- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
DÜŞÜNMENİN NAMUSU

Aziz Terzi / Yazar
“Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.” Kaf-37
Hz. Ali, dört beş yaşından itibaren Rasulullah’ın (as) yanında bulunuyordu. Feraset ve ahlâk bakımından üstün bir seviyedeydi. Bir gün, Rasulullah (as) ile Hz. Hatice’yi namaz kılarken gördü. Namaz bitince, “Nedir bu?” diye sordu. Rasulullah, “Ey Ali! Bu, Allah’ın seçtiği, beğendiği dindir. Ben seni, bir olan Allah’a iman etmeye davet eder, insana ne faydası ne de zararı dokunmayan Lât ve Uzzâ’ya tapmaktan sakındırırım” dedi. Hz. Ali, bu teklif karşısında duraksadı. Sonra, “Benim şimdiye kadar görmediğim, işitmediğim bir şey bu! Babam Ebu Tâlib’e danışmadan bir şey diyemem” dedi. Rasulullah (as), henüz davasını açıkça ilan etme emrini almış değildi. Bu sebeple Hz. Ali’yi ikaz etti. “Ey Ali!” dedi. “Eğer söylediklerimi yaparsan yap; yok, eğer yapmayacak olursan, gördüğünü ve işittiğini gizli tut, kimseye bir şey söyleme!” Hz. Ali, bu ikaz üzerine, sırrını muhafaza edeceğine söz verdi. O geceyi düşünerek geçirdi. Rasulullah’ın (as) huzuruna vararak, “Allah beni yaratırken Ebu Tâlib’e sormadı ki ben de O’na ibadet etmek için gidip kendisine danışayım!” dedi ve Müslüman oldu.
Tufeyl b. Amr el-Devsî; şair ve akıllı bir kişidir. Mekke’ye gelir ve Kureyş'ten bir takım kişiler onu Muhammed'den (as) korkutmak için ona gittiler. Dediler ki: "Onun sözü ancak sihir gibidir. Kişi ile babasının arasını ayırıyor. Kişi ile karısının, kişi ile kardeşlerinin arasını ayırıyor." Onu ve kavmini Mekke'de kendilerinin başına gelen şeyden korkuttular. Ona Muhammed (as) ile konuşmamasını ve onu dinlememesini istediler. Tufeyl, bir gün Kâ'be'ye gitti. Rasulullah orada namaz kılıyordu. Rasulullah'ın sözlerinden bazılarını işitti. Gördü ki o, güzel bir sözdür. Kendi nefsine dedi ki: "Anam beni yitirsin. Allah'a yemin ederim ki ben, akıllı şair bir kişiyim. Güzelin çirkinden ayırt edilmesi bana gizli kalmaz. Şu adamdan söylediği şeyi dinlemekten beni kim men eder. Eğer yaptığı şey güzel ise onu kabul ederim, eğer çirkin ise onu terk ederim." Daha sonra Tufeyl, Rasulullah'ı takip ederek onun evine gitti. Ona kendisi etrafında dönen durumu açıkladı. Rasulullah'tan davetini kendisine anlatmasını istedi. Rasulullah da ona İslâm'ı anlattı. Ona Kur'an okudu. Böylece o, Müslüman oldu. Kavmine dönüp onları İslâm'a davet etti.
Sa'd b. Muaz, Mus'ab b. Umeyr ile Es'ad b. Zurare’nin yanına gitmek üzere yola çıktı. Hakaret ederek önlerinde durdu. Sonra Es'ad b. Zurare'ye dedi ki: "Ey Ebu Ümâme, vallahi şayet aramızda akrabalık olmasaydı, bunu (Mus’ab bin Umeyr’i) benden kurtaramazdın. İstemediğimiz şeyi evlerimize mi sokacaksınız?" Sa'd b. Muaz gelmeden Es'ad b. Zurare, Mus'ab b. Umeyr'e şöyle demişti: "Ey Mus'ab, vallahi sana kendi kavminin efendisi geliyor. Eğer o, sana tabi olursa hiç kimse sana tabi olmaktan geri kalmaz." Sa'd gelince Mus'ab ona şöyle dedi:"Oturup da dinler misin? Dinleyince hoşuna giderse kabul edersin. Hoşuna gitmezse senin kerih gördüğün şeyi senden uzaklaştırırız.” Sa’d, “ Haklısın” dedi, sonra süngüsünü yere sapladı ve oturdu. Mus'ab ona İslâm'ı tanıttı ve Kur'an okudu. Böylece Sa’d b. Muaz Müslüman oldu.
Bu örnekler üzerinden sizlere önemli bir noktayı aktarmak istiyorum. Sizce hakikatle insan arasında ne kadar uzaklık var? Bir insanın hakikati idrak etmesi için ne yapması gerek? İşte bu örneklerde hakikatin insanla arasında akletmek/düşünmek kadar bir mesafe olduğunu anlıyoruz.
Aydın düşünmenin son durağı hakikatten başka ne olur?
Hz. Ali, Tufeyl ve Sa’d (r.anhum) düşünüp aklettikten sonra önlerinde sadece iki seçenek kalmıştı. Ya hakikate teslim olacaklar ya da kibirlenip uzaklaşacaklardı. Onlar düşünüp aklettikten sonra hakikate teslim olmayı teslim olmayı seçtiler.
“Biz ona iki yol gösterdik.” Beled-10
“Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Kehf-29
Şimdi tüm bu anlattıklarımdan sonra düşünmenin namusu hakka teslim olmaktır dersem, bu yazıyı okuyanlara ayıp etmiş olurum.
Yazdıklarımı düşünmek isteyenlere ufak bir hatırlatma yapmak isterim. Unutmayız ki kelimelerin anlamları vardır. Fakat insanın, kelimelerin anlamlarını bilmesi onda tam bir idrak meydana getirmez. Çünkü kelimelerin anlamları yanında duyguları da vardır. Kelimeleri idrak etmek istiyorsak kelimelerin anlamlarını bilmekle beraber kelimelerin duygularını da hissetmemiz gerekir.
Aziz Terzi
m.azizterzi@gmail.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar10 Nisan 2015 Cuma 06:42
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












