Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener

Geçtiğimiz Anneler Günü’nde özellikle üç insanı annem olarak arayıp saygılarımı sundum. Oysa annemi kaybedeli on altı yıl olmuştu.
Anne doğallığın, annelik ise bir seçimin sonucudur. Anne yaşam, annelik ise yaşam sevgisi verendir. İşte toplumumuzun kutsal kabul ettiği olgu; “anne” ile “anneliğin” aynı kişide bulunma halidir. Bir anlamda annelik “Anne” olmanın doğal duygusuna “bilincin” katılma halidir.
Anne yaşam, annelik ise yaşam sevinci verendir.
“Anne” diye aradığım bu üç insan “yaşam sevgisi” verenlerdir.
Sadece bana değil bizzat tanık olduğum binlerce kişiye “yaşam sevinci” veren annelerdir.
Bu gün sadece birinden söz edeceğim; Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan

KANSER ARTTI MI?
“Sayın Fatma Akdoğan, Kanser hakkında ciltler dolusu kitap yazılabilir ama sadece ana başlıkları ile genel olarak neler söyleyebiliriz. Kanser gerçekten artı mı, neden kanser oluruz vs?
“Kanser toplumda az bilinen ve çok korkulan bir hastalıktır. Günümüzde sıklığı giderek artmaktadır. Ancak, sıklığı artıyor derken, olumsuz tablo çizmek istemiyorum. Garip bir ironi ile karşı karşıya kalıyoruz. Yaşam kalitesi arttıkça, yaşam süresi uzamaktadır. Ülkemizde ortalama yaşam süresinde bir artma söz konusudur. İnsanlar yaşlandıkça hücreleri kötü yönde değişime neden olmakta ve kendini yenileyememektedir.
Ortalama yaşam süresi uzadıkça doğal olarak kanser riski artmaktadır.
Bir de en büyük ironilerden biri de şudur; tıp bilimini ilgilendiren bir çok dalda olduğu gibi tıp teknolojisinde de büyük ilerlemeler gerçekleşmiştir. Tıp alanındaki ilerlemeler, kanser tanısının erken tespit edilmesini sağlamıştır.
Hepimizin bildiği gibi, kanser hastalığında erken tanı çok önemlidir. Biliyorsunuz 15- 20 yıl ve daha öncesi erken tanı olanakları bu kadar değildi. Kişilerin kanser olduğu anlaşılınca artık tedavi adına yapılacak bir şey kalmamış oluyordu. Dolayısıyla sayısal olarak bakıldığında kanserli hasta sayısı yüksek gözükmezdi. 
“Peki kanser sayısındaki artış aldatmaca mı?”
“Hayır, kesinlikle aldatmaca değil. Ama şu bir gerçek, bu gün tedavi edilen kanserli hasta sayısı geçtiğimiz yıllara göre çok fazladır. Geçtiğimiz yıllarda tedavi edilebilen insan sayısı çok azdı. Kanserli olduğu anlaşılınca birkaç ay sonra yaşamını kaybediyordu. Ancak şimdi öyle değil. Hastalık tedavi edilebiliyor. Yeter ki erken tanı olsun. Yeter ki etkin tedavi yapılsın. Onu kast etmek istedim.”
KANSERİN BAŞ NEDENİ: SİGARA
“Kanser nedenleri ve sigaranın etkisi?”
“Çevresel faktörler ve kötü beslenme alışkanlıkları kanser artışına neden olmaktadır. Beslenmek, biraz da bilinç ile bağlantılıdır. Şu ya da bu ürün demeyeceğim ama maalesef, ağız tadımıza hitap ediyor veya çok lezzetli olduğu için yediğimiz bir çok yiyecek vardır. Bu yiyeceklere konulan katkı maddelerini bilmeden yiyoruz. Kötü beslenme aşırı karbonhidrat ve yağ tüketimi kanserle ilişkilidir. Bu kötü beslenmenin üzerine bir de hareketsiz yaşam eklenince sanki kansere davetiye çıkarılıyor. Aşırı kilolu olanlarda bir çok kanser riskinin arttığı gözlenmektedir.
Ama size özellikle sigaradan söz etmek istiyorum. Günümüzde tüm kanser olaylarının üçte biri sigara ile bağlantılıdır.
Türü ne olursa olsun bir kanser olayında bakıyorsunuz ki sigaranın olumsuz payı üçte birdir. Sigaraya kanserin baş nedeni diyebilirsiniz. Sigara en çok Akciğer hastalığı ile ilişkilidir, fakat diğer kanserlerin oluşumunda da etkileri vardır. Akciğer kanserinin yaklaşık %90 nedeni sigaradır.
Ayrıca, mesane, gırtlak, yemek borusu gibi birçok kanser türü ile sigara arasında ilişki olduğu bilimsel olarak saptanmıştır…”
SÖYLEMEK Mİ SÖYLEMEMEK Mİ?
“Babamı ve daha birçok yakınımı bu hastalıktan kaybetmiştim. Kanser olduğunu babama söylememiştik. Bütün ev halkı, hastalığı babama belli etmeme adına tiyatro oynamaya başladık. Fakat son zamanlarında babam, odadaki herkesi çıkarıp benimle baş başa kalmak istediğini söyledi. Ve yalnız kalınca bana : ‘Sedat bana, “Sessiz Gemi” şiirini okur musun’ dedi. Çok acı çekmiştim. Hastalara, kanser olduklarını söylemek mi söylememek mi?”
“Bazı arkadaşlarımız hastaya söylenmesinden yana değiller. Ailesine söylemenin uygun olacağı görüşündeler. Ben söylenmesi taraftarıyım. Hasta en azından gerçekle yüzleşmelidir. Bakın çok zayıf kişiliklerin dışında hastaya söylenmesinin tedaviye de faydası olduğuna inanıyorum. Bence hastalığa yakalanma korkusu, hastalığa yakalanmaktan daha kötüdür.
Kanseri korku değil, tedbir önler. Ve yine kanseri korku değil irade ve cesaret yener.
Bir hastaya kanserli olduğunuzu söylediğiniz zaman – ki bu elbette hiç de kolay değil – hasta, kendini sorgulamaya başlıyor. Yaşamı, çevresiyle ilişkileri, duyguları vs… Kanserli olduğunu öğrendiği zaman, riskleri soruyor, öğreniyor ve tedaviye yardımcı oluyor. Sadece irade olarak zayıflık gösterenlerde daha farklı tepkiler olabilir. Onlara da psikolojik destek verilmek suretiyle yine de söylenmesinden yanayım.
“Bana ilk kez akciğer kanseri olduğumu siz söylemiştiniz. Bunu sizden duyunca güvenim artmıştı. (Bu arada Onkolog Dr. Aynur Eken’e gıyabında saygılarımı sunuyorum).
“Bakın bu da bir sonuç. Hasta doktoruna güven duyduğu zaman tedavi daha da kolaylaşıyor. Ancak, kişilik konusunda bir takım zaaflar varsa hasta; ölüm korkusuna kapılabilir, travma veya panik atak yaşayabilir. O zaman psikolojik destek vermek gerekir.”
“Hocam Radyoterapi veya Radyasyon Onkoloji ne zaman uygulanır?”
“Kanser hastalarının üçte birinden fazlasına Radyoterapi uygulanır. Radyoterapi, hastalığın tam tedavisi için tek başına kullanılabileceği gibi kemoterapi ile birlikte veya dönüşümlü olarak erken evre hastalıklarında kullanılır.
Ayrıca tam tedavi olma olasılığı kalmamış ileri evre hastalıklarında destek tedavi için de kullanılmaktadır.”
ONKO: YAŞAM SEVİNCİNDEN OLUŞMUŞ AİLEDİR
“Sayın Akdoğan kurum olarak “ONKO” nun çatısı altında sohbet ediyoruz. ONKO hakkında bilgiyi okuyucularla paylaşalım?”
“ONKO 1998 yılından beri uzmanlaştığımız Radyasyon Onkolojisi alanında faaliyet gösteren, güvenilir, kaliteli, hasta odaklı hizmet veren bir kurumdur. Biliyorsunuz adı üzerinde sadece Kanser hastalarına hizmet veriyoruz.
Lineer hızlandırıcı cihazı , mevcut bulunan MLC sistemi ile 3 boyutlu Konformal radyoterapi ve IMRT radyoterapi tekniklerinin uygulamasına olanak sağlamaktadır. Bu teknikle sağlıklı dokular mümkün olabildiğince korunurken, tümöre gereken doz verilebilmektedir. Cihaz tedavi planlama sistemi ile bağlantılı çalışmakta ve bu sayede hastaya özgü tedavi planlamaları oluşturulabilmektedir. Cihazlarımızın kalite kontrolleri, uluslararası protokollere uygun şekilde Medikal Fizik Uzmanımız tarafından özenle yapılmaktadır.
Merkezimize başvuran hastaların tedavileri; Radyasyon Onkologu olarak benim yanım sıra Dr. Nilüfer Karabey ve Medikal Fizik Uzmanı M. Emin Karcı kontrolünde deneyimli Radyo terapi teknikerleri tarafından yapılmaktadır.
Ben sadece birkaç isim saydım ama esasında biz kocaman bir aileyiz.
Kurulduğu günden itibaren yaklaşık on bin hasta tedavi ettik. Elbette kaybettiklerimiz vardır. Ancak, burada her gün çok duygulu anlar yaşanır.
Söylemek istemezdim ama mesela siz. İşte zaman zaman bizi ziyaret ediyor ve hatta moral bile veriyorsunuz. (Burada epey gülüştük. Gerçekten kanserli bir hasta olarak ONKO’ya hiçbir zaman bir tedavi merkezine gider gibi gitmedim. Huzur bulduğum bir ev gibi ziyaret ettim.) Bayramlarda ve diğer önemli günlerde gelip görmelisiniz… El öpmeye gelenler, ziyaret edenler… Diplomalarını göstermeye gelenler…”
“Bir dakika hocam ben de Adana Almanak’ını koşarak getirmedim mi?”
“Evet, hatta dediniz ki, bunlardan daha çok getireceğim… Biz de bekliyoruz. Geçenlerde, eskiden tedavi etmiş olduğum bir hasta torununu getirdi. Bu mutlu anı görmeyi size borçluyum dedi. Nasıl duygulandık bilemezsiniz. Bunlar, insanı derinden etkileyen duygulardır. Bu duygular bizi daha sorumlu tedavi yöntemleri geliştirmeye itiyor. Keşke erken tanı yöntemleri daha da gelişmiş olsa ve biz de başlangıç evresinde tedaviye başlamış olsak. O zaman Kanser tehdit edici hastalık olmaktan çıkar. Erken Tanı sonunda etkin tedavi edilen bir kanserin tekrarlama riski oldukça azalıyor. .
Yaşamda gerçekten olumsuzluk içerinde güzellikler de oluşuyor. Hastalarımız merkezime tedaviye gelip gittikçe artık aramızda bir doktor hasta ilişkisinden çok bir dostluk, arkadaşlık ilişkisi kuruluyor. Bu ilişki tedaviden sonra da devam ediyor. Bu yüzden diyorum ki, biz sayıları binleri bulan ONKO ailesiyiz.
Buradan sizin kanalınızla hepsine seslenmek istiyorum. Bizden güç aldığınızı ve yaşama döndürdüğünüzü söylüyorsunuz. Biz de size çok teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız… Sizlerin sağlıklı yaşaması bizim moral gücümüz olmaktadır…”
Değerli dostlarım, daha konuştuğumuz çok şey var. Ancak, tedavi yöntemleri, doktorların ilgisini gördükçe kanserden korkmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Haber Yazılımı: CM Bilişim







.20160727090929.jpg)












