• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 27 °C
  • Ankara : 24 °C

Gültekin Avcı Fişlemelere Değindi!

09.12.2013 09:58
Gültekin Avcı Fişlemelere Değindi!
Fişlemeler konusuna değindi...

TARAF Yazarı Gültekin Avcı bugünkü köşesinde son günlerin en önemli gündem konusu olan Mehmmet Baransu'ya açılan davalar ve fişlemeler konusuna değindi...

İŞTE O YAZI:

Elde şu doneler var.

1- Devlet sırrının sınırlarını ve mahiyetini tanımlayan bir kanun yok.

2- MGK kararları gizlidir hükmü var. (2945 Sy. Kn. 10/2)

3- Kanunda "gizlidir" denen MGK kararı, geçmişte suç kaydı bile olmayan sivil toplum gruplarının fişlenmesi ve hukuka aykırı şekilde istihbari takibini içeriyor.

4- MİT, hiçbir suç örgütü çevresinde bile bulunmayan sivil toplum gruplarını (Nakşiler, Süleymancılar, Hizmet Camiası) "irtica" gibi hukukta tanımlanmayan bir kavramla fişlemiş. Yani suç işlemiş. Toplumdan yine topluma karşı işlenmiş bir suç saklanıyor. (AİHS, Anayasa'nın 15 maddesine aykırı ve Ceza Kanunu 132 ve devamı, 257'ye göre suç)

5- Başbakanlık, MİT ve MGK, hukukta suç sayılan ve kendilerince "gizli" kaşesi vurulan suç belgelerini yayınlayan gazete(ci)ye suç duyurusunda bulunuyor.

Burada bakılması gereken hukuk metinleri şunlardır:

AİHS 10. madde, AİHM kararları, Açıklayıcı Johannesburg İlkeleri, Anayasa, Türk Ceza Kanunu, MİT Kanunu ve MGK Kanunu.

MİT ve MGK Kanunu'ndaki düzenleme ve yasaklar, üst hukuk metinlerine aykırı olamaz.

Normlar hiyerarşisinin tepesindeki AİHS ve AİHM'e göre suç sayılmayan, sizin kendi kanunlarınızda suç sayılsa bile hukuki bir değer ve geçerlilik ifade etmez.

AİHS ruhuna aykırı kanunu uygulayamazsınız.

Tartışılan konu ve basın hürriyeti, AİHS'nin 10. maddesindeki "İfade Özgürlüğü"kapsamında düzenlenmiştir.

Bu temel özgürlüklere iki kriterle sınırlama getirilebilmektedir:

1- Ulusal güvenlik

Nitekim MGK Kanunu 10/2'deki yayın yasağında kanun koyucunun gayesi (ratio legis), ulusal güvenliğin korunmasıdır.

Oysa gündeme konu MGK'da alınan karar ulusal güvenlikle ilgili olmayıp, suçsuz ve kuşku arz etmeyen sivil toplum gruplarının hukuksuzca takibine yöneliktir.

Nitekim MİT'in "irtica" adı altında yaptığı takip ve fişlemeler de bu mahiyettedir.

Geçmişten bugüne hiçbir suç emaresi göstermeyen, bırakın adli sicil kaydını GBT kaydı bile bulunmayan, hukuk ve demokrasi içi sosyal faaliyette bulunan bu gruplar hiçbir zaman "ulusal güvenlik" için tehdit oluşturmamıştır.

2- Kamu düzeni

Kamu düzeni, toplumun dış ve maddi düzeni olup, yollar, parklar, meydanlar gibi umumi yerlerde ve gazino, kahvehane, tiyatro, sinema, han, hamam, otel, lokanta, gibi umuma açık yerlerde geçerli bulunan düzeni ifade eder.

Ve bu gibi umumi veya umuma açık yerlerde bireylerin güvenlik, huzur ve esenlik içinde sağlıklı olarak yaşamalarının sağlanması manasını taşır.

Anılan MGK kararının ve hukuksuz istihbari fişlemelerin kamu düzeni gayesiyle uyuşmadığı da açıkça görülmektedir.

Zira takip ve fişleme altındaki sivil toplum gruplarının toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi en temel haklarını kullandıkları bile görülmemiştir.

Basın ve ifade özgürlüğü üzerinde yukarıda belirtilen iki kritere dayanarak yapılan kısıtlamalar AİHS'ye aykırı olamayacağı gibi, AİHM'nin denetimine tabidir.
 
Emsal AİHM kararları ve ilkeler
 
1- Observer&Guardian davası:

İfade ve basın hürriyetini sınırlamak amacıyla "ulusal güvenlik" gerekçesinin ileri sürüldüğü davalardan biri Observer&Guardian davasıdır.

Bu iki gazete 1996'da, emekli bir istihbarat görevlisi olan Peter Wright'ın yazmış olduğu "Spycatcher" başlıklı kitaptan bölümler yayınladılar.

Wright'ın kitabı, istihbarat servislerinin (özellikle İngiliz istihbarat servisi MI5 ve MI6'nın) yürüttüğü, kanunsuz olduğu iddia edilen birtakım faaliyetleri anlatıyordu.

İngiliz Hükümeti Peter Wright'ın ulaşmış olduğu bilgilerin devlet sırrı olduğunu öne sürdü. Bu bilgilerin yayınlanması halinde, İngiliz istihbarat görevlilerinin kimliklerinin ortaya çıkmasıyla büyük zarar görecekti. Müttefik ülkelerle, kuruluşlarla ve kişilerle olan ilişkiler bozulacaktı. Bütün bunlar İngiliz istihbarat servisine güvenlerini yitireceklerdi.

Dikkat ederseniz burada istihbarat elemanlarının deşifre olması, İngiltere'nin müttefik ülkelerle ilişkilerinin zarar göreceği gibi nispeten "haklı bir sebep" görünmektedir.

Yine dikkatinizi çekerim ki konu İngiliz servisinin yurtiçi değil tamamen yurtdışı faaliyetleriyle ilgilidir.

1 sene civarında yayın yasağını haklı bulan AİHM, bunun sonrasında İngiltere'nin tüm itirazlarına rağmen yasağı kaldırmıştır.

Çok önemli bir nokta ise AİHM hâkimlerinden Pettiti'nin bu karara bile muhalefet şerhi koyarak şunları zapta geçirmesidir:

"Yayını durduran tedbir kararı en baştan yanlıştır. İnsan, tedbir kararının aşırı sertliğinin, gizlilik yükümlülüğünden ziyade, güvenlik servisinin istihbarat amaçlı olmaktan çok siyasi amaçlar peşinde koşan belirli kanunsuz uygulamalarının açığa çıkmasından duyulan korkunun sonucu olduğu izlenimini ediniyor."

AİHM hâkimi Pettiti'ye göre bu, bilgi edinme özgürlüğünün ihlâlidir çünkü halkın devlet organlarının işleyişi konusunda bilgiden yoksun bırakılması temel bir demokratik hakkın ihlâlidir.
Karara muhalif olan ve Pettiti'yle aynı kanaatte olan bir AİHM hâkimi daha vardı.

Hâkim De Meyer de Pettiti'yle aynı kanaatteydi:

Muhalefet şerhinde şöyle dedi:

"Basın, kaynağı ne olursa olsun, haber yayınlama konusunda sansüre, tedbir kararlarına veya önceden kısıtlamaya tabi tutulmaksızın serbest bırakılmalıdır: Özgür ve demokratik bir toplumda bu tür kısıtlamalara yer yoktur; özellikle de bu kısıtlamalar, eldeki davada olduğu gibi, 'mahcubiyet yaratacak bilgilerin' ya da fikirlerin 'hükümet tarafından bastırılması' amacıyla kullanılıyorsa."

Dikkat edin lütfen!

Bu AİHM eğilimleri İngiltere açısından, kendi suçsuz insanlarına değil, dış ülkelere yönelik "haklı ulusal güvenlik kaygısı" taşıyan bir davada cereyan etmektedir.

Ya bizdeki MGK kararı ve MİT fişlemeleri?

Bunlarda ulusal güvenlik, kamu düzeni ve uluslararası ilişkilerin zedelenmesi gibi nispeten haklı sayılabilecek gerekçeler var mı?

Düpedüz ülke içi suçsuz toplum gruplarına karşı işlenen açık bir suç ve ayrımcı bir fişleme var.

AİHM sizin MGK Kanunu'nun basına getirdiği yasağı ve MİT'in sivil topluma karşı işlediği suçu korur mu?

Sadece bu dava cihetiyle bile MGK'nın yayın yasağını ve MİT'in sahip olduğunu zannettiği imtiyazlarını yok sayar AİHM.

Çünkü Türkiye'deki MGK kararı ve fişleme skandalı kendi ülkesinin sivil toplumuna yönelik ağır bir suç kararını içermektedir.

Başka ülkelere yönelik değil.

MGK, suç işleme kararı alamaz. Alıyorsa da bunu MGK Kanunu'nun gizlilik ilkesiyle koruyamaz.
Yarın devam edeceğiz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Tutuklanan savcının ev ve ofisinden 22 tabanca çıktı21 Temmuz 2016 Perşembe 16:26
  • Fidan Erdoğan'a neden bilgi vermedi21 Temmuz 2016 Perşembe 12:52
  • Bayrak satışı patladı21 Temmuz 2016 Perşembe 09:56
  • Bu vatan Astsubay Ömer Halisdemir'e minnettar20 Temmuz 2016 Çarşamba 12:05
  • İlk tutuklama Şırnak'ta16 Temmuz 2016 Cumartesi 17:10
  • Uludere'de sokağa çıkma yasağı13 Temmuz 2016 Çarşamba 11:06
  • Şemdinli’de hain tuzak: 4 şehit10 Temmuz 2016 Pazar 14:26
  • Giresun'da helikopter düştü!05 Temmuz 2016 Salı 18:54
  • Zehra Çilingiroğlu tatile çıktı05 Temmuz 2016 Salı 15:14
  • Tunceli- Elazığ karayolunda askerlere bombalı saldırı04 Temmuz 2016 Pazartesi 12:26
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim