- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
“Dört Ayaklı Minare İnsanlık Mirasıdır”

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
Türkiye, Dört Ayaklı Minare’yi üzücü bir terör olayı vesilesi ile yakından görmüş oldu.
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Dört Ayaklı Minare’nin ayaklarının çatışmalarda zarar görmesi dolayısıyla bir basın açıklaması yapmaktaydı. Tahir Elçi, tarihî Diyarbakır’ın (Sur İlçesi) çatışma alanı haline getirilmesini kınıyordu. Çatışma arasında kaldı ve hain bir kurşunla hayatını kayıp etti. Çatışmalar sırasında iki polisimiz de maalesef şehit oldu.
Bugün Dört Ayaklı Minare, Diyarbakır’da iç içe yaşayan 4 Mezhebi temsil ediyordu. Minare ve cami 1500 yılında Akkoyunlu Sultanı Kasım Bey tarafından yaptırılmıştı. Bu yüzden uzun yıllar Kasım Bey (Kasım Padişah) Camii diye anıldı.
Kasım Bey Camii, Şeyh Mutahhar Türbesi’nin bulunduğu arsa üzerine yapıldığı için bir diğer adı Şeyh Mutahhar Camii olmuştu. Mutahhar ismi zamanla halk arasında Arapça “yağmur “ anlamındaki “Matar” kelimesine dönüştü ve bina Şeyh Matar Camii diye anılmaya başladı.
Evliya Çelebi 1655 yılında Diyarbakır’a geldiği zaman bu eşsiz minare bir demirci dükkânı içerisinde bulunuyor, yoldan geçenler minareyi göremiyordu. Evliya, caminin kimin tarafından yapıldığını bilmiyordu ama yarısının Timurleng tarafından yıkıldığını (1401) bilmekteydi (Seyahatnâme, IV, s.26)[1]. Bu durumda yıkılan Şeyh Mutahhar Camii’nin yerine Kasım Padişah tarafından 1501’de yeni bir cami yapıldığını söyleyebiliriz. Evliya Çelebi, minarenin 5 sütun üzerine oturduğunu, esas yükü ortadaki ana sütunun taşıdığını, yanlardaki 4 sütunun görünüşü tamamlamak için konulduğunu bu yüzden de “Minare-i Mu’allak” olarak adlandırıldığını yazar. Diyarbakır’ın yetiştirdiği kıymetli araştırmacı Merhum Şevket Beysanoğlu da “Şeyh Matar Camii” başlığı altında değerli bilgi sunmuştur (Beysanoğlu, II, 456).
Bazı araştırmacılar bu ilginç minarenin eskiden bir kilisenin çan kulesi olduğunu düşünmektedirler. Ancak Diyarbakır’da kare kaideli minare geleneği yaygındır. Bu minarede görülen değişiklik ise kaidenin 4 sütun üzerine oturtulmuş olmasıdır.
Diyarbakır (Diyarbekir), Artuklular, Akkoyunlular, Karakoyunlular zamanından beri bir Türk yurdudur. 1515 yılında Bıyıklı Mehmed Paşa, Diyarbakır’ı İran’ın zulmünden kurtarmış ve şehre ilk Osmanlı yapıları onun zamanında yapılmaya başlamıştır. Bugün her mahallesindeki Akkoyunlular ve Osmanlılar tarafından yapılmış tarihi eserleriyle Diyarbakır, dünya mirası tarihî bir şehirdir.
Tahir Elçi, Diyarbakır’ın tarihi eserlerine sahip çıkma çabası içerisinde iken akıl almaz bir şekilde öldürülmüştür. Tahir Elçi, “Çatışmalar tarihi dokuya zarar veriyor. PKK bu bölgeden çekilmeli, bu bölge çatışma alanı olmaktan çıkarılmalıdır” diyordu. Belki kaza kurşunu ile, belki de sırf bu sebeple öldürüldü. Olayın “faili mechul” kalmaması bütün akıl ve vicdan sahiplerinin ortak isteğidir. Ama görünen o ki onu öldürenler ile, “savcıların olayı soruşturmasını engelleyen kişiler” aynı kişilerdir.
İnsanlık mirası olan tarihî eserlere sahip çıkmak bir etnisite gereği değil, bir insanlık gereğidir.
[1] Evliya Çelebi b Derviş Mehemmed Zıllî, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, c.IV, Haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Yapı ve Kredi Yay., İstanbul 2001, s. 26.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












