- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Dostluk üzerine

Sedat MEMİLİ / Yazar
"Ben" ile "kendim" daima başbaşayızdır.
Çünkü benim de kendimin de asla ihanet etmeyecek dostluklara ihtiyacımız vardır.
Kendine yetmeyen veya kendisiyle baş başa kalmayı bilemeyenler için dost daima üçüncü şahıstır. Oysa üçüncü şahıs kişinin derinliğini önleyen büyük bir engeldir.
Ne kadar çok üçüncü şahıs varsa, o kadar kendi kendinizle baş başa kalma derinliğinden uzaklaşırsınız.
Bu üçüncü şahıslara "panayır sinekleri" der Nıetzsche.
Kişi ne kadar kendinden uzaklaşırsa o zaman panayır başlar.
Yalnızlık ve kendine yeterlik, sineklerin vızıltısıyla dolmuş panayırları önler.
Maalesef halkımızın sayısı azımsanmayacak bölümü, yalnızlıktan korkar. Ama yanılıyor olabilirim; belki de kendisiyle baş başa kalmaktan korkar. Her iki halde de üçüncü şahısların insafına yani dostluğuna teslim olur.
Bir dostuna ne denli yürekle bağlanırsan o denli düşmanlığına hazır olmalısın. (ben ile kendimi ayrı tutuyorum)
Dostluk, yazılı olmayan karşılıklı bir ateşkestir.
Ve dostluklar, savunma mekanizmalarının yok edilmesidir.
Karşılıklı ilişkilerde savunma mekanizmaları ne denli terk edilmişse, dostlukların o denli "sağlam" olduğu kabul edilir. Ve her insan karşısındakine bir savunma mekanizması geliştirir. Sadece annesi için böyle bir savunma mekanizması yoktur. Çünkü insan annesinden kötülük beklemez. Babasından mı? Bekler.
Ayrıca insanlar, tanışma aşamalarından itibaren savunma mekanizmalarını ya geliştirirler veya dumura uğratırlar. İşte ilişkilerimizde savunma mekanizmalarını kaldırdığımız kişilere dost diyoruz; yani kötülük beklemediklerimiz.
Oysa bütün yıkımlar, bütün ihanetler ve gözyaşlarının kaynağı, kötülük beklemediğimiz dostlarımızdan gelmiştir.
Peki herkes düşman mıdır? Herkesin düşman olduğu yerde savaş olmaz.
Savaşların kaynağında, dostluklar, kardeşlikler vardır.
İlk Cinayet'e baktığınız zaman ne demek istediği daha iyi anlaşılır.
Bu örnek yetmedi mi?
O halde dikkat edin; İlk Yalana bakın kim söylemiş? Veya ilk doğruyu?
Bilme ağacı neden yasak?
Düşmanının içinde dostluk ararsan bulursun; biraz sıyrıl ihtiraslarından, kıskançlık ve kininden bir de öyle bak düşmanına; içindeki dostluğu görebilirsin.
Ama dostunun içindeki düşmanı asla göremezsin.
Tutkuların ve hırsların, düşmanına karşı gözlerini açık; dostlarına ise kör yapar.
Dostluk körlüktür.
Yine de çoğu zaman "yaşasın körlük!" diyorum.
Daima ayık ve zinde duramam ki...
Bazen kendimi aldatıcı bir uykunun kollarında hissetmek istiyorum; dost bunun için gerekir.
Bu yüzden benim en yakın dostum kendimdir.
Biliyorum, beni ölüme kadar yalnız bırakmayacak ve hatta belki de ölümüme eşlik edecek.
Ben, kendimle birlikte yaşamın bütün acı ve sevinçlerini birlikte yaşadık.
Bazen sitem ettik, bazen kavga ama hiç ayrılmadık.
Nerede böyle beklentisiz dostluklar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












