• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Ankara : 24 °C

Eyvah, çocuğum artık “Ergen”

30.01.2016 06:45
Eyvah, çocuğum artık “Ergen”
RÖPORTAJ: MURAT YILDIRIM

Her anne babayı bekleyen o kırılma noktası. Çocuklukla, yetişkinlik arasında bir birey. Sizi dinlemiyor, karşı çıkıyor, bildiğini okuyor, eve geç geliyor üstelik bir sevgilisi var. Öte yanda sınavlar, dersler… Eyvah ki eyvah… Neyse siz yine de “Eyvah” dememek için Psikolog Fulya Özbilen’e kulak verin ve bu hassas dönemi en az hasarla atlatın.

Aileler ergenlik döneminde olabilecek fiziki ve ruhsal değişimlerini çocuklarıyla kaç yaşından itibaren konuşmalılar?

 

Ergenlik, 11-14 yaşları arasındaki bir dönemde başlar. Her çocuk için belirlenmiş bir yaş dönemi içermez. Çocuğun gelişim özelliklerine göre daha erken ya da daha geç yaşta başlayabilir. Toplumumuzda genellikle ergenliğe giriş süreci; kızlarda adet görme, erkeklerde ise cinsel gelişimin farkına varmayla başlıyor diyebiliriz. Aileler çocuklarındaki fiziksel değişimi çok daha rahat gözlemleyebilirler ancak çocuk ruhsal farkındalığı da sağlamaya başladığında yani kendindeki değişimleri fark ettiğinde konuşmak yararlı olacaktır.

 

Ergen bir çocukta yaşanan değişimler nelerdir?

 

Ergenlik dönemi aslında pek çok faktörün aynı anda değişim gösterdiği ve uyum sağlamanın zor olduğu bir dönem. Çocuklar bir yandan bedenlerindeki değişimlere tanık olup bunlarla yoğun bir uğraş içine girerken diğer yandan da daha önce sorgulamadıkları pek çok şeyi düşünmeye başlıyorlar.

Fiziksel olarak uzama, vücutta tüylenmelerin başlaması, cildin yağlanması ve sivilcelerin oluşumu tüm ergenlerin yaşadığı ortak değişimler. Kız çocukları ergenliğe biraz daha erken giriyor diyebiliriz.

Göğüslerde büyüme ve kalçalardaki değişim en belirgin fiziksel özellikler. Erkeklerde ise sesin kalınlaşması, yüz ve vücutta tüylenmeler en göze çarpan değişimler arasında.

 

Bazı çocuklar akranlarına göre erken ya da geç girebiliyorlar ergenliğe. Bu durumda nasıl bir yöntem izlenmeli?

fulya.gif

Son yıllarda alınan besin maddelerindeki hormon ve katkı maddeleri, fast-foodlarla beraber vücutta artan yağ oranları erken ergenliği tetikleyebiliyor. 8-9 yaşlarında ve öncesinde başlayan bu gelişim belirtileri erken ergenliğin habercisi sayılabilir. Tabii bu durumla karşılaşan çocuklar diğerlerinden farklı olduklarını gördüklerinde çeşitli psikolojik sorunlarla karşılaşabiliyorlar. Vücutlarını saklama çabaları onlarda kaygı ve depresyona yol açabiliyor. Bu durumu gözlemleyen ailelerin psikolojik destek almadan önce mutlaka bir çocuk endokrinoloji uzmanına başvurması gerekir. Hormonal değişimlerin hepimizde olduğu gibi çocukların duygudurumu üzerinde de etkili olduğunu unutmamak gerek.

 

Aileler ergenlik döneminde daha çok kısıtlamaya gidiyor. Çocuğun arkadaşlarıyla tanışma isteği gibi, akşam sokağa çıkmasına izin vermeme gibi, hoşlandığı ve ilgi duyduğu partnerleri hakkında yorum yapma gibi.

Bunlar doğru mudur, doğrusu nedir?

 

Aileler de üzerlerinde kontrol sağladıkları küçük çocuklarının değiştiğini ve onlardan bağımsız bir birey olma yolunda ilerlediğini kabullenmekte zorlanıyorlar ilk etapta. Bir yandan kendine yetebilen bir birey yetiştirmek isterken diğer yandan getirdikleri kısıtlamalarla aslında fark etmeden çocukların becerilerinin gelişmesine engel olabiliyorlar. Bu noktada ebeveynler çocuklarının kendilerinden bir şeyler gizlemesini istemedikleri için arkadaşları gibi davranmaya başlayabiliyorlar. Zamanla bu durum otoritenin kaybına yol açıyor ve yeniden sorun yaşamaya başlıyorlar. Çok katı bir tutum da doğru değil.

 

Çocukların pek çok arkadaşı olacaktır ancak bir tane anne ve babaya sahipler. Anne babaların bu gerçeği unutmadan çocuklarıyla etkili iletişim kurmaları en doğru yol. Tabii ki çocuklarının kimlerle arkadaşlık kurduğunu bilmek hakları ancak çocukların arkadaş seçimlerine doğrudan müdahale etmek yerine deneyimlerini kendilerinin oluşturmalarına izin vermeleri gerek.

fulya1.gif

Aşırı baskı yalanı da birlikte mi getiriyor. Bu dönemde ergenler neden daha fazla yalan söylerler?

 

Ergenlik döneminde gençler pek çok yeni durum ve duyguyla karşılaşıyor. Bunların hepsini deneyip kendine uygun bulduğunu kişiliğine ekliyor diyebiliriz. Bu bir yeniden yapılanma süreci gibi. Bu süreçte ergenin en tahammül edemediği durumlardan biri bu keşif sürecine engellemeler getirecek kişi ya da olaylar aslına bakarsanız. Sadece aileler değil, okullarda öğretmenleriyle de bu süreci yaşıyorlar ve otorite konumunda gördükleri kim varsa karşı gelmeler başlıyor. Çocuklarımızı tabii ki çok serbest bırakmamak gerekiyor ancak ailelerle sağlıklı bir iletişim kuramamak çocuğu yalan söylemeye itebiliyor. Bunu denetimli serbestlik gibi düşünebiliriz. Aileler çocuklarına güvenmeli ama gözleri de daima üzerlerinde olmalı ve çocuk da bunu bilmeli.

fulya2.gif

Sanırım ailelerin bir hatası da çocuklarını bu dönemde akranlarıyla kıyaslamak. Onun kızı şunu yaptı, onun oğlu şunu başardı gibi. Bu konuda nasıl bir yaklaşım izlenmeli?

 

Maalesef bu durumla çok sık karşılaşıyoruz. Aileler aslında çocuklarının sadece akademik anlamda başarılı olmasını ve onları iyi bir geleceğin beklediğini bilmek istiyorlar. Bu oldukça normal bir istek ama iş bunu çocuklara yansıtmaya geldiği zaman başarılı olamıyoruz. Daha başarılı, daha iyi olanları göstermek çocuklarda doğrudan bir rekabet algısı yaratıyor. Rekabet ortamında olduğunu hisseden çocuk kendini güvende hissedemiyor doğal olarak. Çocukların önlerinde belirli sınavlar var ve burada çok sayıda rakipleri oluyor bu doğru. Ancak her çocuğun erişebileceği bir maksimum performans düzeyi var ve her çocuk diğerinden bağımsız bu maksimuma ulaşabilirse hayatta mutlu ve başarılı olabiliyor.

Çocukların başarı ve başarısızlıklarını kendi önceki performanslarıyla kıyaslamak yeterli. Artan bir grafik izliyorsa o çocuk zaten başarılı olacak demektir.

fulya3.gif

Ergenlik başlı başına zor bir süreç olduğu gibi bu süreçte ergenleri bekleyen sınavlar, dersler gibi çok zor bir süreç var. İki süreç birbiriyle nasıl dengelenebilir?

 

Bir yandan okul sınavları, diğer yandan lise ve üniversiteye giriş sınavları derken çocuklar çok stresli ve zor bir yoldan geçiyorlar ama dengeyi kurmak mümkün. Öncelikle ergenlerin kendilerini ifade edecekleri bir becerileri mutlaka olmalı diye düşünüyorum. Yetenekli olduğu alan keşfedilmeli ve bunu geliştirmesine fırsat verilmeli. Çünkü her çocuğun mutlaka daha iyi yaptığı bir şeyler vardır. Streslerini insanlar üzerinden ya da kendilerine yönelerek atmak yerine bu yolla atabilirler.

Özellikle spor yapmanın çok faydası var.

 

Sürekli derse yönlendirilen ve başarı odaklı yetiştirilen çocukların sosyal ve ruhsal dünyası eksik kalmaz mı? Neler yapılmalıdır?

 

Kesinlikle. Çocukların başarılı ama mutsuz bir yetişkin olmalarını önlemek için temeli sağlam atmak gerek. Çocuğun neyle mutlu olduğu ve nelerden keyif aldığını bilmek, çocuğu tanımak ve onun da kendini tanımasına izin vermek gerekir. Çocukların mutlu olduğu yerde başarı zaten gelecektir.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim