- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Çözüm İdam Değil İslam

Aziz Terzi / Yazar
Özgecan Aslan, 11 Şubat günü ortadan kayboldu. 13 Şubat’ta ise yakılmış cesedinin bulunmasını üzerine tüm Türkiye’nin konuştuğu bir konu haline geldi. Basına yansıyan ifadesine göre katil Suphi Altındöken şunları söylemiş;
"Özgecan Mersin'e gideceğim' dedi. Ben D-400 karayolu yerine Hal Kavşağı'ndan otoban istikametine gittim. Özgecan ters yöne gittiğimi daha sonra fark etti, bana bağırmaya başladı. Ben de biraz gittikten sonra aracı kenarda durdurdum tecavüz etmek amacı ile saldırdım. Ancak boğuşmaya başladık, bu sırada cebinden çıkardığı biber gazını yüzüme sıktı, tırnakları ile de yüzümü parçaladı. Çok istememe rağmen direnerek tecavüz etmemi engelledi. Bu sırada tırnaklarıyla yüzümü parçalayarak canımı çok yaktı. Bir anda kendimi kaybettim. Araçta bulunan bıçağımı rastgele sallamaya başladım. Sinirden korkudan ne yaptığımı hatırlamıyorum. Kaç defa sapladığımı hatırlamıyorum. DNA testinde delil bırakmamak için de iki elini bileklerinden kestim, cesedi yaktım."
Vahşice işlenmiş bu cinayetin ve alınan bu ifadenin ardından en yüksek siyasi makamdan tutunda sade bir insana kadar toplumun her kesiminde şiddeti yüksek bir tepki dalgası meydana geldi. Panik butonlarının zorunlu hale getirilmesinden, hadım cezasının yasalaşmasına, kadına yönelik işlenen suçlarda cezaların arttırılmasından, idam cezasının geri getirilmesine kadar birçok teklif toplum nezdinde konuşuldu. Yaşanmasını temenni etmiyorum ama eğer benzer olaylar yaşanırsa konuşulmaya da devam edecektir. Eğer hafızamızı zorlarsak benzer olayların defalarca yaşandığını hatırlayacağız, zaten.
Ben toplum olarak gözümüzden kaçan, görmek istemediğimiz veya bize gösterilmeyen bir gerçeğin varolduğunu düşünüyorum. Bu gerçeği ifade etmek için daha önce yayınlanmış bir makalemden alıntı yapmak istiyorum.
[Şimdi, değişimin bir toplumda gereklilik haline geliş süreci hakkında bir tespit yapmak gerekmektedir.
"Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır."(A'RAF-85) "Şüphesiz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez."(AHKAF-10) "Ad kavmine de kardeşleri Hûd'u (gönderdik). O dedi ki: «Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Hâla sakınmayacak mısınız?"(A'RAF-65) "Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."(A'RAF-74)"Ama inkâr edenlere gelince onlara: Ayetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmuştunuz, değil mi? denilir."(CASİYE-31)"Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arz etti."(DUHAN-22)"İşte Ad (kavmi). Rablerinin ayetlerini inkâr ettiler; O'nun peygamberlerine asi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular."(HUD-59)
Yukarıda meallerini aktardığım ayetler incelendiğinde vurguladıkları kavramların, bir toplumda değişim sürecinin başlamasını kaçınılmaz kılan kavramlar oldukları görünecektir. Allah'a kulluğun kesintiye uğraması, peygambere ittibanın yokluğu, başka ilahların devreye girmesi, ölçü ve tartının bozulması, bozgunculuğun yaygınlaşması, zulmün çoğalması, suçun toplumsallaşması, toplumun zorbalar üretmesi ve bu zorbalara uyulması vb. unsurlar değişimin alt yapısını oluşturan toplumsal tetikleyicilerdir. Fakat bunların varlığı toplumsal değişimin başlaması için gerekli koşullardır, fakat yeter-koşul değildir.](1)
Alıntı yaptığım bu bölümden suçun toplumsallaşması kavramı üzerinde durmak istiyorum. Burada kalkınma için topluma giydirilen/uygulanan sistemin kendinden münhasır yapısal açmazlarından dolayı artık düzen yerine kaos üretmesi kastedilmektedir. Diğer bir ifadeyle sistem suçu meşrulaştırmakta, suçun dinamiklerini yaygınlaştırmaktadır. Bir sistemin bozukluğunu anlamanız için size bir kaide aktarmak isterim. Eğer bir sistemin ürettiği bir çözüm, başka ve daha büyük bir sorunun nedeni oluyorsa bu sistem suç üretiyordur. Kalkınma değil çöküntü getiriyor demektir.
Kapitalist sistemin toplumsal değer kavramlarından tutunda, hayata bakış açısına, ekonomik alanda oluşturduğu sömürü düzeninden, siyasi olanda oluşturduğu mankurt sistemine kadar bu dünyaya ifsattan başka ne getirmiştir. Kapitalizm suç üreten bir toplum oluşturmaktadır. Eğer bizler çözüm arıyorsak öncelikle bu suç makinesinden kurtulmalıyız. Ayrıca cezaların arttırılması idamın geri getirilmesi vs. bu sorunu çözecek sanıyorsak yanılıyoruz demektir. Amerika’da kadınların %20 si [ki bu oran milyonlara karşılık gelmektedir] hayatlarının bir bölümünde ya tecavüze uğramışlar ya da tecavüzle yüz yüze gelmişlerdir.
Bu yüzden Özgecan Aslan’ın katili Suphi Altındöken ve onun suç ortağı ifsad edici kapitalist düzendir. Eğer bu ve benzeri sorunlara çözüm arıyorsak İslami hayatı tesis etmekten başka seçeneğimiz olmadığını görüyor muyuz ?
“Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.” Enfal/24
Aziz Terzi
m.azizterzi@gmail.com
- http://www.adanamedya.com/gelecegin-insasi-icin-toplumsal-degisim-dinamiklerini-anlamak-4156yy.htm
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar10 Nisan 2015 Cuma 06:42
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












