Din-inanç ve bazı kavramlar (2)

İnanç; insan ile İlah arasındaki bağdır, içseldir, bireyseldir, her insana göre farklı içerik ve boyuttadır, izafidir, ölçüsü yoktur, görünümü eylemine, sözüne yansır.
Din; bir sistemdir, toplumsaldır, geneldir-evrenseldir, bir toplum tasavvuru-teklifi vardır, fizik ve metafizik içeriklidir, bir kurucu-davetçi vardır.
Dinin bireysel yaşama yansımasına “dindarlık” denir.
Din ve inançlar, Beşeri ve Semavi Dinler olarak iki başlık altında incelenmektedir. Dinlerin mahiyeti, oluşumu ve sistemleri kısaca anlatılacaktır. Beşeriyetin halk edilmesinden buyana insanoğlu hep inana gelmiştir. Zaman içinde ve bölgelere göre din ve inançlar değişmiştir. Ama arada ortak ve kalıcı olan unsurlar-ilkeler vardır.
Beşeri Din’lerin kaynağı insandır, fikir, zikir, sistem ondan sadır olmuştur. Bu kişiler kutsanmıştır ve örnek alınmıştır. Toplumda çeşitli hizmetlere karşılık gelen ara-makamlar ihdas edilmiştir: İlah tek veya çoktur. Buna ve bunlara bağlı, ilahe, melek, peri, cin, cadı, resimler, sayılar, harfler, şekil ve işaretler; doğadaki dağ, mağara, su kaynakları, nehir, ağaç; gökteki oluşumlar güneş, ay, yıldızlar, gezegenler; dikilen-yapılan heykeller, şahısların üzerlerinde taşıdıkları ikonlar-takılar, bedene işlenmiş remizler vardır ve bunlar vasıtadır vs.
Beşeri dinlerde de sonuçta, orkestrayı idare eden ve yaratan-koruyan-yokeden “Bir”in varlığına varılmıştır. “Bir” olan hemen daima gökte bilinmiştir. Böylece O; yüksekte, gören, veren, koruyan, idare eden, mükâfat ve ceza verendir.
Beşeri din; kurucusu bir sistem sunmuştur, inananları onu geliştirmiş ve yorumlamışlardır. Sözü-sistemi kendisinindir, emanetçi değildir, sistemin sahibidir. Sistem onun adıyla da anılır. Amaca varmak üzere farklı yorumlar mümkündür. Başka kâmillere-arif ve velilere yer vardır. Bunlar zamana ve topluma göre uyarlama yaparlar, genel ilkelere sadık kalırlar. Dirayeten konuşur ve sistem koyarlar.
Dinler ve inançlar; itikat, ibadet, muamelat, müeyyide, ahlak bakımından birbirlerini etkiler ve diğerlerinin kısmen unsurlarını da içerir. Sonuçta bunlar ortak aklın veya Tek İlahın zamana göre insanlara bildirdiği kurallardır.
Âdem’den-Hatem’e insanlık tarihi, Beşeri ve Semavi Din’lere inanmışların birlikte yaşamasına ve bunlar arasındaki savaşlara sahne olmuştur. Beşeri Dinlerden bir kavim-inanır diğerini yendiği zaman, onun ilahını indirip yerine kendi Put-İlah sembolünü koymaktadır. İşlem bununla kalmaz, galibin Putu da mağlubu talan eder, yani onun tüm kudretini de temsil eder ve kullanır. Böylece galibin ve mağlubun ortak Put-ilahı olmaktadır. Bu olay, insanlık kazanımlarını toplamakta ve korumaktadır, böylece mükemmele gelmektedir.
Semavi Din, İlahın emirlere bir peygambere gelmiş ve o seçilmiş beşer de bunu topluma tebliğ etmiştir. Peygamberin söyledikleri ezberlenmiş ve sonra da yazılarak Kutsal Kitaplar oluşturulmuştur. Emir İlahtan gelmektedir. Yazıldığı şekli kesindir, değişmemiştir ve değiştirilemez, her dönemde ve her toplum için geçerlidir. Bu ifadeler “dogma”dır. Semavi Din olarak Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet kabul etmektedir. Dogma Kitaplar (Kutsal Semavi Kitap) ise Hz. Musa’ya indirilen Tevrat, Hz. Davud’a indirilen Zebur, Hz. İsa’ya indirilen İncil ve Hz. Muhammed’e indirilen Kur’an-dır.
Beşeri dinin kaynağı insandır, ilhamdır, bilgidir. Kurucunun amacı, toplumun inanç ve yaşama sorunlarına çözüm bulmaktır. Önerilerini sistemleştirir ve böylece bir dini sistem oluşur. Eleştiri ve tercih mümkündür. Mehteran yürüyüşü ile sistem yerini ve taraftarlarını bulur. Din-inanç kurucusu sıradan bir filozoftan farklıdır. Bunun; topluma öncülük etmek, insanları etkileyip celbetmek, pratik çözümler bulmak, hitabet ve yaşamı ile örnek olmak, cesaret, toplumda yankı bulmak, isabetli kararlar almak ve uygulamak, örgütlemek, sevk ve idare etmek, toplumu iyi tanımış olmak gibi özellikleri vardır. Din kurmak ve dini sisteme dönüştürmek isteği olmasa bile zaman içinde toplumsal olan bu fiziki ve metafizik sistem din olur. Kurucuya gelinceye kadar ki din ve inanç ile felsefi görüşlerin, bilimsel gerçek ve keşiflerin etkileri vardır. Kurucunun içinden doğduğu ve seslendiği toplumun gelişmişlik düzeyine uygun düşer, sistemin rahmi burasıdır. Toptan red-inkâr yerine “düzenleme” vardır. Yani eskiler güncellenir, belirmiş sorunlara çözüm önerilir, topluma yeniden ufuk açılır, yenilikler yapılır. Her kişinin cesaret ve feraset gösteremeyeceği devrimsel değişmeler gerçekleşir. Halk irkilir, yanında veya karşısında yer alır. Davetçi ekibin başarısına göre sonuçlanır. Yasak ve imha çözüm değildir, fikir taraftar bulur ve yaşar.
Âlimler, kâmiller, arifler, makul olanlar, bilginler, şair-düşünür ve filozoflar bu Beşeri Ummanın kaynakları-gözeleridir. Bunların ürünleri, buluş ve keşifleri sistemi zenginleştirir.
Sistem insanlara, söz, eylem, hal ve sembollerle, misallerle anlatılır. Sistem; halkın mevcut inancı ve yaşama koşulları, tercih ve umutları dikkate alınarak rahat anlatılıp- anlaşılacak şekilde sınıflandırılmıştır. Hizmet erleri, inanca göre metafizik sembollerle anlatılır. Sistemi yürütmek için, manevi yetkili merciler ihdas edilmiştir. Toplumdaki her duruma icabet eden ermişler vardır. Bunlar bir halka oluştururlar ve devam ede-gelir. Bölgede yaşayan kişiler bu karakterin devamı olarak bilinir ve saygı görürler. Onun için “öldü ama ölmedi” derler. Bu anlatım toplumun içinde daima örnek-iyilerin yaşadığına işarettir. Kişi bencil duygu ve dürtülerini frenleyip iyi olana erişirse, olgunlaşır ve ürüne durursa buna da “öldü de ölmedi” denilmektedir.
Beşeri Dinin, eğitenleri, öğretenleri, örnek erleri, sistemin izcileri ve gözcüleri vardır. Bunlar toplanarak, bölgesel ve inanırlar adına değerlendirmede bulunur, yeni nesiller birbiriyle tanışır, sistemin pürüzleri giderilir, şahsa ve sisteme ait olanlar ayıklanır ve böylece ortak uygulama sağlanır ve korunur. Merci bu gelişmeleri değerlendirir. Bayramlar ve ziyaretler, sistemin kutsal günleri buna vesile olmaktadır.
Beşeri dini sitemin kaynakları çeşitlidir. Kurucunun yazılı ve sözlü deyişleri, yol sürenlerin söz-deyiş ve eylemleri, yazılı ve sözlü ürünleri, çeşitli de olsa kaynak oluşturmaktadır. Tüm grupları her zaman bağlayan “dogma metin” yoktur. Farklılıklar bir bütün, bir desen, bir bahçe, bir koro oluşturur. Bu aynı zamanda toplumsal yaşama, kültür, bilgi, tarih, coğrafya, yetenek farklarına, olanların birlikteliğine ve birbirini tamamlamasına, farkın zenginlik olduğuna işarettir.
Genel ilkede değişim-uyarlama gerektiği zaman, yetkili bir makam-merci (kişi-heyet) duruma vaziyet eder ve sorunu çözer-bağlar (mutatis mutandis: Evrensel bir kuralın amacına varmak için, engellerin kaldırılması ve uyarlamanın yapılması).
Merci olmadığı zaman gruplaşma-rekabet ve erime başlar.
Yeni-farklı sistemlerin ilanı-tebliği, daima mümkündür ve kapı açıktır. Toplumlar ve şartlar buna gebedir. Uygun ortam olunca, vakti erince tohum yeşerir, güneş doğar. Bireyselde bu Hızır ve toplumsalda Mehdi inancıdır. Hep gece olmaz, gün doğar.
Sistemin ana-direkleri bellidir. Aranın kapatılması ve içerisinin bezenmesi, topluma ve kültüre göredir. İnsanın; canı, aklı-şuuru, nesli, dini-inancı, dili, malı-mülkü, adalet korunacaktır. Bunu geliştirmek-korumak için öneri kapısı açıktır. Uygun olanın seçimi ve kabulü esastır. Ortak akıldan(aklı kül) süzülmüş ilkelere uymak vardır. Doğa yasalarına uygun bir toplumsal yaşam amaçlanır. İnanç-itikat ve ilahın adı, vasıfları, filleri, bireylerle ilişkisi, bireysel ve toplumsal ibadet şekilleri (ritüeller), insanın mutluluğunu, yararını, rahat yaşamasını, farklı toplumsal sistemleri (seçilmiş kavim iddiası, kast sistemi, eşit-özgür) öngörür. Bazısı bireyi yahut toplumu; bazısı da birey-toplum dengesini (ağaç-orman ilişkisi)öngörür. İnancın ve dinin uygulama şekli olan diyanet, insanlar arasındaki muamelatı, helal-haramı, nikâh ve miras durumunu belirler. Cezalandırma-ukubat ise dini vecibelere, toplumsal gereklere uyulmadığı zaman uygulanacak müeyyideyi belirlemektedir.
DİN-İNANÇ VE BAZI KAVRAMLAR (3)
Dr. Ömer Uluçay
Beşeri dinlerin bir kısmı genel kurallar halindedir ve toplumun idaresi, genel kabuller ışığında akli kurallara ve durumun gereklerine, ahlak-örf ve adet, gelenek-göreneklere ve yakın zamanda gelişmekte olan hukuk sistemlerine göre yapılmaktadır. Beşeri dinler, daha çok ahlak kuralları şeklinde olup bireyi davranışta seçme hürriyetine sahip ve rızayı esas görmektedir. Buna göre; gelişmiş örf-adet ve gelenek-görenek, hukuk oluşturmaktadır. Devletleşmiş toplumlarda bu unsurların tamamı birlikte bir sistem oluşturmakta ve hukuk sistemi içinde yönetim olmaktadır.
Beşeri dinler, ahlak dinleri şeklinde olmaktadır. Toplumsal dayanışma, birlik, yanlışın ıslahı ve iyilik tercih nedeni olmaktadır. Geleneksel ve toplumsal bir eğitim ile kurallar öğrenilmekte, sınanmakta, hak istenmekte, müeyyide uygulanmaktadır. Bedenin uzuvlarının önemi ve rolü, vazgeçilmezliği ne ise, birey de toplumsal yaşamda bu öneme ve role sahiptir. Birey toplumun bir parçasıdır, canıdır, eşit önemdedir, vazgeçilmezdir.
Halkın din ve inancı, kitabi olmaktan çok, pratiktir, tecrübeye dayalıdır. Ermişin, kâmilin, arifin, tarifin ve zarifin yetişmesi ve meydan bulması için törenler ve ziyaretler vardır. Sadece insanların değil, tümüyle doğanın, bitki ve suların, cümle hayvanatın korunmasını ister. Bu nedenle “sevgi ve saygı” esastır. Tüm yaratıklar sevgiye ve korunmaya değerdir. İnsan kendisine ve cümle çevresine karşı sevgi sahibi olmalıdır. Beşeri ahlakta feragat ve sadakat da esastır. Nesebin korunması şarttır, bu nedenle yanlış bağa girmek yasaklıdır, herkes kendi avucundan içer suyunu. Yalan, dedikodu, gıybet, hırsızlık, husumet yanlış hallerdir. Bunlardan sakınmak şarttır. Servetin belli ellerde birikmesi, haksızlıklara kaynak olmaktadır. Emeğiyle geçinen ünlüdür, şanlıdır, makbuldür ve hak sahibidir. Cömertlik güzel ve övgüye değer bir haslettir.
Beşeri din ve inançlarda insanların ermesi için çeşitli zor sınavlar yapılmaktadır. Kişinin kendi benliğini bulması ve arıtması amaç alınmıştır.”Kendini bilen Rabbini bilir” denilmiştir, eşit ve rıza ile katılmak istenmiştir. Bilenlerin eğitmesi için sıralanmış meydanlar açılmıştır. Halkın daveti ve ilgisinin devamı beklenmiştir. Toplantılarda katkı sunulmuş, sorunlar çözülmüş, güzellikler kabul edilmiş ve bunlar teşvik edilmiştir. Dua ve dileklerde önceki ermişlerden yardım istenmiş ve onların himmetiyle muratların hâsıl olması beklenmiştir.
Semavi Dinler, İlah kaynaklıdır ve İlah seçtiği bir Beşere dönemler halinde emir vermekte, ona ezberletmekte ve o da halka tebliğ etmektedir. Beşer burada bir vasıtadır, haberci ve postacıdır. İlah Melekleri vasıtasıyla kudretini icra etmektedir.
Semavi Dinde İlah; Tektir, doğmamış ve doğurulmamıştır, eşi-ortağı-benzeri yoktur, şekil ve mekândan münezzehtir, ezeli-ebedidir, rahman-rahim ve kahhardır, ilk ve sondur, kendi vardır, ilk hareket kendisidir, herşeyi var edendir, âlim-gören ve duyandır.
İlahtan Beşere gelen habere Vahy denilmektedir. İlhamdan farkı, Beşerin gönlüne doğan değil ve fakat ona bildirilen olmasıdır. Böylece zaman akışında gelen Vahy bir sistem oluşturmakta ve bu da din olmaktadır. Vahy yoluyla gelen hükümlere Ayet denilmektedir. Bunların yazılması ve tertiplenmesiyle de dinin-sistemin kutsal kitabı oluşmaktadır.
Kendisine Kitap indirilen Beşere Resul ve kitap içinde öncülük yapacak kişilere de Nebi denilmektedir. Bu sistem içinde olan kâmil kişiler, arifler ve veliler de vardır. Bunlar sistemin anlaşılmasına, yayılmasına, uygulamalara nezaret eder ve öncülük ederler.
Beşeri Din sisteminin sonunda 3.Zerdüşt (MÖ.650); Tek İlaha inandığını ve bunun Münezzeh olduğunu, Melekleri vasıtasıyla kudret icra ettiğini, Vahy yoluyla kendisine Ayetler indirildiğini ve bunları bir mağarada itikâfta bulunduğu sırada yazdığını ve böylece Avesta Kutsal Kitabını tamamlayarak Zerdüşt Dinini tebliğ ettiğini bildirmektedir. Bu dinde; dünya ve Ahiret hayatı, Rahman-Şeytan, ibadet, itikat, muamelat, müeyyide, helal-haram ve ahlak kuralları, toplum yaşam kuralları, Sırat Köprüsü, Mahkemeyi Kübra, haşr vd hükümler vardır. Dinler tarihi bunları daha ayrıntılı olarak aktarmaktadır.
Semavi Dinlerin Resulleri; Hz. Musa-Tevrat, Hz. İsa-İncil, Hz. Muhammed-Kur’an peygamber ve Kutsal Kitaplarıdır. Ayetler, dogmadır, değiştirilemez, her zaman geçerlidir. Her Ayet aynı önemdedir, Kitap bir bütündür. Buna Rağmen Tevrat’ın, İncilin ve Kur’an-ın tertibinde zamanında münakaşalar olmuştur. Ama günümüzde inanırları bunları Resulün söyledikleri olduğuna iman etmekte ve şüpheyi dini terk olarak değerlendirmektedirler.
Ben-i İsrail Babil’de sürgüne gönderilip tekrar Kenan ülkesine dönünce Torayı yeniden düzenlediler. Hz.İsanın söylediklerini dört Havarisi konuyu paylaşarak yazdılar ve böylece bir bütün olan İncil dört kısımdan oluştu. Kur’anın tevkifi tertibinin yapıldığına inanılır ve eldeki-revaçtaki Kur’an bu şekildedir. Bunun yanında Surelerin ve Ayetlerin iniş sırasına göre de tertipler vardır. Ayetler-hükümler istisnasız aynıdır.
Kurucuların bildirdiği din-sistemlerinin Kutsal ana Kitapları yanında, kurucunun söyledikleri de ikinci derece kutsaldır. Bunun yanında kurucunun yaptıkları, yaşama tarzı, davranışları, ahlakı dindarlar için örnek kişilik oluşturmaktadır ve taklit makamıdır.
Semavi dinlerin dünya tasavvurları-yaratılış, ilah-kul ilişkileri ortaktır. İbadet, muamelat ve diyanetinde farklar içerir. Bu da, dinin inzal olduğu dönemi gereklerine ve bilgi düzeyine, muhatap aldığı toplumun gelişmişlik düzeyine göre farklı olmaktadır.
Beşeri-Semavi dinlerin kutsamaları, imanları aynıdır. Herbiri kendi inancında mutludur. Arada kültüre göre rekabet ve çatışma olmakta, Herbiri kendi inancını üstün görmekte ve cebren bunu temin etmeğe çalışmaktadır. Bu da dinler ve alt kimlikleri olan Mezhepler arasında savaşlara-ölümlere neden olmaktadır. Toplumda birçok bireysel tercih ve menfaat din kisvesi altında meşruiyet kazanmaktadır. Din adına yapılan savaşların altında bireyse-toplumsal menfaat vardır. Hiçbir din, kişileri zorla inanmağa davet etmemekte ve diğer dinlerle savaşmayı emretmemektedir. Dine davet kılıçla değil güzel ahlakla olmalıdır.
Bu noktada İslamiyet’in din-inanç hürriyet anlayışı ve diğer dinlere-inançlara karşı tutumu başka bir araştırma-sohbet konusudur. Ancak burada bir noktaya işaret şart: Kitabi çıkarımlar ile uygulama ve sonuçları farklı olmaktadır. Bu ayrışmanın nedenlerini saptamak ve bunları tevhit etmek şarttır.
[1] http://www.canaktan.org/hukuk/insan_haklari/yirminci-yuzyilda/din_veya_inanca.htm
Coşkun Can Aktan vd. (Ed.) Haklar ve Özgürlükler Antolojisi, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2000.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecekYüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Atakent Mahallesi'nde inşaatı devam eden ve Yüreğir'in en büyüğü olacak parkın adının '15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Parkı' olacağını söyledi.
Şahin Alpay gözaltına alındıFETÖ/PDY soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Şahin Alpay Beşiktaş'taki evinde gözaltına alındı.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












