- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Divane ruhum

Sedat MEMİLİ / Yazar
Hayvan olmak bazen insandan daha değerli bir lütuftur…
Eğer ki reenkarnasyon ’un sırrı çözülmüş olsaydı ben herhalde bundan önceki yaşamımda bir “Leylek” veya “Somon Balığı” idim…
Daima hareket halinde olan, göç etmek için karşı konulmaz bir istekle dolu oluşumu başka izah edemiyorum.
Nazım Hikmet, cezaevindeki ruh haline neden olan koşulları şöyle tanımlamıştır;
“Belki bu hâlin
fizyolojik, psikolojik filân izahı vardır.
Belki de sebep buna
bana aylardır
kendi sesimden başka insan sesi duyurmayan
bu demirli pencere
bu toprak testi
bu dört duvardır...”
Nazım’ın çevresi fiziki olarak dört duvarla çevrilmişti.
Ama ruhu ve düşünceleri;
“Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim..” bizim diyecek kadar uzak ve bize yakın coğrafyalara davet ediyordu.
Bazen kendimi, dört duvar arasında hissediyorum. O an beynimdeki jandarmaya bir çatışmaya giriyorum.
Zihnimde, benim özgür dünyamı kısıtlayacak har türlü silahlı güce karşı koyuyorum…
Bana sürekli emir veren, yaşam koşulları, yaşlılık, geçen zaman, amaçlar ve umutlarla bir savaşa giriyorum.
İşte o zaman bütün gücümü memleketimi coğrafyasında gezinerek elde ediyorum.
Geride kalmış bir leylek ailesine el sakllıyorum, Fadıl yolunda…
Çiçekli Köyü girişinde göçerlerle ruhumu birleştiriyorum; ama nafile, onların yaşamı için bir şey yapamamanın çaresizliği içinde Tülü Köyü üzerinden kendimi Karayusuflu Köyü’nün huzur veren Seyhan Kıyılarına atıyorum…
Leylekler demiştim…
Leylekleri alabildiğine kıskanıyorum…
Hani insanlar hayvanlardan daha akıllı idi…
Ben bu güne kadar – kendim dahil – öyle bir insanla karşılaşmadım.
Hayatını, bir otomobil için feda eden bir kaplumbağa görmedim;
Üç kuruş alacağı için hem kendi hem de borçlunun şeref ve haysiyetini ayaklar altına alan bir kurt da tanımadım.
Eşini, öldüren bir it, çocuklarını terk eden bir zebra görmedim.
Hiçbir hayvan “Banka” kurup, katakulli yaparak hemcinslerini dolandırmamıştır.
Eğer bunlar akıllılık ise, “yaşasın delilik…”
Elbette bana bunları yazdıran da akıldır; iyilik yapan, düşmüşe yardım eden, adaleti sağlayan erdem, hakkı gözeten yönetim anlayışı da aklın eseridir.
O zaman benim “divane ruhum” şöyle diyebilir;
İnsan akıllı hayvandır ama bir koşulla…
Aklını insanlık için kullanan, insanlığın yaşamını kolaylaştırmak için kullananlar hayvanlardan ayrılır…
Gerisi,
Tabi ki anlayana sivrisinek…
Benim gezgin ruhum bu yazıyı yazdığında Anıt Kabir civarında dolanıyordu…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












