haksız yere cana- mala kıymaz, eğriyi gücü yettiğince doğrultur. Tarihin bunlarla işi olmaz.
Ezilenlerin yanında olmak zor sayılmaz.Bilirsiniz ki zavallıları dertleri ile bırakıp gittiğinizde; sizi bekleyen, hıfzeden, savunduğunuz için kahraman sayan bir yer ile yar vardır. Ezilmek, itelenmek, mağduriyeti donuk parıltısız gözlere anlatmak, öfkeyi yutmak, musibete sabretmek, yalnızlığı giyinmek zordur, cesaret işidir. Garibin ortağı budur
Fakirlik, iki kanatlı kuştur, semalarda onunla uçar; zenginlik, acayip ağırlıktır, bir çamura saplanmaktır. Çamuru ağırlıklar artınca biliyoruz; ama semayı görmek hafiflik istiyor.
Beden donumdan çıkıp ona aciz bir mahluk olarak bakmam, salih bir adam gibi ölmeyi başarmam olamaz mı?
Müslümanlar, geri kalmışlık/ mağdurluk psikolojisi ile muhataplarından rövanşı alma cehdiyle hareket ediyorlar. Oysa İlahi sünnet göstermiştir ki acıyı acıyla ovmayı vaz eden peygamber yoktur. Ashab-ı Güzin, eziyet görmüş, lakin mağduriyetini isyan veya şiddetin gerekçesi kılmamıştı.
Musibete karşı kuvvete başvurarak karşılık vermek Müslümanın ahlâki arınmışlığının yansıması değil. Affa sarıl, marufu emret, cahillerden yüz çevir (7: 199) denmiştir. Cahiller kendilerine laf atarsa, selam der, geçerler (25: 63).
Dostum haklısınız biz dünyalı değiliz. Buraya ait değiliz, buradan geçiyoruz."Komşusu açken tok yatan bizden değildir"den modernizmin sığ ibahiyesinde boğulup komşusuna hava atana dönüşmüşlerin hakikat perdelemesi gözümüzden kaçmış, Hakkı söylemenin kendisinden başka eylem yoktur. Gariplerin yolu budur. Muhabbet selam ve dua ile
evet kan dökecek birileri olacaktı ama bu kan islamın yeşermesiydi İŞTE O İMAM HÜSEYN Dİ.yezit kan döktü sonuç ortda dünya LEBBEYK YA HÜSEYN DEYİP HAYKIRMADA.
Zaten o değilmiydi imam hüseyn dünyaya geldiğinde arştaki melekler onu tazim için hz.fatıma nın evini doldurmuşlardı.allahın bildiği o tatmin olmuş nefis için tazimde bulunmayı kendilerine görev biliyorlardı.
futrus meleği dahi kanatlarının tekrar çıkması için imam hüseynin beşiğine dokundurmuştuda allah onu eski haline çeviriverdi.teneşirde olmak veya olmamak asıl mesele YAŞARKEN O HÜSEYNİ RUH VARMI YOK MU?TARİH GÖSTERDİKİ O DÖNEMDE İNSANLIK KAYBETTİ.KAYBETMEMEK İÇİN ALLAHIN RESULUNU VE ONUN AİLESİNİN HAYATINI DERK ETME ZAMANI GELDİ GEÇİYOR BİLE.
Tenesirde olmamak için allahta var olmak gerek.gerisi varligi olmasada sorun teskil etmez.vesselam
Bazen Mescid_i Aksa'ya bakıp saatlerce ağlamaktır...
Kubbetü_s Sahranın önünden geçince Ömeri anlamaktır...
Selahattine seslenmektir bazense aşk!!!
Tarihe bakmaktır,Miracı yaşamaktır...
Hala anlamıyorsun değil mi Şeyh Yasin'in gözlerindeki aşkı?
Rantisinin bakışlarındaki ışığı...
Ama doğru ya sen tanımazsın ki onları...
İntifadalar başlatamazsın yüreğinde...
Artık tanımanın vakti gelmedi mi kardeşim?
Aksa esirken ben nasıl özgür dolaşırım demenin vakti gelmedi mi?
Kudüste aşkı anlamanın vakti gelmedi mi?
Şimdi bakışlarını Kudüse doğru çevir ve düşün
Belki ilk ve son bakışındır Kudüse
Aksa için ağla, haykır dünyaya
Ağıt tutsun yüreğin
Sende başkaldır, artık bu dava benim de davam de
Hadi biat et Rabbine!
Sonra Kudüs çocukları gelsin aklına...
Bir taşta benim için at küçüğüm diye seslen ona
Eminimki seni duyacaktır...
Ve eminimki o taş yerini bulacaktır...
Selam olsun Aksa'ya
Selam olsun eli taş tutan çocuklara
Selam olsun Kudüs davasını kendi davası edinenlere...