Güneydoğu’da neler oluyor (2)

Sevgili okurlarım, bir önceki yazımda neredeyse savaşın ilan edildiği Güney doğudaki olayları, kısada olsa anlatmaya çalıştım. Bizler yalnızca medyadan alıyoruz haberleri. Ancak doğruluk payı nedir, gerçeklilik payı nedir, bilemiyoruz. Bize yansıtıldığı kadarıyla, bilmemiz gerektiği kadarıyla biliyoruz. Tabi ne kadar doğru, ne kadar yanlış orası da muamma? Gerçi gözlerimizin içine baka baka söylenen yalanlara hala alkış tutacak kadar da uyuyan bir milletiz. Şimdi sizlere Mardin Nusaybin’de yaşayan gazeteci arkadaşımın bire birde yaşadığını, gördüğünü iddia ettiği olayları aktarmaya çalışacağım.
Sevgili Melahat,
“Öncelikle şunu belirtmek isterim ki burada yaşananları anlatmam imkansız. Hiçbir söz, hiçbir kelime yaşadıklarımızı anlatmaya yetmez. Acımız derinden. Bizler yıllarca bu topraklarda barış içinde ve kardeşçe yaşadık. Bu gün yaşanan olaylar utanç verici. Burada hayat durdu, ateş çemberinin ortasındayız. Yanan ateşler, patlayan silahlar, tanklar, askerler hepsi gerçek, bir film seti değil. Burada gerçekten masum insanlar, kadınlar, çocuklar ölüyor.
Bizler şuan kime karşı korunacağımızı bilmediğimiz bir savaşın içindeyiz. Eğitim yok, sağlık hizmeti yok, ulaşım yok, iş yok, elektrik su yok. Evlerde cenazelerimiz kokuyor, mezarlığa gidemiyoruz. Balkona dama dahi çıkınca ateş açılıyor. Adeta ev hapsindeyiz. Hamile kadınlar düşük yapıyor patlama seslerinden. Diyaliz hastaları, tansiyon hastaları ölüme terk edildi. Ne acıdır ki bunları bize kendi devletimiz yaşatıyor.
Bütün dünyanın gözü önünde yaşanan bir olaydan örnek vermek istiyorum.
Daha geçen gün düşürülen Rusya uçağının sonuçlarını hep birlikte gördük. Putin’e bir iki gün meydan okuyan Cumhur Başkanı sonra süt dökmüş kediye döndü. Önce Irak’a asker gönderip çekmeyeceğim diye dayılandı, sonra nasıl geri çekti. Cumhur Başkanı, Başbakan, İsrail’e one minute diye meydan okudular sonra gece yarısı anlaşma imzaladılar. Ne acıdır ki sıra kendi halkına gelince aslan kesildiler.
Cizre’ de birkaç PKK’ya karşı 6 general, 10 bin askerle operasyon yaparak mı kahramanlık yapıyorlar?
Bu kadar güçle operasyon yaparak, şehirleri bombalayarak, halkın üzerine asker yollayarak, biz Kürtleri düşman ilan ediyorlar. Bizleri ölümle korkutmaya çalışıyorlar. Amaçları sindirmek.
Büyük temizlik operasyonuymuş, siz kimsiniz, biz kimiz? Bu ayırımcılık niye?
Sevgili Melahat,
Şu an 7 ilçemizde jet uçağı hariç, a dan z ye kadar bütün savaş araçları şehrin sosyal alanlarına ve bütün şehirde yaşayan halka karşı kullanılıyor. Hükümet ve yandaş medya 7 ilçede savaş değil de çatışma var diyor. Çatışma nedir, savaş nedir önce bunu ayırt edelim. Biz Kürtler olarak burada savaşın içindeyiz. Her geçen gün yapılan zulüm ve şiddet artmakta. Çözülmeyecek hiçbir şey yok, ateşle ateş sönmez. Bütün şehri topla tüfekle yok etmek Kürt düşmanlığı değil de ne? Bu gün ülkemize karşı bir savaş açılsa biz seyir mi edeceğiz? Elbette hayır, kanımızın son damlasına kadar bizlerde düşmanla mücadele edeceğiz. Oysa şu an biz kendimizi, kendi devletimize karşı korumaya çalışıyoruz.
Bakın benim çevremde terörist diye kimler öldürüldü.
Fehime Akti, 58 yaşında ev hanımıydı.
M. Emin İnan, mahalle emlakcısıydı.
Hakan Doğan, 14 yaşında yetim bir çocuk. Üç tekerlekli arabayı çalıştırıp yaşlı ninesine bakıyordu.
Cudi Teber, genç bir işçi anne babasına bakıyordu.
Bu verdiğim isimler tanıdığım bildiğim birkaç örnek. Fakat akşamında hükümet bu insanları, Nusaybin’de 4 terörist öldürdük diye açıklama yapıyor.
Sevgili kardeşim Melahat,
Bizler kimsenin malını çalmadık.
Kimsenin hakkını gasp etmedik.
Biz kendi doğup büyüdüğümüz topraklarımızda, özgür ve onurlu bir halk olarak yaşamak istiyoruz.
Suriye’den gelen üç milyon insan, bizden daha özgür. Daha iyi muamele görüyor, daha fazla devletin imkanlarına sahip. Öncelikleri var. İstanbul’un göbeğine küçük Şam’ı kurdular adeta. Dükkanlarının tabelaları Arapça, neden onlara kaldırın denmiyor. Arapça konuşamazsın, sana bu kadar imkan verdim Türkçe konuşacaksın denmiyor.
Burada yani Güney Doğuda, hükümetin yaptığı hiçbir şeyin kanunda yeri yok.
Valiler suç işliyor, günlerce sokağa çıkma yasağı ilan edemez.
Devletin kendisi, polisi, valisi bize kanun dışı davranıyor. Ne yapacak bu halk?
Savcılara mı şikayet edecekler, savcılar içeride.
Basına mı anlatacak, gazeteciler içeride.
Gençler hendek kazıyormuş. Başka bir yol gösterin ne yapsınlar, kime şikayet etsinler, ailelerini nasıl korusunlar?
Tanklarla evler bombalanıyor. Türkiye’nin yarısı hükümete inanabilir hırsızda olsa. Ya diğer yarısı? Burada yaşadıklarımızı görün, duyun, bilin istiyoruz. Bizlerin istediği yalnızca, sizler gibi yaşamak.
Sevgili kardeşim, sen nasıl milliyetçiyim diye siyasi görüşünü açıkça söylüyorsan, bizlerde kendi görüşümüzü söylemek istiyoruz. O zaman tek bir parti olsun bu ülkede! Diğer partiler kapatılsın. Neden bizim siyasi görüşümüze bu kadar tepki ve dayatma var?
Kendi ülkemizde, kendi örf adetlerimizle yaşamak istiyoruz. Tıpkı Aleviler gibi, Boşnaklar gibi, Çerkezler gibi, Lazlar gibi, Ermeniler gibi.
Yeter artık kan akmasın, çocuklar kadınlar ölmesin istiyoruz.
Bizler düşman değil, bu ülkenin bir parçasıyız. Dedelerimiz burada doğdu, burada öldü. Bizler de çocuklarımızla doğduğumuz şehirde, özgürce yaşamak istiyoruz. Tek istediğimiz barış içinde olmak. Artık bu savaş bitsin istiyoruz.”
Değerli okurlarım, yorum ve takdir sizlerin. Ben yalnızca duyduğum bu sözlere kulak tıkamak istemedim ve paylaştım. Bizde ülkemizde savaş değil, barış istiyoruz.
Kardeş kanı akmasın istiyoruz.
Askerimiz polisimiz ölmesin istiyoruz.
Masum vatandaş ölmesin istiyoruz.
Şimdi sizlere Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün o muhteşem sözüyle veda ederek, bir sonraki yazı dizimde yine, Güney doğudan bir öğretmenin mektubuyla buluşturacağım.
“YURTTA SULH, CİHANDA SULH” sevgiyle kalın efendim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












