ASLINDA BU SORUYU TANER TALAŞA SORMAK LAZIM...AYTAÇ DURAK GİTİKTEN SONRA BELEDİYENİN GİDİŞATINI KENDİ ÜSLUBUYLA HİÇ ELEŞTİRMEDİ..
Ahmet Yıldız(değişim)
19 Mayıs 2012 Cumartesi 21:15
PERFORMANS.
Doğunun Mistik Havası;Zarif Kadınlarının İnsanı Yumuşatan Masajı,Sn.Meclis Üyelerimize İyi Gelir;Performanslarını Artırır...
Bu da Bize Hizmet Olarak Yansır!
Sn.Meclis Üyeleri,Siz Bize ALLAH'ın Bir Lütfusunuz;Gözlerimizin Nurusunuz.
Lütfen Gelecek Dönemde Aday Olun;Bizi Zatıalinizden Mahrum Etmeyin,Bu Güzel Hizmetlerinizi Bizden Esirgemeyin;
Altın Koza da da Sizden İyi Performans Bekliyoruz.
Güzide Sanatçılarımızla,Akstritlerimizle Güzel ve Uyumlu Çalışıp ADANA'mıza Layık Olduğu TURİZM ve Tanıtım,Faaliyetlerini En Güzel Bir Biçimde Yapmanızı Bekliyoruz;Her Zaman Olduğu Gibi...
Bizim İçin,Kendinizi Daha Fazla Heder Etmemenizi Diler,Başarılarınızın Katlanarak Devam Etmesini Dileriz.
ömer
19 Mayıs 2012 Cumartesi 12:51
ders alın
Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) bir gece makamında iken sahabeden biri ziyaretine gelir. Selam verir. Hz. Ömer verilen selamı almaz. Sahabi efendimiz, müsait bir yere oturur. Bu sırada Hz. Ömer işiyle meşguldür. Sahabi beklemeye başlar. Hz. Ömer ise bir müddet daha çalışmaya devam eder.
Neden sonra iş biter. Hz. Ömer, mumu söndürüp başka bir mum yakar. O anda selamını alır. Konuşmaya başlar. Sahabi sorar:
- Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın. Sonra niçin bir mumu söndürüp diğer mumu yaktın ve ondan sonra benle konuşmaya başladın?
Hazreti Ömer (radıyallâhu anh): Evvelki mum devletin hazinesinden alınmıştı. O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım. Ondan sonra seninle meşgul olmaya başladım.
Sahabinin gözleri yaşarır, ellerini kaldırarak şöyle dua eder: Ya Rabbi! Hattab oğlu Ömeri bizim başımızdan eksik etme!
Belki de bu hadiseyi okuyan bazı insanlar, Hadi canım sen de olur mu hiç böyle bir şey! diyebilirler. Ancak bu misal geçmişte yaşanan bir vakadır. Bu örnek bize bir insanın devlete veya kamuya ait bir malı kullanırken nasıl bir hassasiyet göstermesi gerektiği hususunda bir fikir veriyor.
mahmut köylü
19 Mayıs 2012 Cumartesi 12:49
yazıklar olsun
sayın palamut bunlar mecliste birbirlerini yerler ...ama gezi oluncada zıkkımın dibini yerler...
kadir severoğlu
19 Mayıs 2012 Cumartesi 12:47
yakışır
bu gezi chp akp mhp ortaklığının bir neticesidir...ey adanalı hesap sor senin paranla seks merkezine gidilecek alem yapılacak sessiz kalmayın bakın kimler gidiyor bu geziye sonrada konuşurlar yetimin hakkını koruyoruz diye nutuk atarlar...
devlet malı
19 Mayıs 2012 Cumartesi 11:35
deniz
özellikle ilçe belediyesinin meclis üyeleri seks bölgesi olan galiba patanya denen yerde 4 gün kalacaklarmış yazıklar olsunharam zıkkım olsun devletin parası ile seks bölgesini geziyorlar yokmu bunlara dur diyecek...
Bu da Bize Hizmet Olarak Yansır!
Sn.Meclis Üyeleri,Siz Bize ALLAH'ın Bir Lütfusunuz;Gözlerimizin Nurusunuz.
Lütfen Gelecek Dönemde Aday Olun;Bizi Zatıalinizden Mahrum Etmeyin,Bu Güzel Hizmetlerinizi Bizden Esirgemeyin;
Altın Koza da da Sizden İyi Performans Bekliyoruz.
Güzide Sanatçılarımızla,Akstritlerimizle Güzel ve Uyumlu Çalışıp ADANA'mıza Layık Olduğu TURİZM ve Tanıtım,Faaliyetlerini En Güzel Bir Biçimde Yapmanızı Bekliyoruz;Her Zaman Olduğu Gibi...
Bizim İçin,Kendinizi Daha Fazla Heder Etmemenizi Diler,Başarılarınızın Katlanarak Devam Etmesini Dileriz.
Neden sonra iş biter. Hz. Ömer, mumu söndürüp başka bir mum yakar. O anda selamını alır. Konuşmaya başlar. Sahabi sorar:
- Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın. Sonra niçin bir mumu söndürüp diğer mumu yaktın ve ondan sonra benle konuşmaya başladın?
Hazreti Ömer (radıyallâhu anh): Evvelki mum devletin hazinesinden alınmıştı. O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım. Ondan sonra seninle meşgul olmaya başladım.
Sahabinin gözleri yaşarır, ellerini kaldırarak şöyle dua eder: Ya Rabbi! Hattab oğlu Ömeri bizim başımızdan eksik etme!
Belki de bu hadiseyi okuyan bazı insanlar, Hadi canım sen de olur mu hiç böyle bir şey! diyebilirler. Ancak bu misal geçmişte yaşanan bir vakadır. Bu örnek bize bir insanın devlete veya kamuya ait bir malı kullanırken nasıl bir hassasiyet göstermesi gerektiği hususunda bir fikir veriyor.