Görkem'in "Anılar Dükkanı"

Kelimeler ve ölüler savunmasızdır.
Bir insanın kaybı bana ne denli üzüntü verirse versin, ondan kalan eşyaların yağmalanmasındaki kadar hüzün vermez.
Ölülerle birlikte eşyaların yağmalanması, itilmesi, atılması bir yaşama yapılmış en büyük haksızlıktır. Bir çok ölümün ardında bu dramatik sahneyi izledim. Ölenden geriye kalan, el yazmaları, küçük kağıtlar, cilt kapağı tozlanmış kitap, bir tarafı kırılmış bir biblo, solmuş bir resim, tozlanmış bir sehpa, kirli bir masa örtüsü…
Gerçekte yağmalanan ve didik didik edilen bir yaşamdır…
Ölüm ile birlikte yaşamın da yağmalanması hafızamda daima bitmeyen bir trajediyi tekrarlar.
Gerçekte kişi, yaşadıklarının toplamıdır. Kişi, anılarının toplamıdır; veya sonucu.
Ben Vita Yağı tenekelerinin saksı olarak kullanıldığı dönemin insanıyım. İçindeki yağı kullandıktan sonra kalan teneke kutusuna kumaş geçirip pencere pervazında çiçek yetiştiren bir neslin çocuğuyum.
KÜLTÜRLE YOĞRULMUŞ İNSANLAR
Ben zengin evlerinin kullandığı gaz ocaklarına imrenip; “Anne büyüyünce sana gaz ocağı alacağım”diyen çocukluktan süzülüp geldim. Ibrıkların, ispirto ocaklarının, gaz yağı lambalarının, tel kafeslerin, naylon sandalların, semaver başında keyif çatılan dönemlerden geldim. Dama kurulan devasa antenlerin, çeyiz sandığı büyüklüğünde radyolara bağlandığı dönemin insanıyım. Bir sabah, evet evet bir sabah uyandığımda, babaannemin, ekmeği ufak ufak yapıp, radyonun arkasına koyduğunu görmüştüm. “Nene ne yapıyorsun?” dediğimde bana Arapça olarak: “Oğlum, adamlar sabaha kadar bunun içinde kaldı, karınları acıkmıştı” dedi. Bu anının şimdiki nesil üzerinde hiçbir değeri yoktur. Biz o dönemin çocuklarıyız, bunlarda bu sanal dünyanın çocukları… Biz, o anıların çocuklarıydık; bunlar da sanal dünyanın çocukları olacaklar…
İsmail Görkem, Halil Atılgan ve Abdurrahman Yağdıran…
Bu üç insanın ortak özelliği; Adana’nın yaşamı ve kültürüyle yoğrulmuşlardır. Onlar Adana, Onlar, halk kültürü, onlar Çukurova Yaşamı’nın kendisidir.
O mükemmel iki insanın (Halil Atılgan ve Abdurrahman Yağdıran) yaşam felsefelerini bir başka gün paylaşacağım bu gün sizinle İsmail Görkem’in o hassas ve özgün ruhunun Adana’ya katkılarını paylaşmak istiyorum.
Roma İmparatorluğu, Hıristiyan İnancını kabul ettiği zaman, Pagan inanışın İskenderiye’de bulunan anıtını yıkmıştır. Bu anıtın içerisinde dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük kütüphane vardı. Anımsayın, ABD Ordusu Irak’a girdiği zaman önce Müzeler ve Tapu Dairelerini bombaladı… Ve günümüzün en büyük tehdidi sayılan IŞİD’in Suriye’de müzelerde balyozlarla yaptığı katliam…
ADANA’NIN KÜLTÜR HAFIZASI
Hepsinin ortak yanı, bir ulusu, br devleti ve bir kenti kendi kimliğinden koparmaktır. Kimliği ve kültüründen kopmuş, (Ulus, Devlet, Kent, kişi) çürümeye, çökmeye ve yok olmaya mahkumdur. Bu benim değil, tarihin ortaya koyduğu bir gerçektir.
Adana’da Fahri Işık’ı, Çiçero’yu, İbrahim Paşa’yı, Cahit Seyhanlı’yı, Şadan Adanalı’yı, Ahmet Tekbilek, Abdurrahman Yağdıran, Halil Atılgan, Hasan Turan ve adını sayamadığın onca kişiyi unutarak, Adana’nın hafızası oluşmaz. Adana hafızalarının toplamıdır. Adana bu kültürü yaşatanların ve ileriye taşıyanların toplamıdır.
Adana’nın ebediyete intikal etmiş ve halen yaşamakta olanların birikimlerini bilmeden tanımadan, Adana için yapılmış her şey eksik kalır. İsmail Görkem bu eksikliğin giderilmesine katkı koydu… İğneyle kuyu kazarcasına bu güne kadar toplamış olduğu – bizi biz yapan – somutlaşmış bütün anıları bir araya getirerek “anılar dükkânı” açtı/ açmış…
Beni davet ettiğinde, randevudan 2 saat önce gittim.
Çünkü, İsmail Görkem bir şey yapmaya karar vermişse çok derin düşünmüştür. İşyerinin adı bile ilginç: “Gramofon Evi…”
Seyhan Oteli’nin arkasında Adalet caddesi olacak işyerine gittim. Önce cepheden “dükkana” baktım. “Anılar Dükkanı” çağrışımı o bakış esnasında canlandı. Adının Ulaş olduğunu öğrendiğim gen arkadaş ilgilenmek istedi ancak benim anılara daldığımı görünce beni kendi halime bıraktı. Hatta daha da ötesini yaptı, gramofona bir plak koydu…
Cızırtısı bir beni yıllar öncesine götüren şarkıydı: Kamuran Akkor’un kadife sesi, Selahattin Pınar’ın bir bestesi…
“Beni de alın ne olur koynunuza hatıralar / Dolanıp kalayım bir an boynunuza hatıralar…” Şarkı, kulaklarıma dolup, beni 1975’li yıllarıma götürürken, Hayat Dergisi gözüme çarptı: Tarih 18 Ocak 1957… Hemen hemen benimle yaşıt. Sanatçıya bakıyorum, sade ve hatta birazda antik güzelliğinin yanında kullanılan aksesuara takılıp kalıyorum: satranç Takımı. Derginin arka kapağı da Antakya’da tarihi mozaikler…
Günümüzde, satranç takımını aksesuar olarak kullanan anlayıştan esr kalmayışı beni dehşeye düşürüyor. Kamuran Akkor duygu dünyamı teslim alan sesiyle anıların arayışına devam ediyor:
Yeriniz ne? Yurdunuz ne? Benden böyle korkunuz ne?
Duyuyorum sesinizi bazen derin bir kuyudan / Dinliyorum uzakları kalkıp derin bir uykudan
Üzülüyorum elbette. 45’lik plaklarımızdan yayılan müzik artık cep telefonlarımızdan dinleniyor ama duygular öldü.
Sonra kitaplara bakıyorum; Adana’nın yazılı hafızasının toplandığı mekâna benziyor.
İlginçtir, burada kendimi anıların koynunda mutlu hissettim. Hani diyor ya Nazım:
“Bu anda ne düşmek dalgalara, / Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Güneş, toprak ve ben… Bahtiyarım…”
AZMİ YEŞİL- ŞÜKRÜ ÇAKIR VE AHMET BEYOĞLU
Böyle bir bahtiyarlıktı, Anılar dükkanında yaşadığım. Bir de çağrışımlarda kaldım.
Sanat dolu bu dünyayı görünce Vali yardımcımız Azmi Yeşil geldi aklıma. Bu mekandan mutlaka haberi olmalıydı… Eserlere, eser üretenlere ve sanatçılara verilen/verilecek değerler gibi kavramlar da yine Vali yardımcımız Şükrü Çakır’ı, bu iki duygunun toplamı da yine Vali yardımcımız Sayın Ahmet Beyoğlu’nu çağrıştırdı.
Bu üç değerli insana bu mekânı hatırlatmak hem bu mekana hem de kendilerine saygının bir sonucudur.
Ulaş, bu “anılar dükkânı” ile tam bir bütünlük içinde. Yaşı genç, ama üstlendiği görevin bilincinde olacak kadar olgun; ne de olsa sanat terbiyesi almış.
Müzik ile uğraşmış, Ses Mühendisi olan yeğenim Koner Memili ile de arkadaş olduğunu öğrendim. Burada, radyodan, kömürlü ütüye, Ses dergisinden, gramofona kadar kullanmadığım ve bana yabancı olan hiçbir şey yok…
HERŞEY BİR TARİHİ SAKLAR…
Sadece bir asılı broşürde geçen bir kelime bana yabancı geldi: “Efemeralarınız alınır satılır…”
“Ulaş, ‘Efemera’ ne demek?
“Gündelik yaşama ait “ıvır zıvır” olarak nitelendirilebilecek kısa ömürlü küçük ve geçici belgelerdir. okul diplomaları, karneler, otobüs sinema biletleri, piyango biletleri, spor toto kuponları, gazete nüshaları, tanıtım broşürleri, mektuplar, kartvizitler, lokanta menüleri, tapu senetleri, noter senetleri, banka dekontları, çikolata ve sakızlardan çıkan kartlar, sigara kâğıtları, posterler, pasaportlar, fotoğraflar, kartpostallar, düğün davetiyeleri gibi eşyalardır. Bunlar, dönemin tarihine ışık tutarlar…”
O zaman anladım ki, yaşamın ardından o yaşı oluşturan anılar, Sayın Görkem tarafından saklanmış, değer verilmiş ve paylaşarak çoğaltmak için Adana Gramofon Evi topluma kazandırılmış.
Kamuran Akkor’un şarkısı devam ediyor: “Beni de alın ne olur koynunuza hatıralar / Bir ömür tükenecek yolunuza hatıralar…”
Adana Gramofon Evi (ki benim çağrışımımla “Anılar Dükkanı”), hatıraların koynunda bizi biz yapan değerlerin olduğu bir ülkedir…
Konuyu Fahri Işık’ın Tespiti ile bitirmek istiyorum: “ sanat deyince insanın yer yüzüne yaratılışından bu güne dek ürettiği hayal ürünü şaheserler cümlesidir. Bu şaheserleri asırlar ötesine taşıyanlar ile sanatı bu nadide gülleri demet demet toplayıp, saklayıp bu günlere taşıyanlardır. Sayın İsmail Görkem adeta iğneyle kuyu kazarak son yüz yılın müziğini taş plaktan günümüze taşımıştır. Gramofon Evi Adana’da plakların zaman tünelinde gezmeye davetlisiniz…”
Biz de size teşekkür ediyoruz Sayın Görkem, Adana’ya bu hizmetiniz için…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












