• BIST 89.891
  • Altın 144,926
  • Dolar 3,6212
  • Euro 3,9105
  • Adana : 24 °C
  • İzmir : 22 °C
  • Ankara : 17 °C

Diriliş Nesli

07.02.2013 09:38
Diriliş Nesli
Mehmed Akif merhum, Türk düşüncesinin en önemli simalarından biridir. Hâlâ güncelliğini ve hayatiyetini koruyan bir isimdir

Mehmed Akif merhum, Türk düşüncesinin en önemli simalarından biridir. Hâlâ güncelliğini ve hayatiyetini koruyan bir isimdir. Akif’in güncelliğini ve hayatini nerede aramalıyız? diye bir soru sordum kendime ve Sezai Karakoç’un Mehmed Akif kitabını bir daha gündemime aldım. Böylelikle Akif merhumun bizim geleneğimizdeki karşılığını/yerini anlamaya çalıştım.

Sezai Karakoç’un Mehmed Akif’i müstakil bir kitap halinde 1968 yılında yayınlanmış. Sezai Karakoç’un 1965’te Necip Fazıl’ın Âkif konferansında bulunup bulunmadığını bilemiyoruz. Ama kanaatimizce Sezai Karakoç kitabında üstadı Necip Fazıl’ın konferansının şerhini yapmaktadır. Bunu bir öğrencinin hocasına güzel bir hediyesi olarak algılayabiliriz.

Karakoç, duygusal bir metin olan bu çalışmayı deneme tarzında yazmıştır. Kimi zaman yükselen, kimi zaman alçalan, kimi zaman da durup dinlenmeye çalışan bir ses tonu metnin bütününe hâkimdir. Cümlelerin uzunluğu, öğelere yüklenen anlamın bol sıfatlı olması, metnin duygusallığını ortaya çıkarıyor.

Öncü şahsiyet Akif

Metin, akademik bir söylemden çok, anlatılanı önceleyen bir zihin yapısının söylemi olarak kaleme alınmıştır. Sezai Karakoç için Akif öncü bir şahsiyettir. Karakoç anlatımda, Akif’in zamanını kendisinin yaşadığı veya Akif’in metnin yazıldığı zamanda yaşadığı izlenimini uyandırarak hem o anlatılan zaman hakkında bilgiler verirken hem de kendi yaşamış olduğu zamanı, bir anlamda okuyucusuna hissettirmeye çalışmaktadır. Karakoç’ta zamanın şartlarını ve zorluklarını Akif’ten hareketle kendine ve kendinden sonrakilere gösterme çabası vardır. Bu durum kendi halini, kendi düşüşünü Akif’te görmedir.

Metin Akif’in çocukluğuna, gençliğine ve yetişme şartlarına Karakoç anlayışıyla bakmakla başlar. İlk cümledeki “sarsılış, disiplin, risksiz” gibi sıfatlar metnin nasıl bir yol ile oluşacağının ipuçları gibidir. Akif’in şiirinin, sanatının ve hayata bakışının izlerini Karakoç buralarda arar. Ona göre, Sultan II. Abdülhamit’in yapmak istedikleri Karakoç’un zaviyesiyle okuyucusuna yansır: Abdülhamit ‘93 harbinden yenilgiyle çıkan ülkeyi ‘disiplinli bir terbiye’ ile sessizce ve risksiz bir şekilde yenilemek isteyen bir adamdır. Abdülhamit’i pençeleri olmayan bir aslana benzeten Karakoç, onun pençesiz halini etrafında aydın kadrosunun olmayışına bağlamaktadır. Karakoç’a göre bu dönemde olup bitenler bir tür yaşlılar, gençler veya babalar-oğullar kavgasıdır. Yine Karakoç’a göre yaşlılar eski durağan yapının devamını savunurken, gençler ise, gençliklerinin verdiği heyecanla ülkeyi içinde bulunduğu kaostan kurtarmaya çalışan, hızlı ama acemi bir anlayışı savunurlar.Sezai Karakoç, Mehmed Akif

Akif, ne yapmalıyız, sorusunun cevabıdır

Metnin ilk olarak 1968 yılında yazıldığı düşünülecek olunursa Karakoç bu örnekle kendi zamanının gençlerine, daha doğrusu etrafındaki gençlere bir mesaj vermektedir. 1968’in şartları ile Akif’in döneminin şartlarını benzer görmektedir. O zamanın gençlerine ve ‘yaşlılar’ına “bunlar daha önce yaşandı” demektedir, bir anlamda. Nasıl ki Akif ve nesli için Abdülhamit zekası ve çalışkanlığı ile bir Bismarksa, metnin kaleme alındığı dönem için de Akif bir Bismark’tır.

Karakoç, devrin içinde bulunulan durumdan çıkışının ancak örnek alınabilecek iyi modeller ve bu örneklerin temsil ettiği değerler sistemi ile yetişmiş iyi bir kadro ile mümkün olacağı mesajını okuyucusuna verir. Abdülhamit’in yaptığı çabaları, eğitime önem vermesini, yeni mektepler açmasını genç ve dinç bir kadro yetişmesi bakımından önemser. Ona göre Akif’i iyi ve örnek bir model yapan, zamanının eğitim anlayışıdır. Akif hem klasik kültür ile hem de Batı kültürü ile yetişen bir isimdir. Sezai Karakoç’un okuyucusuna verdiği mesaj burada biraz daha netleşmektedir: Bu bir anlamda etrafındakilerin veya Karakoç’un kafasındaki ‘Ne olacak’, ‘Ne yapmalıyız’ sorusunun cevabıdır.

Karakoç devletçi bir politika izler

Karakoç, metnin içinde devletçi bir politika izler. Onun Jön Türkleri eleştirisi, bununla beraber yaşlı kadroyu da beğenmeyişi kafasındaki devlet ve toplum modelinin bir göstergesidir. Karakoç, Abdülhamit devri hakkında düşüncelerini belirtirken bir yandan da kendi zamanının devleti ve milleti kurtarma çalışmalarını eleştirir. Ona göre her ne kadar görünüşte devleti yönetenler bir zafiyet içindeyse de aslında sahip olduğu maddi ve manevi güçler onun kalkınmasını sağlayacaktır. Kendi deyimiyle bu kalkınmayı, bir kuşak, şuurlu bir kadro ile yaptığınızda yalnızca devlet değil, yine kendi ifadesiyle “canım İslam ülkeleri” de “huzura ve refaha kavuşacaktır.” Karakoç, buradan da anlaşılacağı üzere Abdülhamit dönemiyle metnin yazıldığı dönem arasında ilişki kurmakta ve her iki dönemin de benzer yanlarını kurtuluş reçetesi ile okuyucusuna sunmaktadır.

Gençler realist bakış açısına sahip olmalıdır

Karakoç’un Akif’te izlerini bulduğunu söylediği realist ‘bakış açısı’, metnin yazıldığı dönemin gençlerinin de bakış açısı olmak zorundadır. Çünkü Karakoç, içinde bulunulan durumdan kurtulmayı ancak ve ancak bu şekilde mümkün görmektedir. Akif’in okul döneminin bitmesi ve meslek hayatına başlama dönemi ile, gençlerin devleti kurtarmak üzere inşa ettikleri ‘hayali’ dönemden çıkışları ve gerçek hayata dâhil olmalarını bir görmektedir. Gençleri ve okuyucusunu burada inceden inceye uyarır.

Onun bu metin aracılığıyla zamanın gençlerine verdiği nasihat, Akif’te olduğu gibi, okul dönemini şahsiyetlerini kurtarmaya yönelik olarak geçirmeleridir. Hayata atılışta, realist bir bakış açısıyla, artık olaylar hakkında söz söyleme dönemidir. Ona göre Akif, meslek hayatı döneminde çağdaş Müslüman düşünürleri okur ve değişik dergilerde şiirler yayınlar. Mesleği icabı Anadolu’yu yani içinde yaşadığı Sezai Karakoç, Mehmed Akiftoplumu tam anlamıyla görerek tanımaya, kendi toplumundan haberdar olarak onu anlamaya ve aktarmaya çalışır. İşte bu noktada Karakoç’ta, devrinin gençlerine toplum üzerine söz söylemek için acele etmemeleri gerektiğini hatırlatır.

Basiretsizlik her dönemde olur

Metinde ilerleyen satırlarda bir başka ‘Türkiye’yi kurtarma çabası’ndan bahseder Karakoç. Bu, bir anlamda devrinin gençlerine inceden bir mesaj olarak okunmalıdır. Karakoç demektedir ki, devleti kurtarma gayreti her dönemde kesintilere rağmen devam edecektir. Bu bir anlamda uyarı mahiyeti taşır. Karakoç, gençleri her zaman uyanık olmaya ve gayreti elden bırakmamaya davet eder. Bu bakımdan onun ‘meşrutiyet’ idaresini eleştirmesi anlamlı olsa gerektir. Çünkü Karakoç’a göre, devlet idaresindeki kısmi rahatlamalar pek de önemli değildir. O, Akif’in meşrutiyet tecrübesinin ve yanılgısının bu bakımdan okunması gerektiğini savunur. Ona göre, o dönemdeki devlet adamlarının basiretsizliği devleti zor duruma sokmuştur. Bu, Karakoç’un gençlere bir dikkati olarak okunmalıdır: Basiretsizlik her dönemde olur.

İslamcılık Türkiye’nin klasik görüşüdür

Karakoç Akif’i, onun hakkındaki iddialar üzerinden anlatmaya çabalar. Öncelikle, Akif’in eğitimi ve bu eğitiminde Abduh-Efgani izlerini anlatır. O, Akif’in bu düşünürler etkisinde kalması meselesini abartılı bulur. Ona göre, bu durumu Akif’in başka Müslüman coğrafyalarda olup bitenden haberdar olması ve kendi entelektüel birikimine katkı sağlaması bakımından önemser.

Daha sonra devrin devleti kurtarma ideolojilerine değinerek Akif’in İslamcılık akımı içinde yer almasını, nedeniyle konu edinir. Ona göre, zaten bu hareket ‘klasik görüş’tü. Bu akıma yönelik eleştirileri ele alır ve cevaplamaya cabalar.

Akif, felaketlerin en iyi sözcüsüdür

Karakoç’a göre Akif, felaketlerin insanıdır. Zorluklar metnin içinde yerini alır. Mesaj gayet açıktır: Ne felaket olursa olsun, Akif gibi dayanıklı olmak gerekir. Kötü günlerdeki Akif’in psikolojisini yansıtmaya çalışarak, döneminin ağır şartlarının sonlu olduğunu okuyucusuna aktarır.

Karakoç, Akif’ten kendi zamanına kadar tarihi bir perspektif izler. Sıkıntı vardır ama bu sıkıntının sonu ona göre, ’yeni devlet’ müjdecisidir. Bu ‘yeni devlet’ aynı zamanda gerek Karakoç’un kendisinin, gerekse okuyucunun yetiştiği ortamın adıdır. Burada bütün sıkıntılara rağmen yaşanılan devletin içindeki yerli damara bir işaret vardır.

Mısır ümid verici bir Müslüman ülkedir

Akif’in Mısır’a ihtiyari ama zaruri gidişine değinen Karakoç, bu gidişin sebeplerini belirtir: “Mısır o vakitler, ikinci ümit verici İslam ülkesidir.”

Metnin sonundaki ifadeler Karakoç’un niye Akif üzerinde ısrarcı olduğunun delilidir. Ona göre Akif’in yurda dönüşü ve vefatı sonrası üniversite gençliğinin kendisine teveccühü takdire şayandır.

Sezai Karakoç’un düşüncesinde Âkif bir sürekliliğin başlangıcıdır. Karakoç’un “Diriliş nesli”, Âkif’in “Asım nesli”nin devamıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Devlet Bahçeli ifadeye çağrıldı13 Temmuz 2016 Çarşamba 11:03
  • Mustafa Sarıgül hastaneye kaldırıldı06 Temmuz 2016 Çarşamba 12:19
  • Uyuşturucu operasyonu HDP'yi rahatsız etti02 Temmuz 2016 Cumartesi 21:19
  • 'Türkiye nereye gidiyor' tedirginliği!28 Haziran 2016 Salı 14:00
  • Başbakan'dan Rusya açıklaması: Gerekirse tazminat vereceğiz28 Haziran 2016 Salı 09:59
  • Başbakan Binali Yıldırım'dan İsrail açıklaması27 Haziran 2016 Pazartesi 15:57
  • 5 soruda MHP'deki kurultay krizi26 Haziran 2016 Pazar 12:33
  • Adana'dan Bahçeli'ye açık destek23 Haziran 2016 Perşembe 16:16
  • Sözlü'ye iade-i ziyaret23 Haziran 2016 Perşembe 16:02
  • Yılmaz: Paralel üçgen tanımam!23 Haziran 2016 Perşembe 11:50
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim