Dolmuş Terörü

Kamuya ait aynı eşyaları kullananlarda bir sahiplenme duygusu gelişir.
Aynı duygu ve düşünceyi kullananlar için de böyledir… Duyguları o denli kullanırlar ki, zaman içinde o duygu ve düşüncelerin sadece kendilerine ait olduğunu düşünür ve sahiplenirler…
Hatta hayvanlar, kendilerine ait bölgelere işaret koyarak sahiplenirler.
Bu sahiplenmenin en masumlarından biri futbol taraftarlığıdır.
Aynı lokantaya giden adam, bütün masa ve sandalyeler için bilinçaltında söz sahibi olduğunu düşünür; yabancılık çekmeyişi o nedenledir. Buna tanışıklık denilebilir ama sahiplenme duygusunu göz ardı etmemek gerekir.
Sahiplenmenin ortaya koyuş biçimi farklı şekilde çıkabilir, kimi saygılı kimisi de saygısızdır.
Aynı parka gidip sahiplenenlerin bir kısmı çiçeklere bakar, onları korur, sular büyütür, güzelliklerine katkı koyar; bir başkası da çiçeği koparıp evine vazoya koyar.
Konumuz; Adana’nın kara talihi olan dolmuşlar ve Trafik Polisi ilişkisi…
Aynı hattı kullanan bu dolmuşçular, her gün geçtikleri hata öylesine tanışık ki, istediği yerde durur, istediği yerde kalkar, işaret vermez, canı isterse ara verir, istemezse yolcuyu bile almaz.
Her dolmuşçu, kendi dolmuşunun Tiranıdır.
Yolcuya insan olarak değil, 2. TL olarak bakıyor.
*
Bu konuları bir kenara bırakalım: Trafik polislerimizin uygulaması da ilginç…
Polis, sotaya yatıyor, hız ihlali olup olmadığını kontrol ediyor;
Tuzak kurar gibi, radarları çalıştırıyor; “Vay efendim 60 ile gidecektin neden 62 km hızla gittin…” Belirli kavşak ve çıkış noktalarında alkol kontrolü…
Emniyet kemerini takmış mısın takmamış mısın?
Hız sınırını 2 km aşan bir sürücüye ceza yazmakla meşgul iken, öte tarafta dolmuşçular kelle götürürcesine birbirleri ile yarışıyorlar.
Bazen de tam tersi; dakikaları uygun olduğu için o kadar yavaş yol alıyorlar ki, akla ziyan…
Ne hızlarına müdahale edebiliyorsunuz ne de yavaş gitmelerine.
Zaten trafik kontrolü olduğunda öyle bir telefon trafiği çalışıyor ki (sadece kontrolün olduğu bölgede) zannedersiniz ki dolmuş şoförü, düzgün araba kullanmak için şampiyonaya katılmış.
Tamam, Trafik Polisleri kontrollerini yapsın; itirazımız yok.
Hele benim hiç yok…
*
Ancak kafamı kurcalayan, Trafik kontrollerinin amacı devlete para kazandırmak mı yoksa azıcık da olsa yayaların ve yolcuların güvenliğini sağlamak mı?
Lütfen, sayın yetkililer, Terör sadece elinde silah dağlarda olmaz…
Kılık kıyafeti düzgün olmayan, koltuğa yan oturan, direksiyonda iken elinden telefon düşmeyen, hızlı giden, yolculara saygı duymayan, herkese efelenen, kaza yaptığı zaman haksız da olsa herkesten çok bağıran, (çünkü o hattaki arkadaşlarına güveniyordur), bir anlamda kamu hizmeti yaptığının bilincinde olmayan sürücü de bir nevi terör estirmektedir.
Lütfen sayın yetkililer…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












