Hak ve Adalet

Geçen hafta Hocamla sohbet ediyoruz. Fotoğraf dışında hiçbir sanat dalında bu kadar hırs, ego, kavga, çekişme, dedikodu, karalama yok dedi. Nedeni ne olabilir diye sordu. Uzun süre düşündüm. Kendimi yokladım. Ağzımdan o an için, şimdilik diye başlamak kaydı ile EN KOLAY SANAT DALI olsa gerek çıktı. Gülümsedi. Sadece tebessüm ve alaycı bir biçimde gülümsedi. Peki sen fotoğrafın neresindesin diye sordu. Durakladım. Kelimeler içimde hapsoldu. Yaptıklarımı kendisi sıraladı. Karnaval çalışmalarımdan, yarışmalardaki başarılara kadar. AFAD'da ve birtakım yerlerdeki eğitimlerimden, projelerime, ilk atölyeme kadar... Peki Fotoğrafa kaç kişi kazandırdın dedi? Onlarıda sıraladı sayın hocam. Sohbete tanık olan babamın sessiz ve yüzündeki gülümsemenin birden tebessüme dönüşüne tanık oldum. Belliki bir övünç kaynağı değildi bu. Saat gece yarısına yakın 23.52. Zaman durdu. Beni her Haziran hüzün kaplar, belki zamansız ayrılıklardır bu. Ama bu defa başka. Zaman durdu...

Bak Niyazi dedi ve devam etti; Etrafımız gönül gözünü kapamış insanlarla dolu.Kendilerini o kadar sevecen ve şirin göstermeyi başarıyor ki bu insanlar, aslında ARKA PLAN'daki gerçek yüzlerini göstermemekle çok zekice bir iş yapıyorlar. Buna kafa yorana kadar 3-5 kişinin eğitimine, senin lafınla üretime yorsalar, daha başarılı olacaklar ama oda bir yaklaşım tabiki. Onları takdir ediyor, yaptıkları mifak ekme ilişkilerini zekice buluyorum ki, yüzlerine vurmadan ARKA PLAN'dan seyrederek, malzemelerimi çoğaltmak ve eğlenmek keyiflendiriyor beni. Bunu anlamakta aslında onların zekasının üzerine zeka katmak gibi bir şey olsa gerek. Hele ki eğlenmek. Maskeler düşer keller görünür. Kel olmak sorun mu? Yada maske düşünce Kel nasıl görünür? Adem'le Havva'dan gelen birşey midir bu. Hatırlarmısın...
-002.gif)
Gönül gözünü kapatmış insanlar gönül gözünü açsın. Bilinmelidir ki; Sanat güzel insan olgusundan uzaklaşmış insanların yapabileceği bir şey değildir. Hocalarımıza,bize bir harfte olsa öğretenlere burun kıvıracağız ha. Yok öyle bir şey. Gerçi maya dediğimiz şey çok önemli. Aldığımız birikim bize bir lokma ekmeğin hatırını sormayı gösterdi. Hep sorduk. Kıymetini bildik. Bizler ünlü değiliz, sadece tanınmış kişileriz. Hepsi bu. Tecrübe ve maya beraber yoğrulunca hamur sağlam oluyor.
-003.gif)
Sevgili okurlar eskiden jübile maçları vardı hatırlar mısınız?. Kimin hangi takımda oynadığı veya ne yaptığı önemli değildi. İster hakem, ister futbolcu veya basketbolcu, önemi yoktu. BEN yok, BİZ vardı. BİZ olarak 2 takımın oyuncuları el birliği ile jübile yapanı omuzlarda saha dışına kadar uğurlarlardı. Omuzlar da taşıyanlar bilirlerdi ki sıra, bir gün onlara da gelecekti. Omuzlarda taşınacaklardı. Birden bire bu uygulamalar yerini sessiz sedasız ayrılıklara bıraktı. Dile kolay 25-30 yıl sahalarda ter akıt. Kimin için...? Adalet ve hakkaniyet her yerdeydi. Ne oldu BİZ'e de BEN olmalar arttı.

Geçtiğimiz günlerde sona eren bir tablo. Genel Seçimler. Sonrasında ise verilen vaatlere baktığımda, çok sesli seçimlerin hepsinde yaşanan bir detayı paylaşmadan edemeyeceğim sevgili dostlar. Bazı Bakanlıkları istiyorlar. Koalisyonda, muhalefette. Daha yakın tarihte yaşadığım tatlı bir seçim heyecanında en çok karşılaştığım sorudur. Hocam, eğer seçilerseniz bana şu kadroda, eğitmen olarak yer verecek misiniz soruları. Anlıyorum ki vaatler ve pazarlıklar en küçük seçimlerden en büyüklerine kadar, aynı ve değişmeyecek. Çünkü zihniyet değişmeyecek. Hırs, ego, kibir, nedenini bile bilmediğiniz, yönlendirildiğiniz, konuşamayan nefretler değişmeyecek. Hepsi aynı kalacak. Oysaki ne diyor yazar; "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey." Hem bu sözleri SAĞ'da, SOL'da güzel şiir okurum edasıyla okuyacaksın, hem de yaptıkların bununla örtüşmeyecek. Gülümserler sana be dostum. Ama sadece gülümserler. Belki bu defa bir rekabet olmayıp aslında asıl zenginliğin içimizde olduğunu farkederiz.

Aslında toplumca köklerimizden gördüğümüz terbiye, sana birisi kötülük yapmış olabilir. Olsun, sen iyilik yap. Ya ama bunu yaptı, olsun tamam sen iyilik yap. Sen diken uzatana, yaprağı ile gülü uzat. Senin farkında bu gerçek değerlerinle anlaşılsın.

Son olarak sevgili dostlar, önümüzdeki hafta sonu kutlayacağımız BABALAR GÜNÜ munasebetiyle, yaşama dair, gerçek bir kesiti sizlerle paylaşmak istiyorum. Yıllar evvel 90'ların ortalarında babamın 4 metrekareden oluşan büfesi vardı. Evet evet yanlış duymadınız 4 metrekare. Bu büfeden kimler nasiplenmedi ki. Onlarca insan bu büfeden ihtiyacı kadar olan parayı alır, geçimini sağlardı. Ve yine bir o kadar da insan bu büfeden okul okudu. Başta ben. Bu büfe o kadar bereketliydi ki, ekmek satışları için Adananın en ucuz ekmeğiyle beraber, en çok ekmek satan büfesiydi. Yıllarca kar edip geçinebilinecek, maliyetlerin üzerinde ekmek satışları yapılmış. Babam zamanın parasıyla diyelim 50 kuruşa ekmek satardı. Koca ekmek fabrikası sadece babama üretim yapar yetiştiremezdi. Ortaklık teklif eden bir çok fabrika olmasının yanı sıra, kanımca şu anki mevcut belediye ekmek büfelerinin temelide bizim büfe sayesinde atıldı. Gelelim asıl konuya; Hemen yanı başımızda Adanamızın belki de ilk büyük süpermarketlerinden, şu an ise içecek sektöründe marka olmuş bir firmanın rekabet girişimi. Sabah bir kalktı ki ekmek 45 kuruş yazıyor. Babam kağıdı kalemi alıp hemen 40 kuruş yazdı. Öğlene doğru koca süpermarketin camında ekmek 35 kuruş yazıyordu. Babam direk fırını arayıp ben ekmeği bugün para kazanmadan satacam ne dersin dedi fırıncıya. Kağıdı kalemi alan babam 30 kuruş yazıp bıraktı. Bu sırada marketin sahibi babaları geldi. Bir bizim fiyata baktı, bir kendi camlarına. Dün gibi hatırlarım, bu ne kepazelik diye bir hırsla, öyle bir öfkeli yırttı ki kağıdı... Evet 4 metrekare dükkan. Geçim kaynağı sadece o ana kadar yapılmamış bir şey. UCUZ EKMEK. Hem de kaç kişi nasipleniyor. Diğer tarafta içerisinde kaybolacağınız devasal bir market...

Bu vesile ile öncelikle babamın, bizlere daima iyiliği, adaleti ve hakkı aşılayan, baba olursanız anlarsınızı dikta eden tüm babaların, babalar gününü kutluyor, öpülesi ellerinden öpüyorum. Ebediyete intikal eden tüm babalara da rahmet diliyorum.
Fotoğrafı her türlü, her zaman, her yerde üretiriz. Yeter ki güzel insan olalım. DOĞRU ŞEYİ YAPMAK İÇİN ASLA GEÇ DEĞİLDİR... Saygılarımla
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












