- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Hangi Zenginlik?

Talat Özyürek / Yazar
Rus soylularından iki zengin delikanlı bahse tutuşur. Biri, yirmi yıl kapalı bir yerde yalnız kalabilirse, diğeri ona büyük bir para verecektir. Yirmi yıl tek başına kalmaya dayanamayıp çıkarsa, bahsi kaybedecek ve o takdirde arkadaşı kazanacaktır.
Delikanlılardan biri, tek penceresi, tek kapısı olan bir yere kapatılır. Genç adam, ilk birkaç gün sıkıldıysa da, sonra bütün vaktini kitap okuyarak geçirir. Yıllar birbirini kovalar. Bu arada, öteki delikanlı kumar ve uçarı yaşantısı yüzünden zenginliğini yitirmiş, sıfırı tüketmiştir. Bütün umudu, arkadaşının, tek başına yaşamaya dayanamayıp kapalı olduğu yerden çıkması ve bahsi kaybetmesidir. Hatta zaman zaman kapıyı açık bıraktırır; arkadaşının kaçmasını ister. Ama nafile! Nihayet son gün gelir... Servetini kaybeden genç, o kapalı odaya gider; içeride kimsenin olmadığını görür. Pencere de açık! Tamam, demek kaçmış. Parayı alamayacak öyleyse. O Ne? Masanın üzerinde arkadaşının kaçmadan önce kendisine yazıp bıraktığı bir mektup:
"Tek başına bu odada yirmi yılı doldurmama bir saat kala, buradan ayrılarak, seni para ödemekten kurtarıyorum. Çünkü yirmi yıldır okuduğum kitaplarla öyle zenginleştim ki, bana vereceğin büyük paranın gözümde hiç değeri kalmadı. Sana teşekkür ederim."
Düşünce zenginliği, maddi zenginliğin fevkindedir. Kafamızın içini zenginleştirirsek, o serveti kaybetmek de mümkün değildir…
***
Birgün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü. Çok fakir bir ailenin evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:
Yolculuğumuzu nasıl buldun?
Çok güzeldi babacığım diye cevap verdi oğul.
İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?
Evet.
Peki, ne öğrendin?
Şunu gördüm dedi oğul:
Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onlarınki ise ufka kadar uzanıyor.
Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve çocuk ekledi:
Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğiniz için, teşekkür ederim babacığım!
***
Evet, zenginlik denince belki hepimizin aklına ilk gelen şey mal, mülk, servet lakin gerçek zenginlik bu mudur? Yoksa bilgi, gönül zenginliği midir…
Dünya ekonomik ve iktisadi değerlerini paylaşma savaşının akıl alamayacak dereceye ulaştığı günümüzde, sabah akşam ekonomik varyasyonlardan yorgun düşmüş ülkemiz insanına, az yahut çok insan onuruna yaraşır şekilde gözü gönlü tok davranmanın hakiki zenginlik ve üstün fazilet ve gerçek mutluluk olduğunu hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor sanırım…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Demokrasi nöbetinde düşündüklerim28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Türk Sosyoloji Devrimi ve Recep Tayyip Erdoğan25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz demokrasi bayramı18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- İnsanlığın felaketi: 'Emeklemeden yürümek'15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Türkiye liderliğinde barış rüzgarı12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ne mutlu Adanalıyım29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Kalp’te Allah’ın Hatırı Çoktur28 Haziran 2016 Salı 06:00
- Eski ve samimiyet24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Efendimizin gözünde insan talebe idi20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Milli birlik ve tefrika14 Haziran 2016 Salı 06:00
- Milli birlik13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












