• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Ankara : 24 °C

Cuma sayfamızı okudunuz mu?

28.08.2015 06:00
Cuma sayfamızı okudunuz mu?
Cuma sayfamızı okudunuz mu?


13   Zilkade   1436 

 EY RABBİMİZ!

“…Ey Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik, ahirette de güzellik ver ve bizi cehennem azabından (ateşinden) koru….” (Bakara /201)   

                  OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

             Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

    Allah, size kendilerinizden eşler verdi; eşlerinizden de size oğullar ve torunlar verdi ve size güzel (ve temiz) şeylerden rızık verdi. Böyle iken onlar yine batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetine (karşı) hâlâ nankörlük mü ediyorlar? (Nahl; 72)
    “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözler(imizin) nuru (olacak iyi insanlar) lütfet ve bizi (fenalıktan) sakınanlara rehber yap.”  (Furkan; 74)
    Erkekler, (yeteneği oldukça ailede genel sorumlu olarak) kadınlar üzerine ‘yönetici ve koruyucudurlar. Bu da Allah’ın kimini kimine (cihad, imamet ve aile reisliği gibi şeylerde) üstün kılması ve bir de erkeklerin (onlara) mallarından sarf etme (görevinin bulunma)sı sebebi iledir. İyi kadınlar hem (gönülden) itaatli, saygılıdırlar. Hem de Allah’ın, korunmasını emrettiği şeyleri gizlide de (kocalarının bulunmadığı zaman bile ırzlarını ve kocalarının mallarını) koruyanlardır. Geçimsiz, kafa tutan, aldatmalarından endişelendiğiniz kadınlara gelince; onlara (önce) nasihat edin (günahı da hatırlatın), sonra (yola gelmezlerse) kendilerini yataklarında yalnız bırakın, daha sonra (yine edepsizliğine ve gayr-ı ahlaki davranışına devam ederse), disiplini için hafifçe /sembolik olarak vurun. Eğer size itaat eder (eş olarak saygı gösterir)lerse, artık aleyhlerine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür (haksızlıktan hoşlanmaz). (Nisa; 34)

YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Eğer yerdeki ağaçlar (birer) kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), ardından yedi deniz ona (katılıp) yardım etse yine (bunlar tükenir de) Allah’ın kelimeleri tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak galip, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. ( Lokman /27) 
Hz. İMAM RABBANİ (K.S.)BUYURMUŞLAR Kİ:
 “Bu yolun divaneleri elde ettikleri hiçbir yakınlıkla teselli bulmazlar. Öyle bir yakınlık isterler ki uzaklığa benzer ve öyle bir visal dilerler ki gurbeti andırır olsun. Yoksa yakınlığa benzer ve visali andırır gurbetlerden ne fayda!”
************
“Minnet ve ıstırabı aşkın levazımıdır. Yoksulluk, sıkıntı ve derd, çaresiz katlanılacak hususlardandır. Çünkü dost, sevdiğini, kendisinden başka her şeyden kesilmiş ve sıyrılmış bir halde görmek ister. Bu makamda huzur huzursuzlukta, karar kararsızlıkta, rahat rahatsızlıkta olurdu. Bu makamda nefsin talebine çare aramadan kendini minnet ve ıstıraba bırakmak, devanın ta kendisidir. Devlet, O'ndan ne gelirse razı olmaktır.”

Ey kitab’ı indiren ve hesabı süratli olan Allah’ım! Müttefik düşmanları dağıt. Allahım! Onları hezimete uğrat ve onları sars.  ( Buharı, Tirmizi,  Müslim, İbn Mace, Ahmed bin Hanbel)

YAŞAYAN KUR’AN: Hz. MUHAMMED(SAV)

O’NDAN (SAV) BİZE

Resulullah (sav) buyurdular ki:
 "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı, iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir." (Müslim)

  Muâviye İbni Hayde radıyallahu anh şöyle dedi:
- Yâ Resûlallah! Kadınlarımızın bizim üzerimizdeki hakkı nedir? diye sordum. Şöyle buyurdu:

“Yediğiniz ölçüde yedirmek, giydiğiniz seviyede giydirmek, yüzlerine vurmamak, yaptıkları işin ve   kendilerinin çirkin olduğunu söylememek, onları yataklarında yalnız bırakmak gerekirse, bu işi sadece evde yapmaktır.” (Ebû Dâvûd,  İbni Mâce)

    Ebu Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
 “Kadın dört sebepten dolayı nikahlanır. Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı için. (Ey mümin sen bunlardan)   dindâr olanı ele geçirmeye çalış(diğerlerinden geç, şayet dediğimi gibi yapmazsan) yoksulluğa düşersin.” (Buhari,Nikah 15,Müslim,Rada 53)

İbn Mesud (ra)  Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet eder: 

“Cumaya gitmekte birbirinizle yarışınız. Şüphesiz ki şanı yü­ce Allah her cuma günü cennetliklere beyaz kâfurdan bir tepe üzerinde görünür. Onlar bu günde ona yakın olurlar.” (Abdullah İbnu'l-Mübarek, Zühd)

EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Peygamber (sav) Efendimiz'den Abdullah ibn-i Ömer RA'ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur:

(Lâ tenkihun-nisâe lihüsnihünne, feasâ hüsnühünne en yürdîhünne; ve lâ tenkihûhünne alâ emvâlihinne, feasâ emvâlühünne en tutğîhinne; venkihû hünne aled-dîn. Ve leemetün sevdâu cerdâu zâtü dînin efdal)

Tercüme edelim bu hadis-i şerifi: "Kadınları güzelliğinden dolayı nikâhlamayın, yâni güzelliğinden dolayı kadınlarla evlenmeyin! Çünkü, güzelliği belki onu şımartır, helâk eder.

Mallarından dolayı da onlarla evlenmeğe kalkışmayın! Belki malları onları taşkınlığa sevkeder.

Güzellikleri yoldan kaydırtır, hatâlar yaptırtır, malları kibire düşürebilir. (Venkihùhünne aled-dîn) Dindarlığı sebebiyle onlarla evlenin! Malsız mülksüz, çıplak, siyah bir köle, ama dindar bir köle daha üstündür."

Bunun rivayetinde zayıf râvî var ama, bu konuda başka bir hadis-i şerif daha var, konuyu takviye ediyor. Sahîhayn'da olan, Ebû Hüreyre RA'dan rivayet edilmiş diğer bir hadis-i şerifte Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki:

(Tünkehul-mer'eti lierbain) "Bir kadın dört sebepten dolayı nikâha alınabilir. Yâni bir kadınla dört sebepten dolayı evlenilebilir: (Limâlihâ) Malı dolayısıyla evlenilebilir. 'Zengin bu kadın yâhu!' diye evlenilebilir. (Ve lihasebihâ) Soyu dolayısıyla, hasebi nesebi dolayısıyla alınabilir. 'Bu kadın, meşhur filânca aileden, şanlı şerefli bir aileden' diye alınabilir.

(Ve licemâlihâ) Güzelliğinden dolayı alınabilir. (Ve lidînihâ) Bir de sàliha olduğundan, dindar olduğundan dolayı alınabilir. (Fazfer bizâtid-dîni teribet yedâke) Eli toprak olasıca, sen dindar olanı bulmağa bak!" diye, Peygamber Efendimiz karşısındakine böyle bildirmiş.

Demek ki nikâhlamak istediğimiz zaman, bir kız aradığımız zaman, -ya kendimiz evleneceğiz diye, veya oğlumuzu evlendireceğiz- gelin arıyoruz diye bakarken, ne mala, ne soya, ne güzelliğe bakacağız; öncelikle dindar mı, sàliha mı, kuvvetli mü'min mi diye ona bakacağız. Bu Buhàrî'de Müslim'de aynen böyle belirtilmiş.

Bu konuda diğer bir hadis-i şerif daha okuyalım. Abdullah ibn-i Ömer, Rasûlüllah SAS'in şöyle buyurduğunu naklediyor:

(Ed-dünyâ metâun ve hayru metâid-dünyâ el-mer'etüs-sàlihah.) Dünya, istifade edecek nimetlerin olduğu bir yerdir ve dünya meta'larının, istifade edilecek nimetlerinin hayırlısı da, sàliha bir kadındır." buyuruyor Peygamber SAS Efendimiz.

İşte bunlardan dolayı dindar bir kızla, kadınla evlenilmesi tavsiye ediliyor.

(Ve lâ tünkihul-müşrikîne hattâ yü'minû) "Kızınızı, evlâdınızı veya sözü sizde olan, size sorulup sizden istenen bir kadını, mü'min olmadıkça bir müşrikle evlendirmeyin! Yâni söz sahibi olduğunuz takdirde, babası veya velîsi iseniz, müşrik erkeklerle mü'min kadınları sakın evlendirmeyin!"

Bu konuda başka ayet-i kerime var. "Bu Mekke'den Medine'ye hicret edip de gelen mü'min kadınları geriye göndermeyin!" diye ayet-i kerime inmişti. Orada böyle buyruluyordu:

(Fein alimtümûhünne mü'minâtin felâ terciùhünne ilel-küffâr.) "Onların mü'min kadınlar olduklarını öğrenirseniz, kâfirlere geri göndermeyin! (Lâ hünne hillün lehüm) Bu mü'min kadınlar o kâfir kocalara helâl değildir. (Ve lâ hüm yahillûne lehünne) O kâfir kocalar da mü'min kadınlara helâl değildir." (Mümtahine: 10) diye ayet inmişti. Ama hüküm bu: Mü'min kadın kâfir erkeğe helâl değildir, kâfir erkek mü'min kadına helâl değildir, evlenemez.

Bu sebepten dolayı, ayet-i kerimenin bu kısmında da buyruluyor ki:

(Ve lâ tünkihul-müşrikîne hattâ yü'minû) "Kızları, kadınları müşrikle evlendirmeyin! (Ve leabdün mü'minün hayrun min müşrikin velev a'cebeküm) Hoşunuza gitse bile, onlar yerine mü'min bir köle bile daha hayırlıdır; köle ile evlendirin, müşrikle evlendirmeyin! (Ülâike yed'ùne ilen-nâr) Böyle yaparsanız, yâni müşrik kadın alırsanız; veyahut sözü sizin ağzınızdan çıkacak olan, nikâhında velîsi olduğunuz kadını veya kızı müşrikle evlendirirseniz, o zaman onlar onu cehenneme götürürler, dâvet ederler." Yâni oturup kalkarken, konuşurken, görüşürken, kendi fikirlerini aşılarlar, dünya sevgisini aşılarlar, yanlış işler yaptırırlar. Dünyayı tercih ettirirler, ibadetleri bıraktırırlar, sonuç vahim olur. Ahiretleri mahvolur, harab olur. Böyle yapılmaması lâzım!

Biliyorsunuz, Hazret-i Ömer'in de bir menkabesi var, onu da bu vesileyle anlatalım. Yâni, dindar insan aranmasını gösteren menâkıbdan birisi:

Hazret-i Ömer halife iken, devriye geziyormuş. Gezerken mahalle arasında bir evden, anne kızına sesleniyor:

"-Kızım, sütün içine su kat!.." diyor.

Dışarıda da tesadüfen ordan geçiyor Hazret-i Ömer, duyuyor sesi,

"-Anne Halife Ömer 'Süte su katmayın, hîle yapmayın!' diye emretmedi mi?.."

"-Canım kızım, şimdi Hazret-i Ömer nerden duyacak, nerden bilecek, sen sütün içine suyu kat!" diyor.

O zaman kız diyor ki:

"-Hazret-i Ömer bilmese bile, Allah bilmiyor mu?.. Emîrül-mü'minîne itaat etmek lâzım! Katmamız doğru olmaz." diyor.

Hazret-i Ömer gece o evi işaretliyor, belliyor, hatırında tutuyor. Ondan sonra sahbahleyin gidiyor o eve, veya haber gönderiyor; o evin kızını daha boyunu posunu, rengini, yüzünü görmeden; kusuru var mı, yok mu, kör mü, sağır mı neyse hiç araştırmadan, oğluna o kızı istiyor. "Sizin evinizdeki kızı istiyorum!" diyor. Çünkü, akşamdan takvâsını duydu. Yâni, "Hazret-i Ömer görmese bile, duymasa bile, Allah görmüyor mu, duymuyor mu anne? Süte su katmayalım!" demesinden, hoşuna gittiği için oğluna gelin alıyor kızı.

Ah işte hep böyle olsa... Sonra tabii arkasını da söyleyelim, o aileden, o güzel hatunla Hazret-i Ömer'in oğlundan nesil devam ediyor; Emevîlerin meşhur Ömer ibn-i Abdül-azîz isimli dindar, takvâ ehli, büyük hükümdarı dünyaya geliyor. Hazret-i Ömer'in torunu, onlardan doğuyor.

Demek ki, sàliha kimselerle evlendirirsek çocuklarımızı, veyahut da kızlarımızı sàlih kimselere verirsek, bereket olur, sonu hayır olur. Eğer aksi yapılırsa, başka hesaplar yapılırsa; imana, dine, İslâm'a sığmayan dünyevî hesaplar yapılırsa; onun sonunda da çok zararlar çıkar, pişmanlıklar olur. Sonunda da ahiretleri mahvolur. Bunu sağlayanlar da sorumluluk altında kalırlar.

Allah-u Teàlâ Hazretleri her yaptığımız işi rızasına uygun yapmayı nasîb etsin...

Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN

Bu köşenin içeriği  SON PEYGAMBER PLATFORMU’ nun katkılarıyla, KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK  PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin  Feyizli'nin  Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim