- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Cumhuriyetin kazanımları

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
Cumhuriyet 623 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazından kurulmuştur. 623 yıllık teolojik bir devletin yapısı iki aşamada ortadan kaldırılmıştır.
Önce Osmanlı padişahlarının şahsında toplanmış olan halifelik ve padişahlık sıfatları biri birinden ayrılmıştır. 1922 yılında padişah ve ailesi yurt dışına sürgün edilerek padişahlık yetkileri Büyük Millet Meclisi’ne verilmiştir.
29 Ekim 1923’de hiç beklenilmedik ani bir kararla Cumhuriyet’in ilan edilmesi kararlaştırılmıştı. O zaman muhalefet sayılabilecek Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi milletvekilleri Cumhuriyetin kendisine değil Cumhuriyet’in ilan ediliş şekline itiraz etmişlerdi.
1924 yılı Kasım’ında Osmanlı ile ilgili tasfiye planının ikinci aşaması uygulamaya koyuldu. Halifelik makamına getirilen Osmanlı soyundan Abdülmecid Efendi’nin elinden bütün yetkileri alınarak Halifelik makamı ortadan kaldırıldı. Halifenin yapmakta olduğu din işlerini bundan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı yönetecekti.
Halifeliğin kaldırılması Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi “mütedeyyin” sayılan milletvekillerinden hiçbir tepki görmedi. Hatta aynı grup halifeliğin kaldırıldığı günün Millî Bayram ilan edilmesi için kanun teklifi ve bu teklif Büyük Millet Meclisi’nde oylanarak kabul edildi. Cumhuriyet tarihimizin garip uygulamalarından birisi de bu bayramdır. Mecliste kabul edilmiş olan bu bayram fiili olarak hiçbir zaman kutlanmadı ve unutulup gitti. Bunda en önemli sebep bu teklifin muhalif vekiller tarafından yapılmış olması olarak görülmektedir.
Cumhuriyetin ilanı şekline itiraz eden milletvekilleri cumhuriyetin özüne karşı çıkmadılar. Bunun da sebebi Cumhuriyetin İslâm dinine aykırı görülmeyişi idi.
Ama “Tek Parti” döneminde ortaya çıkan “izinli” veya “izinsiz” bütün siyasî oluşumlar her zaman “Cumhuriyete karşı olmak”la suçlanacaktır. Atatürk’ün kurduğu “Halk Fırkası” cumhuriyeti sahiplenerek “Cumhuriyet Halk Fırkası” olacak; muhaliflere ise “serbest” ve “demokrat” olmak misyonu verilecektir.
1946’da yaşanan “açık oy; gizli sayım” ayıbı 1950 seçimlerinde uygulanmayınca Demokrat Parti %50’yi aşarak ezici bir çoğunlukla iktidara gelecek, ama hiçbir zaman “muktedir” olamayacaktır.
1950’den sonra sahneye çıkan Ticanîler, Atatürk büstlerine saldıracaklar, DP suçlamalardan korunmak için halk arasında “Atatürk’ü Koruma Kanunu” olarak bilinen kanunu çıkarmak zorunda kalacaktır. O zaman çok büyük masrafla gerçekleştirilen Anıt Kabir inşaatının yapılması da yine DP tarafından gerçekleştirilecektir.
Ankara Başkent yapıldıktan sonra nüfusu hızla artmış ancak 1940 yılına gelinceye kadar Ankara’ya yeni bir cami inşası için izin verilmemiştir[1]. 1952 yılında yapılan İç Cebeci Camii inşaatını gezen Başbakan Menderes 500 TL bağışta bulunmuştu. Kendi cebinden yaptığı bu bağış bile muhalefet tarafından laikliğe aykırı bulunarak tenkit edilmiş, dini istismar etmekle suçlanmıştı. Rahmetli Özal da Cumhurbaşkanı olduğu zaman “namaz kılmak”la suçlanacaktı. “Nasıl olur efendim, bir cumhurbaşkanı nasıl olur da namaz kılar” diye yakınan ilerici aydınlarımız vardı.
1965 yıllarında siyaset sahnesine çıkan Necmettin Erbakan seçim çalışmaları sırasında abdest alıp namaz kılmaya başlayınca basın mensupları günde kaç kez namaz kıldığını saymaya başladılar. Adı İslâm olmasa bile özünde İslâmı yaşadığı iddiasında olan bu partinin lideri, koalisyonla başbakanlık makamına çıkabilmek için 30 yıl beklemek zorunda kaldı.
Erbakan’ın dinî söylemlerle Başbakan olması bu sefer muhalefetin “Cumhuriyet” kozunu yeniden ortaya sürmesine sebep oldu. Meşhur “Cumhuriyet Mitingleri” düzenlendi. Dönemin Cumhurbaşkanı Sezer bu mitinglere kaynak tahsis edilmesine yardımcı oldu.
“Tek Parti” nin “Cumhuriyet” kozu, Menderes’in “Demokrat” kozu karşısında hep yenildi. 27 Mayıs İhtilali’ni yaşadık. Sonra Demirel “demokrasi” bayrağını alarak Cumhurbaşkanlığına kadar çıktı. Erbakan’la ortaya çıkan “Milli Görüş” koduyla verilen “İslâm”a karşı “Demokrat” Demirel, kendisine 6 defa şapkasını vererek kapıyı gösteren generallerle işbirliği yapmak zorunda kaldı. Bu durum “tecavüzcüsüne aşık olan kız” hikâyesi ile halk arasında yankı buldu. Demirel’in cenaze töreninin Turgut Özal’ın cenaze töreni gölgesinde kalmış olması da bu “aşk” ile ilişkilendirildi.
Cumhuriyetin kazanımları halk arasında hiçbir problem yaratmamış olsa da bu kazanımların siyaset için manevela olarak kullanılması hep toplumsal sarsıntılara sebep oldu. Laiklikle Cumhuriyetin çatıştırılması hep oy hesabı için yapıldı. İnsanlar iktidar yarışı içerisinde eline ne geçerse onu kullandı. 623 yıllık mutlakıyet idaresinden sonra kurulan Cumhuriyeti modern standartlarda gerçekleştirebilmemiz için daha pek çok virajı dönmemiz gerekiyor. Ve de döneceğiz.
Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. Nice 29 Ekimlere huzur ve refah içerisinde dostça, kardeşçe.
[1] Bernard Lewis, Modern Türkiyenin Doğuşu, Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












