• BIST 90.118
  • Altın 146,473
  • Dolar 3,6280
  • Euro 3,9373
  • Adana : 22 °C
  • İzmir : 15 °C
  • Ankara : 10 °C

Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!

09.06.2016 06:00
Foto-Yorum

Foto-Yorum

HASTANE Mİ ÇÖPLÜK MÜ?

Adana’da sağlık hizmeti verdiğini düşündüğümüz bir kurumun temizlik konusundaki vurdumduymazlığı had safhaya çıktı.

Adana’nın en bilinen hastanelerinden (Adı bizde saklı) özel bir hastanenin acil bölümünün önü güya duvarla çevrili. Ancak, duvarın hastaneye bakan kısmı temiz görünsün diye duvarın arkası çöplüğü çevrilmiş.

Üstelik duvarın arkası Adana’da eğitim veren Özel bir okulun önü.

Bu ciddiyetsizlik daha önce de gazetemizin sütunlarında yer almıştı.

Şimdi yetkilileri uyarıyoruz…

Bu ciddiyetsizliğe son verin; okulun önü sizin çöplüğünüz değildir.

Sokakta yaşayan ve oradan gelip geçen yurttaşlar rahatsız. Bu vurdumduymazlığı hastaneye yakıştırmıyorlar.

Üstelik çöpler arasında hastane atıklarının da bulunması sokakta yaşayanları endişeye sevk etmektedir.

bu-ayip-yeter.gifbu-ayip-yeter3.gif

DOĞADAN DAHA BÜYÜK SANATÇI…

Yeryüzünün en mükemmel senfonisini doğa bestelemiştir.

Hiçbir heykeltıraş, doğadan daha büyük sanatçı olamaz…

Kelimeler, notalar, renkler… Yeryüzü doğanın bir tuvalidir.

Vincent Van Gogh, doğada her zaman gördüğümüz sarı rengi tuvade yansıtma becerisine sahip olduğu için büyük ressamdır.

Bu günlerde Adana Ovası, en büyük sanatçı doğa tarafından sarı bir denize dönüşmüştür.

Tumlu Kalesi’nden Ceyhan Ovasına, Soysalı, Sağkaya Başören Köyleri’nin geniş arazileri üzerinde güneşe saygıyla eğilen ay çiçeklerini görebilirsiniz.

Menekşe Köyü üzerinden Seyhan Baraj Köyü’nün kuzeyinde aynı denizleri görebilirsiniz.

Ay çiçeği, Adana Ovası’ndaki köyde yaşayanlara, bereketi müjdelercesine gülümser.

Şehrin sadece 5o kilometre güneyi mavi Akdeniz, kalan bütün yönleri sarı Ayçiçek denizidir.

Adana Medya ailesi olarak, doğayı sarıya teslim eden ve üretim huzurunun  ilk tebessümü gibi selamlayan ay çiçeklerinin  bereketli olmasını temenni ediyorum.

Adana köylüsü, bereketini saklayamaz, konu komşu, bakkal, manav, konfeksiyoncu, mobilyacı vs ile paylaşır.

Ey üretenler hepinize selam olsun…

doğa.gifdoğa2.gif

HOROZ KÜMESİ İÇİN SAVAŞTI

Çotlu Köyü ile Düzce Köyü arasında bulunan DDİ’ye ait sulama kanalına paralel yol üzerinden gidiyorum. Kanal kenarında Suriyeli göçmenler ve Mevsimlik işçilerin yapmış olduğu barınma yerleri var. Ev, ama ev diyemiyorum. Tedirgin bakışlı çocukların ve yaşamın ağırlığıyla zorla ayakta duran annelerin bakışları altında yoldan geçiyoruz. Bazen insan kendinden utanıyor.

Kanal kenarında bir ev gördüm. Bakımlı ve önlerinde çiçek ekili.  Kanal’ın karşı kıyısında olduğu için bir de küçük köprü yapılmış. Tertemiz ve Bakımlı.

Hemen karşısında küçük küçük tahta, artık bez ve kargılardan yapılı bir kümes vardı. Kümesin önünde bir tavuk ve yanı başında yaklaşık 10 tane civciv gördüm. Fotoğraflarını çekmek için yaklaştığımda nereden çıktığını bir türlü fark edemediğim iki tane horozun saldırısına uğradım.

Şaka değil, önce çok korktum. Gagalarının ne denli güçlü olduğunu biliyorum.

Neyse fotoğrafları çekip, meydanı horozların zaferine terk ettim.

Yurtlarını savunan horozlara yenilmek bana onur verici göründü.

Vatanı savunanlara bazı aydın bozuntularının neden “kuş beyinli” dediklerini anladım.

Kuşlarda bile, yurt, mekan bilinci gelişmiş iken kendilerinde olmayışının nedeni de anlaşışmış oldu.

Ben bu yurtta yaşıyorum. Bu ülkenin vatandaşıyım. Bu ülkede doğdum, bu ülkede okudum, beslendim, giyindim, aşık oldum, evlendim ve bu ülkede çocuklarım oldu.

Babam da böyleydi çocuklarım da böyle olacak…

Bu ülkenin değerlerine sahip çıkmak, “kuş beyinlilik” ise gördüm; bazıları “küş beyinli” bile değil.

O beyinsiz ve ruhsuzların, köylerde yaşayan horoz ve tavuklardan alacakları çok ders var…

Bizlerden alacakları ders onlara Merih gezegeni kadar uzak

horoz.gifhoroz2.gifhoroz3.gif

KÜP VE DEĞER YARGILARIMIZ

 

Görüyorum ki insanlık, hapsolacağı küpü kendi eliyle imal etmektedir.

Bir değer yargıları ve anlayşlar içinde dünyaya geliyor.

Ardından; okuyor, düşünüyor, çalışıyor, çırpınıyor ve kendine değerler üretiyor.

Bir İtalyan filmi izlemiştim. Geniş üzüm bağlarına sahip bir toprak ağası’nın atadan kalma değerli bir küpü var.

Bu küp, o ailenin simgesi olmuştur.

Bu devasa boyutlarda küp bir gün kazara kırılır.

Sonuçta bunu tamir etmek için ülkenin en değerli ustası bulunur.

Usta işine öyle konsantre olmuştur ki, küpün son kırık parçasını koyduğu an kendini küpün içine hapsettiğini fark erer.

Sadece küpün üzerinden iki elini çıkarabileceği kadar bir yer vardır.

Ustanın küpten kurtulmasının tek yolu küpün kırılmasıdır. Ancak toprak sahibi bu çözüme yanaşmaz…

Filmin devamı var; ben burada kesiyorum.

İşte hepimiz sonuçta hapsolacağımız küpü kendimiz imal emekteyiz.

İşimize öyle dalmışız ki kendi ellerimizle hapishanemizin duvarlarını inşa ettiğimizi fark etmiyoruz.

İnançlarımız, değer yargılarımız, anlayışlarımız, tercihlerimiz…

Özgürlüğe giden yolun taşlarımızı döşemek için de bu malzemelere ihtiyaç var, hapishanemizi örmek için de…küp.gifküp2.gif

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim