- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Farklı oluş zenginliktir ve birlik korunacak (5)

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Evrensel İnsan Hakları Bağlamında
FARKLI OLUŞ ZENGİNLİKTİR VE BİRLİK KORUNACAK (5)
Dr.Ömer Uluçay
İnsan Hakları ve Hukuk Devleti Mücadelesi
Belirtilen yaptırımlara karşın tarih boyunca savaş-katliam-talan bitmedi. Bazan bu unsurlar arasındaki farklar bile savaş nedeni oldu. Milyonlarca asker ve sivil insan öldürüldü, Köle isyanları, köylü ayaklanmaları, sömürge savaşları, din-mezhep kavgaları, sınıf mücadelesi, hak talebi adı altında bu kıyımlar yapıldı. Bu savaşların herbirinden elde edilen insani kazanımlar diğer savaşlarda temel oldu ve fazlası istendi. Devletler yasalarında kazanımları korumak ve uygulamak zorunda kaldı. Böylece tarihi süreç içinde hukuk mücadelesi, diğer sosyal kurumların önüne geçti
Dünyada ve ülkelerin içinde, barış ve huzur için insan haklarının geçerli olması şarttır. BM Kurulunca ilan edilen bu hükümlere zaman içindeki değişmeler de dikkate alınarak ek Beyannameler yayınlanmıştır.
Beyannamelerdeki ölçütler, devlet yönetiminin evrensel değerde olmasını ve bunun unsurlarını belirtmektedir. Bu hükümler, bir anayasanın Hak ve Ödevler kısmını oluşturmaktadır.
Toplumda farkların olması kaçınılmazdır. Bu farkları gözeterek bir toplumu mahrum bırakmak veya özellikleriyle yoketmeğe amaçlamak, bu yönde asimilasyon politikaları uygulamak kabul edilemez. Yani ki toplum farklılıklarıyla ve fakat birlikte yaşamak durumundadır. Çoğun aza galebe çalıp onu kırmağa hakkının olmadığı vurgulanmakta ve bunun kontrolünü, olması halinde önlenmesini ve yapanların cezalandırılması karara ve sisteme bağlanmış, bunu temin için uluslar arası kurumlar oluşturulmuştur.
Bildiride, toplumların çatışma nedenleri, hak ve istekleri, yapılacaklar belirtilmiştir. Devletlerin, toplumların pratiğinde sorunların çözüm örnekleri vardır. Bunlardan çıkarımlar yapılarak, diğer bölgedeki özelliklere göre bir yol bulunmaktadır.
Burdan anlaşılıyor ki eski mutlakıyet anlayışı artık geçerliliğini yitirmiştir. Komşu, komşusunun veya mahalledeki bir evin idaresinden haberdar olmakta ve müdahale etmektedir. "Mutlak egemenlik" gitmiş, "kontrollü egemenlik" uygulanır olmuştur. Bu, devlet imajının değiştiğine ve küreselleştiğine işarettir.
İnsan hakları içinde evrenselleşen değerlerin uygulanmasının istenmesi bazı kaynaklarca, "kışkırtmaya kapılmak" veya "bölücülük" yapmakla suçlanmaktadır. İşçi-emek hak mücadelesi "sol bölücülük" olarak suçlanmakta. Hâlbuki bunlar evrensel haklar olup Devletimizce de onaylanıp kabul edilmiştir.
Bütün bunlar, BM Evrensel İnsan Hakları Bildirgesinin yüklediği "bilinçlendirme"nin yapılmayışı nedeniyle olmaktadır. Hakkın kullanılması, hastanın iyileşmesi istenmemektedir. Devletin yönetimi, hak ve refahın dağılımı sınırlı tutulmaktadır. Bunun temelinde farklılıkların sui-istimal edilmesi vardır. Devlet olanakları bir grup tarafından kullanılmakta ve siyasetler buna göre yürütülmektedir. Bu içerde çatışma yaratmakta ve giderek dozunu arttırmaktadır.
Ülkemizde de yaşanan bu sıkıntıların tedavisinde gerçek ve yaygın bir de zorunlu yöntem BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde vardır.
*
İnsan hakları, tüm insanların doğuştan, insan olmaktan dolayı, sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. İnsan hakları, ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir ve bunlar vazgeçilmezdir.
Ancak belirlenen hakların gerçeklik durumu farklıdır. Bu bir idealdir ve fakat gerçekleşmelidir.
İnsan hakları, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu anlayışına dayanır. İnsan hakları, her bir bireye, bağımsız seçim yapma ve yeteneklerini geliştirme özgürlüğü sağlar.
Bu özgürlükler, başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememek şartıyla dengelenir, sınırlandırılır.
İnsan hakları, aynı zamanda sorumluluk da getirir.
*
İnsan Haklarında Anabaşlıklar
İddia Hakları ve Özgürlük Hakları, Bireysel ve Grup Hakları, Doğal ve Yasal Haklar, Negatif ve Pozitif Haklar, Sivil ve Politik, Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklar.
Sahibine Göre Haklar: Anneler, Azınlıklar, Babalar, Ceninler Çocuklar, Engelliler, Bitkiler, Hayvanlar, Erkekler, Gençler, İşçiler, Kadınlar, LGBT, Öğrenciler, Tüketiciler, Yazarlar, Yerliler.
İnsan Haklarında Kısa Tarihçe[6]
İnsan ve insan haklarına ilişkin felsefi düşünceleri ilk defa sofizm dile getirdi. Uzun tarihi süreç içinde bu hareket; dinsel, kültürel, felsefi ve yasal anlamda gelişmeler gösterdi. 18. ve 19. yüzyıllarda Thomas Paine, John Stuart Mill ve Hegel gibi düşünürler, insan hakları felsefesinde ileri noktalara vardılar. "İnsan hakları" terimini önce T. Paine kullandı.
20. yüzyılda Batı Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da sendikalar, grev hakkını garanti altına alan, asgari çalışma koşullarının oluşturulmasını sağlayan, çocuk işçilerin çalışmalarını düzenleyen veya çalıştırılmalarını yasaklayan yasaların çıkarılmasını ve Kadın hakları hareketi birçok kazanımlar sağladı.
Ulusal bağımsızlık hareketleri, sömürgeci güçleri ülkelerinden çıkarttılar. Hindistan'ı İngiltere'nin sömürgesi olmaktan çıkaran Mahatma Gandhi'nin bağımsızlık hareketi özel ve örnek hareketlerden birisidir. Dünyanın birçok yerinde, uzun süreli ırkçı ve dini baskı altındaki azınlıkların hareketleri başarılı oldu.
Milletler Cemiyeti, I. Dünya Savaşı'nı takiben 1919'da yapılan Versailles Barış Antlaşması'nda yapılan görüşmelerde kuruldu. Cemiyet'in hedefleri şunlardı: Silahsızlanma, ortak güvenlik çerçevesinde savaşı önleme, diplomasi ve görüşmeler yoluyla ülkeler arası anlaşmazlıklara çözüm bulmak ve küresel refahı artırmak. Yalta Konferansı'nda-1945, Müttefik Güçler, Cemiyet'in rolünü oynamak üzere yeni bir yapı kurma kararı aldılar. Bu kurum, Birleşmiş Milletler Teşkilatı'dır.
*
İnsan Hakları Mücadelesinde Safhalar[7],[8]
İnsan hakları, dinamik bir kavramdır. İnsanlığın sürekli ilerlemesi, toplumsal yapıların ve gereksinimlerinin gelişmesi, değişmesi insan hakları taleplerinin çeşitlenmesi ve zenginleşmesini beraberinde getirir. Hakların kazanımı, geri dönülmez bir kazanımdır ve daima ileriye doğrudur, haklar bu sürecin ürünüdür.
Birinci aşama; 17-18 yüzyıllarda, İngiliz, Amerikan ve Fransız devrimlerinin klasik hak ve özgürlükleri getirmesidir. Daha çok bireysel nitelikli olan bu haklar arasında yasal eşitlik, kişi güvenliği, bireysel özgürlük, düşünce ve inanç özgürlüğü, siyasal haklar ve mülkiyet hakkı en önemlileriydi. Kapitalizmin yükselişine denk düşen ve burjuvazinin taleplerini dile getiren bu “birinci kuşak” insan hakları karşısında devletin işlevi, genellikle karışmama ve seyirci kalma ile sınırlıdır.
İkinci aşama, yükselmeye başlayan kitle hareketleri-(19. Yy) sosyal eşitlik eksenine yöneldi. Bu dönemde, sosyalist ve reformcu düşünceler, yol gösterdiler. Böylece; insan hakları listesinin genişledi, devletin tutumu değişti, ”sosyal haklar“ ve “sosyal devlet” gerçeği oluştu. Bu kuşakta varılan haklar(20. Yy) yasalara ve anayasalara, daha sonra da uluslar arası belgelere girdi: Bu haklar; ekonomik, sosyal ve kültüreldir. Çalışma; adil ücret, sosyal güvenlik, sendika ve grev, sağlık ve eğitim gibi hakları kapsıyordu. Böylece “bekçi devlet” ya da “jandarma devlet”, yerini “sosyal devlete” ve müdahaleciliğe bırakıyordu.
Üçüncü kuşak insan hakları hareketi ve kazanımları (20.yy) sonlarında ortaya çıkan ve üçüncü dünya ülkelerinin taleplerini yansıtan yeni bir halkayı oluşturur. Ulusların siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel geleceklerini belirleyebilme hakkının, sosyal gelişme ve kalkınma hakkının, doğal kaynaklardan yararlanma hakkının dile getirildiği bu aşamada ezilen ulusların ve hakların bağımsızlık, dünya nimetlerinden eşit ve hakça yararlanabilmek için verdikleri mücadelenin izleri açıktır. Üçüncü kuşak hakların, örneğin barış hakkı, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı gibi bütün insanlığı kucaklayan biçimleri de vardır. Kolektif özelliği dolayısıyla bunlara ”dayanışma hakları” denildi.
İnsan Hakları kazanımları Evrensel düzenlemelerde; insan hakları, hak bildirileri, anayasalarda başlangıç veya metin şeklinde tanındı.
İnsan Hakları, politize edilmiş ve siyasi-ekonomik menfaat teminine alet edilmiştir. Dolayısıyla insan hakları siyasetinin kötüye kullanılmasını önlemek de zorunlu olmuştur.
İnsan hakları ihlali, günümüzde ulusal bir sorun olmaktan çıkmış ve diğer devletleri de ilgilendirir olmuştur. İttifak devletleri, bu amaçla birbirlerini kontrol edebilmektedir (AB örneği).
Devletler, vatandaşlarını insan hakları konusunda bilinçlendirmeli ve bir otokontrol mekanizması oluşturmalıdır. Ne var ki bu ihlallerin çoğu devletler tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle dış destek zorunlu olmaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












