• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Hastalığım boyunca 'google' beni mutsuz etti

06.10.2015 09:00
Hastalığım boyunca 'google' beni mutsuz etti
Sedat Memili özel röportaj

HERKES KENDİ TÜRKÜSÜNÜ SÖYLER

“Ameliyat masasına yatınca ne düşündünüz?” Soruyu sormamla birlikte Taner Talaş anlatmaya başladı: “Anılarımız, sönmeye yüz tutmuş bir ateşin önünde söylenen hüzünlü bir türküdür. Türküyü kim söylemektedir?

Karanlığın yuttuğu ezgiler Hangi zamanın hangi boyutlarındadır? Bilinmez.

Gözlerimiz, günaha davet eden korların artık bir hayal olduğu ateşe bakarken, zihinlerimiz o günahın yaşadığı boyutlarda gezer.

Gecenin karanlığına söylenir türkülerimiz; gece, türkülerinizi yutar.

Sahipsiz ve kimliksiz ölüler ile sahipli ve kimlikli ölülerin türküleri nasıl yutulduysa...

Gece, sonsuz sayıda türküyü barındırır…

Çaldığı türküler, geceyi karanlık yapmıştır.

Yaşamın olduğu yerin adı ne olursa olsun; ister Seyhan kıyısında bir Adanalı, isterse, buzul soğuğunun mavileştirdiği gecede hüzünlenen bir İsveçli; gençlik anıları sönmeye yüz tutmuş ateşin karşısında söylenen bir türküdür.

dsc_0743.gifdsc_0745.gif

Herkes kendi türküsünü söyler...

Aynı dili konuşan, aynı güneşte ısınan, aynı toprağın aynı ürünüyle beslenen ve hatta yan yana olanların söylediği türküler bile birbirinden ayrıdır ve hiç kimse, kendi söylediği türküsünden başkasını duyamaz.

Bu türkünün enstrümanları, ne sazdır ne cura; ne darbukalar vardır ne notaları.

Kendi türkümüzün orkestra şefi kendimizdir.

Kendi yönetimimizdeki orkestra kendimizden oluşur.

Pişmanlıklarımız saz çalar, sevinçlerimiz cura; beklentilerimiz ziller arasında kaybolur, ümitlerimiz davulun bitmez tükenmez tekrarında gizlenir.

Duygularımızın orkestrasında seslendirilen türkünün bestesi ise, yaşantılarımız tarafından bestelenmiştir. Asla istediğimiz makamı tutturamamış olarak kendi türkümüzle baş başa kalmışızdır. Ameliyat masasına yattığım zaman bunlar geçti zihnimden…” Dedi Taner Talaş. Dikkatle ve sözünü kesmeden dinledim. Ve bir an soluklandı.

Taner Talaş, sanki bilincinden değil ruhundan konuşuyormuş gibi anlatıyordu. Önemli bir rahatsızlık geçirdi. Bundan dolayı ameliyat olması gerekliydi. Sadece kendi için yaşamadığının bilincinde olan bu dostum, gerçekten bu rahatsızlıktan etkilenmişti. Ameliyat masasında olmak, ölüm ile kalım arasındaki bir noktada kendinizi önce Allah’a sonra da hekime teslim ettiğiniz anlamına gelir. Ameliyat konusu insanımızın zihninde yaşamın, dolayısıyla ölümün kıyısında gezinmek demektir. (Yakından bildiğim bir duygudur. Ben de birkaç kez bu duyguyu yaşadım.) İnsan o noktada mahzunlaşır, hüzünlenir ve kendisiyle bir hesaplaşmaya girer. İşte Sayın Talaş yukarıda yazdıklarımı “Ameliyat masasında zihninden neler geçti?” sorusu üzerine söylemişti.

CANINIZI TESLİM EDİYORSUNUZ

Bir anlık duraksamadan sonra uzağa bakarak devam etti: “Ameliyatın, karakterimi ve düşünsel anlayışımı komple değiştirdiğini düşünüyorum. Çok cesurdum, korkak ve çekingen bir insan olduğumu zannediyorum.

Tetkikler bana çok acı verdi. Kendinizi, sisteme teslim ediyorsunuz. Yaşamda hiç karşılaşmadığınız, yüzünü hiç görmediğiniz insanlara kanınızı, canınızdan bir parçayı teslim ediyor ve onun ağzından çıkacak tek kelimeye bakıyorsunuz. O an da neyin anlamı olabilir ki? Bildiğiniz, sizi o noktaya getiren bütün değerleri sorgulamaya başlıyorsunuz. Duyduğum sadece fiziki acı değil aynı zamanda mistik acılar da duydum. Gerçekten çok acı çektim.

Kimliğim, kişiliğim ve karakterimin, kırtasiyelerde satılan renkli hamurlar gibi tanımadığım insanların elinde yoğruluyor, şekil alıyor ve beni, benim bile tanımadığım hale getiriyordu.

Tıp ilmine teslim olma böyle bir şey olmalı.

dsc_0747.gif

GOOGLE KİRLİ BİLGİ BATAKLIĞI

Bunlar olayın bir yanı, bir de başka bir yanı var.

“Google” denilen sistemin ne denli tehlikeli bir bilgi bataklığı olduğunu öğrendim. Google beni mahvetti. Ki ben bunun farkındayım… Google’nin kendilerini mahvettiğini fark etmeyen milyonlarca insan olduğunu düşünüyorum. Hastalığımla alakalı detayları bir malumatfuruş yaparak..

“Malumatfuruş ne demek?”

“Bilgi kırıntısı ile beynini doldurmak. Malumatfuruş yaparak, emeksiz bilgi edinmeye kalktım. Emeksiz elde edilen bütün nesnelerin insanları mutsuz ettiği gibi ben de Google’den edindiğim emeksiz bilgi yüzünden mutsuz oldum. Bir hekimin bir ömür harcayıp elde ettiği bilgiyi ben, birkaç tuşa basarak birkaç günde öğrenmeye kalktım. Ellimde akıllı telefon, zihnimde karmaşık bilgi, yüreğimde korku… Ruh dünyam alt üst oldu.

Kaygı, vehim, paranoya; İşte Google’nin eseri…

SAĞLIK SORUNU ÇÖZÜLMEMİŞTİR

“Yani sağlığınızla ilgili konuyu, ameliyattan önce ve ameliyattan sonra diye ayırabilir miyiz?”

Zaten o çerçevede anlatıyorum, bu gün sadece ameliyata kadar olan kısmı anlatıyorum. Bu ilk süreçte tıp biliminde iki kere ikinin dört etmediğini gördüm. Bence Tıp, sosyal bilimlerdeki yoruma açıklıktan, daha çok yoruma açık bir hale gelmiş veya getirilmiş. Bakın, aynı konuda üç ayrı profesörün birbirine zıt üç ayrı hüküm verdiğine tanık oldum. Bir de bunun üzerine Google’nın karaladıklarını ekleyince sağlıkta bilgi kirliliğinin had safhada olduğuna tanık oluyorsunuz.

Ve biz gelip kendimizi doktora teslim ediyoruz. O zaman düşünmeden edemiyorum, sağlık konusunda başımıza gelenler gerçekten kader midir? Sağlık konusunu kökünden çözdük diyenlerin hiç hasta olmadıklarını zannediyorum.

Bu ülkede fakir insanlar ölüme terk edilmiştir.”

SAĞLIK HİZMETLERİNDE İHTİSASLAŞMA ŞART

“Kötü muamele gördünüz sanıyorum?”

dsc_0748.gif

“Hayır! Tam aksine. Eğer deyim yerindeyse el bebek gül bebek bir ilgi gördüm. Kentin 1. Sınıf özel bir hastanesinde tedavi gördüm. Bana göre iyi doktorlar ve iyi hastabakıcı ve hemşireler tarafından yakın alaka gördüm. Hepsine minnet borcum var ve hepsine teşekkür ediyorum.

İyi niyetli yaklaşımların ötesinde şunu gördüm, sağlığın otelcilik bölümünde çok ciddi sıkıntılar var. Bu konuda kesinlikle ihtisaslaşmaya gidilmesi gerekiyor. Her hastalığın odası veya yatağı o hastalığın ihtiyaçlarına göre dizayn edilmelidir. Bakıyorsunuz, çok lüks döşeniş odalar ama sizin hastalığınızın ihtiyacına cevap veremiyor.

Kalp ameliyatı olanla burun estetiği ameliyatı olan hastanın odası aynı şekilde tasarlanmış. Refakatçiye karşı düşmanca bir bilinçaltı tavrı var. Eğer öyle olmasaydı, o koltuklarda insanların yatmasına izin verilmezdi. Bu refakatçi düşmanlığının kaynağını bilemiyorum. Bazı odalarda refakatçi için öyle sağlıksız ortam var ki, hasta iyileşiyor bu defa refakatçi hastalanıyor.

İşte bunları görünce fakir fukaranın, devlet hastanelerinde nelerle karşılaştıklarını düşününce, kendimden utanıyorum. Bu ülkede parasızlığın artı ölüm olduğunu gördüğüm için elbette utanarak yaşıyorum. Onlara sabır diliyorum. İşte ancak böyle gündeme taşıyarak yardımcı olmaya çalışıyorum.”

KURBANLIK KOYUN MİSALİ

“Ameliyata hazırlama nasıl?”

dsc_0751.gif

 “Ameliyata hazırlama tam bir ‘kurbanlık koyun seremonisi.’ İnsani hiçbir yanı yok. Bu konuda eğitim almamış, insan psikolojisini anlamaktan uzak, her gün aynı işi yapa yapa duyguları körelmiş insanların ameliyata hazırlaması başlı başına bir handikap. Başınıza gelmeyince bilemiyorsunuz.

Burada bir sorunla tanışıyorsunuz. Hemşireler veya hastabakıcılar ve hatta sağlığın otel kısmı olan hastanelerde görev yapan kimseler, iyi niyetli olabilir. (Ki çoğu da öyledir zaten) Onların, insani yanlarından şüphe duymayabilirsiniz. Ancak bu bir eğitim işidir. Bazı hastalıklar özel bakım bilgisi ister. Ama hemşirenin bütün hastalara bakabileceğini düşünen bir sistem var ülkemizde. Hasta bakıcılar için de böyle. Buralarda görev yapan sağlık personelinin çok acil olarak ihtisaslaşmaya ihtiyacı vardır.

İster hemşire, ister hastabakıcı olsun sağlık görevlileri en az hekim kadar önemlidir.

“Bu günü narkozun etkisi başlayana kadar en son ne düşündüğünüz ile kapatalım?”

“Bir insanın yaşamının bu kadar kısa zaman içinde gözlerinin önünden geçmesine hala hayret ederim. Saniyelere sığan koca bir yaşam geçti gözlerimin önünden. Yaşam terazim bilincime çıktı. Neler yapmışım veya yapmamışım diye. Terazinin olumlu amellerini koyduğum tarafını ağır basması gönlümü ferahlattı. Derin bir oh çektim.

Bir de kul hakkı ile Allah’ın huzuruna çıkmamak için, özelde ne kadar hesabım varsa – ne olu ne olmaz diyerek – koordinatörün Funda Girici’ye teslim ettim. Allah’a karşı amellerimden değil, kul hakkından korktum.

Eğer varsa herkese hakkımı helal ettim. 3 kişi hariç

Birincisi Türkiye çapında “Gavat ismi ile müsemma” olan bir şahıs, diğer ikisi de cemaate yakın olan 2 polis müsveddesi… Bunlara hakkımı helal etmedim…”

“Tamam, Sayın Talaş yarın görüşürüz. Allah sizi yeniden dostlarınıza bağışladı. Umarım yaşam sizi öyle bir noktaya getirir ki onları da affedersiniz.”

“İnanç, ateizm ve ölüm korkusu arasındaki ilişki… Yarın.”

Değerli okurlar, Taner Talaş olaylara röntgen cihazı gibi bakan bir kardeşinizdir. Bir bilim adamı tavrıyla, hastalığının süresinde gözlediği olayları, tespit ettiği sorunları yarın da paylaşmaya devam edeceğiz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim