Günlük kullanımda bazı kavramlar

Öteden beri görüşlerimizi açıklamağa gayret ediyoruz. Bu amaçla birçok özgün kavramı kullanıyoruz. Böylece bir iletişim dilimiz gelişmektedir. Bunun doğru kavranması için, bazı sözlük ve ansiklopedilere bir nazar ettik. Burdan bazı söz ve kavramları paylaşmak yararlı olacak diye düşündüm. Aşağıda seçilmiş, özetlenmiş, aktarılmış ifadeler yer almaktadır:
*
Vizyon – Bir şirketin gelecekte, bulunduğu sektörün gelişmelerine bağlı olarak, nerede olmayı arzu ettiğini (hatta hayal ettiğini), hedefi gösterir. Bu 5-10 sene sonrası için geleceğe yönelik bir yaklaşımdır. Şirket içerisinde bugün yapılan her şey, gelecekteki o konuma varmak içindir.
Misyon – Bir şirketin, bugün hangi konumda olduğunu, ne yaptığını kimin için ve kimlerle nasıl yaptığını gösterir.
Misyon, değişime bağlı olarak sıklıkla değişebilir, vizyon ise ileride nerede olmak istediğimiz gösterdiği için zaman içerisinde çok daha az değişiklik gösterecektir.
*
Akıl ve zekâ nedir?
Sağlıklı insanda "akıllı olmak", kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.
Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür.Bu nedenle "insan; düşünen ve konuşan, yalan söyleyen, sosyal bir hayvan" olarak tanımlanır.Hayvanlar yalan söyleyemez. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıl olarak isimlendirilir, vasıflanır. Akıl, muhakeme ile bilinir. Doğru muhakemenin, akıl yürütmenin yöntemine “mantık” denilir. Mantık, bir takım düşünce kalıp ve sonuçlarını ifade eder. Aklın gücü, muhakeme kabiliyetiyle belli olur.
Zekâ, düşünülene, görülene, yapılana katılma/intikal kabiliyetidir. Yani akıl ve muhakemenin işlerlik hızı ve doğruluğu zekâya işarettir. Anımsamak, yaratıcı ve isabetli düşünce, çıkarım zekâyı gerektirir. Bazı testlerle bu işlevler sınanır. Her yaşa göre yapılmış sınavlar ve bilinmesi gerekli hususları, süresi içinde verilen cevaplarla zekâ ölçümleri yapılır ve IQ ile ifade edilir. Alt seviye (embesil), orta, yüksek ve süper zeki olarak sınıflandırılır.
Zekâ bir Tanrı vergisidir, ne kadar nasip olmuşsa o kadardır. Kişinin gayreti ile bunu arttırmak mümkün değil. Ancak muhakeme yöntemlerini öğrenerek ve uygulayarak, bilinen sınırlar içinde akıllılık derecesini arttırmak olasıdır. Bu da zekâyı gerektirir.
Diyebiliriz ki akıllı olmak, zekâya bağlıdır.
Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.
Zekâ ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekânın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zekâ seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.
Zekâ, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekâsı sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.
Sonuç olarak zekâ, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zekâ pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.
*
Tevbe ve istiğfar arasındaki fark nedir?
Tevbe, pişman (nadim) olmaktır, “keşke yapmamış olsaydım” demektir.Günümüzde “özür dilemek” şeklinde yapılmaktadır.Aslında tevbe, insanın kendisini yargılaması ve sözüyle, işleğiyle, özrüyle kendisini aklamasıdır.Hatasını kabul etmesi ve bundan dönmesidir.Bunun dini ve sosyal bir içeriği, yansıması vardır. İbadetlerde imam, cemaat adına yüksek sesle “tevbe ve istiğfar” etmektedir.
Tevbe; kalp ile olur. İstiğfar; dil ile olur.
Tevbe; kalbi günah kirlerinden temizler. İstiğfar; amel defterini günahlardan temizler.
Tevbe; insanın yalnız kendi nefsi içindir. İstiğfar; hem kendisinin hem de başkasının nefsi için olur.
Tevbe; geçmişte olan günahından nadim olup, gelecekte olacaktan sakınmaya azmetmektir. İstiğfar; işlenmiş olan günahlardan bağışlama dilemektir.
Tevbe; zordur. İstiğfar; kolaydır.
Bir iç muhakeme ile tevbe etmek vardır. Ama bazı hallerde topluma örnek olması ve bozulmuşu düzeltmesi amacıyla sesli olarak pişmanlığın ifadesi de gerekir. İşte bu istiğfardır.
*
Hız ve sürat arasındaki fark nedir?
Bir hareketli şeyin, birim zamanda aldığı yola"sürat" denir. Sürat=yol/zaman şeklinde gösterilir. Süratin birimi metre/saniye (m/sn)dir.
Süratte, yön ve doğrultu belirtilmez. Bu nedenle sürat izafi, muhayyel bir kavramdır.
Geminin yerini söyleyebilmemiz için süratinin yanında doğrultusunun ve yönünün de verilmesi gerekmektedir. Geminin süratiyle birlikte doğrultusu ve yönü de verilmişse bu durumda geminin hızından bahsedilir.
Hareketli bir cismin, birim zamandaki yer değişmesine "hız" denir. Hız, vektörel bir büyüklüktür, (v) ile gösterilir. Günlük hayatta otomobillerin hızları km/h (Kilometre/saat- Km/s) olarak gösterilir.
*
Fark ne demektir?
Kelime Anlamı: Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans. İki ve daha fazla şahıs, cisim, durum arasında ortak olan noktaların dışında kalan tek ve grup özellikleri "fark" oluşturur. Aynilikler birliği ve farklar ayrılığı gösterir. Bunlardan birisinin fazla olmasıyla ve bunların önem derecesine göre "birlik" ve "ayrılık" söz konusudur. Bazan tek ortak nokta birlik olmayı zorunlu kılar. Ayrılmak kolay ve fakat sürüdürmek zordur. Birlikte olmak hüner ve feragat, irade ve rıza ister.
Eş Anlamlı Kelimeler: ayırmak, ayırtı, ayrım, bakiye
*Olur: Olabilir, mümkün, onay, tasdik, yapabilme izni.
Duran bir cisimde, o duruşu temin eden zıt kuvvetler birbirine denktir.
"Dengelenmiş" demek kuvvetlerin eşit fakat birbirlerine zıt yönde olduklarını belirtir. "Dengelenmemiş" demek kuvvetlerden birinin diğerinden daha büyük olmasını gösterir. Hareket, zıt kuvvetlerin dengelenmediği durumda ortaya çıkar.
Masanızı ittiğinizde, masanın da sizi eşit bir kuvvetle ittiğini düşünebilirsiniz. Yani etki-tepkiye eşittir. Zıt kuvvetler dengelenmiştir. Öyle ki masa hareketsiz halde kalır.
*
Doğruluk
Tasavvuftaki "Hakikat" ile karıştırılmamalı.
Doğruluk, felsefede hakikat olarak da kullanılır. Her felsefe eğiliminde ya da okulunda farklı şekillerde tanımlanmıştır. Doğruluk, belli bir gerçekliğin düşünsel ya da zihinsel olarak temsil edilmesi ve temsilin gerçekliğe uygun olması halidir.
Çok genel olarak, doğruluğun, felsefe bağlamında epistemolojik ve ontolojik olmak üzere iki ayrı bağlamda ele alınmaktadır. Epistemolojik olarak "doğruluk", bilgi etkinliğinin temel bir kavramıdır. Bilgiyi, bilgi olmayan biçimlerden ayırmak üzere kullanılır.
Doğru, bir uygunluk hali midir, bir tutarlılık konusu mudur, yoksa bir uzlaşım sorunu mudur? Kuramsal tartışmalar, Platon’dan beri süregelmektedir.
Doğruluk, bir ahlaki özellik ve gereklilik olarak şöyle tanımlanmaktadır: "İinsanın; inancında, özünde, sözünde, niyetinde, sözleşmelerinde, ticaretinde kısaca bütün fiil ve davranışlarında doğru, dürüst, hakkı gözetir, âdil, ihlaslı ve samîmi olma hâlidir. Hile, yalan, bâtıl, iki yüzlülük, riya ve sahtekârlığın zıddıdır".
Doğruluk: (Yun. alétheia = açık olma, kendini açık olarak ortaya koyma durumu) :
1. Düşüncenin gerçekle uyuşması. Yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması, verilmiş bir olguyla uyuşması (içeriksel doğruluk).
2. Düşüncenin kendi kendisiyle uyum içinde olması, çelişik olmaması (biçimsel doğruluk-biçimsel mantıkta-).
Leibniz doğruları "olguya ve deneye dayanan doğrular" olarak ayırmaktadır.
*
Yanlış: Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata.
Hata sözlükte: İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış, kusur, yanılma, yanılgı olarak tanımlanmıştır. İstatistikte ise bir yanlış değil; hesaplanan, ölçülen değer ile kabul edilen teorik olarak doğru değer arasındaki farktır. Bu daha felsefi bir tanım ancak daha da ilginç olanı biyolojideki tanımıdır.
"Hata nedir? 500 yıl önce Kopernik dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylediğinde insanlık ona hatalı olduğunu söylemişti. Şimdi güneş dünyanın etrafında dönüyor desek hatalı oluruz. Isac Newton hareket yasalarından veya evrensel yer çekiminden bahsettiğinde kimse dikkate almamıştı. Daha sonra söylediği her şeyin doğru olduğu anlaşıldı. Newton mekaniği 200 yıl alternatif olmadan doğru kabul edildi. Ancak Newton zamanının çoğunu İncil’de gizli mesajlar aramak ve değersiz metalleri altına dönüştürmek için harcayan biriydi. Fizik yasaları gibi, bunların da doğru olduğuna inanıyordu. Ancak çoğumuza göre hatalı bir görüş bu".
*
GÜNLÜK KULLANIMDA BAZI KAVRAMLAR (2)
Dr.Ömer Uluçay
Hak nedir[1]?
Sözlükte: 1. Adalet 2. Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç 3. Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk 4. Verilmiş emekten doğan manevi yetki. 5. Emek karşılığı ücret. 7.Doğru, gerçek anlamları yer alır.
Hak, uygarlığın temelidir. Toplumun ve kültürün köküdür. Toplumu, devleti, hukuku, ve ahlakı şekillendirir. Toplumsal olaylar tarihi, “haklar tarihi”dir. “Gelişmişliğin” bir ölçütü olarak “haklar” gösterilebilir. İnsanlığın hak anlayışıyla doğru oranda geliştiği söylenebilir. Bugün de vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini tanıyan devletlere “uygar” devlet yakıştırması yapılır. İnsanların uzlaşı içerisinde, birbirine güvenerek yaşaması hakların teslim edilmesine bağlıdır.
Haklar bakış açısına göre çeşitli sınıflara ayrılmıştır:
"Doğal-Yasal ayrımında: Doğal hak insan tarafından verilmeyen evrensel haktır (yaşama hakkı);Yasal hak: Toplum için çıkarılmış yasalarla belirlenen haklardır(vatandaşların seçme hakkı). İddia- Özgürlük ayrımında- İddia hakkı: Başka bir bireyin, hak sahibi için bir şeyi yapması, yapmamasını talep hakkıdır (mülkiyet); Özgürlük hakkı ise: Kimseye bağlı olmaksızın eylemde bulunmak hakkıdır( Konuşma özgürlüğü) Pozitif-Negatif ayrımı: Pozitif: Bir şeyi yapma hakkı(oy kullanma); Negatif: Bir şey yapmama hakkıdır.(oy kullanmama); Bireysel haklar-Grup hakları ayrımı: Bireysel hak: Grup ya da mensubiyet olmadan her bireyin sahip olduğu haklardır. Grup hakları: Grubun selameti için bireyler üzerinde yer alan haklardır. Daha farklı bakışlar vardır".
Kamu Hakkı: Vatandaşın devlete karşı sahip olduğu, vatandaşlık, memur olma gibi haklardır. Vatandaş olmayanlar yararlanamaz. Kendi içinde kişisel, sosyal ve ekonomik, siyasi haklar olarak üçe ayrılır.
Özel hak: Özel hukuktan doğar. Herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak haklar ve belli kişilere karşı öne sürülebilen nisbi haklar olmak üzere ikiye ayrılır.
Haklar, bazı özellikler esas alınarak çeşitli şekillerde sınıflandırılmıştır.
*
Tarihte Hak
1215 tarihli Magna Carta İngiltere kralının haklarını yasalarla sınırlama olanağı getiren bir sözleşmedir.
1776 Amerikan Bağımsızlık Bilgirgesi, insanların yaşama, özgürlük ve mutluluk isteklerini tanımlar.
1789’daki Fransız Devrimi sonucunda İnsanların ve Vatandaşların Hakları Bildirgesi yayımlanır. İnsanların bireysel ve toplumsal haklarını tanımlar.
1948’deki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Birleşmiş Milletler’ce imzalanan, modern hak anlayışını betimleyen bir belgedir. “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan haysiyetin ve bunların eşit ve devir kabul etmez haklarının tanınması hususunun, hürriyetin, adaletin ve dünya barışının temeli olmasına” çalışır.
Avrupa Sosyal Şartı, Türkiye dahil 47 Avrupa ülkesinde yürürlükte olan hak anlayışlarından biridir.
Türklerde: Orhun Yazıtları‘nda, töre kavramı ile hak anlayışının ilk kayıtlarını görürüz. Kutadgu Bilig devlet olmanın şartını hak ve hukukun belirlenmesi olarak betimler.
Sened-i İttifak(1808) padişah gücünü sorgulayan ve yetki tanımlayan ilk belgedir.
Tanzimat(1839), Islahat(1856), Kanun-ı Esasi(1876), Meşrutiyet(1878/1908) bizdeki haklar ile ilgili gelişmelerdir.
Önemli belgeler:
Magna Carta (1215, İngiltere)
İngiltere Haklar Bildirgesi (1689)
İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi (1789, Fransa)
ABD Haklar Bildirgesi (1789/1791)
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (1679)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1950)
Kanada Haklar ve Özgürlükler Şartı (1982)
Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı (2000)
*
Felsefede Hak[2]
Sokrates, Platon ve Aristoteles doğal hakkın varlığını savunmuştur. Evrensel hukuk kuralları vardır, yazılı değildir ve uygulanmasında yasa değil, mantık(sağduyu) kullanılmalıdır.
Thomas Aquinas Thomas Hobbes, John Locke da benzer görüştedir. Hobbes’a göre insan doğada savaş halindedir. Devlet ile bu savaş hali dizginlenir. Akıllı insanın öncelikle barış talep etmesi gerekir. Evrensel- doğal hakların yerine gelmesi insanların barış önceliğine bağlıdır. Bu da ancak devletle mümkündür. John Locke, Hükümet Üzerine İnceleme eserinde doğal hukuk kuramını inceler. Kendi felsefesine adapte eder. Hobbes’un tariflerini eleştirerek devletin hayat, özgürlük ve mülkiyeti koruyamadığı durumlarda yıkılıp yenisinin kurulması gerektiğini söyler.
Karl Marx insan haklarının burjuva değerleri içerdiğini düşünür. Ona göre “bu sözde hakların hiçbiri, toplumdan soyutlanmış, kendi çıkar ve arzularının arkasına çekilmiş egoist insan gerçeğinin ötesine geçememektedir.
Hakların tanımı hakkında birden çok teori mevcuttur. Bunlar irade teoremi, menfaat teoremi ve ikisinin karması biçiminde düşünülebilir. Hak, bireyin, diğer insanların kendi hayatlarını yaşama şekline müdahale etmeden, kendi yaşamına yön verme özgürlüğüdür. Hukuk düzeninin kişilere tanımış olduğu yetkilerdir. Bu yetkilerin belirli bir sınırı vardır.
Bu haklar aşıldığı takdirde aşan kişi cezalandırılabilir ya da bu aşmayla hakkını ihlal ettiği kişiye tazminat ödemeye mahkûm edilebilir. Hak kullanılırken başkalarının haklarını çiğnemek suç veya haksız fiil teşkil eder.
Anayasamızda temel haklar ve özgürlükler:
I-Kişi hak ve hürriyetleri
1. Kişi dokunulmazlığı
2. Kişi hürriyeti ve güvenliği
3. Özel hayatın gizliliği ve korunması (Konut dokunulmazlığı haberleşme hürriyeti)
4. Yerleşme ve seyahat hürriyeti
5. Din ve vicdan hürriyeti
6. Düşünce ve kanaat hürriyeti
7. Bilim ve sanat hürriyeti
8. basın ve yayınla ilgili hürriyetler (Düzeltme ve cevap hakkı)
9. Toplantı hak ve hürriyeti (Dernek kurma hürriyeti toplantı gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı)
10. Mülkiyet hakkı
11. Hak arama hürriyeti
12. Temel hak ve hürriyetlerin korunması
II-Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler
1. Ailenin korunması
2. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi
3. Çalışma ile ilgili haklar
4. Toplu iş sözleşmesi grev hakkı ve lokavt
5. Ücrette adalet sağlanması
6. Sağlık çevre ve konut hakkı
7. Gençliğin korunması ve spor hakkı
8. Sosyal güvenlik hakları
9. Tüketici hakları
10. Tarih kültür ve tabiat varlılarının korunması
III-Siyasi haklar ve ödevler
1. Türk vatandaşlığı
2. Seçme seçilme siyasi faaliyetlerde bulunma hakları
3. Kamu hizmetine girme hakkı
Hak; herhangi bir varlığın, kanunî veya ahlakî gerekçelerle, sahip olması veya yapabilmesi olağan şeyler. İnsan hakları, hayvan hakları ve devletlerarası hukuk gibi canlı ve cansız varlıkların haklarını tartışan ve düzenleyen pek çok farklı hak teorisi vardır[3].
Hakların tanımı, hakkında birden çok teori mevcuttur. Bunlar irade teorisi, menfaat teorisi ve ikisinin karması biçiminde düşünülebilir. Hak, bireyin diğer insanların kendi hayatlarını yaşama şekline müdahale etmeden, kendi yaşamına yön verme özgürlüğüdür. Hukuk düzeninin kişilere tanımış olduğu yetkilerdir. Bu yetkilerin belirli bir sınırı vardır.
*
Devlet, gücün tek elde toplanıp herhangi bir yozlaşmayı engellemek için üç erkten oluşur: Yasama, yürütme ve yargı. Bunlardan yasama, insanların haklarının kullanım alanını belirler, sınırlarını çizer. Sınırları belirleme eylemi iki türlü olur ve bu belirleme şekillerinden hangisinin uygulanacağı her hak üzerinden ayrı ayrı tartışılır.
Yürütme erki, yasamanın belirlediği şekilde, hakları sınırlandırarak güvenliği sağlamakla yükümlüdür. bu bağlamda polis ile ilgili bir örnek verecek olursak, polis yürütmenin bir parçası. Yani görevi yasa koymak değil. Ama polis mevcut yasaların sorunları nedeniyle hata yaptığı zaman, asıl sorunlu alan yasamanın yerine polis eleştirilmektedir.
Yargı ise, hakların kullanım alanının aşıldığı ya da hakkın kullanım alanının taciz ya da tecavüz edildiği durumlarda devreye girer.
*
Devletin tanımı, felsefesi, kurulması, organları, kuralları, toprak ve egemenlik-toplum ilişkisi, vatandaşlık, hak ve ödevler, devletin kontrolü, vergi ve harcamalar, silahlı kuvvetler, devlet zulmüne direniş, devletin yasal zor kullanması ve bunun kontrolü, yönetenlerin belirlenmesi ve diğer konular itibariyle ayrı bir kitap konusudur.
Bu bir deneme olarak, sözlüklerde kavram taraması şeklinde oluştu. Değerlendirme konularımıza açıklık getirmesi ve boyut kazandırması umuduyla, sözlük ve ansiklopedik eserlerden yararlanmayı sürdüreceğiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












