• BIST 77.779
  • Altın 128,216
  • Dolar 2,9858
  • Euro 3,3067
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakan'a güvenmiyor

24.08.2015 09:04
Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakan'a güvenmiyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakan'a güvenmiyor

Huzurun Başkenti olan Ulucami Külliyesi’nin Ramazanoğlu Konağı’nın Kültür Merkezi’nde İş Kadınları Derneği (İŞKAD) Başkanı olarak dinlediğim Sayın Elif Doğan Türkmen için “21. YY Puduhepa’sı” benzetmesi yapmış ve kendisi hakkındaki yorum yazımı şu cümlelerle bitirmiştim. Elif Doğan Türkmen’in yüreğine sağlık; kadınlar, önce kendileri sonra da insanlık adına yüreği, düşünceleri, idealleri güzel bu insanı izlemeleri gerek.

Gariptir ama Sayın Türkmen’in zihninde canlandırdığı dünya erkekler için de güzel.

Benden söylemesi.”

Bu yorumu yaptığım zaman seçimlerde gündemde değildi, CHP’den adaylığı da…

Sonra “Bizim Elif” olarak seçim meydanlarında yerini aldı…

Gerçekten Bizim Elif miydi?

Henüz kısa bir zaman geçmesine karşın, Sayın Doğan Türkmen’in gerçekten de Adanalının o içtenlikle yakıştırdığı “Bizim Elif” tanımlamasının hakkını vermeye başladı.

Yemin Töreni’nden sonra, kendisini Adana’nın her yöresinde görmeye başladık. Feke’den Tufanbeyli’ye; Tufanbeyli’den Karataş’a kadar, partili partisiz, Adana’nın sorunlarını ilk ağız olan Adanalı’dan dinlemek için yollardaydı.

Yerelde Adana sorunları ile ilgilenirken, genelde de toplumsal konulardan uzak kalmadı, “Toplumun Kanayan Ortak Vicdanı” olarak Özgecan’ın şahsında ezilmiş kadınların haklarını korumada yine ön saftaydı.

Cumartesi günü kendisini “teneffüs”te yakaladım. Bu kez Teneffüs’te dinlenmesine ben izin vermedim…

“Nooolacak bu memleketin hali mealinden konuya girmek istedim ama giremedim…” Yüzünde yorgun bir acı ve hüzün vardı.

“Hala şehidimiz, şehidimiz de diyemiyorum çocuğumuz Ferdi Gerekli’nin acısından kurtulamadım. Acı paylaşıldıkça azalır derler; öyle acılar vardır ki, ne kadar paylaşırsanız paylaşın azalmıyor… Azalamıyor… Orada insanların feryatlarını ve suskunluklarını gördüm. Yetkiniz, konumunuz sosyal statünüz ne olursa olsun, bazen “Allah sabır versin” demekten başka bir şey yapamıyorsunuz…”

Uzakları izliyormuşçasına konuşan Sayın Türkmen bir suskunluktan sonra: “Esasında milletvekili olarak o kadar çok şey yapmak için bu göreve talip oldum ki… Halkın mutluluğu ve hayatının kolaylaşması için, dosyalarım ve dağarcığım projelerle dolu… Görüyorsunuz, çalıştırmıyorlar. Yemin töreninden sonra milletvekili olduğumuzu bile anlamadık. Bir sistem ancak bu kadar kilitlenir…”

Bir kargaşa, belirsizlik, patlayan silahlar, bombalar, tıkanan parlamenter sistem hepsi hepsi de bu toz duman arasında yolsuzlukları örtmek için kullanılmakta.

Değer mi anaların babaların evlatsız; çocukların anasız babasız; insanların eşsiz ve çaresiz bırakılmasına değer mi?

Değer mi bu kan bu gözyaşı? Asla asla değmez?

“Sayın Milletvekilim halkın acısını yüreğinizde duyduğunuz açık… Ama yaşam devam ediyor.  Zaten bu yüzden sizler seçildiniz. Çözüm odağı olarak halk sizi görüyor.”

“Evet, tamamen haklısınız. Zaten bunun bilincinde olmak ayrıca bir sorumluluk hissini canlı tutuyor. Bütün bunları görüyorsunuz… Çözümünüz de var ama bir şey yapamıyorsunuz… Bu çok kötü.  Sorunlar çözülmesin, daha çok sorun olsun diyenlerle aynı çatı altında çözümlerinizi yaşama geçiremiyorsunuz.”

“Ben, yazılarımda, Başbakan’ın başbakan olmadığını, seçilmemişlerin hala bizi yönetmeye devam ettiğini düşünüyorum. Bir yetki gaspından söz edebilir miyiz?

Şimdi hukuka baktığınızda hukuki… Hukuk açısından tamam… Yeni hükümet kurulana kadar hükümetin devam etmesi Anayasal bir hak… Ama ahlaki mi? Hayır.. Bakın, koalisyon çalışmaları için Sayın Davutoğlu’na zamanında görev verilmedi. Görev verildikten sonra da Sayın Davutoğlu sanki hükümet kurmak için değil, kurmamak için vakit geçirdi. Genel başkanımızın açıkladığı için Koalisyon Hükümeti kurmak içn değil, seçim hükümeti kurmak için önerilerde bulunmuş. Tabi hükümet kurulamadı… Sonra Sayın Davutoğlu görevi iade edecek mi etmeyecek mi tartışması başladı. Bu günlere geldik. Sayın Davutoğlu görevi Cumhurbaşkanlığına iade etti ve önümüzde 4 gün kalmasına rağmen hala Genel Başkanımıza bu görevi vermedi. (Bu röportajın yayınlandığı gün görevlendirme süresi bitmiş olacak)

“Bence iyi ki vermiyor, şu birkaç günde CHP ne yapabilir ki? Sorumluluk hükümeti kuramadı gerekçesiyle yine CHP’de kalır. Ayrıca zaten Sayın Cumhurbaşkanı Erken Seçim’den söz etti ve tarihini de belirledi.”

“Görevi Sayın genel başkanımıza vermeli; Anayasamız öyle emrediyor. İsterse birkaç saat kalsın. Partilerin bu konuda hazırlıkları ve planları vardır. Böyle bir görevlendirme anında kimin ne yapacağı bellidir. Cumhurbaşkanının yasalara saygılı olmasını düşünür ve isteriz. Ama yasayı çiğniyor. Seçim kararı alma konusuna gelince Sayın Cumhurbaşkanı Rol Çalıyor. Esasında bu tarih istişare edildi ve YSK’ca belirlendi ama sanki kendisi belirlemiş gibi davranıyor. İlle gündemde olmak ve hakkında konuşulmak istiyor.

“Yönetimde boşluk?”

“Elbette çok büyük boşluklar var; hem iç işlerinde hem de dış işlerinde… Boşluk her yerde kendini gösteriyor. Bakın mesela Patriotlar gidiyor. Kimseden bir ses çıkmıyor. Bu kadar olay oluyor, kim yetkili kim yetkisiz birbirine karışmış durumda.

Bu arada İsrail’i konuşmuyoruz. Kuzey Irak’ta neler oluyor, bir koridor açılacak mı? Türk Silahlı Kuvvetleri bu koridoru açılmasına izin vermiyor… Ama biz bunları farklı kanallardan öğreniyoruz…”

“AK Parti’ye göre 7 Haziran’da seçim yapılmamış. Sizce neden AK Parti böyle davranıyor?”

“Recep Tayyip Erdoğan’ı bu günlere getiren bir A Takımı var. Bu A Takımı’ndan vazgeçemedi. Bakın İsmet Yılmaz; seçilmiş değil ama Milli Savunma Bakanı… Ömer Çelik; Milletvekili değil ama koalisyon görüşmelerinde “İstikşafi” bu kavram da Siyaset hayatımıza yeni girdi… Bülent Arınç; Milletvekili değil ama hükümet sözcüsü… Üç dönem kuralına takılan A Takımı’nın olmayışı Recep Tayyip Erdoğan’ı kaygılandırıyor diye düşünüyorum. Bu ekibin yeniden seçilmesi ve göreve gelmesi ve eskisi gibi kalkan olması için parlamentonun kasıtlı olarak işletilmediğini düşünüyorum.

Olaya bakın, Başbakan Davutoğlu Koalisyon görüşmeleri yapıyor ama yanına “İstikşafi” görüşme adı altında milletvekili olmayan Ömer Çelik refakat ediyor. Kişi olarak Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu’na güvenmiyor… Kurumsal olarak ifade edecek olursak, Cumhurbaşkanı, Başbakana güvenmiyor… İstikşafi’nin anlamı ciddi sözlüklerde “casus” olarak geçmektedir. Bu davranış biçiminden başka sonuç çıkmaz.”

“Bu yoğunluk arasında Yeşiloba Mahallesi Muhtarı’nın talepleri ile ilgili Meclise bir soru önergesi verdiniz?”

“Yoğunluk derken zaten görevimiz halkın taleplerini yerine getirmektir. Burada toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren bir talep var. Sayın Muhtarımız Ata Ürün öne düşmüş ve çözüm arıyor, bir milletvekili olarak halkın bu haklı talebinin peşinde koşmayacaksak neden milletvekiliyiz?

Yeşiloba Muhtarımızın talebi D-400 Karayolu üzerinde bir üst geçit… Kaza sonucu ölümleri önlemeye yönelik bu talep için elbette muhtarımızın şahsında halkımızın yanında olacağız. İç İşleri Bakanımız Sayın Sebahattin ÖZTÜRK’e yanıtlaması için soru önergesini verdik. Bekliyoruz.

“Bu arada Adana’yı baştan sona gezdiniz sorunları yerinde gördünüz?

“Bakın biz önseçimle bu göreve geldik. Zaten halkın arasındaydık. Şöyle bir mantığımız ve anlayışımız var; biz milletvekiliyiz. TBMM tatilde iken yerimiz halkın arasındadır; TBMM görevde iken de yerimiz Mecliste olup halkın sesi olmaktır.

Sorunları  yerinde görme konusuna gelince; zaten gözümüzü Adana’da açtık, Adana’yı karış karış bilen insanlarız. Bir anlamda, espit ettiğimiz sorunların çözümünü proje aşamasına getirip Adanalı ile paylaştık…

Son olarak Türkiye’nin kuş bakışı siyasi fotoğrafı?”

“7 Haziran seçimlerinin “git” dediği hükümet hala görev başında. Bu haliyle çoğunluğu temsil etmiyor. Ve yine mevcut hükümet ve Başbakan millet iradesine değil göbekten Cumhurbaşkanına bağlı; Sayın Davutoğlu, tavır koyma, karar alma konularında güven verici bir durumu yok.

Hukuken gasp yoktur ama çok öğündükleri ve bu güne kadar dayandıklarını iddia ettikleri milli iradeye karşı saygısızlıkları olmuştur.

Cumhurbaşkanının tavrı ve başbakanın körü körüne cumhurbaşkanının hırsına teslim olması parlamentoyu kilitlemiş ve demokratik yaşama gölge düşürmüştür.

Hukuka yürekten ve ilke olarak bağlı olmak gerekir; yasak savma yoluyla hukuka bağlıymış gibi görünmek, ülkenin siyasal yaşamına zarar verir.”

Adanalı’nın Bizim Elif’i ile daha uzun görüşmelerimiz oldu… Kendisi için 21 yy. Puduhepası yakıştırması yapmakla ne denli haklı olduğumu gördüm. Kendisine teşekkür ettim.

“Taner Talaş, Adana basınına bir renklilik getirdi, kendisine ve Doğan Gülbasar’a selamlarımı gönderiyorum”.

Elif Doğan Türkmen’in yüreğine sağlık; kadınlar, önce kendileri sonra da insanlık adına yüreği, düşünceleri, idealleri güzel bu insanı izlemeleri gerek.

Gariptir ama Sayın Türkmen’in zihninde canlandırdığı dünya erkekler için de güzel.

Benden söylemesi.

 Acısı büyüktü.

Ceyhan’da ki şehidimizin defnedilmesinden henüz sıyrılamamıştı.

21. YY PUDUHEPA’SI: ELİF DOĞAN TÜRKMEN:

GÖKKUŞAĞINI İSTİYORUZ

Huzurun Başkenti Olan Ulucami Külliyesi’nin Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nin bu haftaki konuğu, İş Kadınları Derneği (İŞKAD) Başkanı Elif Doğan Türkmen idi.

Sayın Türkmen, “Güçlü Kadınlar – Güçlü Türkiye” konulu konferans ile ülkemizdeki kadının ekonomik, sosyal ve kültürel fotoğrafını katılımcılar ile paylaştı.

Çok sayıda seçkin katılımcının izlediği konferansta Vali yardımcısı Şükrü Çakır, Toros Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Erdoğan Gültekin’in yanı sıra Tokat/ Pazar Eski Belediye Başkanı ve Adana Medya Gazetesi’nin patronu Taner Talaş’ da hazır bulundular. (Resim 1)

Kış mevsimi Torosların Akdeniz’e bakan yüzüne şefkatli, İç Anadolu ovasına haşindir. Şubat Ayının bu ilk haftasında güney kışının şefkatli güneşi,  Adana’yı usul usul ısıtıyor. Konferans başlamadan, güneşin tadını çıkarmak üzere, Prof. Erdoğan Gültekin ve Aysel Dülger ile çay sohbetimiz başladı.  Ardından, Kozok Ramazanoğlu, Özden Ramazanoğlu katıldı. Sayın Vali yardımcımız Şükrü Çakır ile Tokat/Pazar Eski Belediye Başkanı küçük kırık bir masanın çevresinde tabureler üzerinde sohbetimize devam ettik. (Resim 2)

Sayın Çakır okumanın yararları, eğitime katkısı ve bireylerin kişiliklerinin gelişimine olumlu katkılarını bilimsel şekilde anlatmaya devam etti. “Kitap okumak insanlaşma sürecine katkıdır…” şeklinde özetlenecek görüşlerini paylaştı. Bunu konferanstan sonra çay molasında da dile getirdi. (Resim -3)

Sayın Gültekin: “Çocuklara ayrıca dinleme alışkanlığını da öğretmemiz gerek” diye görüşlerini açıkladı.

Bir mimar olması sıfatı ile Sayın Prof Erdoğan Gültekin’e öteden beri şikayetçi olduğum bir gözlemimi paylaştım: Camilerin çevresinin duvarla çevrili olmasını uygun bulmuyorum. Camiler sanki imamların şahsi mülkiyeti gibi kapalı. Oysa sosyal ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde (Kütüphane – Kafeterya – çocuk oyun alanları gibi) düzenlenmelidir. Böylece cami ile cemaati daha yakın olur…”

Sayın Gültekin bu görüşleri onayladı. Bu konuları konuşurken konferans saati geldi.

Sayın Türkmen’e Adana Medya Gazetesi’nden söz edecekken “Bu gazeteyi biliyor ve izliyorum” dedi. Memnun oldum tabi.

Gözde Ramazanoğlu, Elif Doğan Türkmen hakkında kısa bir özgeçmiş sundu, konuklara hoş geldin dedikten sonra, Taner Talaş’ın şahsında Adana Medya Gazetesi’ne katkılarından dolayı teşekkür etti. Resim-4)

Sayın Türkmen, bir sununla başladı konuşmasına.

İş Kadınları Derneği  (İŞKAD) hakkında kısa bir bilgi verdi: “Derneğimiz Anadolu’da kurulan ilk iş kadınları derneğidir. İlk kez 44 İş Kadını bir araya gelerek 1999 yılında faaliyetine başladı bugün İŞKAD kentin en etkin STK’larından biridir. Sektöründe başarılı 100’e yakın üyesi bulunmaktadır.” (Resim-5)

 

DÜNYADA KADIN’IN FOTOĞRAFI

Şöyle bir fotoğraf duruyordu karşımızda; yoksulluk kadınlaşıyor, göçmenlik kadınlaşıyor, ezilmişlik kadınlaşıyor. Bunu hislerimizle değil, verilerle anlıyoruz.

Dünyada her 3 kadından biri şiddete maruz kalıyor, her 5 kadından biri tecavüze uğruyor ya da tecavüzden son anda kurtuluyor. Yoksulluk ise giderek “kadın”laşıyor. Yeryüzündeki mutlak yoksulluk sınırındaki 1.5 milyar kişinin yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor.

Dünyadaki işlerin yüzde 60’ını yapan kadınlar, toplam gelirin yüzde 10’una; dünya üzerindeki mal varlığının ise yüzde 1’ine sahipler. Mültecilerin yüzde 80’ini kadınlar oluşturuyor. 280 milyonluk Arap dünyasında her 2 kadından biri okuma yazma biliyor. Dünya genelinde okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin yüzde 67’si kadın. Eğitim olanağından yoksun 45 milyon erkek çocuğa karşılık, kızlarda bu rakam 85 milyona ulaşıyor. 700 milyon kadın yeterli yiyecek ve içme suyu ile sağlık ve eğitim hizmetlerinden mahrum. Birleşmiş Milletler’e üye 191 ülkenin sadece 12’sinin lideri kadın...

 

TÜRKİYE’NİN KADIN FOTOĞRAFI

 Sayın Türkmen’in Türkiye’de Kadın ile ilgili verdiği sayılar iç açıcı değil. Anlaşılıyor ki çok ciddi araştırmalar yapılmış. Burada uzun uzadıya rakamlara boğmak istemiyorum. Rakamları duyunca şahsen ben erkek olarak utandım. Sadece yönetimle ilgili rakamları paylaşmak istiyorum. Türkiye’de her 100 Milletvekilinden 9’u; Her 100 Belediye Başkanı’ndan 1’i; Her 1000 Muhtarda 2’si kadın.

Anlayacağınız erkeklerin yönettiği bir ülkede yaşıyoruz.

Peki erkek yöneticilerin karnesi nasıl. Bu konuda sayın Türkmen bir karne çıkarmadı ama ben şahsen söyleyebilirim: Berbat, Yüz karası…

 

Sayın Türkmen bu fotoğrafın ardından: “Bu gerçek tabloyu gördükten sonra bir köşede oturmamız düşünülemez. Ülkemize, insanımıza borcumuz var. Bu nedenle yola çıktık. Biz kadınlar olarak gök kuşağını istiyoruz.

Dernek çatısı altında amacımız girişimci kadınların sayısını arttırmaktı. Zaman içinde bunun yeterli olmadığını gördük ve istihdamı arttırmayı da amaçlarımız arasına koyduk. Bunun için KOSGEB’le çok yakın diyaloglarımız oldu. Bu girişimlerimizin sonunda kendileriyle işbirliği yaparak birçok kursun açılmasını sağladık.

Yine çalışmalarımız esnasında şunu fark ettik; çocuklarımız girişimciliği bilmiyor. Milli Eğitim Müdürlüğü ile bu konularda görüşme yaptık ve son 3.5 yıldır, yanımıza kendi sektöründe başarmış ve rol model olmuş bir kadın alarak okulları ziyaret ediyor ve öğrencilere nasıl başardığını anlatıyorlar. En azından öğrencilerin zihnine girişimcilik kavramını yerleştiriyoruz.

Görünürde bu çalışmalarımız sonuç itibarı ile hiç tahmin etmediğimiz şekilde olumlu sonuçlanıyor. Bazı insanların yaşamında gördüğümüz ve neden olduğumuz olumlu sonuçlaru gördükçe mutlu oluyoruz.

Ayın Türkmen öylesine güzel konulardan söz etti ki ancak ana başlıkları ile vermek zorunda kalıyorum.

“Derler ya” dedi “Tek kanatlı kuş uçamaz. Kadın ve erkek olarak el birliği ile Adana’mızı eski yıldız konumuna getirebiliriz.

Puduhepa örneği verdi: “Biliyorsunuz, insanlık tarihinin ilk uluslararası anlaşmasın olan Kadeş Barış Antlaşmasının altında Çukurovalı bir kadın olan Puduhepa’nın imzası var. Biz bu toprakların insanı bu toprakların kadınıyız. Şu an karşılaştığımız olumsuzluklara karşın hiçbir şekilde yüreğimizi karartmıyoruz:

Bu ülke bizim

Bu şehir bizim

Bu insanlar bizim” diyerek konferansa son verdi.

Sayın Türkmen ile yüz yüze tanışmamıştım. Ancak faaliyetleri ve yaptıklarından basın yoluyla haberdarım. (Resim -6) Yüreğindeki umut ve coşkuyu katılımcılar ile paylaştı. Aktivitelerini her zaman alkışladığım Sayın Türkmen’in eşi Ahmet Türkmen dostumdur. Ona sıcak selamlarımı gönderdim. Engeli olduğundan dolayı orada bulunamadığını ifade edildi. Taner Talaş Vali yardımcısı ve Elif Doğan Türkmen ile tanışıp koyu sohbetlere daldı. (Resim-7)

Halime Büyükgüzel geçen hafta yoktu; bir kaza geçirmiş olduğunu duydum. Bu hafta konuklar arasındaydı. Kendisine geçmiş olsun diyoruz. Bekir Fevzi Yıldırım bu etkinlikleri her hafta izleyenlerden… (Resim 8)

Konuklar arasında renkli kişiler de vardı. Emekli Albay Zeki Gürler’de konferansı dikkatle izleyenler arasındaydı. Kendisinin Faruk Gürler’e benzediğini söyledim. Hiç yadırgamadı. “Alışkınım, bir çok kişi benzetiyor” diye yanıtladı. (Resim-9)

Elif Doğan Türkmen’in yüreğine sağlık; kadınlar, önce kendileri sonra da insanlık adına yüreği, düşünceleri, idealleri güzel bu insanı izlemeleri gerek.

Gariptir ama Sayın Türkmen’in zihninde canlandırdığı dünya erkekler için de güzel.

Benden söylemesi.

* Türkiye'de her üç kadından biri, hayatı boyunca en az bir kez, sadece kadın olduğu için şiddete maruz kalıyor...

* Türkiye'de altı milyon kadın okuma yazma bilmiyor, çoğu sosyal güvenlikten yoksun şekilde yaşıyor.

* Kentlerdeki 15-24 yaş arasında kadın genç nüfusun yüzde 31.5'i işsiz. Özellikle de lise ve üzeri eğitime sahip her 100 genç kadından 20'si iş bulamıyor.

* Türkiye'de okuma yazma bilmeyen 7 milyon kişinin 6 milyonunu kadınlar oluşturuyor. İlköğretime ve ortaöğretime katılamayan kadınların sayısı 2 milyona ulaşıyor.

* Ücretli çalışan her 100 kadından 63'ü düzenli özel bir işte, 35'i ise düzenli bir kamu işyerinde çalışıyor. Ancak, bu kadınların beşte birinin sosyal güvenlik kayıtları bulunmuyor ve kayıt dışı sektörde çalışıyor.

* Kentlerde her 100 kadından 26'sı sanayi sektöründe, 61'i ise hizmetler sektöründe çalışıyor. Kadınların çoğu, tekstil, konfeksiyon, garsonluk, tezgahtarlık, sekreterlik gibi düşük nitelikli emek gerektiren sektörlerde ve sosyal güvenlikten yoksun hizmet veriyor.

* Geçici, mevsimlik ve yarı zamanlı işlerde çalışan her 100 kadından 95'i sosyal güvenlikten yoksun.

* Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan toplam 10 milyon 800 bin civarındaki nüfusun yüzde 20'si kadın. Bunun 366 bini mevsimlik ya da geçici işlerde çalışıyor. Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan her 100 kadından 16'sının da düzenli bir işi yok.

* Kentlerdeki 15-24 yaş arasında kadın genç nüfusun yüzde 31.5'i işsiz. Özellikle de lise ve üzeri eğitime sahip her 100 genç kadından 20'si iş bulamıyor...

18 ilde gerçekleştirilen "Türk Kadınının Profili" araştırmasının bazı bulgularına göre:

* Türk kadınları evlilik konusunda oldukça istikrarlı… Yüzde 94.6'sı bir kez evlendiğini beyan etmiş. Ancak, yüzde 33.8'i evliliğinde cinselliği bulamamış. Kadınların yüzde 30.2'si eşinden korktuğunu da söylüyor.

* Çocuklarının dövülüp dövülmediği sorusuna çok sık diyenler yüzde 8.8 gibi oldukça yüksek bir oranda, ara sıra diyenler ise yüzde 55.5.

* Kadınların yüzde 54.2'si hiç geceleri tek başına dışarı çıkmadığını belirtirken sadece yüzde 15.5'i tek başına sürekli dışarı çıktığını söylüyor.

* Türkiye de ev kadınlarının yüzde 69'u eşlerinden para aldıklarını ve kendilerine ait herhangi bir gelirleri bulunmadığını belirtirken yüzde 10.3'ü günlük olarak eşlerinden 30 YTL'den az para alıyor. Eşinden ev ve günlük ihtiyaçlar için para almayanların oranı da yüzde 24.4.

* Türkiye de kadınlarında " Bekaret kadınlar için önemlidir," diyenler yüzde 85.9; "Evlenmeden birlikte yaşamayı uygun bulmuyorum," diyenler de yüzde 85.2 oranında...

Yine "2004 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada kadınlar 'Sağlığı yerinde olan ve her isteyen kadın çalışmalıdır,' ifadesini büyük bir çoğunlukla destekliyor: Yüzde 79.4. 'Kadının yeri evidir' inancının gerilerde kaldığına işaret eden sevindirici bir gelişme bu. Bu yüzde 2000 yılında 68.7 imiş.

Halen dışarıda çalışan kadınlara baktığımızda onların hayatlarından çok memnun oldukları dikkat çekiyor. Yüzde 41.1 'çok memnun' olduğunu söylerken, yüzde 37.4 'biraz memnun' olduğunu belirtmekte. Memnun olmayanlar sadece yüzde 5.3'lük küçük bir azınlık..."

Bunların yanında 2003 yılında Türkiye'de, aile bireylerine kötü muamele, cinsel taciz ve tecavüz olaylarının yılı olurken aile mahkemelerine açılan dava sayısı da yüzde 50 arttı.

Kadın sığınma evlerinden 2004 sonuna kadar 4 bin 620 kadın ve 4 bin 404 çocuk yararlandı. Sığınma evlerine başvuran kadınların yüzde 71'inin fiziksel istismara, yüzde 12'sinin cinsel istismara uğradığı belirtildi... 2009 yılında değişik nedenlerden dolayı 953 kadın katledildi.

Dernek olarak çalışmalarımızın amacı, girişimci kadın sayısını çoğaltmak ve kadınların karar mekanizmalarında daha çok yer almasını sağlamak.

Adana' da değil, Türkiye' de bile yeterli değil. Kadınlar ne siyasi yaşamda, ne ekonomik, nede sosyal yaşamda fazlaca yer alamıyorlar. Dünyanın birçok ülkesinde de böyle. Fransa' da 500 üyeliğin 130' u kadın olduğu için çok ciddi bir sayı diyorlar. Kuzey Avrupa ülkeleri % 50' yi de geçmiş durumda bunlar hep birbiriyle bağlantılı şeyler. TBMM' de ne kadar çok kadın olursa, o kadar çok kadınımızda iş yaşamında olur diye düşünüyorum. 2002 yılında Türk medeni kanununda devrim niteliğinde değişiklikler oldu,  bunlardan birisi de şu,  kadın ve erkek evlilik birliği içinde edinen mal varlığını ortak kullanacaklar, boşanma olursa ortak paylaşacaklar. 2002 öncesi mallar bu anlaşmanın dışında kalıyordu,  araştırma yapılıyor ve bu araştırmanın sonucunda 17 milyon evli çift var, Türkiye'de bu ne demektir? On yedi milyon kadın bu anlaşmanın dışında tutuldu. Türkiye'de ki tapuların % 85' inden fazlası erkeklerin üzerinde, yani sermayenin büyük bir kısmı erkeklerde, hal böyle olunca kadının girişimcilerin olması gerçekten çok zor. Ama buna rağmen, kadınlarımızın hepsinin elini öpmek lazım. Neden? Bakın ben meslek sahibiyim, meslek sahibi olmak hiç zor değil,  ama iş kadını olmak çok daha zor."

Anadolu’nun ilk iş kadınları derneği İŞKAD, 1999 yılında Adana’da kuruldu. İlk adımı 44 iş kadınının attığı birliktelik, bugün İŞKAD‘ı kentin en etkin STK‘ları arasına taşıdı.

Sektörlerinde başarılı 100’e yakın üyesi bulunan İŞKAD;

İş dünyasında kadının etkinliğini artırma,

Girişimci kadın sayısını çoğaltma ve kadınların karar mekanizmalarında daha çok yer almasını sağlamak

Var olan iş yaşamındaki kadınları güçlendirme,

Bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine katkı koyma,

Ülke ve kent ekonomisinin gelişimine yönelik proje ve uygulamalar hakkında üyelerinin görüş ve önerilerini çeşitli platformlarla ilgililere ulaştırma,

Türk iş kadını ile Avrupa ve dünya iş kadınlarının entegrasyon sürecini hızlandırma amacı ile yoluna devam etmektedir.

İŞKAD‘ın üye profili yüzde 70 girişimci işveren, yüzde 30 üst düzey profesyonel yöneticilerden oluşmaktadır. Kentin Kurumlar Vergisi rekortmenleri arasında ilk yüzde 4 İŞKAD üyesi bulunmakta, her üye ortalama 22 kişi istihdam etmektedir. Adana İŞKAD, TÜRKONFED‘e, Doğu Akdeniz Sanayici ve İşadamları Federasyonu çatısı altında girmiştir.

İLKELERİMİZ:

Vizyonumuz;

Aktif olarak iş hayatı içerisinde bulunan kadının ve kadın girişimcinin Türkiye ve dünya ekonomisindeki yerini geliştirmek, kadını sosyal ve kültürel yönden destekleyerek üretimin içine çekmek.

Misyonumuz;

Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, insan hakları evrensel ilkelerini ve demokrasiyi benimseyen, inanç ve düşünce özgürlüklerine saygılı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelindeki çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda yürüyen, sivil toplum hareketinin gerekliliğine inanmış kadınların iş dünyasındaki statülerini sağlamlaştırmak, desteklemek ve yönlendirmek.

Elif Doğan Türkmen: " Adana doğumluyum. İlk orta ve lise eğitimimi Adana' da, Üniversite eğitimimi ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladım. Daha sonra meslek yaşamımı Ankara' da devam ettirmek istedim fakat ailemin ısrarıyla Adana' ya geldim, iyi ki gelmişim.  Meslek yaşamımda 26 yılı bitirdim,  o zamandan bu zamana Adana'ya, Adanalıya hizmet etmekten büyük keyif alıyorum. Hatta İstanbul'a gidelim orada işlerimizi yapalım teklifleri olmasına rağmen kabul etmedim. Bundan sonra bana Hani Newyork' un göbeğine gel, işiniz hazır deseler bile yine de Adana'yı bırakıp gitmem.

Sibel Soyer:  İş hayatına ne zaman ve nasıl başladınız?

AVUKATLIK ONURLU VE GURURLU BİR MESLEK

Elif Doğan Türkmen: " 1985 yıllarında üniversiteyi bitirdim, 1986 yılında stajımı tamamladım o günden bu güne Adana' dayım. Avukat olarak mesleğime devam ediyorum, Avukatlık mesleği benim için çok kutsal ve onurlu bir meslek olduğunu düşünüyorum, hani belki toplumda bazı hoş olmayan imajlar da var, ama ben kesinlikle bunlara katılmıyorum. Adana' da 2000' in üzerinde avukat var, ben bu güne kadar müvekkili aleyhine iş yapan işlem yapan avukat sayısının 26 yıllık meslek yaşamımda iki elin on parmağından daha az olduğunu biliyorum, buda demek oluyor ki Avukatlar gerçekten mesleklerini iyi yapıyorlar. Ama her nedense bize çizilen bir imaj var. Benim bir tane oğlum var o da Hukuk Fakültesinde okuyor ve ben ona hep ' yaşamda ender meslek var ve bu mesleklerden biride hukukçuluktur, yani hukuk diplomasını aldığınız anda toplumda saygın bir yeriniz olur, bundan sonraki süreçte o saygınlığı korumak artık sizin işinizdir' diyorum. Gerçekten ben buna inanıyorum,  TBMM' de meslek guruplarında bir oranlama yapıldığında en üst düzeye gelecek mesleklerden bir tanesi de hukukçulardır. Yani bu anlamda da görüyorum ki gerçekten hukukçulara değer veriliyor ben mesleğimi severek yapıyorum.

ADANA İNSANİ YAŞAMDA 15. SIRADA

Sibel Soyer: İş dünyasının içinde olana biri olarak Adana ekonomisini nasıl değerlendiriyor sunuz?

Elif Doğan Türkmen: " İŞKAD Başkanlığından sonra, özellikle ekonomik verilerle ve istatistik çalışmalarla bire bir çalışmaya başladı ve ben burada şunu gördüm. Bizim Türkiye çapında 'Adanalı zengindir' imajı vardır. 12 Eylül öncesine kadar Adana' da onlarca fabrika, binlerce çalışan, yüzlerce servis Adana sanayinin yeşerdiği illerden biriydi. Genç Türkiye Cumhuriyetinde döneminde durum böyleydi ama geldiğimiz noktada onlarca fabrikalarımız kapandı ve binlerce aile işsiz şu anda, tabi bunda sadece fabrikaların kapanması değil, doğudan aldığımız göç, köylerden kente olan göç ve bunun yanı sıra Adana'dan dışarıya olan beyin göçünü de saymak lazım. Verilerde şunu görüyoruz, Adana bölgede lider kent ama bu yeter mi? değil, çünkü 20 yıl Türkiye'nin dördüncü büyük ili olan Adana'mız, ne yazık ki çok üzülerek söylüyorum insani yaşama kriterleri de dikkate alındığında,  şu anda 15'ci sıradayız. Bizim için büyük bir kayıp, yani burada tabi ki ekonomik büyümeyi dikkate almıyoruz, insani yaşam kriterini alıyoruz. Bir insanın o kentte mutlu olması, ülkeler bazında dünya bazında olabilir örneğin, Kanada 1. sıradayken, Türkiye 72. Sırada oluyor. İstatistikleri okuduğunuzda illa ki içimiz acıyordur, ben oğlumla yurt dışına gittiğimizde hemen bana şunu sorardı ' anne bizim hangi markamız dünya çapında' derdi. İnanın gördüğümüz iki marka var, biri Ülker, bir Paşabahçe, diğeri mavi jeans bu kadar, yani bizim dünya çapında, dünya ekonomisini yönlendiren markamız yok.  Adana' da öyle ne yazık ki, tekstilin Dünyada Çine kaymasıyla Adana tekstilde bitti, Denizli'de tekstile bir atak var, ama Adana'mız ne yazık ki bu atağa ayak uyduramadığı için şu anda geriliyor durumda. Adana buna rağmen bölgede lider konumunda, Antep' e Antakya' ya ve Mersine özeniyoruz. Siyasi anlamda Adana desteklenmiyor olmasına rağmen Adana lider.   Adana' da bir Adanalılık bilinci gelişti o bilinci biz ekonomik anlamda doğru kanalize edersek Adana'nın çok daha iyi noktalara geleceğini düşünüyorum. Örneğin, Sheraton bir dünya markası ve Sheraton' u buraya bir Adanalı getiriyor.  Bu anlamda Adalı ailesine teşekkür etmek gerekiyor. Bu Güzel bir gelişme çok iyi bir gelişme, bu tür Adanalıları küstürmez, o insanların Adana' da iş yapmasını kolaylaştırırsak ben inanıyorum ki Adana da çok daha güzel şeyler olabilecek."

ADANA LOBİ OLUŞTURMADA BAŞARISIZ

Sibel Soyer: İşsizlik konusunda sizden değerlendirme alacak olsak, neler söylemek isterdiniz?

Elif Doğan Türkmen: " Tek başına işsizlik kavramını değerlendirmemek lazım. Biz dernek yönetimine geldikten sonra istatistiklerle uğraşmaya başladım, Adana Valiliği İl istatistik kuruluna da üyeyiz İŞKAD olarak.  Eleman arayan kurumlar var, ama uygun eleman bulamıyorlar bu en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi, bir sıkıntımız daha var yeşil kart olayı. Adana' da geliri olan, ama kayıt dışı çalıştığı için yeşil kartını kaybetmemek adına, çünkü yeşil kartlı olmak herhangi bir SSK'lı olmaktan çok daha avantajlı, özellikle ilaç alımında insanlar o avantajı kaybetmemek adına kayıt dışı çalışıyorlar, Adana'nın birde böyle bir problemi var. Merkezi Hükümet bu konuda bir çalışma yapıyor o çalışma sonuçlandıktan sonra,  öyle sanıyorum ki Adana'nın işsizlik oranında ciddi bir düşüş olacak. Bunun yanı sıra şunu yapmamız lazım ki her kurum inanın kendi çapında bir şeyler yapıyor. İŞKAD derneğimizde ve diğer arkadaşlarımızda görüyorum, Bu bağlamda birçok kuruluş kendi çapında elinden geleni yapmaya çalışıyor. Genel anlamda konuşursak, Adana' da evet işsizlik var. Ama Adana öyle şanssız bir kent ki, mevduatta da en yüksek orana sahip ikinci İl. Bankalarda yatan para açısından kredi kullanımı da az değil,  ama ben hep onu şöyle yorumluyorum, Sanayi Odası Başkanımız İŞKAD'a geldiğinde ' biz ciddi kredi kullanıyoruz' dedi. Burada şu ayrım yapılmıyor ama bence yapılmalı, bu kredilerin ne kadarı tüketici kredisidir, ne kadarı üretime dönük kredi' dir bizim burada baz almamız gereken üretime dönük krediler. Adana teşvik olayında da iyi bir noktada değil. Ben inanıyorum ki Osmaniye'ye giden yatırımlar yeniden Adana' ya dönecek. Adanalılar lobi oluşturmakta hala başarısız, örneğin schengen ofisi konusunda biz İŞKAD olarak yönetime geldiğimizden bu güne 'Adana' ya schengen ofisi kurulsun' diyoruz. Adana Güç birliği Vakfının da yönetimindeyiz, biz bunu bir proje haline getirelim dedik. Antakya, Antep, Mersin ve Kahraman Maraşın ortasında merkezi bir il, Çukurova'nın kalbi Adana. İsim kimin olursa olsun, Adana'nın Valisi, Belediye Başkanları, Milletvekilleri, Oda Başkanları' arkadaşlar gelin beraber gidelim Ankara' ya ve şu işi çözelim' demeli. Herkes şunun derdinde ' ben tek başıma yapayım ki, ben yapmış olayım' yok öyle bir şey, olmuyor işte. Benim Adana' da diğer İllere özendiğim tek konu bu."

"İŞKAD BİZİM SEVDAMIZ"

Sibel Soyer: İŞKAD nasıl doğdu ve hangi aşamada sınız?

 

Elif Doğan Türkmen: " İŞKAD bizim sevdamız. 1999 yılında Türkiye'de kurulan tek dernek, İŞKAD' ın öncesi yok. Bir Ankara' da, bir İstanbul' da ve İzmir'de bizimki gibi kurulun bir dernek yok. 40 küsur lider kadınımız var ve bu kadınların hepsi lider, bu insanlar bir araya gelmişler 1990' lı yıllardan 2002 yılına kadar kadınlar kendi başlarına vergi levhası alamıyorlardı, eşlerinin iznine tabiydi. 2002 yılındaki medeni kanundaki değişiklikten sonra oldu. Düşünün 2002 yılına kadar ailenin reisi erkek ve kadın eşinden izin almadan hiçbir şey yapamıyordu. Ama şimdi 40 kadınımız bir araya geliyor ve adını İŞKAD olarak adını koyuyor. Bu gerçekten ileriyi görmek ve öngörülü olmak demektir. Bu anlamda biz İŞKAD Derneği üyelerimizle gurur duyuyoruz. Çok güzel bir profilimiz var, 80 tane üyemiz var, bu hep 85, 100 arası gidip geliyor, niye bu kadar dalgalanma var?  Adana' dan ayrılan üyelerimiz oluyor, İş yaşamını terk eden üyelerimiz oluyor, biz bu bağlamda üyelerimizin iş yaşantısının içinde olmasına dikkat ediyoruz. İŞKAD başkanların üye olduğu bir dernek diyebilirim, diğer derneklerde başkanlık yapan birçok arkadaşımız var."

KADINLARMIZIN ELLERİ ÖPÜLMELİ

Sibel Soyer: Adana' da kadın girişimi sayısı sizce yeterli mi?

Elif Doğan Türkmen: " Adana' da değil, Türkiye' de bile yeterli değil. Kadınlar ne siyasi yaşamda, ne ekonomik, nede sosyal yaşamda fazlaca yer alamıyorlar. Dünyanın birçok ülkesinde de böyle. Fransa' da 500 üyeliğin 130' u kadın olduğu için çok ciddi bir sayı diyorlar. Kuzey Avrupa ülkeleri % 50' yi de geçmiş durumda bunlar hep birbiriyle bağlantılı şeyler. TBMM' de ne kadar çok kadın olursa, o kadar çok kadınımızda iş yaşamında olur diye düşünüyorum. 2002 yılında Türk medeni kanununda devrim niteliğinde değişiklikler oldu,  bunlardan birisi de şu,  kadın ve erkek evlilik birliği içinde edinen mal varlığını ortak kullanacaklar, boşanma olursa ortak paylaşacaklar. 2002 öncesi mallar bu anlaşmanın dışında kalıyordu,  araştırma yapılıyor ve bu araştırmanın sonucunda 17 milyon evli çift var, Türkiye'de bu ne demektir? On yedi milyon kadın bu anlaşmanın dışında tutuldu. Türkiye'de ki tapuların % 85' inden fazlası erkeklerin üzerinde, yani sermayenin büyük bir kısmı erkeklerde, hal böyle olunca kadının girişimcilerin olması gerçekten çok zor. Ama buna rağmen, kadınlarımızın hepsinin elini öpmek lazım. Neden? Bakın ben meslek sahibiyim, meslek sahibi olmak hiç zor değil,  ama iş kadını olmak çok daha zor."

DENİZE ATILAN DENİZ YILDIZININ HİKÂYESİ GİBİ

Sibel Soyer: Adana'lı hanımlara baktığınıza Adana'lı kadınlarımızı nerede görüyorsunuz?

Elif Doğan Türkmen " Ekonomik ve sosyal çevreler açısından Adana' da Türkiye'nin bir aynası. 8 Mart' ta iki ayrı toplantıya katıldım, biri özel bir kolejin kariyer günü, diğeri ise Hadırlı'da kenar mahallede bir okulda kadın velileri aydınlatmak adına toplantılarda bulundum. Gelen kadınların çoğu o kadar yoksul bir kesime sahipler ki, bu insanlara mal paylaşımını anlatmaya gerek yok diye düşündüm, çünkü onların paylaşacak bir malı yok. Bir, Eğitim düzeyi olmayan, çok erken yaşta evlendirilen, haklarının bilincinde olmayan kadınlar. İki, bizim gibi yaşamını farkındalaştıran Adana' da yaşamı yönlendirmeye çalışan kadınlarımız var. Zaten, ne yapacaksa bu kadınlar yapacak diye düşünüyorum. Duyarlı erkek ya da kadın fark etmez hepimizin sorumluluğu şudur, eğitimi olmayan, yaşam hakkını eline alamayan, birilerine bağlı yaşamak zorunda olan kadınlarımızın yaşamında bir şeyler yaratmak.  Denize atılan denizyıldızı hikâyesi gibi, bir kişinin hayatına dokunabilir insan yaşamına güzel bir katkı sağlayabilirsek ne mutlu bize diyorum."

KADIN SIĞINMA EVİ YAPACAĞIZ

Sibel Soyer: Kadına şiddete nasıl bakıyor sunuz?

Elif Doğan Türkmen: " Biz daha henüz 6 aylık bir yönetimiz, kadın sığınma evleriyle ilgili projemiz var, dolayısıyla bu projeyi ete kemiğe büründürmeden dillendirmek istemiyoruz. Kadına dönük şiddetle ilgili kadına sadece sığınma evi değil, aynı zamanda hukuki yardım, tıbbi yardımda sağlanacak ve hatta o sığınma evinde kaldığı dönem içinde meslek sahibi olabilecek. Adana' da bir tane kadın sığınma evi var, o da iki milyon nüfuslu bir İl için yeterli değil.  Belediye, Baro ve Emniyetimizi de içine alarak bir kadın sığınma evi projesi düşünüyoruz."

VÜCUDUMA DOKUNMA

Sibel Soyer:  Gündemde Kürtaj polemiği var ve bu konuda kadınlarımız son derece rahatsızlık duyuyor, sizin kürtaj yasasına bakış açınız ne yönde?

Elif Doğan Türkmen: " Sayın Başbakanımızın kafasında şu var. Türkiye'de çok genç bir nüfus var, Avrupa'nın artık ellilerin üzerinde bir yaş ortalaması varken, Türkiye'nin 28 olan yaş ortalamasının bir avantaj olduğunu ve bu avantajı arttırma anlamında bir düşüncesi olduğunu zannediyorum. Geldiğimiz noktada ve bulunduğumuz yüzyılda kadının vücuduyla ilgili, karnında taşıyacağı çocukla ilgili kararı verecekse buna devlet karışmamalı, buna kadının eşi, ya da partneri karar vermeli. Bu anlamda ' vücuduma dokunma' kampanyasını bende destekliyorum.

ANNE OLMAK ZOR

Sibel Soyer: Ben biraz özele girip size şu soruyu yönetmek istiyorum. Anne olmak mı, iş kadını olmak mı zor?

Elif Doğan Türkmen: " Çok zor bir soru oldu. Annelik daha zor, niye daha zor keşke üniversite sınavlarına anne babalar girse çok daha iyi olurdu her şey. Bu anlamda birini yönlendirmek, hadi ders çalış çocuğum demek, şunu doğru yap demek çok daha zor açıkçası.  Bir insanoğlunu yetiştirmek hiç kolay değil. Çünkü onun kendi bireysel dünyası düşüncesi var, ona kendi doğrularınızı empoze etmeye çalışıyorsunuz. Fiziki ihtiyaçları saymıyorum, onları gidermek kolay çocuğun karnını doyurmak, özellikle küçük çocukları büyütmek çok daha kolay. Annem, ben hamileyken ' en kolay zamanı anneliğinin bu süreç, çocuk doğduğunda ve büyüdükçe daha zor olacak' derdi. Şimdi benim oğlum üniversitede ve düşündüğümde her geçen gün daha zor olduğunu fark ediyorum, çünkü insanoğlunun manevi ihtiyaçları çoğaldıkça ona cevap vermekte zorlaşıyor. Bu anlamda bana göre anne olmak zor."

ADANA TAKIMLARINI DESTEKLİYORUZ

Sibel Soyer: Elif Doğan Türkmen' in sporla arası ne yönde?

Elif Doğan Türkmen: " Tabi ki Adana takımlarımızı gönülden destekliyorum. Beşiktaşlıyım ve Adanada ki Beşiktaş Derneğinin de üyesiyim. Oğlum yıllarca basketbol oynadı bu bakımdan olsa gerek, futboldan çok basketbola meraklıyım. Hatta oğlumla beraber sabaha karşı uyanıp NBB final maçlarını izledim olmuştur."

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim