Cumhurbaşkanlığı seçimini yorumladı

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili 'Cumhurbaşkanı ve Başbakan süreci konuşacak' dedi. “AK Parti aday belirleme çalışmasında cumhurbaşkanlığı için başbakanın bu konuda farklı çıkışları oldu” diyen Çelik, “İlk başta sanki kendisini aday gösterir gibi konuşmaları oldu. Ardından 'Ben Çankaya'ya çıkarma yetkilerimi sonuna karda kullanırım' dedi. Ardından 'ters köşe yapabiliriz' dedi. Ardından 'Hem CHP'nin hem MHP'nin hem HDP seçmeninin oy vereceği uzlaşacağı bir aday çıkacağız' açıklaması yaptı. Ağustos'a kadar belli bir tansiyon olacağı görülüyor” şeklinde konuştu. Türkiye'de adı konulmamış geçmişte bazı yasalar olduğuna değinen Çelik, “Anayasanın bile üstünde görülen bazı kurallardır. Bir tanesi ve en önemlisi seçilmiş hükümetler belli bir alan içinde hareket ederler sivil siyasetin alanı sınırlıdır, hiçbir şekilde devlet siyasetinin kırmızı çizgilerini geçemezler. İşte bu devlet siyasetinin kırmızı çizgilerini hükümetlere dikte eden en üst kurum olarak cumhurbaşkanlığı mekanizması yapılandırılmıştı” dedi. Çelik, şunları söyledi; İhtilallerden tutun da birtakım olağanüstü dönemler oluşturulmasına kadar en önemli sebeplerden bir tanesinin cumhurbaşkanlığı meselesiyle ilgili bir takım gerilimler olduğunu görürüz. Sayın Cumhurbaşkanımızın seçilmesinden sonra ilk defa sivil siyaset ve devlet siyaseti ayrımı sona erdi. Kıbrıs meselesi gibi benzeri meseleler bunlara devlet politikası denirdi ve hiçbir şekilde siyasetin farklı yaklaşımlar getireceği alanlar olarak görülmezdi.”
'KIRMIZI ÇİZGİ SEZER'LE SONA ERDİ'
“Ama 11 yıl içinde görüldü ki, o alanlardan tutun da tabu gibi gösterilen alanlara kadar sivil siyaset hakimiyetini pekiştirdi. Devlet siyaseti adına kırmızı çizgi koyma dönemi Ahmet Necdet Sezer dönemi ile sona ermiştir. Bu yeni dönemde güncellenmeye çalışıldığını görüyoruz bunu. Geçmişte cumhurbaşkanının ve yargının yetmediği durumlarda askeri darbeler devreye girdi. Halkın cumhurbaşkanı seçeceği bir dönemde bunun güncellenmesi söz konusu değil. İkincisi bizi çok şaşırtan biçimde bazı liberal kalemlerin bile 'şu kişi aday olursa sokak tepki gösterir' gibisinden son derece sakıncalı entelektüel açısından 'acizlik' diyebileceğimiz düzeyde analizlerle karşılaşıyoruz. Hemen hemen ana muhalefet partisiyle MHP'nin uzlaştığı alan siyaset dışı bir figüre yoğunlaşıyorlar gibi. Niçin siyaset dışı bir figür aramalarının sebebi siyaset alanından gelmediği için devlet siyaset ayrımını sürdürecek, her türlü sistem tartışmasını rejim tartışması gibi telakki edecek ve sivil siyaset üzerinde vesayet kurma çabalarının adresi olacak şekilde kurgulandı bu zaman kadar. Aslında bugünde bu arayışa gönderme yapılmış oluyor. Ana muhalefet partisi düzeyinde halkın seçeceği bir cumhurbaşkanının ortaya çıkması sürecinde ortaya koyulan yaklaşımın siyaset dışı birisi olsun düzeyinde olması aslında bir siyasi partinin siyaset kurumuna olan güvensizliğini gösteriyor.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şehit babası: İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğimTunceli’de polis noktasına terör örgütü tarafından roketatar ve uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırıda şehit olan polis memuru Kaan Kılıç'ın babası "İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğim." dedi.
Darbeci pilotların devlete maliyeti en az 27 milyon TLDarbe gecesi kendi halkını havadan bombalayan pilotların, emekli olana kadar devlete maliyeti 100 milyon TL'yi buluyor.
Hande Fırat: Gelecek için Sayın Cumhurbaşkanımız dedimCumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajını telefonuyla CNN Türk'ten Türkiye'ye duyuran sunucu Hande Fırat, 15 Temmuz ve sonrası duygularını anlattı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












