• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Hayat oyunu

23.04.2015 06:39
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

Çocuklar çıkmaz sokakta top oynuyorlardı. Sesleri, uyanan baharın kuş seslerine karışıyor. Çocuklar neşeli, bahar uyanışın bütün güzelliğiyle kokular saçıyor.

Keskin bir portakal çiçeği kokusu…

Toplanmamış portakal ile açan çiçekler aynı dalda.

Çiftçi Salih, bir yandan yeni açan portakal çiçeklerine bakıyor, diğer yandan toplayamadığı portakallara.

“Şu Allah’ın işine bak” dedi.

Neyi kast ettiğini anlamadım. Hem yeni bir ürünün müjdecisi olan çiçeğin hem de toplanmamış portakalın aynı dalda olması inancına göre Allah’ın işi olabilir.

Ama, toplanmamış ürünün ayıbı Allah’ın değil iktidarın işidir.

Televizyonda, ekonomimizin ne kadar iyi gittiğine dair biri konuşuyor.

Çocuklar, topu atıp arkasından koşuyorlar.

“Mehmet Ali !” diye bağırıyor, küçük bir kız çocuğu “Yakala topu yakalasana!”

Mehmet Ali kendi savurduğu topun peşinden koşuyor.

Yaşamdaki hedeflerde de öyledir herhalde.

Kendimize bir hedef belirleriz sonra da onun peşinden koşarız.

Gerçekten yaşamı “top oynayan çocukların” koşulları ile açıklayabilir miyiz?

Top ya elimizdedir ya değildir.

Elimizde değil ise topu yakalamaya çalışırız. Yakalayınca da hemen atarız.

Yaşam hedeflerimiz de olduğu gibi.

Önce kendimize bir hedef edinmek ve ardından ölesiye peşinden koşmak...

Elde ettiği hedefte durmayı başarmak, o hedefi elde etmekten zordur.

Topu, atıp peşinden koşmak için ele geçirmeye çalışırız.

Hedefleri de geride bırakmak için.

Çocuklar topu bir sokakta oynuyor. O sırada bir araç geçiyor ve oyun duruyor.

Yaşamda da hedefe koştuğumuz sıralarda durduğumuz anlar vardır.

Hasta oluruz örneğin. Başka koşullar koşmamızı engelleyebilir.

Çiftçi Salih, top oyununda geri kaldı. Bu yıl ürününü toplayamadı. Hala kendi kendine “Allah’ın işine bak” diyor.

Topunuz bahçeye kaçabilir. O zaman tel örgüler ardından, otların ya da ağaçların arkasında duran topunuza bakarsınız. O an, oyuna devam edip etmemek Çiftçi Salih’in insafına kalmıştır. Topunuzu alıp sokağa geri atarsa, çocuklar oyuna devam edebilir.

Ama Çiftçi Salih’in portakalları dalda kalınca topu elinden alınmış demektir.

Bazen çocuklar ve çiftçiler toplarını öyle anlarda kaybederler ki, bir daha onu ele geçirmek mümkün olmaz.

Elektrik tellerine konmuş olan karga o çirkin ama giz dolu sesiyle ötüyor... Televizyon haberlerinde tinerci dehşeti var...

Topu ellerinden alınmış çocuklar, teselliyi tinerde bulunca, medya da eline geçirdiği topla oynuyor.

Salih, bahçeye düşen topu oynasınlar diye çocuklara geri atıyor.

Çocukların sevinci, bahar kokusuna karışıyor.

Çocukken elime bir top geçirmiştim. Fizik mühendisi olmak istiyordum. Kablolar ve küçük aletlerden değişik makineler üretmek için gece gündüz fizik çalışırdım. Hem de ortaokul yıllarımda. Fos ağaç kabuklarından yaptığım salları su birikintilerinde, pillerim yardımı ile yüzdürmeye çalışırdım.

O topun elimden nasıl kaçtığını/kaçırıldığını hala acıyla hatırlarım.

Televizyon, ekonominin ne kadar iyi olduğunu anlatıyor, Salih hala “Allah’ın işine bak” diyor. Çocuklar, patlayan topun başına birikiyor.

Paylaşılamayan bahar ise, her şeyden habersiz kendiliğinden gelip Geçiyor.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim