• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Farklı bir açıdan, bir ayın düşündürdükleri..

28.02.2012 11:07
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Hayata dair yürüyüşümüzün kısa bir molalık seyrinden bir kesiti, çeşni olarak sunayım sizlere..

İyilik ve güzelliklerin karaborsasını çokça yaşadıklarımızdan.. Tadı yüreğimizin ücralarında saklı realitelerimiz.. Paylaşmak adına.. Bencilcesine değil, bencileyin..

Ufuksuzluğun derinliklerinde boğulmaya yüz tutmuş vicdanların amansız çırpınışları karşısında göstereceğimiz tutumun; “imtihan” boyutu ile olan rabıtasını unutmadan..

Sorunlarımızı kendi parantezinde barındıran asıl kavramın kardeşlikten uzaklık olduğunu bilmeyenimiz var mı, ya da kardeşlik şerbetinin tadını ve hazzını doyasıya, kana kana içebilenimiz? Galiba farkındalıktan da öte, “umursuzluk” başımızın ve gönlümüzün belası..

Pek çok vesileler ile  “ihsan”ı görmezlikten gelmeye inat, geride bıraktığımızı, önümüze seren bir aydır Şubat..

Her an'ın; kendince bir imtihan olduğu realiteler manzumesi eşliğinde.. Muhteşemleri içinde barındıran bir nadidelik galerisi sanki.. Hangi köşesine bakarsanız bakın, ibret ve imrenmlerin birbiriyle yarıştığı bir kulvar..

Tutkunun, aşkın, sevdanın, sevginin en enfes deminde demlenen, doyumsuz bir iksir hazinesi.. Sadece dillerin ucunda barınmaktan öteye gitmeyen, bir türlü gönül yolunu bulmayan, rotasını şaşırmış, içi boşaltılarak, yerine riya doldurulan bir kardeşliği, turnusol testi gibi açığa çıkaran ve aslını yüzümüze bir şamar gibi patlatan aynamız..

Sahte güzergah ve anlayışlara, beter yönlendirmelere inat bir pusula sanki!

Neler barındırıyor neler?

Her bir yaşam karesi; çile, ıstırap, paylaşım, empati, yiğitlik, mertlik, cesaret, esaret, kalleşliğe inat kardeşlik ve içtenlik, en saf, arı, duru haliyle “olması gereken” kardeşlik değerleriyle bezenmiş bir muhteşemlik seramonisi..

İyilik ve güzelliklerin doyumsuz resmi geçidini sunan, birbirinden değerli yaşamların sahibi, dipdiri meyyitlere inat “diri”lerin buluşma mevsimi..

Geleceği “güm”lemek adına, mayın tarlası ile donatılmış 28 Şubat'ların, pusu kuran alacakaranlık fitnelerine rağmen, yoldan çıkmamak adına, canı pahasına “yoldaki işaretler”i önümüze koyan fedakarların buluşma ve rayihasıyla karabulutları dağıtan bir güzellik iklimi..

Zamanın gergefine işlenecek olan paya, ölümcül değil, çözümcül goncalar motiflemek, zor ve ateşten kor zamanların insanı, kahrın en ağırından gelen yükünün cefalı hamalı, izzet ve şerefin en seçkin taşıyıcıları, kardeş olmanın ne demek olduğunu gösteren ve böylesi zamanlarda, gözümüzün ve şifreli kasaları andıran, girilmez gönüllerimizin içine sokan değerlerimiz..

Yitik bir sevdaya dönüşen “Kardeşliğimiz”in içler acısı durumu, beraberinde marifetsizlik, tahammülsüzlük, içtensizlik, sevgisizlik, ben merkezli irin kokan kahrolasıca beklentiler bataklığımızdaki çırpınışlarımızın can simidini bizlere sunan, içimizi her zerresine kadar ısıtan, hatırlatan, karanlıkları darmadağın eden, zulmün karanlık ve çirkin çehresinin üstündeki zifiri perdeyi kaldıran, insanlığımızın aydınlık yüzlerini bir arada toplayan bir hikmet barınağı..

Sessiz çığlıklarımızın yankısını bulduğu muhteşemliklere selam olsun..

Yaşantımızın pek çok kesitinin gerçek yönünü bizlere en güzel bir şekilde sunan örneklerimiz..

Hayatımızı kuşatan kavramlarımızı en yalın ve çarpıcı haliyle kendilerinden öğrendiğimiz güzidelikler..

Adam gibi adam olmanın odağındaki en nadide örneklerimizin, kulluğun şahikasında taht kuran  yıldızlarımızın, “Bin Yıl sürecek..” karanlık çığırtkanlıklarına inat, bir samanyolu galaksi takımı gibi kümelendikleri ve umutları aydınlattıkları bir aydır Şubat..

Bir yandan; birkaç yıl içinde sönmeye yüz tutan “Bin Yıl.. teranesi, öte yandan sonsuza değin yanacak ve sönmeyecek olan değerlerimiz.. Sınırlı olan mı, sınırsıza ve sonsuza hakim olan mı evladır?

İyi ki “var”lar ve diriler.. Dipdiri kesilmiş, kaskatı olmuş, buz kesmiş düşünce, ruh ve anlayışlarımıza inat!.

Bütün hüzünleri, acıları, dertleri her zerresine kadar dantel gibi işlemiş sevdalıların, “Kutlu deyiş” ile perçinledikleri ve öğrettikleri ile son noktayı koyalım:

Ve “Sabır Güzeldir!” diye..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
fatih
01 Mart 2012 Perşembe 16:08
sabır güzeldir...
sabır güzeldir..beklemekte güzeldir..
senanur
28 Şubat 2012 Salı 23:20
hz.zeynebin sabri
Kerbela çölünde yaşanan olaylar Hz. Zeynep (ona selam olsun) için oldukça zor geçmişti:

1. Hz. Zeynep (ona selam olsun) için çok zor geçen olaylardan biri, Hz. Ali Ekber’in (aleyhi selam) öldürülme

anıydı. Hz. Zeynep (ona selam olsun) bu esnada yüksek sesle bağırarak şöyle diyordu: “Ya habiba vebne eha!”

(Ey kardeşimin oğlu habibim!) ona doğru hızla koşarken yere düştü. İmam Hüseyin (aleyhi selam) onu tutarak

kaldırdıktan sonra çadırlara gönderdi ve şöyle buyurdu: Ey Haşim oğullarının gençleri! Kardeşiniz Ali Ekber’in

naşını çadırlara götürün… Hz. Zeynep (ona selam olsun) bu sırada çadırdan dışarı çıktı. Gözü Hz. Ali Ekber’e

ilişince aşırı derecede ağlayarak perişan bir vaziyette şöyle feryat etmeye başladı: “Kardeşimin nur görmüşü

Ali Ekber’im… keşke kör olsaydım da seni bu halde kanlara boyanmış olarak görmeseydim.” Diyerek bayılarak

yere düştü…[1]

2. Hz. Zeyneb’in (ona selam olsun) bitap olmasına sebep olan olaylardan bir tanesi de İmam Hüseyin’in

(aleyhi selam) gençlerin katli kahına bakarak yardım isteme sesi duyulunca, harem kadınlarının ağlama sesleri

yükseldi. İmam Hüseyin (aleyhi selam) çadırların arkasına gelerek şöyle buyurdu: “Bacım Zeynep! Süt emen

çocuğumu getir onunla vedalaşayım…” ve bildiğiniz olaylar yaşandı ve Harmele (lanetullah) üç köşeli okla onu

nişan alarak boğazını parçalama olayıdır.

3. Hz. Zeyneb’a (ona selam olsun) ağır gelen olaylardan bir tanesi de şu olaydır: imam Hüseyin (aleyhi selam)

haremlerin olduğu çadırlara bakarak o sırada şiddetli hasta olan Hz. Zeynel Abidin İmam Seccad’dan (aleyhi

selam) başka bir erkeğin kalmadığını görünce şöyle yüksek sesle seslendi: “Ey Zeynep, Ey Ümmi Gülsüm!...

Başka bir taraftan tekrar şöyle seslendi: “aleykunne minni selam” (benden size selam olsun) yani benim eş ve

çocuklarım Allah ısmarladık ben de gidiyorum… bu esnada kadın ve çocukların ağlama sesleri yükseldi.

4. Hz. Zeyneb’e (ona selam olsun) en ağır gelen olay hiç şüphesiz, imam Hüseyin’in (aleyhi selam) atından

düşerek mübarek yüzünü yere vurmasıdır. Hz. Zeynep (ona selam olsun) çadırların önünde durduğu sırada

bu yürekleri parçalayan olayı müşahede etmişti... O anda yüksek sesle şöyle buyurdu: “Sizin içinizde bir tane

de mi Müslüman yok? Hiç kimse cevap vermedi. Hz. Zeynep (ona selam olsun) “telli Zeynebiye”ye çıkarak

imam Hüseyin’in (aleyhi selam) tek başına, yar ve yardımcısız olarak yerde olduğunu ve lanetlilerin mızrak,

kılıç ve hançerlerle ona vurduklarını, bazılarının da Zehra’nın (ona selam olsun) ciğer paresi olan Hüseyin’e

(aleyhi selam) taşlarla vurduğunu ve aynı şekilde lanetli Şimr’in imam Hüseyin’in (aleyhi selam) sinesi üzerine

çıkıp başını bedeninden ayırdığını görünce… Hiç kimsenin kaldıramayacağı bu sahneler…
alican
28 Şubat 2012 Salı 23:15
tevekkül
“Kim benim belalarıma sabretmez, kazama razı olmazsa, o, benden başka bir rabb edinsin”. Rızanın müstehab olduğunu söyleyenler, sabrın tersine ne Kur’anda ve ne de sünnette rıza hakkında emir varid olmadığını söylerler. Allah sabrı Kur’an-ı Kerim’in bir çok yerinde emreder, tevekkül de böyledir. Allah Teala buyurur ki: “Eğer Allah’a iman ettiyseniz ve eğer müslümansanız sadece Allah’a tevekkül ediniz.” (Yunus, 84), Allah inabeti de (yönelme) emretmiş ve demiştir ki: “Rabbinize ibadet ediniz.” (Zümer, 54) “Ancak dini Allah’a halis kılarak ibadet etmekle emrolundunuz” (Beyyine,5) buyurmuştur. Havf da böyledir: “Eğer inanıyorsanız onlardan değil de benden korkunuz” (Ali İmran, 175), “Onlardan korkmayınız, benden korkunuz (haşyet) “ (Bakara, 15), “Sadece benden korkunuz” (Bakara 40) buyurulur. Doğruluk da böyledir: “Ey iman edenler Allah’dan sakınınız ve sadıklarla beraber olunuz” (Tevbe, 119). Sevgi de böyledir. Sevgi görevlerin en farz olanıdır. Zira sevgi kalbin yapmakla emrolunduğu ibadet ve ibadetin özü ve ruhudur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim