gerçek vali kendi bölgesinde yaşayan en fakirle fakir olandır.eğer bu yoksa sadece yöneticidir.komşusu aç olan tok yatan madem islamın dışında şu an valibeyin sınırlarında yaşayan kaç aç var bunu bildiğini sanmıyorum.makam arabaların arkasında oturup camdan halka farklı bir pencereden bakan sadece politikacıdır.sayın valimize bir sorum olaccak adanamedya aracılığıyla.suriye mültecileriyle iftarda buluştunuz allah orucunuzu ve hayrınızı kabul etsin,lakin onlardan daha önce adanada mülteci olan afganlı halkıyla neden bir araya gelmediniz.herşey açık hükümet neye önem verirse valilerimiz ona önem veriyor.mavimarmara şehitlerinde bunu barzi görmüştük.sahi valilerimiz veya yöneticilerimizin mavi marmara şehitleri için birşeyler yaptığını duyan veya gören varmı?gören varsa bizde haber versin.
sayın valimizin ve bürokratlarımızın bir gün sadece birgün bir miskin veya fakir gibi yaşamasını çok isterdim.ama buna sıra gelmeyecek çünkü zengin sofralarından buna fırsat yok.unutmayın fırsatlar bulutlar gibidir gelip geçer.bugün mülteci suriyeli kardeşlerimize yaptığınız katkıyı adana halkının varoşlarına yapsaydınız ne tinerci,ne hırsız,nede esrar çeken gençler olmayacaktı.suriyeliler bugün var yarın yok ama adana halkı herdaim burada.
sayın avlimizin ve bürkratlarımızın şuana kadar çıkıp desinler adanada şukadar miskin,yetim,öksüz,fakir var.ve biz onların tüm ihtiyaçlarını karşıladık,işte ozaman VALİ POLİTİK OLMAKTAN ÇIKAR SAHİCİ VALİ OLUR.VALİNİN DİĞER AÇLIMI VELAYETTİR,YANİ VALİ HERKESİN VEKALETİNİ ÜZERİNE ALMIŞTIR.HATA YAPMA OLASLIĞI OLAMAZ.
HÜSEYİN AĞUŞ
16 Ağustos 2012 Perşembe 03:26
valilere genelge
Hz. Ali (RA)
Hz. Ali (ra) Mısır Valisi olarak atadığı Mâlik bin El-Hârisî el-Eştere bir Emirnâme (Genelge) vererek bazı tavsiyelerde bulundu. Günümüz idarecilerine de hitap eden bu tavsiyeleri Arapçadan dilimize ilk çeviren Milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoydur.
Hz. Ali (ra) iyi idarenin tüm kuralarını içeren tavsiyelerinde şunları söylemektedir:
Ey idareci! Allahtan kork! Allaha itaat et! Farz ve sünnetlere uy! Bunlara uyulmayınca aslâ saadet yüzü görülmez. Bulara uygun davranan da asla hüsrana uğramaz. Bununla beraber şu hususlara dikkat etmenizi tavsiye ederim.
1. Elinle, dilinle ve kalbinle Allahın dinine yardım et, tâ ki Allah da sana yardım etsin.
2. Şehvetlere daldıkça nefsini dizginlemeye bak; çünkü yüce Allah Nefis daima kötülüğü emreder buyurmaktadır.
3. Kalbinin Salih olup olmadığı ancak Allahın kendi kalbinin dilinden söylettiği sözlerle anlaşılır. Heveslerine hakim ol! Sana helal olmayan şeylere karşı nefsi tutmak onun hakkında adaletin ta kendisidir.
4. Halk için kalbinde sevgi ve merhamet duyguları ile lütuf meyilleri besle. Sakın biçarelerin başına kendini yutmayı ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme. Hata ile veya kasıtla işledikleri kabahatleri olsa da ellerinden tutup doğru yola getirmek mümkündür. Affını hoşgörünü bol bol ver.
5. Sakın affettiğin için pişman olma! Sakın cezalandırdığın için sevinme! Sakınma imkanı varken hiçbir badireye atılma. Bir de sakın Ben tam kudret sahibiyim, emrederim, bana itaat ederler deme! Çünkü böyle davranış kalbin fesadı, dinin zayıflaması ve felakete yaklaşması ile sonuçlanır. Seni murakabe eden Allahın yüce kudretini düşün. Fâtır-ı Zülcelâl her zorbayı zelil, her kibirleneni hakir eder.
6. Allaha ve Allahın kullarına karşı adaletten ayrılma. Böyle yapmazsan zulmetmiş olursun. Mazlumun davacısı bizzat Allahtır. Allah birinin hasmı oldu mu artık onun tutunacak hiçbir dalı yoktur.
7. Öyle bir yol takip et ki, hak hususunda en ortası, adalet itibarıyla en yaygını olsun ve halkın çoğunun da rızasını sağlasın. Zira toplumun hoşnutsuzluğu karşısında şahısların rızası hükümsüz kalır. Şahısların öfkesi de toplum içinde erir gider.
8. İdareci için kodaman takımı kadar iyi günde yük olan, kara günlerinde yardımı az olan, adaletten hoşlanmaz, istemekten utanmaz, verilince şükür bilmez, verilmezse değme gadirle savulmaz, felakete sabırsız bir topluluk yoktur. Halbuki İslamın esasını meydana getiren Müslümanların kıymet ölçüsü toplumun çoğunluğu olduğu gibi, dinin ve dünyanın kuvvetinde toplumda düşmana karşı savaşacak da, ancak toplumun çoğunluğudur. Onun için samimiyetin ve meylin daima topluma dönük bulunmalı ve onların refahına dikkat etmelisin!
9. İnsanların sana gizli kalan ayıplarını araştırma! Senin vazifen sana ulaşanı düzeltmekten ibarettir. Bilmediklerin hakkındaki hükmü ise Allah verir. Sen ayıp ört ki Allah da senin ayıbını örtsün.
10. İnsanlar hakkında bütün kin ve nefret düğümlerini çöz. İntikam iplerini kes. Sence açıklık kazanmayan şeylerin tümü hakkında anlamamış gözük. Şunu bunu gammazlayanın sözüne sakın kanma. Gammaz ne kadar saf gözükse de hilekardır.
11. Sakın cimriyi, korkağı ve hırslıyı danışma meclisine alma! Müşavirlerin en kötüsü senden evvel şerlilerle işbirliği yapmış ve onların suçlarına ortak olmuş kimselerdir. Böyleler katiyen senin mahremin olmamalıdır. Çünkü bunlar canilerin yardımcıları ve zalimlerin dostlarıdır.
12. Müşavir edineceklerin hiçbir zalime zulmünde yardım etmemiş, akıl, fikir, rey ve tedbir sahibi kişilerdir. Bunların içinde en layığı, sana acı gerçekleri her şeyden önce söyleyen, yanlışlarda seni ikaz eden ve yağcılık yapmayandır. Bir de kanaatkar ve sâdık olanları sırdaş edin. Seni alkışlamazlarsa bunu hoşça karşıla. Alkışa ve övgüye müsamaha insanı kibre yaklaştırır.
13. Sakın insanların iyisi ile kötüsü senin yanında bir olmasın. Onları hoş görmen iyileri iyiliğinden soğutur, kötülere de cesaret verir.
14. İdareci ile halk arasında karşılıklı güven ve iyi niyete davet eden şey; idarecinin hizmeti, yüklerini hafifletmesi ve adaletle hükmetmesidir.
15. Halk arasında iyi niyetin yetişmesini sağla! İyi muamelenin karşılığı güven, kötü muamelenin karşılığı düşmanlıktır.
16. Toplumun benimsediği ve halkın iyi bir şekilde tatbik ettiği adeti sakın kaldırayım deme! Bu güzel adetin faydası âdeti koyana vebali de bu âdeti kaldıranadır.
17. Daima alimler ve ariflere danışarak iş yap.
18. Toplumda çeşitli kesimler vardır. Bunların her birine karşı görev ve vazifeler vardır. Bunlar çiftçiler, tüccarlar, askerler, hâkimler, tahsildarlar, sanatkarlar, yoksullar vs. Bunların her birine ihtiyaç vardır. Hepsine azami ihtimam göstermek, Allahtan yardım istemek ve nefsini doğruluğa, sabra ve tahammüle alıştırmakla kalkılabilir.
19. Askerlerin başına getireceğin adama çok dikkat et! Allaha, Resulüne ve devlet başkanına daha bağlı ve sadık, kalbi hepsinden temiz ve aklı hepsinden üstün olmalıdır. Kızgınlıkta ağır davransın, özürleri sükun ile dinlesin, zayıflara acısın, kuvvetlilerden de uzak dursun.
20. Şerefli ve itibarlı, şecaat sahibi ve yüksek meziyet sahibi kimselere iltifat et. Bunların sana minnet ifadeleri az olsa da gözüne katiyen hakir görünmesin.
21. İşlerin büyüğünü görüyorum diye küçüklerini takipten geri durma.
22. İdareciler için ülkede adaletin ayakta durmasından ve halkın sevgi gösterisinde bulunmasından daha büyük bir saadet ve huzur vesilesi yoktur. Zira yürekler salim olmadıkça sevgi gösterilemez.
23. Övgüye kayık olanları sena etmekte ve başarıları övmekte kusur etme. Bu durum şecaat erbabını coşturur, gayretsizleri de gayrete getirir. Mevkiinin küçüklüğü bir adamın kıymetinin yararlılığını hafife almana sebep olmasın. Altından kalkamadığını Allaha ve Resulüne havale et. İnsanları iyice tanı. Sakın birinin hizmetini diğeri ile beraber zikretme.
24. Halk arasında hüküm verecekleri; bu işten sıkılmayan, sinirlenip inatlaşmayan, hatasında ısrar etmeyen, menfaat endişesi olmayan, meselenin künhüne vakıf olmadan hükmetmeyen, şüphelerde çok duran, delile kuvvetle sarılan, övülme ile şımarmayan, heyecanla eğilip bükülmeyenlerden seç. Böyleler pek nadirdir.
25. Memurlara zaruretlerini giderecek, halktan ihtiyaçlarını giderecek kadar ihtimamda bulun. Bu din kötü adamların ellerinde esir oldu. Onun namına istenilen yapılıyor ve onun ile dünya elde edilmeye çalışılıyor.
26. Sakın şahsi yakınlık ve tesir altında kalarak hiç kimseye vazife tevdi etme. Zira bencillik ve tarafgirlik zulüm ve hıyanete götüren iki sebeptir.
27. İyi halleri ile bilinen ailelerden gelen, iyi yetişmiş, tecrübeli, haya sahibi, İslama hizmeti geçmiş kimseleri araştır. Zira ahlakı dürüst, namus ve şerefi sağlam olanlar tamaın cazibesine az kapılır ve işlerin varacağı neticeyi en iyi görürler. Bunların geçimlerini de en iyi şekilde temin et.
28. Denetime önem ver. Arkalarından vefalı, doğruluktan ayrılmayan gözcüler gönder.
29. Yardımcılarına karşı ihtiyatlı bulun. İçlerinden biri ihanet eder, bunu ispat edersen hak ettiği cezayı bekletmeden vermelisin.
30. Vergi yönetimine ve kalkınmaya büyük önem ver. Verginin adil ve sağlıklı olması, diğerlerinin de sağlıklı olması demektir. Halk vergi gelirlerine dolayısı ile vergi ödeyenlere muhtaçtır. Halkın imarına ve memleketin kalkınmasına sarf edeceğin emek, vergi toplamaya harcayacağın gayretten fazla olmalıdır. Zira ödeme gücü ancak ülkenin kalkınması ile elde edilebilir. Kalkınma olmadan vergi toplamak isteyen memleketi harabeye çevirir, halkı helak eder, öylelerinin defteri de kısa zamanda dürülür.
31. Zor durumdakilere yardım et. Felaket ve afete uğrayanların dertlerine çare bulmada, yardımcı olmada hiçbir fedakarlıktan kaçınma. Bu şekilde onlara sarf ettiğin sermayeyi sana fazlası ile iade edeceklerdir. Günün birinde yardımlarına dayanacağın bir hadise zuhur eder, gönül hoşluğu ile bütün yükü üzerine alır taşırlar.
32. Kalkınmayı esas al. Kalkınmış ülkeler yük taşımaya mütehammildir, yüklediğini götürebilir. Memleketin harap olması, halkının sefalete düşmesindedir. Ahaliyi sefil eden sebepler de; İdarecilerin servet toplamaya düşkünlükleri, mevkilerinde uzun süre kalma ümidi bir de, geçmişten ibret almamalarıdır.
33. Memurların halini iyice kontrol et, dikkat et. İşlerine en iyilerini getir. Ahlakı düzgün olsun, gördüğü itibarla şımarıp başkalarının yanında sana karşı gelmeye cüret edenlerden olmasın. Sorumluluğuna müdrik bulunsun. Kendi kıymetini bilmeyen başkasınınkini hiç bilmez. Sadece görünüşe değer verme. Çünkü insanlar daima masum tavırlar takınarak gayretkeşlik ederek görünüşlerine göre valilerin gözüne girebilirler. Böyle bir yaklaşımda ihlas yoktur. Senden önceki valilere iyi hizmet etmiş, iyi nam bırakmış olanları araştır. Güvenilirliklerine dikkat et. İşleri taksim ederek her kısmın başına birini geçir ki iş büyük olursa altında ezilmesin, çok olursa dağıtmasın. Şayet memurların hatasını görür de sen aldırmazsan kendin utanılacak duruma düşersin.
34. Ticaret ve sanayi ve ticaret erbabına iyi muamele et. Başkalarına da bu hususta öğütte bulun. Bunlar memleket için hayırlı hizmetlerin sebebidir. Bunlar memleket için barış ve güven adımlarıdır. Ne kargaşa çıkarmalarından kokulur, ne de fesatlarından endişe edilir. Bunların gerek senin yanında, gerek ülkedeki işlerini takip et. Stokçuluk ve alış-verişteki hilekarlığa mani ol. Bu halk için zarar, idareciler için ayıptır.
35. İhtikara mani ol! Zira peygamberimiz (sav) ihtikarı men etmiştir. Alım-satım doğru tartılarla olmalıdır. Fiyatlar da alanı da satanı da ezmeyecek mutedil ölçülerde olmalıdır. Yasaklara uymayanları da ifrata varmamak şartı ile hemen cezalandır.
36. Fakir ve yoksullar hakkında Allahtan kork. En uzaktakilerin de en yakındakiler gibi hakları vardır. Bunların hepsini gözet. Bu haklar sana emanet edilen bir vazifedir.
37. Hiçbir işi basit görerek ihmal etme. Sakın azamet seni onlarla uğraşmaktan men etmesin. Sana kadar gelmeyen işleri sen araştır. Sırf bunlar için Allahtan korkan, alçak gönüllü ve emin adamlar tahsis et ki arada vasıta olsun ve onların işlerini sana bildirsin. Zavallılara ekşi surat gösterme. Aşağı ve hor görülen ve kimse tarafından hesaba alınmayan en ziyade adalet ve yardıma muhtaç olanların işini gör. Öyle çalış ki Allahın huzuruna çıktığın zaman Elimlimden geleni ve gücümün yettiğini yaptım diyebilesin.
38. Yetimlerin ve yaşlı bulunduğu halde hiçbir çaresi olmayanların geçimini üzerine al. Vakıa bu işler çok ağırdır. Bunu Allah ancak halden ziyade âkıbeti düşünen, nefsini dayanıklığa alıştıranlara kolaylaştırır. Bu kişi Allahın vadinin doğruluğuna inananların ve güvenenlerin işidir.
39. İhtiyaç sahipleri için sırf kendileri ile meşgul olacağın bir zaman ve mekan ayır. Hepsi ile beraber otur da, seni yaratan rabbinin rızasını celp edecek bir tevazu göster. Sonra askerini, zabıta memurunu ve yardımcılarını yanında bulundurma ki, sana ihtiyaçlarını çekinmeden söylesinler. Peygamberimiz (sav) den işittim: İçindeki zayıfın hakkını serbestçe kuvvetlisinden alınmayan bir millet hiçbir zaman kuvvetlenmez buyuruyordu. Bir de bunların münasebetsiz sözlerinin ve dert anlatmadaki acizliklerini hoş karşıla, hırçınlık etme. Büyüklük gösterme. Bu yüzden Allah sana rahmet kanatlarını açar, taatına mukabil mükafatını ihsan eder. Verdiğini güler yüz ve tatlı sözle ver; vermediğin taktirde kabul olunabilecek özürler beyan et. Bazı işleri bizzat ifa etmen gerekir. Memurların yetersizlik gösterinde taşradaki görevlilere cevabı sen vermelisin. Halkın ihtiyaçlarını yardımcıların ifa edemezse bunun icabına bizzat sen bakarsın.bir de Bu günün işini yarına bırakma. Çünkü her günün kendine göre işi vardır.
40. Allaha karşı kulluk görevlerini ihmal etme. Vakitlerin en hayırlısı olan seher vakitlerini Allah ile arandaki durumlar için ayır ve nefsine hasret. Allah rızası için hasredeceğin taatın başı zât-ı ilahiye has olan farzları yerine getirmekten ibarettir. Bu Allaha yaklaştıran taatı vücuduna her neye mal olursa olsun eksiksiz yerine getir. İmam olacaksan sakın nen bıktıracak kadar uzun, ne de işe yaramayacak gibi acele etme. Hasta ve iş sahibi kimseler olabilir. Peygamber (sav) beni Yemene gönderirken dedim: Onlara namazı nasıl kıldırayım? bana Onların en zayıfının namazı gibi kıldır buyurdu. Ve ayrıca Müminlere karşı çok merhametli ol! buyurdular.
41. Sakın halktan uzun süre uzak ve saklı durma. İdarecinin halktan uzak kalması halkta yanlış kanata sebep olur. Bunun sonucu onların gözünde hadiselerin büyüğü küçülür, küçüğü büyür.
42. Etrafındakilerden, ileri gelenlerden ve akrabalardan hiçbirine devlet elindeki imkanlardan yararlanma hakkını verme. Bunun karı olmaz, ârı ise sana döner. Has adamlarından birisi yasaları çiğnemiş ise senin için ne kadar güçlü olursa olsun cezasını ihmal etme. Bu hususta sabır, sebat ve dikkat göster. Halkta senin zulmettiğin zannı hasıl olmuş ise kendilerine özrünü bildirerek hakkındaki zanlarını değiştir. Bunu yapmakla nefsini kırmış, idaren altındaki halka da tatlılıkla muamele etmiş olursun.
43. Düşman tarafından sana teklif olunan sulhu (barışı) rıza-ı ilâhiye muvafık ise asla reddetme. Zira barışta askerine istirahat, sana rahat, ülken için de selâmet vardır. Barıştan sonra düşmanlarından daha çok sakın. Bu seni gafil avlamak için de olabilir. Bu hususta hüsn-ü zanna kapılma..
44. Anlaşmalara riayet et. Ahdini yerine getir. Verdiğin sözü muhafaza için icap ederse hayatını bile feda et. Sakın verdiğin sözünden dönme. Sakın ahdine hıyanet etme. Sakın düşmanını aldatma. Bir de bir takım yorumlara müsait ahitlerde bulunma. Sözlerini bozmak için gizli manalardan yararlanma, tevile kalkma.
45. Haksız yere kan dökmekten sakın. Bunun gibi felaket getiren, mesuliyeti büyük, nimetin zevaline, devletin mahvına sebep olan bir şey yoktur. Allah-u Taalâ kıyamet günü, kulları arasında hüküm verirken ilk olarak döktükleri kanlardan başlayacaktır.
46. Sakın kendini beğenme. Sakın nefsinin sana hoş gelen yönlerine güvenme. Övülmeyi isteme. İyilerin iyiliğini mahvetmek için şeytanın elindeki fırsatların en sağlamı budur. Sakın yaptığın iyilikleri başlarına kakmak veya övünmek için anlatma. Yüce Allah Kuran-ı kerimede: Sizin yapmadığınızı söylemeniz, Allah katında menfur bir ameldir buyurur.
47. Sakın işlerine vaktinden evvel atılma. Vakti gelince de sabırsızlık gösterme. Açıklık kazanmayan işlerde inat etme. Vuzuh kesbedince de gevşeklik gösterme. İşlerini yerli yerine koy. Her birisini zamanında ifa et.
48. Herkesin ittifak ettiği konuda kendini kayırmaktan sakın. Memurlarının açığa çıkmış kötülüklerinden habersiz gibi davranma.
49. Öfkeli iken, öfkene, eline ve diline hakim ol. Bunun için badirelerden geri durup şiddetini tehir et ki, öfken geçsin de iradene hakim olabilesin. Şunu da iyi bil ki, bir gün Allaha dönüp hesap vereceksin. Bunu hatırlamadıkça nefsine hakim olma imkanını bulamazsın.
50. Sana gerekli olan evvelkilerin sana ulaşan âdil hükmünü, veya isabetli tutumlarını, veya peygamberden gelen haberleri, yahut Allahın kitabındaki bir farzı, hatırda tutman ve bu tavsiyelere uymandır.
Allahtan dilerim ki rızasına uygun, kulları arasında övgüye layık, ve ülkeler arasında eserler bırakasın. Gücünün yettiği kadar hizmet etmeye Allah beni de seni de muvaffak kılsın. Hakkımızdaki nimeti tamamlasın. Dünyada saadet,ahir hayatta şahadet nasip etsin.
Amin!
Vel-Hamdü Lillahi Rabbil-âlemîn.
sayın valimiz ve yöneticiler lütfedip okurlarsa günümüz için çok dersler olduğunu göreceklerdir.
SEDAT ÖZDEMİR
15 Ağustos 2012 Çarşamba 10:32
YA BİR, YA İKİ
S.A. Ben gidiş ve dönüş güzargahım valılık yolu olduğu için sabah öğle ve akşam olmak üzere günde üç kez bu karmakarışık trafikte mecburen oluyorum.
sabah işe giderken, gün içinde işlerim için ve akşam eve dönerken yaşadığım durum artık o kadar olağan gelmeye başladı ki, kime ne söyleyeyim, kime şikayet edeyim açıkçası bilmiyorum.
yalnız bir şey dikkatimi çekiyor ve çok merak ediyorum. acaba sayın vali nin böyle bir isteğimi var bırakın dolmuş, taxi vb.araçları, ben geçerken ambulans, itfaye vb. geçiş önceliği olan araçlar dahil ben geçerken herkes beklesin diye. yoksa.. bizim zihniyetimizin bozukluğundan kaynaklanan kraldan çok kralcılar mı karar veriyor bu duruma ?. çünkü her iki durumda da vatandaş magdur oluyor. ya bir yada iki durum hangisi olursa olsun kesinlikle halkın sindiremediği bir durumdur. ben budurumdan kaynaklanan haklarımı helal etmiyorum .
sayın valimizin ve bürokratlarımızın bir gün sadece birgün bir miskin veya fakir gibi yaşamasını çok isterdim.ama buna sıra gelmeyecek çünkü zengin sofralarından buna fırsat yok.unutmayın fırsatlar bulutlar gibidir gelip geçer.bugün mülteci suriyeli kardeşlerimize yaptığınız katkıyı adana halkının varoşlarına yapsaydınız ne tinerci,ne hırsız,nede esrar çeken gençler olmayacaktı.suriyeliler bugün var yarın yok ama adana halkı herdaim burada.
sayın avlimizin ve bürkratlarımızın şuana kadar çıkıp desinler adanada şukadar miskin,yetim,öksüz,fakir var.ve biz onların tüm ihtiyaçlarını karşıladık,işte ozaman VALİ POLİTİK OLMAKTAN ÇIKAR SAHİCİ VALİ OLUR.VALİNİN DİĞER AÇLIMI VELAYETTİR,YANİ VALİ HERKESİN VEKALETİNİ ÜZERİNE ALMIŞTIR.HATA YAPMA OLASLIĞI OLAMAZ.
Hz. Ali (ra) Mısır Valisi olarak atadığı Mâlik bin El-Hârisî el-Eştere bir Emirnâme (Genelge) vererek bazı tavsiyelerde bulundu. Günümüz idarecilerine de hitap eden bu tavsiyeleri Arapçadan dilimize ilk çeviren Milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoydur.
Hz. Ali (ra) iyi idarenin tüm kuralarını içeren tavsiyelerinde şunları söylemektedir:
Ey idareci! Allahtan kork! Allaha itaat et! Farz ve sünnetlere uy! Bunlara uyulmayınca aslâ saadet yüzü görülmez. Bulara uygun davranan da asla hüsrana uğramaz. Bununla beraber şu hususlara dikkat etmenizi tavsiye ederim.
1. Elinle, dilinle ve kalbinle Allahın dinine yardım et, tâ ki Allah da sana yardım etsin.
2. Şehvetlere daldıkça nefsini dizginlemeye bak; çünkü yüce Allah Nefis daima kötülüğü emreder buyurmaktadır.
3. Kalbinin Salih olup olmadığı ancak Allahın kendi kalbinin dilinden söylettiği sözlerle anlaşılır. Heveslerine hakim ol! Sana helal olmayan şeylere karşı nefsi tutmak onun hakkında adaletin ta kendisidir.
4. Halk için kalbinde sevgi ve merhamet duyguları ile lütuf meyilleri besle. Sakın biçarelerin başına kendini yutmayı ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme. Hata ile veya kasıtla işledikleri kabahatleri olsa da ellerinden tutup doğru yola getirmek mümkündür. Affını hoşgörünü bol bol ver.
5. Sakın affettiğin için pişman olma! Sakın cezalandırdığın için sevinme! Sakınma imkanı varken hiçbir badireye atılma. Bir de sakın Ben tam kudret sahibiyim, emrederim, bana itaat ederler deme! Çünkü böyle davranış kalbin fesadı, dinin zayıflaması ve felakete yaklaşması ile sonuçlanır. Seni murakabe eden Allahın yüce kudretini düşün. Fâtır-ı Zülcelâl her zorbayı zelil, her kibirleneni hakir eder.
6. Allaha ve Allahın kullarına karşı adaletten ayrılma. Böyle yapmazsan zulmetmiş olursun. Mazlumun davacısı bizzat Allahtır. Allah birinin hasmı oldu mu artık onun tutunacak hiçbir dalı yoktur.
7. Öyle bir yol takip et ki, hak hususunda en ortası, adalet itibarıyla en yaygını olsun ve halkın çoğunun da rızasını sağlasın. Zira toplumun hoşnutsuzluğu karşısında şahısların rızası hükümsüz kalır. Şahısların öfkesi de toplum içinde erir gider.
8. İdareci için kodaman takımı kadar iyi günde yük olan, kara günlerinde yardımı az olan, adaletten hoşlanmaz, istemekten utanmaz, verilince şükür bilmez, verilmezse değme gadirle savulmaz, felakete sabırsız bir topluluk yoktur. Halbuki İslamın esasını meydana getiren Müslümanların kıymet ölçüsü toplumun çoğunluğu olduğu gibi, dinin ve dünyanın kuvvetinde toplumda düşmana karşı savaşacak da, ancak toplumun çoğunluğudur. Onun için samimiyetin ve meylin daima topluma dönük bulunmalı ve onların refahına dikkat etmelisin!
9. İnsanların sana gizli kalan ayıplarını araştırma! Senin vazifen sana ulaşanı düzeltmekten ibarettir. Bilmediklerin hakkındaki hükmü ise Allah verir. Sen ayıp ört ki Allah da senin ayıbını örtsün.
10. İnsanlar hakkında bütün kin ve nefret düğümlerini çöz. İntikam iplerini kes. Sence açıklık kazanmayan şeylerin tümü hakkında anlamamış gözük. Şunu bunu gammazlayanın sözüne sakın kanma. Gammaz ne kadar saf gözükse de hilekardır.
11. Sakın cimriyi, korkağı ve hırslıyı danışma meclisine alma! Müşavirlerin en kötüsü senden evvel şerlilerle işbirliği yapmış ve onların suçlarına ortak olmuş kimselerdir. Böyleler katiyen senin mahremin olmamalıdır. Çünkü bunlar canilerin yardımcıları ve zalimlerin dostlarıdır.
12. Müşavir edineceklerin hiçbir zalime zulmünde yardım etmemiş, akıl, fikir, rey ve tedbir sahibi kişilerdir. Bunların içinde en layığı, sana acı gerçekleri her şeyden önce söyleyen, yanlışlarda seni ikaz eden ve yağcılık yapmayandır. Bir de kanaatkar ve sâdık olanları sırdaş edin. Seni alkışlamazlarsa bunu hoşça karşıla. Alkışa ve övgüye müsamaha insanı kibre yaklaştırır.
13. Sakın insanların iyisi ile kötüsü senin yanında bir olmasın. Onları hoş görmen iyileri iyiliğinden soğutur, kötülere de cesaret verir.
14. İdareci ile halk arasında karşılıklı güven ve iyi niyete davet eden şey; idarecinin hizmeti, yüklerini hafifletmesi ve adaletle hükmetmesidir.
15. Halk arasında iyi niyetin yetişmesini sağla! İyi muamelenin karşılığı güven, kötü muamelenin karşılığı düşmanlıktır.
16. Toplumun benimsediği ve halkın iyi bir şekilde tatbik ettiği adeti sakın kaldırayım deme! Bu güzel adetin faydası âdeti koyana vebali de bu âdeti kaldıranadır.
17. Daima alimler ve ariflere danışarak iş yap.
18. Toplumda çeşitli kesimler vardır. Bunların her birine karşı görev ve vazifeler vardır. Bunlar çiftçiler, tüccarlar, askerler, hâkimler, tahsildarlar, sanatkarlar, yoksullar vs. Bunların her birine ihtiyaç vardır. Hepsine azami ihtimam göstermek, Allahtan yardım istemek ve nefsini doğruluğa, sabra ve tahammüle alıştırmakla kalkılabilir.
19. Askerlerin başına getireceğin adama çok dikkat et! Allaha, Resulüne ve devlet başkanına daha bağlı ve sadık, kalbi hepsinden temiz ve aklı hepsinden üstün olmalıdır. Kızgınlıkta ağır davransın, özürleri sükun ile dinlesin, zayıflara acısın, kuvvetlilerden de uzak dursun.
20. Şerefli ve itibarlı, şecaat sahibi ve yüksek meziyet sahibi kimselere iltifat et. Bunların sana minnet ifadeleri az olsa da gözüne katiyen hakir görünmesin.
21. İşlerin büyüğünü görüyorum diye küçüklerini takipten geri durma.
22. İdareciler için ülkede adaletin ayakta durmasından ve halkın sevgi gösterisinde bulunmasından daha büyük bir saadet ve huzur vesilesi yoktur. Zira yürekler salim olmadıkça sevgi gösterilemez.
23. Övgüye kayık olanları sena etmekte ve başarıları övmekte kusur etme. Bu durum şecaat erbabını coşturur, gayretsizleri de gayrete getirir. Mevkiinin küçüklüğü bir adamın kıymetinin yararlılığını hafife almana sebep olmasın. Altından kalkamadığını Allaha ve Resulüne havale et. İnsanları iyice tanı. Sakın birinin hizmetini diğeri ile beraber zikretme.
24. Halk arasında hüküm verecekleri; bu işten sıkılmayan, sinirlenip inatlaşmayan, hatasında ısrar etmeyen, menfaat endişesi olmayan, meselenin künhüne vakıf olmadan hükmetmeyen, şüphelerde çok duran, delile kuvvetle sarılan, övülme ile şımarmayan, heyecanla eğilip bükülmeyenlerden seç. Böyleler pek nadirdir.
25. Memurlara zaruretlerini giderecek, halktan ihtiyaçlarını giderecek kadar ihtimamda bulun. Bu din kötü adamların ellerinde esir oldu. Onun namına istenilen yapılıyor ve onun ile dünya elde edilmeye çalışılıyor.
26. Sakın şahsi yakınlık ve tesir altında kalarak hiç kimseye vazife tevdi etme. Zira bencillik ve tarafgirlik zulüm ve hıyanete götüren iki sebeptir.
27. İyi halleri ile bilinen ailelerden gelen, iyi yetişmiş, tecrübeli, haya sahibi, İslama hizmeti geçmiş kimseleri araştır. Zira ahlakı dürüst, namus ve şerefi sağlam olanlar tamaın cazibesine az kapılır ve işlerin varacağı neticeyi en iyi görürler. Bunların geçimlerini de en iyi şekilde temin et.
28. Denetime önem ver. Arkalarından vefalı, doğruluktan ayrılmayan gözcüler gönder.
29. Yardımcılarına karşı ihtiyatlı bulun. İçlerinden biri ihanet eder, bunu ispat edersen hak ettiği cezayı bekletmeden vermelisin.
30. Vergi yönetimine ve kalkınmaya büyük önem ver. Verginin adil ve sağlıklı olması, diğerlerinin de sağlıklı olması demektir. Halk vergi gelirlerine dolayısı ile vergi ödeyenlere muhtaçtır. Halkın imarına ve memleketin kalkınmasına sarf edeceğin emek, vergi toplamaya harcayacağın gayretten fazla olmalıdır. Zira ödeme gücü ancak ülkenin kalkınması ile elde edilebilir. Kalkınma olmadan vergi toplamak isteyen memleketi harabeye çevirir, halkı helak eder, öylelerinin defteri de kısa zamanda dürülür.
31. Zor durumdakilere yardım et. Felaket ve afete uğrayanların dertlerine çare bulmada, yardımcı olmada hiçbir fedakarlıktan kaçınma. Bu şekilde onlara sarf ettiğin sermayeyi sana fazlası ile iade edeceklerdir. Günün birinde yardımlarına dayanacağın bir hadise zuhur eder, gönül hoşluğu ile bütün yükü üzerine alır taşırlar.
32. Kalkınmayı esas al. Kalkınmış ülkeler yük taşımaya mütehammildir, yüklediğini götürebilir. Memleketin harap olması, halkının sefalete düşmesindedir. Ahaliyi sefil eden sebepler de; İdarecilerin servet toplamaya düşkünlükleri, mevkilerinde uzun süre kalma ümidi bir de, geçmişten ibret almamalarıdır.
33. Memurların halini iyice kontrol et, dikkat et. İşlerine en iyilerini getir. Ahlakı düzgün olsun, gördüğü itibarla şımarıp başkalarının yanında sana karşı gelmeye cüret edenlerden olmasın. Sorumluluğuna müdrik bulunsun. Kendi kıymetini bilmeyen başkasınınkini hiç bilmez. Sadece görünüşe değer verme. Çünkü insanlar daima masum tavırlar takınarak gayretkeşlik ederek görünüşlerine göre valilerin gözüne girebilirler. Böyle bir yaklaşımda ihlas yoktur. Senden önceki valilere iyi hizmet etmiş, iyi nam bırakmış olanları araştır. Güvenilirliklerine dikkat et. İşleri taksim ederek her kısmın başına birini geçir ki iş büyük olursa altında ezilmesin, çok olursa dağıtmasın. Şayet memurların hatasını görür de sen aldırmazsan kendin utanılacak duruma düşersin.
34. Ticaret ve sanayi ve ticaret erbabına iyi muamele et. Başkalarına da bu hususta öğütte bulun. Bunlar memleket için hayırlı hizmetlerin sebebidir. Bunlar memleket için barış ve güven adımlarıdır. Ne kargaşa çıkarmalarından kokulur, ne de fesatlarından endişe edilir. Bunların gerek senin yanında, gerek ülkedeki işlerini takip et. Stokçuluk ve alış-verişteki hilekarlığa mani ol. Bu halk için zarar, idareciler için ayıptır.
35. İhtikara mani ol! Zira peygamberimiz (sav) ihtikarı men etmiştir. Alım-satım doğru tartılarla olmalıdır. Fiyatlar da alanı da satanı da ezmeyecek mutedil ölçülerde olmalıdır. Yasaklara uymayanları da ifrata varmamak şartı ile hemen cezalandır.
36. Fakir ve yoksullar hakkında Allahtan kork. En uzaktakilerin de en yakındakiler gibi hakları vardır. Bunların hepsini gözet. Bu haklar sana emanet edilen bir vazifedir.
37. Hiçbir işi basit görerek ihmal etme. Sakın azamet seni onlarla uğraşmaktan men etmesin. Sana kadar gelmeyen işleri sen araştır. Sırf bunlar için Allahtan korkan, alçak gönüllü ve emin adamlar tahsis et ki arada vasıta olsun ve onların işlerini sana bildirsin. Zavallılara ekşi surat gösterme. Aşağı ve hor görülen ve kimse tarafından hesaba alınmayan en ziyade adalet ve yardıma muhtaç olanların işini gör. Öyle çalış ki Allahın huzuruna çıktığın zaman Elimlimden geleni ve gücümün yettiğini yaptım diyebilesin.
38. Yetimlerin ve yaşlı bulunduğu halde hiçbir çaresi olmayanların geçimini üzerine al. Vakıa bu işler çok ağırdır. Bunu Allah ancak halden ziyade âkıbeti düşünen, nefsini dayanıklığa alıştıranlara kolaylaştırır. Bu kişi Allahın vadinin doğruluğuna inananların ve güvenenlerin işidir.
39. İhtiyaç sahipleri için sırf kendileri ile meşgul olacağın bir zaman ve mekan ayır. Hepsi ile beraber otur da, seni yaratan rabbinin rızasını celp edecek bir tevazu göster. Sonra askerini, zabıta memurunu ve yardımcılarını yanında bulundurma ki, sana ihtiyaçlarını çekinmeden söylesinler. Peygamberimiz (sav) den işittim: İçindeki zayıfın hakkını serbestçe kuvvetlisinden alınmayan bir millet hiçbir zaman kuvvetlenmez buyuruyordu. Bir de bunların münasebetsiz sözlerinin ve dert anlatmadaki acizliklerini hoş karşıla, hırçınlık etme. Büyüklük gösterme. Bu yüzden Allah sana rahmet kanatlarını açar, taatına mukabil mükafatını ihsan eder. Verdiğini güler yüz ve tatlı sözle ver; vermediğin taktirde kabul olunabilecek özürler beyan et. Bazı işleri bizzat ifa etmen gerekir. Memurların yetersizlik gösterinde taşradaki görevlilere cevabı sen vermelisin. Halkın ihtiyaçlarını yardımcıların ifa edemezse bunun icabına bizzat sen bakarsın.bir de Bu günün işini yarına bırakma. Çünkü her günün kendine göre işi vardır.
40. Allaha karşı kulluk görevlerini ihmal etme. Vakitlerin en hayırlısı olan seher vakitlerini Allah ile arandaki durumlar için ayır ve nefsine hasret. Allah rızası için hasredeceğin taatın başı zât-ı ilahiye has olan farzları yerine getirmekten ibarettir. Bu Allaha yaklaştıran taatı vücuduna her neye mal olursa olsun eksiksiz yerine getir. İmam olacaksan sakın nen bıktıracak kadar uzun, ne de işe yaramayacak gibi acele etme. Hasta ve iş sahibi kimseler olabilir. Peygamber (sav) beni Yemene gönderirken dedim: Onlara namazı nasıl kıldırayım? bana Onların en zayıfının namazı gibi kıldır buyurdu. Ve ayrıca Müminlere karşı çok merhametli ol! buyurdular.
41. Sakın halktan uzun süre uzak ve saklı durma. İdarecinin halktan uzak kalması halkta yanlış kanata sebep olur. Bunun sonucu onların gözünde hadiselerin büyüğü küçülür, küçüğü büyür.
42. Etrafındakilerden, ileri gelenlerden ve akrabalardan hiçbirine devlet elindeki imkanlardan yararlanma hakkını verme. Bunun karı olmaz, ârı ise sana döner. Has adamlarından birisi yasaları çiğnemiş ise senin için ne kadar güçlü olursa olsun cezasını ihmal etme. Bu hususta sabır, sebat ve dikkat göster. Halkta senin zulmettiğin zannı hasıl olmuş ise kendilerine özrünü bildirerek hakkındaki zanlarını değiştir. Bunu yapmakla nefsini kırmış, idaren altındaki halka da tatlılıkla muamele etmiş olursun.
43. Düşman tarafından sana teklif olunan sulhu (barışı) rıza-ı ilâhiye muvafık ise asla reddetme. Zira barışta askerine istirahat, sana rahat, ülken için de selâmet vardır. Barıştan sonra düşmanlarından daha çok sakın. Bu seni gafil avlamak için de olabilir. Bu hususta hüsn-ü zanna kapılma..
44. Anlaşmalara riayet et. Ahdini yerine getir. Verdiğin sözü muhafaza için icap ederse hayatını bile feda et. Sakın verdiğin sözünden dönme. Sakın ahdine hıyanet etme. Sakın düşmanını aldatma. Bir de bir takım yorumlara müsait ahitlerde bulunma. Sözlerini bozmak için gizli manalardan yararlanma, tevile kalkma.
45. Haksız yere kan dökmekten sakın. Bunun gibi felaket getiren, mesuliyeti büyük, nimetin zevaline, devletin mahvına sebep olan bir şey yoktur. Allah-u Taalâ kıyamet günü, kulları arasında hüküm verirken ilk olarak döktükleri kanlardan başlayacaktır.
46. Sakın kendini beğenme. Sakın nefsinin sana hoş gelen yönlerine güvenme. Övülmeyi isteme. İyilerin iyiliğini mahvetmek için şeytanın elindeki fırsatların en sağlamı budur. Sakın yaptığın iyilikleri başlarına kakmak veya övünmek için anlatma. Yüce Allah Kuran-ı kerimede: Sizin yapmadığınızı söylemeniz, Allah katında menfur bir ameldir buyurur.
47. Sakın işlerine vaktinden evvel atılma. Vakti gelince de sabırsızlık gösterme. Açıklık kazanmayan işlerde inat etme. Vuzuh kesbedince de gevşeklik gösterme. İşlerini yerli yerine koy. Her birisini zamanında ifa et.
48. Herkesin ittifak ettiği konuda kendini kayırmaktan sakın. Memurlarının açığa çıkmış kötülüklerinden habersiz gibi davranma.
49. Öfkeli iken, öfkene, eline ve diline hakim ol. Bunun için badirelerden geri durup şiddetini tehir et ki, öfken geçsin de iradene hakim olabilesin. Şunu da iyi bil ki, bir gün Allaha dönüp hesap vereceksin. Bunu hatırlamadıkça nefsine hakim olma imkanını bulamazsın.
50. Sana gerekli olan evvelkilerin sana ulaşan âdil hükmünü, veya isabetli tutumlarını, veya peygamberden gelen haberleri, yahut Allahın kitabındaki bir farzı, hatırda tutman ve bu tavsiyelere uymandır.
Allahtan dilerim ki rızasına uygun, kulları arasında övgüye layık, ve ülkeler arasında eserler bırakasın. Gücünün yettiği kadar hizmet etmeye Allah beni de seni de muvaffak kılsın. Hakkımızdaki nimeti tamamlasın. Dünyada saadet,ahir hayatta şahadet nasip etsin.
Amin!
Vel-Hamdü Lillahi Rabbil-âlemîn.
sayın valimiz ve yöneticiler lütfedip okurlarsa günümüz için çok dersler olduğunu göreceklerdir.
sabah işe giderken, gün içinde işlerim için ve akşam eve dönerken yaşadığım durum artık o kadar olağan gelmeye başladı ki, kime ne söyleyeyim, kime şikayet edeyim açıkçası bilmiyorum.
yalnız bir şey dikkatimi çekiyor ve çok merak ediyorum. acaba sayın vali nin böyle bir isteğimi var bırakın dolmuş, taxi vb.araçları, ben geçerken ambulans, itfaye vb. geçiş önceliği olan araçlar dahil ben geçerken herkes beklesin diye. yoksa.. bizim zihniyetimizin bozukluğundan kaynaklanan kraldan çok kralcılar mı karar veriyor bu duruma ?. çünkü her iki durumda da vatandaş magdur oluyor. ya bir yada iki durum hangisi olursa olsun kesinlikle halkın sindiremediği bir durumdur. ben budurumdan kaynaklanan haklarımı helal etmiyorum .