Düşündüğüm şeyler -2

Giden yılın üstü kalsın. Çünkü bizler işine geleni çabuk unutan ama nefretini asla unutmayan bir toplumun parçasıyız. Dünü kurcalarken geleceği kaybediyoruz. Fakat yılın ilk günlerindeki bu kasvetli havalarda bile hala bir ümidimiz var. Çünkü kuşlar hala bizim pencerelerimize geliyor, ekmek kırıntıları için.
Hayatın bodrum katında yaşayanlar için bu ülkede yaşamak zor. Yeni yılda vergiler, cezalar ve harçlar yüzde 10 artacak. Oysa yeni yılda işçiye memura emekliye sadece yüzde 3 zam var.
Herkes kendini şekillendirmek yerine aynaya baksa, merhamet hissinin yüceltildiği bir dünyayı görmek mümkün olurdu.
Kadına şiddete dikkat çekmek için şarkılar yapılıyor. O şarkılar sükseli törenle tanıtılıyor. Şarkının reklamı kadına şiddete işaretin önüne geçtiyse, duvarın arkasındaki kadın ölülerine dikkat çekmek nafile.
AVM'lerin pazar günü kapatılması tartışıldı. Bence kapatılmasın, hatta daha fazlası açılsın. Ama sadece vaktini boşa harcayan insanlara hizmet etmesin. Sokaklarda yatanlara, kıyafeti bozuk olanlara da giriş kolaylığı sağlansın. Üşüyenler ısınsın.
Zenginler acıkınca fakirleri yiyor! Fakirler sadece zenginlerin giymediği zehirli ayakkabıları giymekle kalmıyor, yemediklerini de yiyor. GDO'lu ürünlerin sorgusu var mı? Peynirlerin, sebzelerin, kaçak etlerin! Cesaretini alan zehir, Ayaklardan yüreklere kadar uzandı!
Hiçbir şey sebepsiz yaşanmıyor! Geleceğin sonuçlarını da şimdiki zamanın sebepleri oluşturacak.
Kendinden sonrasına bir hayat vermek için, hüzün giyer sonbahar. Yaprak yaprak dökülür.
Bazen yağmurlar bile, usulca dinmek ister. Bazen gidenler bile, sessizce dönmek ister. Ama o gurur var ya, neden dinmek bilmiyor?
Yaşlı insanların son istasyonlarında biletlerini erken kesmeye hazır bir kondüktör gibi dururken hayat. Onların huzursuzluğunu sıradan bir doğa olayı gibi görmekse insanlık. Yaşlıların çürüdüğü yerde yeşeren "bencillik" herkese gününü gösterecektir. Bugünün yaşlılarından esirgenenler de, yarının yaşlılarına miras kalacaktır.
Bir günde yeni bir dünya kurulup eskisi yerle bir olabilir. Kelebekler bu düşüncenin simgesidir. Onlar bir günde bir ömür yaşar. İnsanoğlu da gününü öldürmek için yaşar!
Yaşlı bir dilencinin bankada 1 milyon lirası olabiliyor. Bir dilenci bankada o kadar parası varken, yine başkalarına el açabilecek kadar zavallı bir hayatı seçebiliyor. O parayla hayatının son günlerini insanca gibi yaşamak varken sürünerek dilenmek niye? Üstelik ihtiyacı olmadığı halde, kendini acındırarak bunu yapmak insanlık utancı değilse ne? O yaşlı dilenci tıpkı başkalarının çocuklarından çalarak kendi çocuklarını besleyenler gibi. Bu ülke aç gözlüleri doyurabilse, yoksulluk bir nebze olsun azalırdı zaten.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












