- BIST 77.689
- Altın 128,066
- Dolar 2,9818
- Euro 3,3054
- Adana : 36 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 30 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Hayata bakış ya da yaşam felsefemiz

Orhan Göktaş / Yazar
İnsan bedensel ve ruhsal boyutları olan, başka bir ifade ile fiziksel boyutunun yanında arzu, istek, irade ve akıl boyutu da olan bir varlıktır.
İnsanı diğer canlılardan ve hayvanlardan ayıran yönü de “akıl” ve “irade” sahibi olmasıdır. Bu bağlamda çağdaç bilim adamları tarafından yapılan “insan düşünen bir hayvandır” tanımı eksik bir tanımdır.
İsnaın arzu ve isteklerini frenleyen ve ölçülü olmasını sağlayan aklı ve iradedir.
İnsanın hayata bakış açısını sosyal çevre, inaç, kültürel değerler ve aldığı eğitim gibi durumlar etkiler. Aynı zamanda insan aklıyla, çevresini, inanç ve kültürel değerlerini, aldığı eğitimi sorgulayabilen bir yapıya sahiptir. Başka bilgiler ile kend bilgilerini kıyaslaya bilen bir yeteneği vardır insanın. Bu durum aklını kullanabilme gücü ile doğru orantılıdır.
Hayata bakış açısı ve yüklediği anlam insanın davranışlarını yönlendirir.
Hayatı sadece dünyadan ibaret olarak görenler, dünyayı kazanmak için bir mücadele alanı gibi görürler. Bunlar para, mal-mülk, mevki-makam, kariyer, sosyal statü gibi somut sonuçlara ulaşmak için çalışmayı hayatın hedefi olarak algılar. Dolayısı ile ne kadar çalışırsa o kadar hedeflerine ulaşacağını düşünür doğal olarak. Bu insanların hayatı çok çalışmak, çok kazanmak, daha çok harcamak, daha çok kazanmak için moral ve motivasyon toplayabilmek için arada eğlenmekten ibarettir.
Bunlara göre çok çalışan çok kazanır, kazandığın senindir, olmayanlar da çalışsın kazansın, kolay kazanmamıştır bunun için kolay harcamazlar, kazanç kendilerinin olunca başkasıyla paylaşmayı enayilik olarak görürler.
İyilik ve kötülük kavramlarına da bu açıdan bakarlar, iyi sahip olmak, kötü sahip olamamaktır. Eğer senin varsa iyi durumdasın, yoksa sahip olmalısın, bunun için çalışmalısın…
Hayatın dünyadan ibaret olmadığını düşünenler ise dünyayı bir imtihan alanı olarak görürler. Bunlar hayatın kendilerine ait olmadığını, dünyanın aldatıcı olduğunu, asıl hedefin ahiret yurduna hazırlık olduğunu düşünür, hayatı verenin kendilerinden istediğini yapmayı bir vazife olarak görürler.
Bunlar kendilerini dünyaya gönderen yaratıcının emrindedirler, o ne derse onu yapmaya çalışırlar. Kendilerinin, hayatın, dünyanın ve diğer varlıkların birer emanet olduğunu düşünürler, emanete sahip çıkmak asıl vazifedir.
Onlara göre hayat iman ve çalışma alanıdır. Emanetin sahibi onlara çalışın, kazanın, paylaşın ve başkalarına faydalı olun demiştir.
Bunlara göre doğru hak ve adalet, yanlış ise haksızlık ve zulümdür.
Hayatın amacı doğruyu yaşamak, yanlışa karşı çıkmak, bir yanlış gördüğünde onu ortadan kaldırabilmek için çaba harcamaktır.
Bunlara göre kazanmak, harcamak, eğlenmek, biriktirmek her ne yapıyorsan bunu dünya için değil asıl yurt olan ahiret için yapmalısın. İşte o zaman hayatın bir anlamı olabilir. Dünyada neye sahip olursan ol, ne kadar güçlü olursan ol sana hiçbir faydası olmayacaktır. Sana faydası olacak davranışlarındır.
Dünya bugün bazı insanlar için zevk ve eğlence, bazıları için yokluk ve eziyet yurduna dönmüş ise insanlığın hayata bakış açısını gözden geçirmesi gerekmiyor mu sizce de?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- PKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Ahlak ile edep arasındaki fark09 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Eğitimdeki yozlaşmaya karşı ahlak eğitimi25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Göç olgusu15 Nisan 2016 Cuma 06:00
- Terörün kaynağı emperyalist devletlerdir28 Mart 2016 Pazartesi 09:59
- Çanakkale bir kurtuluş reçetesidir19 Mart 2016 Cumartesi 06:00
- Fikir beyan etmekten korkar olduk!14 Mart 2016 Pazartesi 06:00
- Kadın yerini bilecek!09 Mart 2016 Çarşamba 06:00
- Kürt sorunu mu, Kürtlere yapılan zulüm mü?29 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Suriye eski hal muhal; ya yeni hal ya izmihlal22 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












