• BIST 77.689
  • Altın 128,066
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3054
  • Adana : 36 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 30 °C

Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü

19.07.2016 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

15 Temmuz 2016 günü saat 22.00'de Ankara ve İstanbul'da Kara ve Hava Kuvvetlerine bağlı askeri güçler "devlet yönetimine el koymak" amacıyla (Darbe Teşebbüsü) harekete geçmiş, savaş uçakları "alçak uçuş" yapmış ve helikopterlerden ateş edilmiş, Ankara'da MİT binası ve TBMM bombalanmış, hava alanları işgal edilmiş, TRT binasına giren silahlı kişiler hazırlanmış "darbe gerekçesi ve Beyanname"sini okumuş, sosyal medya üzerinden haberleşme devam etmiş ve özel TV kanallarından Bakanların, Başbakanın ve Cumhurbaşkanının telefon üzerinden açıklamaları ve millete seslenişi yayınlanmıştır.

Asker ve sivillerden, polislerden öldürülenlere ve yaralananlara ilişkin kesin bilgiler henüz yok. Bir grup subayın bir helikopterle, Yunanistan'a gittiği ve burda gözaltına alındığı bildirilmekte. Genel Kurmay Başkanı rehin alınmış ve sonra kurtarılmıştır. Ordu Komutanı, birçok General ve diğer rütbelerdeki subaylar, Anayasa Mahkemesi Üyesi iki kişi, birçok hâkim gözaltına alınmıştır.

Camilerden sela okundu, Hükümete karşı yapılmış Darbeye engel olmak üzere, halkın meydanlarda toplanması, gösteri yapması anons edildi. Kitleler sokağa boşandı. Erdoğan evinin önünde (Üsküdar) toplanan halka bir konuşma yaptı. ABD'den-Obama'dan Felhullah Gülenin iade edilmesini tekrar istedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, dinlenmekte bulunduğu yerden görüntülü telefonla olayın azınlık bir askeri grubun yani "Paralel Yapının Askeri Ayaklanma Girişimi" olduğunu ve halkın meydanlarda, Hava Alanlarında toplanmasını istedi. Halk hemen cevap verdi ve ayaklanmış askerler halkın arasında kaldılar. Erdoğan gece İstanbul Atatürk Hava Alanına geldi.

Tankların sivil arabalar arasından geçerek menzile gittiklerini, halkın sokaklara inerek aleyhte gösteri yapmalarını, tanklara çıkmalarını, arada silah ve muhabir seslerini işitince, Harbokulu Komutanı Alb. Talat Aydemirin 1961 ve 1963 Darbe teşebbüslerini hatırladım.

Ben o zaman Ankara Tıp Fakültesinde okuyordum ve Demirlibahçe'deki Site Öğrenci Yurdunda kalıyordum. Öncü güçler önce Ankara Radyoevini işgal etmiş ve Beyanname okunuyordu. Mamak'tan çıkan Birlikler, Yurdun önündeki caddeden şehir merkezine ilerliyordu. Ne hızlı gidiyor ve ne de duruyorlardı. Zamanın geçmesini ve durumun aydınlanmasını bekliyorlardı. Şehrin üzerinden jetler uçuyor ve herkes ayaklanmış, haberleşmeğe çalışıyordu. Giden Birlik intikal ediyordu. İnönü'nün "Sergüzeştler"e karşı konuşması/emri Radyoda yayınlanıyordu. Sonuçta Hükümet Güçleri galip geldi. İsyancıları destekleyeceği beklenen Mamak Birliği, isyancıları teslim alan kuvvet oldu. Talat Aydemir, yargılandı ve idam edildi.

Talat Aydemirin Darbe teşebbüslerine benzeyen bu Darbe Teşebbüsü görüntülerine göre başarılı sonuç vermeyeceğini anladım ve bekledim. Nitekim çatışmalı ve ölümlü de olsa Darbe, teşebbüste kalmıştır. Bu, demokrasinin zaferidir.

Ancak, meydanlardaki sloganlar Erdoğan içindir, "öl de ölelim". Kimsenin daha çok demokrasi istediği yok. Meydan Erdoğan'ı, Erdoğan da Başkanlık istemektedir. Erdoğan,"sizin sokağa çıkmanız, bu teşebbüsü akamete uğratmıştır, darbeyi siz önlediniz" anlamında konuşma yaptı.

TBMM toplandı ve mevcut dört Parti, demokrasiye sahip çıkan ortak bir bildiri yayınladı. Rehin olmaktan kurtarılan Genel Kurmay Başkanı ve Diyanet İşleri Başkanı resmi/özel kıyafeti ile TBMM'ye gelmiş ve Meclis Başkanının özel teşrifatıyla merdivenlerde grup fotoğrafları çekilmektedir. 

 Ancak, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın yaptığı açıklamalar, Hükümetin henüz işe tam sahip olamadığını, çarpışma ve görüşmelerin, tutuklama ve işten el-çektirmelerin devam ettiği görülmektedir. Yetkililer, vatandaşları bir hafta boyunca meydanlara davet etmektedirler.

"Darbe Beyannamesi" oldukça içerikli ve iktidar-muhalefet çekişmelerini özetlemiştir. Darbe gerekçeleri, kurulacak yeni düzen ve iç-dış siyaset, antlaşmalara sadakat dile getirilmiştir.

*

Meclisteki dört parti Grup Başkanları, demokrasiye sahip çıktılar ve darbe teşebbüsünü lanetlediler. Darbenin geniş bir çevrede ve ayrıntılı, rütbeli olarak hazırlandığı ve fakat vakitsiz/yetersiz icra edildiği anlaşılmaktadır. Ordu Komutanları, Kara ve Hava Kuvvetleri, Jandarma Komutanlığı, yurdun farklı yörelerinde görev yapanlar komutanlar, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi üyeleri, Yüksek Hâkimler Kurulu üyesi, vali vb yakalandıklarına göre Kalkışmanın kapsamlı ve planlı olduğu anlaşılmaktadır.

Erdoğan halka hitap ederken bu musibetin "bir de imkân/fırsat verdiğini" söyledi. Hazır fırsat doğmuş iken, Hükümet de önceden planladıklarını bu Girişim ile ilişkilendirerek tayin/terfi operasyonlarını gerçekleştirmekte ve tasvip görmektedir. Bundan sonra bir "cadı avı" olacaktır. Kadrolaşmanın adı "hainleri ayıklamak" olacaktır.Kantarın topuzu kaçmamalıdır.

Demokratik bir düzenin devamı için, yardımcı olmak ve önerilerde bulunmak zorunludur. Siyasi rekabet ve yarışma, sistemin önünü tıkamamalıdır. Askeri darbeler hiçbir zaman kurtarıcı ve sorun çözücü olmamıştır. Bunun için askeri darbeye hayır! Bu musibet, siyasette yumuşamaya ve demokratik bir ortama evrilmelidir.

Siyasette çok iyi biliniyor ki bir de "sivil ve parlemento darbeleri" vardır. Elbette ki bunlara da hayır! Eşit, özgür, demokratik, katılımcı bir demokrasi derde devadır. Bunu gerçekleştirmeliyiz.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim