- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
DOĞAN KOBAN’DAN ANEKDOTLAR!

Yüksel MERT / Yazar
“Geçen gün Boğaziçi anayolunda, otomobillerin üzerinde yarış ettikleri ana trafik yolu üzerinde, ayaklarını asfalta uzatarak kaldırıma oturan iki genç kız gördüm.
Köylerde yol kenarına oturup gelip geçen arabalara bakan köylülerden farklı değillerdi.
Eğer İstanbul kaldırımlarını düzgün yapamıyorsanız, uygarlıktan söz edemezsiniz.
Elli yıl önce yazdığım makalelerdeki eleştirileri bugün de yapıyorsam uygarlık yoktur.
Kadınlar biz erkeklerle eşit değil miyiz? diye sormuyorlarsa uygarlık yoktur.
Eğer 100.000 cami yapan toplum 200.000 okul yaptırmıyorsa Ortaçağda yaşamaktadır. Uygar değildir.
Bu, toplumun din konusunu da iyi bilmediğini gösterir. Caminin dini bir işlevi vardır. Ama kutlu bir yer değildir. Bunu anlamak için peygamberin evini bile cami olarak kullandığını bilmek yetişir.
Namazın her yerde yapılabilmesi de caminin değil, namazın önemli olduğunu gösterir..
Sevgili okuyucular
Seçim sonuçları değil, fakat seçim olayları, uygar toplum olmak bağlamında, kâbus görmek için yeterlidir. Ülkenin sorunu uygarlığın ak ya da kara tarafında kalmakla ilgili. Adalet açısından bakarsanız (bu hukuksal, parasal, kültürel, politik ne tür adalet olursa olsun!) bu nadir nesne sadece Avrupa’nın bazı ülkelerinde, Kanada, Avustralya, bir ölçüde Birleşik Amerika’da var. Asya’da, Japonya dışında yok. İslam dünyasında yok, Afrika da yok, eski komünist ülkelerinde yok. Dünyanın onda birinde bile demokrasi, zenginlik, hak, hukuk, eğitim açısından eşitlik yok. Uygarlık da buna paralel olarak neredeyse bir lüks. Türkiye bu ülkelerden biridir.
Bugün dünyanın fiziksel olarak karşısında bulunduğu iklim değişiklikleri, enerji sıkıntısı, fakirlik, fazla nüfus, tarımsal üretimin artan nüfus karşısındaki yetersizliği tüketim tutkusunun fakirleri ve zenginleri soktuğu cendereyi düşünürseniz, ülkenin geleceğine güvenemezsiniz. Biz de insanlığın onda dokuzunun geleceğiyle aynı kazanda kaynıyoruz. Fakat toplum bunu algılayacak, geleceği sorgulacak bilgiye sahip değil. İleriye değil, geriye bakıyor.
Alışveriş merkezinin uygarlık olmadığını bu toplum daha anlamadı. Kuşkusuz insanların sorunu yaşamdır. Fakat bu yaşamı dünyadan bağımsız elde etmek şansı yok. Eğer dünyada sadece 700 milyon kişi demokratik bir ortamda sorunlu bir gelecek endişesi taşımıyorsa, 700 milyonu da şikâyet etmiyorsa, geri kalan fakir 5.5 milyar insan cehalet karanlığındadır. Buna bizim dahil olduğumuzu, bu toplum biliyor mu?
Televizyonlara, gazetelere pek bakmıyorum. Yapay, jurnalcı, papağan bir politik haber ortamında çene çalmak Türkiye’nin geleceğini hazırlamaz. İnsanlara her gün ‘hırsız var, açlık, gelecek, adalet yok, ipin ucu kaçtı, kaçar’ demek onları aptala çeviriyor. Bir çağ bitti. Yenisi yalan ve hamasi sözlerden geçmiyor. Gelecek olmakla ilgili, yapmakla değil!
Eğer dünyanın onda sekizi yalanla uyutuluyorsa ‘doğruyu nasıl öğreneceğiz?’ diye düşündünüz mü? Bu günden yarına erişilemezse bile, doğru olan tek bir olgu var: Bir evde oturan 10 kişinin sekizinin sonu iyi gelmeyecekse öteki ikisinin de sonu onlarla birlikte gelecektir. Türk toplumu bunu anlayacak kadar aydınlanmadı. Bu ülkede 60 milyon kişi bunu bilmiyor.
Özgürlük ithal eşya markası değil. Uygarlık bu noktada soru sorarak başlıyor: Soru sormak yaşadığınız dünyadan haberi olmak isteğinin ifadesidir. Çağdaşlık, soru sorarak dünyayı tanımaktır. Bu kendi geleceğinizi sorgulamak demektir. Bugünkü iletişim olanakları bunu sağlayacak güçtedir. Ulaşamıyorsanız, cahilsiniz ve engelleniyorsunuz.
Bu noktada iletişim, çağdaşlık, özgürlük ve demokrasi birleşiyorlar. Türkiye’de bunların hiçbiri yan yana gelmiyor! Bunların hepsi kısıtlı, ya da yok! Uygar değiliz. Üçyüz yıl çaba gösterip Avrupa’ya bilgi, teknoloji, özgürlük düzeyinde katılamıyorsak bir komplo olmalı! Yapan, kendimiz olmayalım? Bütün bunlar uygarlıkla çağdaşlığın sinonim olduğu bir aşamada olduğumuzu anlamamaktan kaynaklanabilir. Bir uygarlık gösterisi daha anlatmak istiyorum :
İlkokullara mescit inşaatı projelerin tartışıldığı bir toplumun uygarlığından söz etmenin anlamsız olduğunu düşündüm.
Türkiye’deki laf ebelerinden kaç tanesi musiki, resim, heykel, müze olmayan bir ülkede bilim olmayacağını düşünür, bilmiyorum. Sanat olmayan yerde bilim olamaz. Çünkü entelektüel kökenleri aynıdır. Bilim olmayınca teknoloji de yok. İthal edilen malların kredilerini ödeyip tok kalma şansı da yok!
Savaşlardan kurtulan bir ülke çocuğu olarak büyüdüm. Beni Cumhuriyet yetiştirdi. Umutlu ve iyimser çalıştım. Doğru şeyler işiterek büyüdüm. Çal(ma) ile Çal(ış)mak arasındaki ilişkiyi öğrenmeden adam akıllı yaşlandım.
Gençlere güvenmenin gerektiğini söylemişlerdi.
Ben de onlara inanıyorum.
Çağdaş dünyayı en çok onlar anlıyorlar ve anlayacaklar. Ona uyumu sağlayacaklar! Çürümüşlüğün ne olduğunu bilmiyordum. Şimdi cehaletin ve geri kalmış politik söylemin içinin boşaldığına inanıyorum.
Biz uygar değiliz..
Çünkü tarihin bir birikimin sonucu olduğunu öğrenemedik. Uygarlık da bir birikimdir. Onun için İstanbul’a sahip olamadık. İstanbul Anadolu üzerine oturmuyor. Tepeleri düzlemek, ağaçları kesmek, köyde yaptığımızı kentte yapmak olanaksız. Yasasız, kuralsız, zorba toplumlar uygar olamamış!
Dünya bizi de yola getirecek!
Bunda kuşkunuz olmasın! Ama cehaletin çektirdiği eziyetlerin üstesinden neden gelmeyelim? ( Doğan Kuban/Bilim Teknoloji/Cumhuriyet)
ATATÜRK KÖŞESİ
Benim Karakterim Bağımsızlıktır..
DÜŞÜN-TAŞIN
Din kimsenin tekelinde değildir, kimsenin arka bahçesi ve ticaret aleti de değildir..
GÖNDERMELER
-Hayatın her anında hassas davranarak, Anneler günü, babalar günü yada üçayları, kandil geceleri vs gibi tombala mantığına kurban ettiğimiz ritüelleri kapsama alanına alan muhteşem bir hayat yaşasak olmaz mı?
-Sevgili programdaşım Taner TALAŞ ile gerçekleştirdiğimiz Kamu Vicdanı Programının Bu Çarşamba Günü konukları Akdev Genel Başkanı Gül KARYALDIZ ile Veysel TEPELİ olduğunu biliyor musunuz?
-Benim ifademle, hayvanat aleminin cumhurbaşkanı Nesrin ÇITIRK Hanımın Adana Şehremini Hüseyin SÖZLÜ’yü haklı gerekçelerle övmesi kimleri neden rahatsız ediyor?
-“Yüz bin camii yaptıran toplum 200 bin okul yaptırmıyorsa ortaçağda yaşıyor demektir.” diyen Doğan KUBAN hocaya katılmayan var mı?
-Antalya’lı Rokçı İmam Ahmet Muhsin TEZER’in arkasında namaz olmaz diye fitne çıkartanların kimler olduğunu biliyor musunuz?
-Bir delil ile kırk alimi yendim ama 40 delil ile bir cahili yenemedim diyen Mevlana Celalettini Rumi’ye katılmayan var mı?
-Alevilik inancının Cem evleri Almanya’da ibadethane olarak kabul edilirken, Türkiye’de ısrarla edilmemesinin hikmet ve sebebi nedir?
-Yaşam sıkıntısı çeken ızdırar halindeki bir aileye, insanlığın gereği olarak şefkat elini uzatan Hüseyin SÖZLÜ’ nün, Adana ve Türkiye’de tebrik ve takdir edildiğini biliyor musunuz?
-Tüyap 19. İzmir Kitap Fuarını bu sene 407 bin kitap okurunun ziyaret ettiğinden haberiniz var mı?
ADANAMEDYA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Milli irade için demokrasi27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Mevzu bahis vatan ise!19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Kabul vatandaşımız olsunlar15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Kabul12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Vicdanlarından sünnet edilenler!11 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Hastanede bayram ya da bayramda hastane11 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Ey yobaz24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- İçimdeki pürmüzler22 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Yaralı yılan ve katledilen domuz!20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Hormonlu insan tipleri15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Maske!14 Haziran 2016 Salı 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












