Güzel bakışlı gençler

Yıllar önce ilk kez MTTB binasına gittiğim zaman orada bulunan insanlarla gönül birlikteliğimiz hale devam etmekte.
Aradan 40 yıla yakın süre geçmiş. Bu zaman içerisinde henüz ergenlik aşamasında olduğumuz günlerden şimdi saçlarımızın ağardığı hatta bazı dostlarımızın ahirete intikal ettiği de bir dönemdeyiz.
O zamanlar etrafımızdaki farklı düşüncedeki arkadaşlardan daha az kavga eder ama daha fazla kitap okurduk.
En büyük zevkimiz kırmızı kitapların okunduğu ve demli çayların içildiği ihlas dolu iman takviyesi yapılan evlere gitmekti. Oraya gittiğimiz zamanda kırmızı kitapların dışında Mevdudi gibi Seyyid Kutup gibi yazarların kitaplarını da hatırlatırdık onlara. Aynı zamanda ufkumuzu evrensel hale getirmeye çalışırdık.
Şimdilerde zenginliği paylaşmaktan kaçsak da o zamanlar arkadaşlarımızla yoksulluğu paylaşırdık. Acıları paylaşırdık. Bilgileri paylaşırdık.
Süreç içerisinde MTTB tekrar hayata geçirildi ve bu doğrultuda gençler bizleri ziyaret geldiler. Hatta önceki dönemde başkanlık yapanların konuşmacı olduğu toplantılar düzenlediler.
Orada konuşulan gençler bizim dönemde çıkarılan BÜYÜK AKIN DERGİSİNİ emsal alarak aynı isimle çıkardıkları derginin ilk sayısını getirdiklerinde gülen gözleri bizlere çok şeyler anlatmakta idi.
Soramadım ama inanıyorum ki zorluklar içerisinde el emeği göz nuru dergilerini başarıyla çıkaran bu gençlere bakınca biraz mahcubiyet duydum.
Bizler o dönemde lise ve az sayıda yüksek öğrenim yapan öğrencilerden oluşmaktaydık.
Aramızda farklı kentlerden gelenler vardı. Hepsi birbirinden güzel bu insanlardan biriside Ramazan abi idi.
O çok çok farklı birisi idi. Mardin’den gelmiş ve müzmin bir Akademi öğrencisi idi. Zira kitap okumak ve öğrenciler ile uğraşmaktan kendisine zaman bulamazdı
Ramazan abi demek bizim için fedakarlık demekti. Karşılıksız yardım eden ve devamlı meyve veren bir ağaç gibiydi.
Hulasa onun gibi abiler ayrı bir keyif katarlardı dernek yaşantımıza.
Şimdi geleceğe heyecanla bakan bizden daha çok bilgilere ve imkanlara sahip olan bu güzel gençlere acaba biz nasıl bakacağız diye düşünmeye başladığımda birazcık canım sıkılmıyor değil.
Zira yıllarca yaptığımız çalışmaların heba edildiğini düşünmek beni üzüyor. Benim gibi üzülenlerde yok değil.
İslam adına yapılan devrimler, kurulan devletler değişik coğrafyalarda iktidara gelenler ve ekonomik anlamda zirvelere çıkan insanlar kısacası İslamcı olarak nitelediğimiz insanlar her yerde sınıfta kaldılar.
İnsanların hayallerini ideallerini ve geleceğe olan inançlarını zedelediler. Her şeyden çok önem verdiğimiz düşüncelerimizi kirlettiler. Bugüne kadar gözümüz gibi koruduğumuz her şeyimizi elimizden aldılar.
İnancımız gereği, toplumun her kesimine her konuda değer katmayı şiar edinmiştik. Müslümanların kardeş olduklarını ve dinin esasının dürüstlük olduğunu dile getirmekte ve inanmakta idik.
Elbette bu günde bu düşüncedeyiz. Aynı inançtayız. Yaşadığımız yerlere öncelikle güzel ahlak, dürüstlük, dostluk ve kardeşlik gelsin diye çalıştık.
İnsanlarımız her konuda başarılı olsun diye anne ve babalarımız gayret ettiler. Yokluk içerisinde her türlü fedakarlığı gösterdiler.
Aşık olacak fırsat bulmadan evlendik. Meslek sahibi olduk. Çalıştık para kazandık.
Her yerde bizlerden birileri olmaya başladı. Fedakarlık yapanlar ailesini çocuklarını anne ve babalarını kısaca her şeyi ihmal ettiler idealleri uğruna. Bir yerlere Asımın nesli gelsin diye.
Fedakarlık yapanlar gazeteler çıkardılar. Kitaplar bastılar. Televizyonlar kurdular.
Sonuçta en tepeden en sondaki adama kadar istedikleri düşüncelerdeki insanları bir yerlere getirmeye başladılar.
Onların istedikleri yani bizler her yerde var olmaya başladık. Sonra iktidar olduk. Yıllardır iktidardayız. Belki de yıllarca iktidarda kalacağız.
Ama ideallerimizden o kadar itibarsızlaştırma yaptık ki artık insanlar bize diğerlerinin yaptığı kötü sayılan davranışları asla bunlar yapmaz dememeye başladılar.
Dindar adamdır asla yalan söylemez, dindar adamdır asla haramzade olmaz , dindar adamdır asla adaletsizlik yapmaz doğrularını pervasızca paramparça ettik.
Kısacası uğruna hayatımızı harcadığımızı sandığımız dindarlığı toplumun nazarında değersiz hale getirmeye başladık.
Bir şeylerimiz eksik olur diye yapılan haksızlıklara suskun kalmaya başladık.
Hazreti Ebubekir’in kardeşliğini ya da Hazreti Ömer’in adaletini bulamaz olduk. Hazreti Osman gibi cömert olamadık ya da Haksızlığa karşı Hazret Ali gibi tepki gösteremedik.
Hem de Hazreti peygamberin en büyük uygulaması olan mal biriktirmeme davranışına rağmen.
Sınavlarda adam kayırdık. Koşulsuz güce ya da haksızlık yapanlara biat ettik onları alkışladık.
Etrafımızda savaşlarda bizim dinimize mensup insanlar birbirleriyle savaşırken onlara kardeşlik değil siyasi çıkarlar için hasımlık yapmaya başladık.
Hulasa biz geçmiş dönemlerde örnek almamız gereken büyüklerimizi, onlardan daha iyi yemek yiyerek, onlardan daha rahat yaşayarak ya da onlardan daha zengin olarak geride bıraktık.
Elbette her şeye rağmen güzel bakışlı gençlere örnek olabilecek kişilerimizde olmuştur. Onlara güzel örnek olmak dileğiyle. Sayılarının artması dileğiyle.
Gençler lütfen bizim yaptığımız yanlışlıkları sizler yapmayın. Yolunuz güzel, yolunuz uzun, yolunuz sıkıntılı ama yolunuz HAK yoludur.
Hak yolundan gidenler sapmadıkları müddetçe kalemleri kılıçtan keskindir.
Saygılarımla…….
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecekYüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Atakent Mahallesi'nde inşaatı devam eden ve Yüreğir'in en büyüğü olacak parkın adının '15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Parkı' olacağını söyledi.
Şahin Alpay gözaltına alındıFETÖ/PDY soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Şahin Alpay Beşiktaş'taki evinde gözaltına alındı.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












