• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Hayata anlam katan öğretmen

14.11.2015 06:00
Hayata anlam katan öğretmen
Sedat Memili özel.

SEVİNÇ İÇER: HAYATA ANLAM KATAN ÖĞRETMEN

ANADOLU’NUN NAR TANELERİ

SANAT DOĞAYLA BARIŞIK OLMAKTIR

hamza-avci-ve-ismail-ozcicek.gif

Anadolu ve Mezopotamya topraklarına ait beni en çok duygulandıran, Nar’ın Bereketine ait gelenektir. Yeni bir evin veya iş yerinin kurulduğu zamanlar büyükannem bir nar alır, iyice ayıklar ve çevreye serperdi. Daha sonra aralarında benim de bulunduğum çuocuklar sevinçle bu nar tanelerini toplar yerdik. Bir müddet sonra sağda solda, köşede beride unutulmuş nara taneleri görürdük. Daha doğrusu bazılarını görür yerden alırdık. Bazılarını da bilmeden ezdiğimizde “çıt” diye bir ses duyardık.

Her “çıt” sesi unutulmuş bir narın varlık çığlığıdır.

Anadolu ve Mezopotamya toprakları, unutulmuş nar taneleri ile doludur.

Bir köyde kalmış şair, yetenekleri fark edilmemiş bir ağaç oymacısı, kendini kanıtlayacak ortamı bulamamış bir ressam ve bilge insanlar…

Bunlar Anadolu’nun her tarafındadır.

Bazen üzerlerine basıp kırıyoruz, bazen görmezlikten geliyoruz.

Genelde ince ruhlu ve kırılgan olan bu nar tanelerinin bazıları, yaşama ve insanlara sitemkar olup bir köşeye çekilip küserler, bir kısmı da Sayın Sevinç İçer gibi yaşayabileceği muazzam bir dünya oluşturur.

Yeryüzünün bütün nar taneleri isyankârdır. İsyan eder ve bu dünyayı reddeder. Bir kısmı, reddettiği dünyanın sevinçlerini de reddedip bir köşeye çekilir önemli bir kısmı da yaşayabileceği yeni bir dünyanın temellerini atar.

hazal-tumtanir-ozledigi-bir-arkadasi-sarar-gibi.gif

Sayın Sevinç İçer’i kendi anlatımından ziyade, aynı anda tanıştığım Psikiyatr Hamza Avci’dan dinledim. Dinlediklerimden çıkardığım sonuca göre, bu dünyanın çirkinlikleri, pislikleri, entrikaları ve acımasızlığını reddeden Sevinç İçer, kendine yalansız, dolansız yaşayabileceği güzel bir dünya oluşturmuş.

SEVGİ TEMELLİ DÜNYA

Ve bu dünyanın temellerini, sevgi üzerine kurmuş bu sevgi bahçesinde müziğin evrensel huzurunu hisseden çocuklar yetiştiriyor.

img_0483.gif

konserin-nazar-boncugu.gif

Müziğin huzuru ile yetişen bu çocuklar ilk konserlerini kendi ailelerine vermek için 7 Kasım Cuma Günü Hayal Park’ta  bir araya geldiler. Beni, benim için değerli olan dostlar  Songül – Engin Tümtanır çifti davet etti. Şirin kızları Hazal Tümtanır bu ekipte kemancı olarak yer alacaktı. Beni de aileden gördükleri için bulunmamı rica ettiler.

Daha salondan içeri girer girmez, bir vesile ile Sayın Hamza Avcı ile tanıştım. Olaylara ve konuya egemen hali ile dikkatimi çekti. Nasıl oldu bilmiyorum, “Artvin Şavşat” konusu geldi. Tabi Şavşat bana iki değerli dost armağan etmiştir. Biri şu an Ordu Vali Yardımcısı olan Turgut Subaşı, diğeri de varlığından huzur duyduğum Barış Avcı.

Ve mutlu son, Sayın Hamza Avcı’nın Hem Turgut Subaşı’nın dostu hem de Barış Avcı’nın babası olması bir anda bizi kaynaştırdı. (Bu arada bu iki değerli insana selam olsun)

Sayın Avcı bir psikiyatr gözüyle Sevinç İçer hakkında olağanüstü güzel yorumlar yaptı. Ve daha sonra anladım ki, Sayın Avcı’da kaoslar ortasında kendine bir huzur vahası oluşturmuş.

Bu insanları Müziğin Evrensel ve Mistik huzuru bir araya getirmiştir.

Ve yine bu insanlar, çocuklara önder ve öğretmen olarak insanlıklarını sürekli anımsatacak müzikle tanıştırmışlardır.

Sevinç İçer, “En büyük zevkim insanlara yararlı olmak, bütün amacım budur…”

Ne dünyayı kurtarmak, insanlığı karanlıktan çıkarmak gibi kocaman ve boş inançlarla söylenmiş sözler yerine hayat felsefesini basit olarak açıklıyor: “İnsanlara yararlı olmak…”

Bir insan bundan daha ulvi bir amaç üstlenebilir mi?

Ne güzel…

Daha sonra Hamza Avcı, Müzik ile tedavinin aslında yüzlerce yıldır bilindiğini ve hatta ülkemizde iki üniversitede (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi ile ÇAPA Tıp Fakültesi) müzik ile tedavi yönteminin uygulandığını söyledi.

Etkinliğin ses düzenini F.Mix Organizasyon Ses ve Işık Firması adına İsmail Özçiçek yapıyordu.

*

GENÇLERİN İLK KONSERİ

Müzik dersi alan ve ilk konserlerini kendi ailelerine verecek olan öğrenciler hem sevinçli hem de heyecanlıydılar. Sağa sola gidiyor, hazırlıklar yapıyorlardı. Ama gözleri ailelerinden çok öğretmenleri Sevinç İçer’in üzerindeydi.

sevinc-icer-ogrencileri-le.gif

Çocuklar, kendilerine yaşam veren aileleri ile yaşamlarına anlam katan öğretmenleri arasında gidip geliyorlardı. 

Çocukların – artık çocuk demeyelim gençlerin – sazlarını alıp hazırlanışları ve yerlerine geçmesi olağanüstü bir törendi. Her öğrenci bu töreni kendi içinde yaşıyordu. Öğrencilerden sadece Hazal Tümtanır’ı tanıyordum. Bu kızımızın hanımefendiliği ve içine kapanıklığını biliyorum. Ancak orada kemanı kavrayışı ve notalarla oynamasını gördüm. “Ben buradayım” diyordu.

İşte Sevinç İçer öğrencilerine bu duyguyu vermişti: “Ben varım, ve buradayım!”

Bu varoluş çığlığı, öğrencilerin sazlarına sarılışlarından görülüyordu.

Saz heyeti de yerini aldı.

ŞEFİ OLMAYAN TEK ORKESTRA

Keman Sanatçıları: Hazal Tümtanır,Doğa Coşkun, Ezgi Yıldız, Selin Nur Er, Sinem Çayırcı, Ay Yüce Gördem, Senem Çaylan

Bağlamada Alperen Gördem ve Gitarda Hatice Ayasan vardı.

“Hocam” dedim bu orkestranın şefi nerede?”

Yanıt, Ud’unu da alıp saz sanatçıları arasında yerini alan Sayın Hamza Avcı verdi: “Bu dünyanın şefi olmayan ilk belki de tek orkestrasıdır. İşte bizim pirimiz, şeyhimiz Sevinç Bey bu anlayışta kendine has özellikleri olan bir üstattır”. Dedi.

sevinc-icer-yine-sanatci-esi-yurda-dogan-icer-ve-songul---hazal-tumtanir.gif

Öğrencilere ek olarak saz sanatçıları tek tek dizildiler.

Darbuka: Şemsettin Aylay

Darbuka: Zeynel Portakalkökü

Ud: Nevfel Nevzat Kurin

Ud: Niyazi Alacadağlı

Ud: Hamza Avcı

Keman İsa Sarıkçıoğlu

AÇILIŞ KONUŞMASI

Açılış konuşmasını Sevinç İçer yaptı. Yemekten sonra verilecek konserde yapılan bu açılış konuşması bütün politikacılara örnek olmalı. Sadece politikacılara değil herkese örnek olmalı. Kısa ve öz:

“Hoş geldiniz. Sizinle bir arada olmak çok güzel bir duygu… Bu duygularla konserimize başlıyoruz…”

İlk ve ikinci eser, Sevinç Öğretmenin bestelerinden oluştu. Rast makamında:

“Gel sevgilim gel / Aşkın ömre bedel

Sevemem kimseleri / Aşkın bana yeter.”

2. Şarkı ise, “Nerede o gözler.”

“Nerede o gözler / Hani verdiğin sözler

Gönül hep seni izler / Nasıl mı işte böyle…”

Ardından şarkılar peş peşe geldi. Hepsi de benim sevdiğim şarkılardı. Klasik Şarkılar ile yoğrulmak kendine has bir terbiyedir. Orada gördüğüm o çocukların ileride hangi meslek sahipleri olacağını bilmem mümkün değil elbette. Ama, hırsız, uğursuz, topluma zararlı bir nesil olmayacağını anlamak için kahin olmaya gerek yok. Sanatla yoğrulan ve hele hele bu sanatın müzik dalında olan kişiler asla topluma ve kişilere zarar veremezler.

“Her gece yollarda gözledim seni…”

Bu Hüzam Şarkıyı seslendiren gençler gerçekten sanki o duyguyu yaşıyorlardı.

Segah Türkü ile kondser devam ett: Açılır gonca gül yar…”

Ve Hicaz Şarkı: Gölgesinde mevsimler boyu oturduğumuz…”

Yine bir Hicaz Şarkı ara nağme: Değdi Saçlarına Bahar gülleri…

Sonra peşinden benim için anılar yağmuru olan şarkılar başladı…

sevinc-icer.gif

İnsan düşünmeden edemiyor. Ben de bu yaşlarda müziğin her türlüsünden haberdardım ve seçerdim. İlginçtir, arabeskin zirve yaptığı dönemde dahi dinlemezdim. Özellikle klasik şarkıları dinlerdim. Çocukluğumun hayran olduğum sanatçıları, Serap Mutlu Akbulut, Mediha Şen, Nesrin Sipahi, hamiyet Yüceses… Şarkılarını da ezbere bilirdim. Hiçbir müzik aleti çalamadım. Yaşam koşullarım bunu öğrenmeme elvermedi. Bu eksikliğimi iyi bir dinleyici olarak gidermeye çalıştım. Elbette o yıllar, Nedense King Crimson’un “Epitaph” adlı parçasını saatlerde dinlerdim. Parça 33 dakika sürerdi. Ve ben kendimden geçerdim. Joan Baez, Tom Jones gibi şarkıcıları dinlerdim ama dünyayı kasıp kavuran Beatles’i sevmezdim. O zamandan beri dayatılanı değil istediğimi seçtim.

O zamanlar, James Last, Raymond Lefevre ile Viyana Senfoni Orkestrasının kasetleri en fazla para harcadığım materyallerdi. Bunun yanı sıra, Selahattin Erorhan, Nuri Nisa Toksöz ve Muazzez Türing türkü söylediğinde gözlerim yaşarırdı.

(Adını buraya yazmadığım onlarca sanatçının hatırasından özür dilerim.)

Ruhumuz sanatla barışıktı. Sanatla barışık olan insan dünya ile barışık olur.

Bu nedenle ben ve benim neslim ile sanatla barışık olan insan kişilere ve toplumlara zarar veremez. Bunu kendisine ve yaşadığı evrene saygısızlık sayar. Bu yüzden şu an yetiştirilmek istenen gençlikten kaygılıyım. Bir gençliği çürütmenin en pratik yolu onu sanattan uzak veya sanattan habersiz yetiştirmektir.

Sanatın tanımını yapma gibi bir kendini beğenmişliğe kapılmayacağım ama bana göre sanat; doğayı kavrama ve onu yorumlayıp ortaya koyma biçimidir. Yaşam, doğanın bir parçası olduğuna göre sanat bir anlamda, yaşamı kavrama, yorumlama ve ortaya koyma biçimidir.

Kimi renklerle, kimi, dizelerle, kimi kelimeler ve taşlarla yaşamı yorumlarken kimi de notalarla yorumlar.

İşte bu noktada Sevinç İçer öğretmenin sanatla yoğrulmuş ruhundaki derinlik ve zenginliği öğrencilerle paylaşması beni çok etkiledi.

Anadolu ve Mezopotamya’da rastladığınız Sevinç İçer gibi nar taneleri var oldukça bu toprakların bereketi asla sona ermeyecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim