Dispepsi!

Hayatı çekilmez kılan ciddi bir meseledir “Hazımsızlık!”
Bu kelimenin çağrıştırdığı anlamlar farklı mecraları işaret etse de, sonuç olarak bıraktığı etki, son derece ciddi ve bir o kadar olumsuz sonuçlar doğurur!
Tıp dilinde “Dispepsi” olarak adlandırılır. Sosyolojik açıdan konunun değerlendirilmesi için öyle Fakülte bitirmeye gerek bıraktırmayan sonuçları her zaman çevremizde görmemiz mümkün olan “yaygın bir hastalık” olarak tanımlayabiliriz.
Kendi başına bir hastalık olarak değerlendirilmez. Etkileyen ve tetikleyen faktörler vardır!
Tıbbi sebep ve sonuç ilişkilerini en iyi bilen Doktorlarımız olmakla birlikte, “ateş düştüğü yeri yakar” misali, acı ve sıkıntısını en iyi yaşayan, o “çekilmez” diye tabir etmemiz gereken hastalığı “çekenler” daha iyi bilir.
Sağlık açısından çekilen hazımsızlığın “kişiye özel” etkisi, sosyolojik bağlamda ele aldığımızda, maalesef “toplumsal bir yara” halini alıyor!
İşin “kırılma noktası” bence burası!
Modernitenin sığ sularında boğulmaya yüz tutan insanımızın içinde bulunduğu ironinin adıdır hazımsızlık! Entellektüellerimizin sinsi taklalar atarak, farklı atraksiyonları ustaca sergiledikleri bir alan…
Toplum mühendislerimizin “konu ve fitne üretme merkezi”, kibrin; köhnemiş sarayına giden yolun başlangıcı, yüksek irtifalara çıktıktan sonra, binlerce fit yükseklikten “paraşütsüz” boşluğa düşüşün bir diğer izahıdır hazımsızlık!
Mürekkep yalayan dinazorların “kan seviciliği” yaptığı bir hastalık!
Yayın eğriliğine takılıp, ok’un düzgünlüğünü ve hedefini görmekten alıkoyan basiretsizliktir hazımsızlık!
Sanal âlemde “Karakter tüketen sinsi bir virüs”, başarının önündeki en büyük bariyerdir hazımsızlık!
İrtica paranoyası ile kıvrandırıp, laiklik hummasına kaptıran bir musibet haldir!
Başarısızlıkta uzun süreli kalmanın verdiği dayanılmaz ağırlığın altında acıyla ezen, muktedir olamayanları “iktidar ateşi” ile yakan, partileri; “müzmin muhalefet sendromu”na müptela kılan, hayırlı hiçbir işi göstermeyen, görmezden getiren bir ucube rahatsızlıktır hazımsızlık!
Endaze bozucu, insanı ve toplumu içten içe yiyip bitiren, “derin” yapıların etkili ve zehirli bir aşısı, baş belası, gelecek kemirici, acı bir realitemizdir maalesef!
Sağlık, medya, siyasi partiler, bürokrasi, güç sahipleri, yargı, uluslararası savaş tacirliği, sanal âlem, eğitim dünyası, âlimlerimiz, derneklerimiz, kurumlarımız, yöneticilerimiz ve hayatımızın en ücra hücreleri bile bu hastalığın etki alanı içinde!
İçimizdeki “kan seviciler”, AB, ABD, Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Ermenistan, Yunanistan, Medya ve Silah Baronları, İlaç kartelleri, İsrail ve Yahudi Lobisi, Darbe seviciler, şer ittifakları ve diğerleri…
Sizce kimi, kimleri ve hangi değerlerimizi hazmedemiyorlar? Niçin?
Bunca yaşanan/yaşatılan olumsuzlukların arka planında ne var?
Neden bu kadar hazımsızlık var? Düşünmeye değmez mi?
Birileri ne kadar kirletmeye çalışsa da;
Düşünmek Güzeldir!
“Oruca tutunma”nın fırsat ikliminde, “oruç tutulması”ndan azami ölçüde yararlanmak suretiyle, kendimizi “y e n i d e n” gözden ve gönülden geçirme zamanı…
NOT: Mısır’ın olmayan, “yok hükmündeki” yargısının, Mursi hakkında verdiği kararını telin ediyorum! STK’lar ve aydınlarımız düşünsün!
Sevgi ile Kalın…
akt
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












