- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Düşman kimdir?

Sedat MEMİLİ / Yazar
Şu soru ile başlayayım: Düşman, düşman mıdır?
Halkın düşman olarak bildiği gerçekten “düşman mıdır?” ya da “düşman” bir halka dost olarak görülebilir mi?
Çoğunuzun bildiğini zannettiğim bir örnek paylaşmak istiyorum:
2. Dünya savaşı’nda ABD, başlangıçta savaşa girmemişti.
ABD halkı da kesinlikle Avrupa’da olan savaşa karışmak ve Avrupalı için ABD’linin ölmesini istemiyordu.
Ancak takvimler 7 Aralık 1941 tarihini gösterdiğinde Japon Hava Kuvvetlerine ait uçaklar Pearl Harbour’u bombalayıp, 2.500’e yakın ABD’li askerin öldürülmesine neden oldu ve Başkan Roosvelt tarihi “Korkunç Bir Olarak” niteleyerek ABD’nin savaşa katıldığını açıkladı.
Buraya kadar bir şey yok gibi görünüyor…
Düşman Japonlar, ABD hedeflerine saldırıp 2.500 askeri öldürüyor, bu başkan tarafından halka rağmen savaş nedeni sayılıyor: Olay bu…
İyi de zaman geçiyor ve dünyanın gizli yöneticileri’nin (ben buna eşkıya komitesi diyorum. Liste liste adları belli) Başkan Roosvelt ile daha önce anlaştıkları ve Japonların Pearl Harbour’a baskın yapacaklarını söylüyorlar. Roosvelt en güvendiği subaylardan olan Deniz Kuvvetleri İstihbarat Servisi’nden Teğmen Clifford M.Andrews’a bir telgraf göndermiştir. Telgrafın bir bölümü şöyle:
“Japonlar saldıracak, savunma hazırlığı yapmayınız, bu savaşta Amerikan Halkının tam desteğine ihtiyacımız vardır…” (*)
Bakın şimdi, halk savaş istemiyor; kendilerine güvendiklerini birini başkan seçmişler ama eşkıya örgütü (Silah tüccarları, uyuşturucu baronları, siyasetin sahipleri, petrol ve ilaç şirketleri vs…) savaşa girmenin daha karlı olduğunu anlayınca savaşa girmenin koşullarını oluşturuyorlar.
Eğer bu gerçek, Pearl harbour Baskını yapıldığı zaman öğrenilmiş olsaydı, ABD halkı düşman olarak kimi tanımlayacaktı; Japonları mı yoksa kumpasa alet olan kendi başkanlarını mı?
Demek ki kişi ve toplumlar, önce düşmanlarını tanımlamak zorundadırlar. Bilinmeyen bir düşmanla savaşmak zordur.
Kimdir düşman?
Bir polisiye olayda dedektifler bir olayı çözerken önce şuna bakarlar; bu olay kime yarıyor?
Cinayet ise kişinin ölümü kime yarıyor, hırsızlık veya kargaşa ise bu olaylar kime yarıyor ona bakılır.
Önce adını koyalım ülkemizde bir terör var mıdır?
Terör vardır? Kime yarıyor?
Komşularımız ila yaşanan bir karmaşa oluşmuş mudur? Kime yarıyor?
Bir hükmet buhranı var mıdır? Kime yarıyor?
Bu soruları çoğaltabilirsiniz.
Ben kişi olarak devletime ve devletin kurumlarına güvenmek ve inanmak istiyorum.
Beni yönetenlerin Roosvelt gibi gizli gündemleri olan kişilerle değil, halkıyla ve ülkesinin çıkarlarıyla barışık olmasını istiyorum.
Ve düşmanımın kim olduğunu bilmek istiyorum.
Hepsi bu…
(Bu konuya devam edeceğim)
(*) Komplocuların Hiyerarşisi. Dr. John Coleman. Destak yayınları
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












