• BIST 77.779
  • Altın 128,079
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 29 °C
  • İzmir : 29 °C
  • Ankara : 26 °C

Çukurova;"Cennetin türkçe adı"

12.04.2016 06:00
Çukurova;"Cennetin türkçe adı"
Sedat Memili (özel)

ÇUKUROVA; CENNETİN TÜRKÇE ADI

ÇUKUROVA İNSANI DESTANDIR

SARIÇAM’DA “TOPRAK” SOHBETİ…

 

Gitmediğim her yol, keşfetmediğim bir dünyadır.

Çünkü her yolun ardında bir dünya saklıdır.

Nasıl ki gitmediği her yol keşfetmediğim bir dünya ise, tanımadığım her insan da okumadığım bir destandır.

Yürekten inanıyorum ki, Anadolu’da yaşayan her insan bir destandır.

Divane gönlüm, yenidünyalar keşfetmek ve okunmamış yeni destanları bulma amacıyla yine yollara düştü. Bu kez kanatlarım bir leyleğin kanatları gibi güçlü olmadığı için küçük bir güzergah seçtim.

MUSTAFALAR’DA HÜZNÜN KOKUSU

İlk durağım Sarıçam’da Mustafalar Mahallesi / Köyü idi.

Nisan aylarında beni çam ve toprak kokusu ile karşılayan Mustafalar Köyü bu kez beni henüz kokusu gitmeyen / gitmeyecek hüzün kokusu ile karşıladı. Allah Rahmet Eylesin…Toprağı bol mekanı cennet olsun genç evladımız Volkan Çay’ın baba ocağının önü bayraklarla donatılmıştı. Kabrinde Fatiha okuyup yoluma devam ettim.

ailece-çalişilan-işletme.gif

AYDINYURDU KÖYÜNÜN ÇALIŞKAN İNSANLARI

Kozan Yolu’ndan Aydınyurdu istikametine döndüm. Geniş araziler ve büyük çiftliklerin arasında buldum kendimi. Yeni Yayla Köyüne dönerken, otlamaya giden inekler gördüm. Hiçbir manken, bir inek gibi destansı yürüyemez. Yalansız, dolansız, hilesiz doğal ve mistik bir yürüyüştür ineğin yürüyüşü. Çocuklarınızı ben beslerim, sütünüz, yoğurdunuz, çökeleğiniz bendendir, der gibi kurumlu bir yürüyüş. Durup seyrettim. Üretim yapmayan, tüketime şartlanmış ve dülşünce tembeli olan insanlar aklıma gelince ineklere bir kez daha saygı duydum.

Yeni Yayla Köyü’nün sınırlarına gelince bir tezgah ve hemen yanında devasa bir sera gördüm:

“Hormonsuz domates ve Kapya Biber Satılır.”

Baktım bir grup genç insan, hemen çiftlik kapısının önünde kurdukları derme çatma bir tezgahta sebze satıyorlar.

Domates, salatalık, kemer patlıcan, kuru soğan… Şimdilik bu kadar…

Tanıştım bu genç insanlarla.

img_4652.gif

KARAŞAHİN AİLESİ

İki kardeş, Rasim Karaşahin ve Ali Karaşahin, diğeri de kuzenleri Tufan Önenli…

Bu genç insanlarla sohbete başladım. Dedim ya, tanımadığım her insan okunmamış bir destandır. Bu gençler de öyle idi…

“Örtü altı bitki yetiştiriciliği yapıyoruz” dedi Rasim. Beni Tarım Uzmanı zannetti. Rahat anlatıyor. İyi de ben örtü altı bitki yetiştiriciliği ne demektir bilmiyorum ki… Ona da açıklık getirdi; “üreteceğimiz ürünü iklim farklılığından korumak amacıyla özel çevre koşulları oluşturuyor ve alçak ve yüksek sistemler içinde yapılan sebze, meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliğine genel olarak ‘örtü altı yetiştiriciliği’ denir. “

“Sera neye denir?”

“Bu sistemler içinde cam ya da plastikle örtülü yüksek yapılar ‘sera’olarak adlandırılır.”

“Bu bölgede sadece Mersin- Antalya güzergahında görüyordum. Şimdi Adana’da çok sık görmeye başladım.”

“Zaten seracılık dediğiniz güzergahta başladı. Akdeniz bölgesi uygun bir alan. Ancak son yıllarda Çukurova’da da yoğunlaştı. Yetkililerin açıklamasına göre örtülü alanlarımız 300.000 dekarın üzerine çıkmıştır.

“Örtü altı seranın ne faydası var?”

“örtü altı yetiştiriciliği, tarım üretim sistemleri arasında en fazla yatırımı ve en yüksek işletme gideri gerektiren bir sistemdir. Bu yetmez ayrıca, teknik bilgi, beceri, disiplin ve ağır uğraşı isteyen bir üretim sistemidir. Ancak açık tarla ziraatine nazaran 5-6 kat daha fazla ürün getirir ve bunun ekonomik yansıması da fazla olur…”

“Her şey serada yetişir mi?”

Hemen hemen her sebze ve meyve bu sistemle yetiştirilir. Biz şimdi Kapya biber, salatalık ve domates yetiştiriyoruz. Ama, patlıcan, kabak, kavun, karpuz da yetiştirilebilir…”

“Pek devlet destekliyor mu?”

img_4663.gif

KENDİ ÖZSERMAYEMİZ

“Biz hayatını tarıma vermiş ve geleceğini tarıma bağlamış insanlar o konuda çok dertliyiz. Mevzuata baktığınız zaman sanki her yandan destek yağıyor zannedersiniz. Gerçekten de öyle bir çok konuda devletin tarım İl Müdürlükleri aracılığı ile destek verdiğini okuyabilirsiniz. Mevzuat böyle. Ama destek veya kredi için müracaat etmeye görün, sadece istenen evrakları tamamlamaya ömrünüz yetmiyor.

Arkadaş benim arazim bu, yaşadığım ev burada, ektiğim tarle, elde ettiğim ürün bu… Gel bak. Elbette bir takım teminatlar isteyeceksin, ama insanı canından bezdiren evraklarla uğraştırmanın bir anlamı yok.

Evrak peşinden koşmaktan gına geliyor ve bir çoğumuz, evrak tamamlama maratonunu bitiremeden pes ediyor.

Bu gördüğünüz tesis bir aile işletmesidir. Çoluğumuz, çocuğumuz, kardeşlerimiz ve yakınlarımızla birlikte burada üretim yapıyoruz. Böyle bir tesis tamamen öz srmayemiz ile oluşturulmuştur. Devletten bir kuruş ne destek ne de kredi almadık. Burada gördüğünüz her şey kendi emeğimizin karşılığıdır.

Gelin seranın altına girelim. Çalışmayı görürsünüz...”

Gerçekten de geniş arazi üzerinde kurulu seraya girdiğimize içeride bir tertip, temizlik ve düzen vardı. Belli ki her bitkiye bir çocuk gibi özenle bakılmış. Salatalık ekili olan bu alanda, yerler, bir evin sofasına girmişsiniz gibi temizdi. Az ileride çalışan insanlar vardı.

Sayın Karaşahin; “İşte bunlar eşimiz çocuklarımız, ailemiz…” dedi.

Ardından ekledi; “İnanamıyorum, benim bir şehrimin sahip olduğu tarım arazisi kadar bir alana sahip İsrail’in gelip ülkemde bu denli etkin olmasına inanamıyorum…” dedi.

Gerçekten doğru söylüyordu.

Kast ettiği İsrail’e bir düşmanlık anlamında değil,; tarım ve ziraatimin özgürlüğünü neden İsrail’e teslim edeyim.

Kavun, domates ve daha onlarca ürünün tohumunu İsrail’den almak, ayıytır, yazıktır.

Ben şahsım olarak defalarca şunu demişim; “Tohumu zgür olmayan bir ülkenin, kendisi de özgür olamaz…”

Özgürlük, bir devletin toprak altı ve toprak üstü zenginliğini özgür olarak işlemesiyle başlar. Cebinde 100 gram ithal domates yakalatan sanki uyuşturucu yakalatmış gibi ceza görmektedir.

Bu açıdan Sayın Karaşahin’in hayıflanarak söylediklerine katılıyorum.

Bu noktada aklıma geldi ve Rasim Karaşahin’e sordum:

“İsrail’den alınan domates tohumu ateşten gömlektir. Sizin bu domates tohumu nasıl?”

“Biz de öyle bir sorun yok. Tohum yerli. Bunun tohumunu alıp yeniden ekebilirsiniz.”

Bu arada domates ve salatalık aldım birer kilo. Tadı da çok güzeldi. Özellikle salatalık tam da mevsime uygun koku ve tadındaydı.

Yani domates; domates gibiydi; salatalık da salatalık gibiydi.

Bir Kapya Biber konusu oldu. Onu da Karaisalı Biberi röportajımda anlattığım için tekrarına girmeyeceğim.

rasim-ve-ali-karaşahin-i̇le-tufan-önemli.gifyeniyayla-köyü-karaşahin-kardeşler-ve-tufan-önemli.gifyürüyüşleri̇n-en-asi̇li̇.gif

ÇUKUROVA CENNETİN TÜRKÇE ADI

Tekrar görüşmek üzere yoluma devam ettim. Yeni yayla köyü geride kalırken Yarımca, Çamlıca, Ünlüce Köyü üzerinden Büyük Burhaniye’de durdum ve uzaktan görülen Yılankale’yi seyrettim. Yılankale’nin önünde bulunan tepelik alan 30 yıl önce orada duruyordu. Daha doğrusu binlerce yıldır orada duran tepe, dozerler ve kamyonlarla eritildi. Bir filin karıncalarla yok edilmesi gibi tükendi dağlar…  

Bir yanda üretim çiftlikleri, hemen yanıbaşında elektrik üreten santraller, dağı insanlığın hizmetine sunan çalışmalar, tarlalar, ana yollar, TIR’lar, tarihi eserler, yeni uyanan bahar ve Çukurova… Gerçekten Çukurova çok bereketli.

Yılankale’den Misis ve Ceyhan Ovalarına bakın, gözleriniz yaşarır.

Adını bilmediğim bitkiler, renklerini tanımlayamadığım çiçekler, her zaman gördüğüm neredeyse akrabam olan ağaçlar arasında dolaşır dururum.

Bu Çukurova’yı hayal etmek zordur.

Ancak Allah böyle bir coğrafyayı yaratmamış olsaydı ben herhalde böyle bir coğrafyayı hayal ederdim. Adına da “Cennet” derdim.

Tumlu Kalesi eteklerinden ovaya bakıp, sarı başak denizi arasında salınan kırmızı gelincik akıntısını göreniniz var mıdır?

Yoksa eksik…

Ben de bu divane gönül, ülkemde Çukurova olunca daha çok devam ederiz… 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim