• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Havuzdan Yavuza

19.01.2015 08:00
Mehmet Akdoğan / Gazeteci

Mehmet Akdoğan / Gazeteci

 

 

Havuz problemlerini sevmeyenimiz yoktur.

Kızmayın ya… Hadi seveniniz yoktur diyelim. Ama, ister sevin ister sevmeyin, hayatımız havuz probleminin çözümlerine bağlı olarak yürümektedir.

Öğretmen bir havuz problemi sorardı… Biz kalemi kağıdı elimize alırdık… Alırdık almasına da hepimiz ayrı ayrı cevap verirdik.

Kimimiz heyecanla “5” diye bağırır. Bir başkası “3, 3” diye sıraya vurur. Ben “8” diye tepinirim.

Ne mi oldu? Hepimiz büyüdük ayrı ayrı görevlere geldik. Karşımıza yine havuz problemi çıkıyor ve yine hepimiz ayrı ayrı yanıt veriyoruz.

Problem 1: Ziyapaşa Bulvarı üzerinde, kaldırımları işgal etmek için koşuşan cafe sahipleri, bu kadar hızlı hareket etmelerine karşın neden yavaş yavaş işgal eylemini yaparlar?

Problem 2: İşgal için bu koşuşturmaları yapan “Cafe” sahipleri, kaç masa için işgaliye ödüyorlar kaç masalık işgal yapıyorlar… Orada tıkanan havuzun deliği ile, yoldan akarak geçen yayaların çıkarları arasındaki orantı nedir?

Problem 3: Bulvarlar, park yeri için para ödediğimizde mi genişler; ödemediğimizde mi? Bu ne demek?

İtiraf edeyim ben de anlamadım. Zaten ondan çözemiyoruz.

Bakın şimdi arkadaşlar, ne sihirdir ne keramet. Aracınızı park ettiğiniz yerparalı ise, istediğiniz yere park edebilirsiniz. 2 liraya işgal serbest. Ne kadar park o kadar para. Peki apartman sahipleri ne olacak? Bize ne kardeşim oradan ev alırken bize mi danıştılar?

Problem 4: Bütün bunları yöneticiler problem olarak görmüyor. (En zor soru buydu)

Buna kendimce bir yanıt buldum: Demek ki vatandaş ile yönetici bir problemi aynı değer ve şiddette görmüyor. Veya, vatandaş için problem olan şey, yönetici için değil.

Yöneticinin problemine nasıl ki vatandaş yardımcı olmuyorsa, vatandaşın problemine de yönetici yardımcı olmuyor: böylelikle ilahi denge kurulmuş oluyor.

*

Havuz problemleri bitti, şimdi de yavuz problemleri.

Yıllardır Ramazanoğlu Kültür Konağı’na gider, Cumartesi sohbetlerini dinlerim.

Çok değerli dostlarla karşılaştığım gibi çok da bilgiler edinirim.

En çok edindiğim bilgi şu: dolu olduğunu zannettiğiniz insanlar boştur. Boş zannetttiğiniz insanlar da doludur.

Kenti için oraya gelenlerle kendi için orada bulunanları ciğerine kadar öğrendim.

Dinlemek için değil, sırf laf söylemek için bazılarının nasıl çırpındığını gördüm.

Bir fotoğraf karesinde bulunabilmek için, benim diyen akrobatlara taş çıkartanları kıs kıs gülerek izledim.

*

İki türlü hayvan sever var:

Birincisi, Mehmet Çetinkaya gibi gerçekten hiçbir gösterişe, hiçbir popülizme baş vurmadan hayvanı hayvan olarak insan gibi seven sessiz ve gösterişsiz kahramanlar.

İkincisi de hayvanı kendi için seven, kendini sevecek akıllı insan bulamayınca rüşvet vererek hayvanın yalakalığı ile mutlu olan kendini sevmez hayvan severler.

Nerede mi gördüm?

Cısss

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim