Devlet baba belediye annedir

Sayın Fatma Akdoğan’dan (Artık biliyorsunuz Onkolog) davet aldım. Prof. Dr. Şükrü Uğuz, Adana Eczacılar Odasında bir eğitim çalışması sunacak. Konu ilginç, “Kadın – Erkek Beyni” Tabi ki bendeniz, yine gazetemizin köşe yazarı Mehmet Akdoğan ile koşarak, Ecz. Ali Aysan Konferans Salonu’nda yerimizi aldık.

Ben psikiyatristlere her zaman mesafeli bakmışımdır. (Muhtemelen tanıştığım her psikiyatr ’da bana öyle bakmıştır.) Eğitim başlamadan önce sürekli Sayın Uğuz’u gözlüyorum. Biraz da kıskançlık var ya! “keşke psikiyatr olsaydım” diye çok hayıflanmışımdır. Tabi ki beni ilk zehirleyen Lisede psikoloji öğretmenim Fatma Persülengil olmuştur. Hala görüşürüz.) Sayın Uğuz, o kadar rahat ve kendinden emin ki…
Konferans salonu doldu. Çoğu da eczacıydı.
Konferansın başlama anına kadar Eczacılar Odasının Genel Sekreteri Mürsel Yalbuzoğlu ile Oda Saymanı Sühendam Toksöz, sıcak ve içten davranışlarla bütün konuklarla ilgilendiler. Sayın Yalbuzoğlu, açılış için bu organizasyonu yapan Güney Rotary Kulübü dönem Başkanı Ecz. Nurgün Özdoğmuş’u kürsüye davet etti.
Kulübün dönem Başkanı olan Ecz. Nurgül Özdoğmuş çok kısa ama dolu dolu bir sunum yaptı. “Eczacılığı bıraktım ama kalbim hala ‘eczane… eczane…” diye atıyor. Eczane ve eczacıları çok seviyorum. Güney Rotary Kulübündeyim, çünkü zaten 20 yıldır bu kulübün içindeydim. Şunu gördüm; “nerede bir Rotary Çarkı görürseniz, emin olunuz ki orada iyi ve merhametli insanlar vardır” diyerek mikrofonu Prof. Dr. Şükrü Uğuz’a bıraktı.
Öncelikle gerekli bir notu sizlerle paylaşmak borcumdur. Sayın Uğuz’un sunumu ve anlatımı tam bir bütünlük içermektedir. Bu bütünlüğü olabildiğince korumaya çalışarak anlatmaya çalışacağım. Düşünceler arasındaki kopukluklar tarafıma aittir.
Sayın Uğuz, kökeni, tek tanrılı dinlerden önceye uzanan Roma ve Yunan Mitolojilerine dayanarak kadın ve erkek yaradılışını anlatarak sunuma başladı.

KADINLAR UZUN YAŞAR
“Buraya gelirken, Eşim bana nazik ol dedi, ben de nazik oldum. Kadın ile arkek arasındaki beyin farklı mıdır? Cinsiyet farklılığı beyinlere nasıl yansımış ve arasındaki ilişkileri göreceğiz.
“Kadın olumsuz olaylarda kendini kilitleyip erkekleri suçlar… Bu arada erkekler için de iyi haberlerim yok. Bakın çevrenize bayanlar çoğunluktadır; çünkü ölmüyorlar. ‘Rahmetliyi geçen yıl gömdük…” 40 kadın Trabzon turunda. Aranızda hiç, eşi ölen 40 erkeğin bir otobüse doluşup turlara çıktığını gören var mı?
Gaia, - Gayya – mitolojinin yaradılış efsanesinde dünyayı, yeri, evrensel bir öğe olarak toprağı simgeler. (Böylelikle tatmin edemediğimiz ve bütün varlığımızı verdiğimiz halde bir türlü doyuramadığımız konular için kullandığımız ‘Gayya Kuyusu’nun, dünya, toprak olduğunu anlıyoruz. S.M) Üretken, doğurgan toprak ana Gaia, doğurduğu oğlu Uranos ile Titanları yarattı. Titanların bir kısmı Zeus’a isyan eder. O zaman, doğuran, üreyen, çoğalan kadındı. Erkek, bu çoğalmaya rolünün olup olmadığını önceleri fark etmedi. Kadın da ona fark ettirmedi. Kadının egemen olduğu bir dünyaydı.
Prometheus, Zeus’tan aldığı bir görev üzerine, toprağı gözyaşı ile karıştırıp elde ettiği çamurdan erkeği yarattı. Zeus, özellikle tembihledi “yaptığın bu erkeğe acı ver ama akıl verme!.” Prometheus, Zeus’tan gizli olarak erkeğe akıl verdi. Ateşi çalması ile bilinen Prometheus ateş ile özdeşleşen aklı çalmıştır. Bu yüzden Zeus tarafından sonsuza kadar cezalandırılmıştır. Akıllanan insan Zeus’a isyan etmiştir.
Sonra Zeus, Hephaistos’a (Demirci) Kadın’ı yaratma görevi verir. O da su ve toprağı yoğurup oluşan çamurdan kadını yaratmıştır. (Sayın Uğuz dile getirmedi ama Hephaistos, benim bildiğim kadarıyla bilinen Tanrıların en çirkinidir. Kadını yaratma görevinin çirkin bir Tanrıya verilmiş olmasında bir ironi olmalıdır.)
Kutsal dinlerde erkekleri Cennet’te ve tek başlarına görüyoruz. Kadın olmadan erkek, Cennet’te ve mutlu. Sonra insan iman tahtasından kadını oluşturuyor. Ama bir şart var “elmadan yemeyecek, ya da bilgi ağacının meyvesinden.”
Havva elmayı mutlaka yedirmeli; yediriyor da… Sonra ceza, Kadın ve Erkek Cennet’ten kovulur ve ölümlü olurlar. Ayrıca kadına doğumda acı ve sancı çekme cezası verilir.

HER ERKEĞİN İÇİNDE BİR KADIN VARDIR
Bakın dikkat edin, bilimsel tablolarda Erkek (xy), kadın ise (xx) olarak tanımlanmaktadır. Kadın, hakkıyla tam kadındır, ama her erkeğin içinde bir kadın vardır.
Sonra toplumsal rollere bakıyoruz.
- Devlet (babadır, erkek, korkutucu, bazen soğuk, bazen şefkatli)
- Belediye (Annedir. Kadındır. Gece kalkar ortalığı süpürür, suyunu getirir, çöpünü kaldırır, rahat yaşaman için sana hizmet eder.)
“Erkek, çiftleşmeye kadın ilişkiye önem verir. “
Erkek ve kadın çok farklı iki yaratıktır. Bu iki yaratık, adına “evlilik” denilen bir kuruma giriyorlar. Evlilik, kadınların keşfettiği muhteşem bir ittifaktır.
Evlilik ile erkek özgürlüğünü paylaşır;
Evlilik ile kadın özgürlüğünü kazanır.
Çocuğun doğması ile birlikte, kadın yeniden özgürlüğünü kaybeder, erkek ise özgürlüğünü kazanır.
Çocuk yapmak, erkeğin kadını eve bağlama adına devreye soktuğu gizli bir stratejisidir.
Gebelik kadınlar için ölümcül bir oluşumdur ve cinsellikle bulaşır.
Ve Feminizm. Kadınlar, Feminizm diye bir şey uydurdular, uydurmakla kalmayıp üstelik erkeklere inandırdılar.

ARIZA ANNEDEN KAYNAKLANIYOR
Öyle kalmayacak tabi, çocuklar büyüyecek. Kadın kendi yazgısını kızları için paylaşmakta gecikmeyecek. Onları, göndermek üzere yetiştirir. Ama oğul, kendine aittir. Onunla bütünleşir. Oğlunu da ona göre eğitir. Kendi düşüncesinde de; “oğlum bana bakacak, beni gezdirecek, ele güne rezil etmeyecek…” İşte bu Zehirli Terbiyedir. Bu Zehirli terbiye’yi de Zehirli Yapışkan ile kullanır: “Ben sizin için neler yaptım. Nelere katlandım…”
Kız için sorun yok, zaten gitmek üzere yetiştirilmiş. Erkek için ise: “Evlen bakalım, ileride alacağın kadın, sana benim gibi bakacak mı? Hangi kadın senin kahrını benim kadar çeker?”
Arıza anneden kaynaklanıyor.
‘Oğlum rengin solmuş, gel de akşam size yemek yapayım. Zaten hazır yemekten bıkmışsınızdır.’ Sonuç, eşi ile annesi arasına sıkışan erkek, aldatmaya başlıyor ve sonra gelin ile kaynananın ittifakı. Artık, ortak düşmanları vardır.
Zaman değişince anlayışlar ve öncelikler de değişiyor.
Kadın eskiden; Koruyacak güçlü erkek peşindeydi
Şimdi, duygusal destek verecek erkek arıyor.
Erkek, fiziksel çekiciliğin peşinden koşar, sonra da kimyasının uymadığını fark eder.
ERKEKLERİN DEĞİŞMESİ HAYALDİR.
Özellikle şunu söylemek istiyorum; kadınlar ilk tanıştıklarında erkekleri zaman içerisinde değiştireceklerini düşünürler. Sakın bu yanılgıya düşmeyin; Erkekler değişmez.
Şu hali en iyi halidir. Değişirse de şüpheniz olmasın daha da kötü olacaktır.

FEDAKARLIK
İlişkilerde Fedakarlık, en hoşlanmadığım kelimelerden biridir. Feda ve Kâr. Özünden vermek.
Özünden ver; çok tehlikeli bir sözcüktür.
UYARILAR
Eğer siz söylüyorsanız eşiniz zaten yapmayacaktır. Nerede olduğumuzu ve nerede olduğunu bilmek önemlidir.
Kadınlar üst düzey yönetici olabilir; onları öldürmeyin.
Erkek çocuk ile kız çocuk arasında bile fark vardır. Kız çocuğu ders çalışırken müzik dinleyebilir, ama erkek dinleyemez. Otistik kız pek nadirdir; dikkat edin otistik olanların çoğu erkektir. Çünkü erkekler doğuştan hafif otostiktir.

KADINA HEDİYE VERME
Kadın için satıldığında para edecek şeyler hediye değildir. Mesela saksıda bir çiçek alırsınız. Bu hediye olmaz. Ona bakmak gerekir. Canlı çiçek alacaksınız solunca atacak. Pırlanta alırsanız hediye olur; çünkü pırlanta satılınca para etmez. Kadın, erkeğin kendisi için ne kadar parayı boşuna harcayabileceğini ölçü olarak tutar. Beklenmedik düzensiz hediyeler, beklenen düzenli hediyelerden daha değerlidir.
Dokunmaya karşı kadınların cildi daha hassastır. Kadın erkeğe dokununca erkek soluğu yatak odasında almak ister. Kadın, bunu kesinlikle reddeder. Ama kadınlar, kaynana önünde eşlerine dokunurlar, bunda 2 amaç vardır. Hem eşi üzerinde egemenliğini ilan eder hem de kaynanayı çileden çıkarır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum. Kalabalık mekanlarda (Lokanta konferans salonu, sinema, gazino, çay bahçesi, AVM her neyse) kadınlar 3-5 kişi bir araya gelerek tuvalete giderler. Şimdi bir erkek yanındaki ne: “Tamer, haydi beraber tuvalete gidelim derse ne olur?”
Katıldığınız için hepinize teşekkür ederim…”
Böylesine güzel bir eğitimin ardından, Güney Rotary Kulübü Dönem Başkanı Ecz. Nurgün Özdoğmuş, Prof. Dr. Şükrü Uğuz’a çiçek sundu ve hatıra fotoğrafları çekildi.
Şahsım adına ben de Sayın Fatma Akdoğan ve Mehmet Akdoğan’a teşekkür ediyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












