• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Deliler ve Dahiler

08.06.2015 09:17
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

Yıkılmaz Kale Cabbar…  Adolf Hitler… 11 Yusuf… Bir lira ver… Bir lira ver… Sivrisinek Seyfi…  Caligula… Saint Pierre…

Bu isimlerin bir çoğunu tanımadığınızı biliyorum.

Elbette aralarında tanıdıklarınız da vardır.

Kimi Roma İmparatoru, kimi Hıristiyan dünyanın aziz sayıp uğruna kilise inşa ettiği ruhani kişi, kimi şarapçı sokakta ölüsü bulundu, kimi intihar etti.

11 Yusuf Çocukluğumun en renkli kişisiydi; futbol ile kafayı yemişti. Türkiye’de isterse en ücra mahallenin takımlarının bile ilk 11’ini sayardı. Çok televizyonlu döneme düşseydi, en etkin spor programlarının değişmez konuğu ve ultra zengini olurdu. Kenar br mahallede benim gibi futboldan anlamayanların arasında doğduğu için adı “Deli 11 Yusuf”a çıkmıştı.

Sonradan gerçekten deli oldu.

Adolf Hitler, benim gibi adamların arasında olmadığı için ileri sürdüğü saçmalıklar ciddiye alındı, normalde bir hücrede tutulması gereken kişi, dahi olarak milyonlarca insanın evini başına yıktı.

Adana’da yaşamı renklibir vali vardı: Bahri paşa. Adana şimdiki gibi değil, Silifke’den Osmaniye’ye kadar uzuyor, Ceyhan, Kozan ve Karaisalı ise birer kaza…

Vali teftişe çıktığ zaman “herhalde hızlı araçlar ve (cemır) nasıl yazılırsa yoktu. Vali geliyor diye millet yollara dökülür ve hazırladıkları dilekçeleri sunarlardı. Bu valimiz, Teravih namazını mutlaka UluCami’de kılardı. Saray çalgısı (Askeri Bando) caminin kapısı önünde kendisini selamlar, biriken halk ise neşelenirdi. Bahri paşa’nın bir merakı vardı; bizzat elinde taşıdığı ipek mendile sarılı küçük bir şişe içindeki Sakal-ı Şerifi halka öptürürdü.

Bu paşamızın bir merakı daha vardı, hırsızları hükümet konağı avlusunda alenen dövdürürdü. Bir nevi meydanda dayak..

(Bu yöntem tabi ki hırsızlık ve eşkıyalığın azalmasına neden olmazdı.)

Bu paşa bir gün duyar ki Hacın Kazası Kadısı sağa sola bildiri dağıtıp telgraf çeker. “Ben İsa’yım, Tanrı tarafından yer yüzüne indirildim. Allah’ın emirlerşni unutan insanları islaha memur edindim.”

İşte Sakal-ı şerifi şişe içinde bizzat öptürüp, hırsızlara meydan dayağı atan ve saray bandosu ile namaza giden (deli /Dahi) ile kendini Mehdi hatta daha ötesi “İsa” ilan eden (Deli /Dahi).

Paşa emretmiş: “Getirin ulan Şu İsa’yı…”

Getirip Vali’nin karşısına dikmişler Dahi/Deli’yi…

Paşa hiddetle: “Sen misin ulan İsa?” diye sormuş, Eski Kadı yeni İsa: “Evet Ben’im. Tanrı azan kullarını ıslah etmek için beni gönderdi.”

Adana’mızın Vali Paşası kuvvetli bir tokat aşkedip: “Yalancı sahtekar herif. Alın bunu tımarhaneye götürün.”

Ve Bu İsa hikayesi bu kadar çabuk sona erdi. (*)

Tarihte bazı insanlar vardı; İlk ortaya çıktıklarında “Alın ulan atın bunu tımarhaneye” diyecek bir kudret olsaydı, inanın Hitler, Caligula gibi insanlık dramına neden olan deliler tarihe geçmezdi.

Saint Pierre’nin hikayesini bilseniz, değil onun kilisesine gitmek adını bile anmazdınız.

Günümüzde tepemizde öyle insanlar var ki inanın. Yukarıda saydığım, Yıkılmaz Kale Battal veya Sivrisinek Seyfi onların yanında filozof ve bilim adamı kalırlar.

Tarih, delilerin yönetimindeki akıllıların çektiği acıların hikayesi ile doludur.

Bir bardak suyun söndüremediği ateşi zaman geliyor 100 tanker su söndüremiyor.

Başlangıçta “Atın şunu tımarhaneye” diyemediğimiz için, dünya tımarhaneye çevriliyor.

İşte dâhiler ve deliler arasındaki inxe zannedilen çizgi.

(*) Bu olay Damar Arıkoğlu’nun anılarından alınmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim