Hatvan ve Eğri Katliamları’nın Düşündürdükleri ”

Osmanlı Sultanı III. Mehmed, 1596 yılında Yeniçerilerin de baskısı sonucu Haçova Seferi'ne çıkmak zorunda kalmıştı.
Osmanlı ordusu bir kaleyi kuşattığında usul gereği önce teslim teklif ederdi. Teslim teklifini kabul eden düşmanlardan bazılarının bando çalarak tören adımlarıyla kaleden çıktıkları da olurdu.
1596 yılında Eğri Kalesi kuşatıldığında da teslim teklifi yapıldı, ancak bu teklif reddedildi. Ateş başladı. Kısa süre sonra muhafızlar “içkale”ye çekildiler ve teslim teklifini kabul ettiler.
Osmanlı askeri burada hiç yapmadığı bir şeyi yaptı. Bu teslim olan askerlerden 4.500'ünü öldürdü. Çünkü kısa bir süre önce Hatvan Kalesi'ni ele geçiren Avusturya ordusu burada bulunan 5.000 Osmanlı askerinin derilerini yüzerek işkence ile öldürmüşlerdi. Osmanlı tarihçisi Merhum İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Eğri olayını anlatırken: "Muhafızlardan 4.500'ü Hatvan'da Osmanlı muhafızlarına yaptıklarının AYNI CEZAYA UĞRADILAR" diyor. (Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III, 75).
Silah arkadaşlarının diri diri derilerinin yüzülmesine son derece üzülmüş olan bu askerleri durdurmaya, hiçbir komutan güç yetiremedi veya güç yetirmek istemedi. Padişahın bizzat vermiş olduğu “amannâme”nin komutan ve ileri gelenlerden oluşan ilk kafileyi kapsadığı, diğerlerini kapsamadığı şeklinde zoraki bir yorum yapılarak katliam şeklindeki bu kısas yapıldı. Naima bile bu olayı “Katliâm-ı Küffâr-ı Eğri” şeklinde çok açık bir dille aktarmaktadır (Naima, I, 151).
Asker bazen bu şekilde hissi davranışlar yapabilir, bu psikolojiyi de anlamak gerekir. Onlar bize neler yaptılar mantığıdır bu. Psikolojide ve harp tarihinde yeri vardır.
Günümüz insanı 4.500 kişinin teslim olduktan sonra öldürülmesini “canavarca” bulabilirler. Hatvan’da yapılanları bilmeden sadece Eğri Kalesi Katliamı tek başına ele almak, Osmanlı askerine haksızlık olur. “Onlar yaptılar ama bizim askerimiz yapmamalıydı” demek aşırı duygusallık olur. Asker gereğini yapar. Tarihi olayları kendi zaman ve mekân çerçevesi içerisinde değerlendirmek gerekir. Tarihte genel kural budur.
Son günlerde bir terörist cesedinin zırhlı aracın arkasına bağlanarak sürüklenmiş olması medyada büyük yer buldu. PKK yandaşları kadar hümanist değerler adına yazdıklarına inandığımız kişiler ve siyasiler bu tepkiye katıldı. Bu olayın arkasında hükümete karşı yıpratma çabaları, paralel yapı arandı.
Buna karşılık bazı çevreler bunun bazı durumlarda uygulanan rutin bir güvenlik uygulaması olduğunu öne sürdü. Teröristler ölen yandaşlarının ölüsüne bomba düzeneği bağlayarak kaçıyorlar ve güvenlik birimleri cesedi adli tıbba götürmek istediklerinde bomba düzeneği patlayarak güvenlik elemanlarının ölümüne sebep oluyormuş. Bu yüzden de güvenlik elemanları uzaktan kanca atarak cesedi sürüklüyor ve bomba varsa güvenli şekilde patlamasını sağlıyorlarmış.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












