• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Ankara : 21 °C

Dost insanlar

15.06.2016 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

İnsan dostlarıyla vardır. Bir binanın nasıl temeli, direkleri, çatısı ve sonra da iç tezyini varsa insanın da bunlara mümasil dostları vardır. Olmazsa olmaz insanlardır. Aile, kardeşler, eş bir bütündür ve bedendir. Bunlar birbirini bilir ve tanır, eksik ve fazla nedir anlar. Ama bunlar yetmez. Anılanlrın herbiri, bunları tamamlayan dostlar edinir ve onlarla yardımlaşır. Aile, seçmesiz ve mecburidir. Ama dostlar bizim seçtiklerimiz, inandığımız ve kendimize kattığımız başka ağaçların dallarıdır.

Dostu olmayan insan, aile içinde öksüz çocuk gibidir. İnsanın herşeyine ortak ettiği ve birlikte yaşama sevincini ve azmini paylaştığı insanlarla dostluklar kurabilmek, bir olgunluk işaretidir. Bununla ilgili çeşitli anlatım ve örneklemeler vardır.

Dostluklar, bir hesap-kitap ile oluşmaz. Fikrin, duyguların, insani özün bağdaştığı, durumlarda; menfaat ve yararlanma saikı olmadan gelişen arkadaşlığı yardımlaşmayı, bölüşmeyi, sadakati yani dostluğu anlatmak istiyorum.

Kimi insan êl-canlısıdır, kendisinden fazla, arkadaşlarına yardım etmeğe, onlara yararlı olmağa çalışır. Bunların nice tanıdıkları vardır, menfaat temini ile yaklaşanları vardır. Ellerinde çeşitli imkânlar fırsatlar vardır. Ama bu kâmil insanlar bir derviş gibi hakkına ve marifetine razı olarak, bağban olur da bir salkım üzümü kesim yemezler, başkalarına vermezler. Sahibi "kes-ver" deyince, sepetlerle ilgilisine götürürler. Ben bu karakterdeki dostlardan söz etmek istiyorum.

Hamd olsun bu bakımdan kısmetim açık, onların yardım ve gayretleriyle başkalarının yardımına da koşuyorum. Bununla hepimiz mutlu oluyoruz.

Dostlarım beden ağacımın ürünleri ve ruh zenginliğimin renkleri ve sesleridir. Onlara minnettarım.

Her yaşın ve başta ömrün dostları vardır, Yaşam bunlarla anlam kazanır, zenginleşir, ad ve eser bırakır. Yıllarca önce Cicero'nun Dostluk adlı eserini okumuştum ve zaman zaman da tekrarlarım. Del-Carnage de bu yönde eserler yazmıştı. Ayrıca felsefe ve ahlak kitaplarında, örf ve adetlerde, anlatımlarda dostluk konusu başattır.

Bu açıdan dostluğun felsefesi de yapılmaktadır. Tarihte ve yaşamda örnekleri sunulmaktadır.

*

Doğrusu soyut konuşmak istemiyorum. Dostlarımdan Yüksel Mert hakkında izin almadan konuşmak istiyorum: 

Yüksel Mert'i 25 seneden beri tanıyorum. Kendisini, ailesini, çocuklarını, kardeşlerini tanıyor ve seviyorum, ekmeğini yemiş ve çayını da içmişimdir. Konuşkan ve girişken, samimi, biraz da mahcup ve fakat imanına verirse, gözlerini kapatıp ağzını da açan bir insan. Ne kadar sinirlense de edep ve hayâ sınırını bilen, "urvetul vuska " ile dili bağlı bir dost.

Özel kurslarda Kur'an öğrendiğini ve fakat sadece ezberlemek değil, anlamak ve manasına nüfuz etmek isteyince arkadaşları ve hocaları ile bir tartışmanın olduğunu da biliyorum. Kur'an-nın söyledikleri ile yapılanlar, pratikler ve gördüğü bazı olaylar kendisinde sorun olmuş ve yetkin bildiklerine sorup cevap beklemiş. Bir süre sonra da yolların ayrıldığı görülmüş. Artık bundan sonra Yüksel Mert'in kendisi, Kur'an-ı anlama ve öğrenme sohbetleri açmıştır. İslami ilimlerde araştırmaya başlayınca, bildiği tarikat-Cemaat konusunu da dile getirmek zorunlu olmuş.

Yüksel Mert, bildiklerini doğrulamak ve test etmek için birçok ünlü kişiyle sohbet etmiş, tartışmış ve topluma hitap eder olmuştur. Karakter olarak, mazlumdan ve haktan yanadır, bu bakımdan coşku ve öfke birlikte cevelan etmektedir. Heyecan ve biraz da itiraz olunca daha kesin ve doğaçlama konuşmakta, keşifler olmaktadır.

Gönül isteyince, söz kemale erince ve mikrofon hasletine ve hastalığına yakalanınca, artık dur-durak tanımaz oldu. Nehir coştu, bendini aştı. Kalemi eline aldı ve yıllardır gazetelerde köşe yazarlığı yapıyor, söyleşiler yayınlıyor, gittiği yerlerden, bulunduğu etkinliklerden haber veriyor. Kitap Fuarlarında, imza günlerinde bulunuyor, konuşuyor ve imzalıyor, sevenlerin halkası genişliyor.

Yüksel Mert, usta bir televizyon programcısı olarak ünlü şahısları konuk alıyor, ülke sorunlarını tartışıyor. Saklı kalmış değerleri bulup topluma tanıtıyor ve onların hünerlerini sergilemesine destek oluyor ve olanak sağlıyor.

Siyasileri konuk alarak ve halka sözcü olarak, onlara yaptıklarını, eksik kalanların hesabını soruyor. Din adamlarını konuk ediyor, Kur'an-nın hikmetlerini soruyor ve açıklıyor, güncel dini sorunlara cevap arıyor. Din adına sürdürülen taassubu kırmak istiyor. Kur'an-nın açık ifadelerini bilmek ve duyurmak istiyor, bir din sınıfının ve tekelinin oluşmasına karşı çıkıyor.

Yüksel Mert, haberdar olduğu her konu ile ilgilenmekte; birlik, barış ve eşitlik içinde, özgür yaşamak istiyor. Mal-servet-siyaseti değil, "takva"yı önceliyor. Görevlerin eşe-dosta değil de "ehline" verilmesini istiyor.

Örf ve adetlerin insani özelliklerinin korunmasını, yardımlaşmayı, büyüklere saygıyı ve küçüklere sevgiyi, cinslerin eşitliğini savunuyor. Toplumda herkesin bir görevi vardır, insanlar bunları eda etmelidir.

Mala tamah etmeyen, insanlara yardımı ibadet bilen, konuşmalarında Ayetlerle delil getiren Yüksel Mert; gelişmesi, davranışları, müspet ilgileri ve becerileri, zekâsı ve hafızası, özellikle cesaret ve edebi, natıkası bakımından; daha derinlemesine incelenmesi gereken bir dosttur.

Yaşayan insanlar hakkında böyle tanıtmaların yapılması pek alışıldık değildir, ama olsun. Bir insanın iyi olduğunu söylemek için, ille de "Hakka yürümesi"ni beklemek gerekmez. Yaşarken takdir gören insanların, daha yararlı olduklarını gözlemliyorum. Bu vesileyle, bir başka noktaya da değinmek istiyorum. Kendisini kâmil görenler/bilenler, kıskançlık duygularına galebe çalmalı ve Hakkı teslim etmek erdemliliğini göstermelidir.

Ben, yaşayan yazar ve şairler hakkında düşüncelerimi yazdım, gerekiyorsa farklı görüşlerimi bildirdim. Ama tanık olduğum güzel ve başarılı yönlerini de yazmakta cimri davranmadım, gönlümden geleni söyledim. Şimdi yaptığım gibi.

"Mum dibini aydınlatmaz" derler. Meğer ne kadar doğru imiş, elbet bunu bilirdim de öyle yaptığımı fark edince dönüş yaptım ve bu meydana düştüm. Delilim Yüksel Mert.

Yüksel Mert'in eserleri[1] de kendisi gibi renkli, farklı ve "bir ucdan-bir uca" gitmektedir. Gözün karası ile akı arasındaki mesafe, bir nokta kadardır. Yüksel Mert, bu noktayı tanır ve korur. Onu izleyen/okuyan onun hızına kapılıp çizgiyi geçmemeli. Bu nedenle Yüksel Mert'i tam anlamak için, yazdığı konulara vakıf olmak gerekli. Son zamanlarda araştırma yazılarına daha bir ilgi gösterir oldu.

Yüksel mert ve kendisi gibi düşünen arkadaşlarının, yazılı basında ve Medyada bir grup oluşturduklarını da biliyorum. Akla, bilime dayalı yaptığı Kur'an açıklamalarının daha yararlı olduğunu da görüyorum. Arapça dil özelliklerini de dikkate alarak yaptığı yorumlarda, özel ve önemli noktaların tartışıldığını izliyorum.

Yüksel Mert; devlete, millete, İslamiyet'e, cumhuriyete, demokratik yönetime, özgür ve eşit yaşamaya dair fikirlerini cesaret ve maharetle açıklıyor. Muhalif ve muvafık ayırmadan halkı aydınlatmak istiyor. Konuklarını da buna göre seçiyor. Onun nazarında herkesle konuşmak ve görüşlerini açıklamak haktır, vazifedir. Siyasi fikir ayrılıklarını dikkate alarak konuklarını rahatlıkla davet etmekte, onlarla tartışmakta, seyircide doğru bir kanının oluşmasına gayret etmektedir.

Yüksel Mert, Adana'mızın ve ülkenin bir rengi, sesi, kalemi, sözcü ve gözcüsü, yazarıdır. Kendisine başarılar diliyorum.

Sevgi ve saygı ile…

 

 

 

 

 

[1] Yüksel Mert (1954, Osmaniye) Eserleri: Özden İman etmek Mertçe Paylaşmak, Okurdan Okura Sizin Kitabınız, Çukurova Kültüründen Esintiler, Kur’an Aydınlığında Büyü Bozma, Gönül Ağası, Ben Yüksel Mertoğlu Atatürkten, Özür Diliyorum, Kur'an-ı Kerim'in İnsanca Çevirisi            ,Atatürk'ün Liderlik Sırları, Büyük Türk Milleti & Allah'ın İşaret Ettiği İşte O Millet,            Gönül Ağası Kemal Aslan, Aşkın Terapisi, Bilinmeyen Atatürk            ,Derin Din, İki Mustafa & Dünya İnsanlık Ailesinin Yüz Akı, Alnım Secdede Gözüm Zirvede, Kur'an'da Gladyo, İşte O Başbakan, Atatürk'ün Kehanetle, Delice Deli Yücel Fıkraları.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim